Açılan sınırlar ve düzensiz göçmenlerin Ege denizi geçişleri

Sencer Başat yazdı...

Açılan sınırlar ve düzensiz göçmenlerin Ege denizi geçişleri

“Haksızlık yapıp herkesle birlikte olmaktansa,
Adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir.”
Mahatma Gandhi

Azalan doğal ve yer altı kaynakları, ekosistemin bozulması, çevre kirliliği ve doğal afetler ülkelerin sınırlarını koruması için en önemli sebepler. İnsan hakları ihlalleri, savaşlar, iç çatışmalar ve baskınlar ise her geçen gün daha fazla sığınmacı ve göçmen yaratıyor.

DÜNYADA DÜZENSİZ GÖÇ

Sığınmacılar ve göçmenlerin temel uluslararası hukuk kaynakları ise 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü. Birleşmiş Milletler verilerine göre günümüzde yaklaşık 285 milyon mülteci, sığınmacı, göçmen ve vatansız bulunuyor. Yani dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ü yaşadığı yerin sınırlarını; ırka dayalı, dini, mezhepsel veya sosyal bir grup ya da politik bir görüşe inanma nedeniyle baskıya uğradığını düşünerek terk ediyor. İnsan ticareti ve insan kaçakçılığı ise konuyu çok katmanlı hale getiren paralel konular olarak göz önünde duruyor.

TÜRKİYE’DE DÜZENSİZ GÖÇ

Genelde transit geçiş yolu olarak kullanılan Anadolu, yaklaşık 150 yıldır aynı sorunu yaşıyor. Uzun bir geçmişi olan konuyla ilgili olarak, 2013 yılında kabul edilen 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, ilk geniş kapsamlı yabancılar hukuku temel mevzuatı. Kanun kapsamında; mülteciler, sığınmacılar ve göçmenlerin işlemleri, İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce takip ediliyor. Bugünkü adıyla “düzensiz göç” kapsamında sınırlarımızın içinde yaklaşık % 8’i kamplarda yaşayan (hepsi Suriyeli); çoğunluğu Suriye, Afgan, Pakistan, Irak ve İran vatandaşı ağırlıklı 80’e yakın ülkeden insan bulunuyor. Bu düzensiz göçmenlerin toplamının resmi rakamla 4,35 milyon olduğu biliniyor ve yabancı düşmanlığı (xenophobia) her geçen artıyor.

Anadolu, düzensiz göçmenlerin coğrafi konumu itibarıyla bir düğüm noktası olarak, Yunanistan’a yönelik deniz geçişi öncesindeki toplanma merkezi. Avrupa Birliği’nin yıllık yayımladığı raporlara göre, 2016 yılında Türkiye’den Yunanistan’a geçen göçmenlerin % 95’i deniz yolunu kullanmışlar. 2017 yılında ise bu oran % 92’ye düşmüş. 2018 yılında da oranlar hemen hemen aynı.

DÜZENSİZ GÖÇTE YUNAN ADALARI

Ege Denizi’nden Avrupa’ya geçişin en yoğun olduğu 2015 yılının Ağustos ayında 100 bin düzensiz göçmen bölgeye ulaşmış. Yunan adaları içinde en yakın ve en çok tercih edilen ada Midilli (Lesvos). Daha sonra Sakız (Chios), İstanköy (Kos) ve Sisam (Samos) geliyor. Göçmen kaçakçılarının ve düzensiz göçmenlerin bu yolu kullanmasının temel nedenleri; daha az maliyetli olması, güvenli bir yol olarak kabul edilmesi ve geçişin kolay olması.

2015 yılı Yunan Adalarına geçiş rakamı, 2014 yılının neredeyse 10 katından fazla olmak üzere 1 milyon kişiye yaklaşıyor. Sadece Midilli Adasına gelenler bu rakamın yaklaşık yarısını oluşturuyor. 2015 yılında en fazla kullanılan adalar; Midilli, Sakız ve Sisam. 2015 yılında Yunan Adalarına geçen düzensiz göçmenlerin çoğunluğu Suriyeli. Afgan uyruklular ikinci sırada. En fazla kullanılan adalar 2016 yılında da Midilli, Sakız ve Sisam. 2016 yılında da önceki yıllarda olduğu gibi Yunan Adalarına geçen düzensiz göçmenlerin çoğunluğu Suriyeli. 2017 yılı son Yunan Adalarına geçiş azalıyor, en çok tercih edilen adalar ise aynı.

Suriye’deki saldırılardan ve çatışmalardan kaçan yaklaşık 800 bin göçmen Türkiye sınırına yaklaşıyor. Türkiye’nin Suriye’deki savaşa dâhil olmasının sonucunda, 27 Şubat 2020 tarihinde İdlib saldırısı sonrasında aynı akşam düzensiz göçmenlere sınır kapılarının açıldığı haberleri yer aldı. İlk 24 saat içinde resmi rakamlara göre 18 bin kişinin, 72 saat sonrasında ise 100 bin kişinin sınırlardan çıkış yaptığı bilgisi verildi.

EGE DENİZ GEÇİŞLERİ VE DÜZENSİZ GÖÇMENLER

İnsan hakları hukuku “geri dönüş hakkı” kapsamında, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Belgesi “Herkes kendi ülkesi de dâhil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir” ifadesini kullanıyor. Dolayısıyla düzensiz göçmenlerin yer değiştirme hareketi ve herhangi bir ülkeye girişlerinin/çıkışları engellenemiyor.

Düzensiz göçmenler Bulgaristan ve Yunanistan sınır kapılarına geldiklerinde, kara sınırlarında tampon bölgede durduruldu. Deniz sınırlarında ise düzensiz göçmen gruplarının karada olduğu gibi ara bir bölgede durdurulması mümkün değil. Çünkü Yunanistan ile aramızda uluslararası su bulunmakta. Özellikle Midilli, Sakız ve Sisam adaları söz konusu olduğunda, düzensiz göçmen grupları Yunanistan ile deniz orta hattını geçtikleri anda,  Yunanistan karasularına girmeleri sonucunda, Avrupa Birliği topraklarına girdikleri kabul ediliyor.

SINIRLAR AÇILDIĞINDA…

Bu arada Avrupa Birliği konuyla ilgili açıklama yaptı. Sputnik’in aktardığı açıklamaya göre, Türkiye’nin yaptığı sığınmacı anlaşmasına sadık kalınmasını beklediklerini belirttiler. Birleşmiş Milletler, uluslar arası topluma Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye’ye verilen desteğin sürdürülmesi ve artırılması çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği bürosu ilk günlerde, kendilerine bu konuda bir bilgilendirme yapılmadığı ve sınırlarda gözle görünür bir hareketlilik tespit etmedikleri açıklamasını yaptı.

Yunanistan başbakanı Miçotakis, “Başkalarının aldığı kararların sonuçlarına katlanmayacaklarını” söyledi.  Bulgaristan Savunma Bakanı, yasadışı sığınmacı akınını durdurmak için Türkiye sınırına bin kadar asker göndermeye hazır olduklarını belirtti.

28 Şubat 2020 günü Yunanistan Avrupa’ya gitmek üzere harekete geçen göçmenlere kapılarını kapattı. Yunan askerleri göçmenleri korkutmak için ses bombası kullanırken, göçmenler tampon bölgede bekletiliyor. 02 Mart 2020 tarihinde sınırı geçmeye çalışan Suriyeli göçmenin Yunanistan kolluk kuvvetleri tarafından vurularak öldürüldüğü haberi geldi. Bu gelişmelerin sonucunda Uluslararası Af Örgütü, Yunanistan ve Bulgaristan‘a, topraklarına girmeye çalışan sığınmacılara kapılarını açmaları çağrısı yaptı. Yunanistan, Avrupa Birliği ile yapılan göçmen anlaşmasını hatırlatarak, “18 Mart Mutabakatı” olarak adlandırılan anlaşmaya göre; Türkiye’den Yunan adalarına geçen düzensiz göçmenlerin Türkiye’ye iadesi ve Türkiye üzerinden Avrupa Birliğine yasadışı göçe yönelik her türlü önlemin alınması gibi maddelerin Türkiye tarafından uygulanmasını istedi.

Bazı belediyeler, Edirne’ye gitmek isteyen düzensiz göçmenlere ücretsiz otobüs verileceği açıklamasını yapıyor. İnsan kaçakçıları yaptıkların işin ayrıntılarını ve kazandıkları paraları en ince ayrıntısına kadar anlatıyor ve Sahil Güvenlik’e yakalandıklarında zarar ettiklerini söylüyorlar. Deniz yoluyla gidenlerin arasında Afganlı, Pakistanlı, Iraklı, İranlı, Fas ve Cezayirli olanlar çoğunlukta. Suriyeliler Geçici Koruma kapsamındaki statülerinden dolayı “kısmen” rahatlar.

YUNAN ADALARINDAKİLERİN TEPKİSİ

Reuters, Yunanistan’ın Midilli Adası’na ulaşan ilk göçmen fotoğraflarını servis etti. Çanakkale–Ayvacık, İzmir-Dikili, İzmir-Çeşme, Muğla-Bodrum limanları; Midilli, Kos, Sakız, Sisam ve Simi gibi adalara geçecek düzensiz göçmenlerle doluyor. Peki bu adalar, Yunanistan anakarasına geçme işlemleri bazen yılları bulan on binlerce sığınmacıyı ve göçmeni barındıracak yeterliğe sahip mi?

Mevcut haliyle Yunanistan Adaları’ndaki kamplar, yoğunluktan dolayı mevcutlarının 4 ila 6 katı göçmen barındırmak zorundalar. Midilli kampı en yoğun olanı, sonra Kos geliyor. Bunun dışında Yunanistan, Midilli ve Sakız Adası’nda kapalı mülteci kampı inşa etmek istiyor ve ada halkı buna itiraz ediyor. Çünkü Midilli Adası’ndaki yoğunluk, adada salgın hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor ve ada tamamıyla bir katı atık çöplüğüne dönüşüyor. Olayların önlenmesi için Yunanistan ana karasından çevik kuvvet gönderiliyor ve çıkan olaylar sonucunda polis göstericilere göz yaşartıcı bomba sıkıyor.

KRİZDE İKİNCİ HAFTA BİTTİĞİNDE

İkinci haftayı geriye bıraktığımızda yaşanan gelişmeler, büyük bir insanlık ayıbı olmak üzere gözümüzün önündedir. Ölü ve kayıp göçmen sayısı 10’u geçmiştir. Göçmenlere şiddet uygulayan Yunanistan’ın aleyhinde dava açmak üzere, Barolar Birliği AİHM nezdinde şikâyete karar vermiştir. New York Times Yunanistan’ın düzensiz göçmenleri gizli merkezlerde tutarak geri gönderdiğini belirtmiştir. 18 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasının zorlukları ortaya çıkmıştır. Sınır bölgelerinde; gazetecilerin, akademisyenlerin ve araştırmacıların engellendiği haberleri gelmektedir. Belki de en üzücü olanı Avrupa Birliği ülkelerinin göçmenlere para teklif ederek ülkelerine dönmelerini önermeleridir.

YAPILMASI GEREKENLER

  • Ege Denizi geçişleri esnasında kötü hava şartlarından dolayı boğulmaların ve kaybolmaların önlenmesi için ülkelerin Sahil Güvenlik botlarının arama kurtarma amaçlı deniz devriyelerini artırmalı.
  • Uluslararası Göç Örgütü koordinesinde 2019 yılında kabul edilen “Birleşmiş Milletler Güvenli, Sistemli ve Düzenli Göç için Küresel İlkeler Mutabakatı” çerçevesinde, insan haklarına saygı ve geri dönüş konuları ülkelere hatırlatılmalı.
  • NATO’nun düzensiz göçün önlenmesi amacıyla Ege Denizi’nde yaptığı deniz devriyeleri sonlandırılmalı ve FRONTEX’in kara sınırı için oluşturduğu güvenlik gücü koordine edilmeli.
  • Sınır ülkelerin kolluk kuvvetlerinin, denizde geri atma ve geri gönderme, göçmen botlarının patlatılması ve kötü davranış gibi insanlık dışı uygulamaları takip edilmeli ve belgelenerek işlem yapılmalı.

Avrupa Birliği Üyesi Ülkelerin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İşbirliği Ajansı, “FRONTEX” ya da Avrupa Birliği Sınır Güvenliği Birimi’nin sınırdaki tampon bölgede görev yapmaya başlama kararı almasının etkisi olumlu olmayabilir.

Yunanistan kara sınırlarında önleme ve geri itme (push-back) yapıyor, deniz sınırlarında ne kadar etkili bir önleme yapacağı bilinmiyor. 04 Mart 2020 tarihinde Yunanistan sınırdan geçenleri geri göndermeye başlayacağını söyledi. Uluslar arası hukuk bu durumda geri-göndermeme (non-refoulement) kuralını nasıl uygulayacağını da belirleyecektir.

Göç yolunda düzensiz göçmen kadınlar ve çocuklar, en hassas gruplar olarak en yıkıcı deneyimleri yaşamaya devam edecekler. Ege deniz geçişinde yüzlerce kişi boğulmuştu, 02 Mart 2020 tarihinde Midilli Adası’na ulaşmaya çalışan bir botun devrilmesi sonucu bir bebek hayatını kaybetti. Bu bize iletilen ve bilebildiğimiz kadarıydı, yeniden kıyılarımızdan çocuk cesetleri mi toplamaya başlayacağız?