Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 80. oturumuna katılmak üzere ABD’nin New York kentinde bulunan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) eski Direktörü General David Petraeus’un moderatörlüğünde Concordia Zirvesi’nde gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Suriye’nin son 60 yıl boyunca birçok istikrarsızlıkla karşı karşıya kaldığını belirten Şara, “Suriye’nin yeniden hayata kavuşması için yeni bir şansa ihtiyacı var.” dedi.
Şara, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptırımları kaldırmasının ardından ABD Kongresi’nin de bu yaptırımları tamamen kaldırması gerektiği çağrısında bulundu.
SDG AÇIKLAMASI
Suriye’nin dış politikasını “tüm ülkelerle sakin ilişkiler kurmak ve hiç kimse için tehdit kaynağı olmamak” sözleriyle özetleyen Şara, Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG’nin elebaşı Mazlum Abdi ile yaptığı ilk görüşmeye de değindi.
Şara, bu görüşmede “Kürtlerin haklarının güvence altında olduğunu” ve “tek damla kan dökülmesine gerek olmadığını” teyit ettiklerini ifade ederek, ülkenin tüm halklarının barış içinde bir arada yaşamasını amaçladıklarını savundu.
Mart ayında SDG ile yapılan anlaşmanın uygulanmasında bazı sıkıntılar yaşandığını ve ağırdan alındığını dile getiren Şara, bazılarının “adem-i merkeziyetçilik” adı altında bölünmeye heveslendiğine dikkati çekti.
Şara, konuya ilişkin şunları söyledi:
“Biz SDG’ye ordumuza entegre olma teklifinde bulunduk. Bölgedeki nüfusun çoğunluğu Araplardan oluşuyor ve oturduğumuz ilk anda Mazlum Abdi’ye Kürtlerin haklarının anayasa ile güvence altında olduğunu söyledik. Aynı zamanda onlara, “Eğer gerçekten Kürtlerin hakları için savaşıyorsanız, bir damla kanın bile dökülmemesi gerekir. Bunun yerine devletle bütünleşmeli ve anayasanın sağladığı hakları kullanmalısınız. Çünkü Kürtler de tüm Suriye halkı gibi zulme uğradı ve bunun tekrar yaşanmasını istemediğimizi vurguladık.
Yerlerinden edilen herkesin dönüş hakkı güvence altındadır. Bu hak pazarlık konusu değildir ve kimseyle müzakere edilmesine gerek yoktur. Ancak görüyoruz ki anlaşmanın uygulanmasında yavaşlık var ve bazı taraflar ‘adem-i merkeziyetçilik’ adı altında aslında bölünme planları peşinde. Bu durum bölgeyi ciddi şekilde tehlikeye atar ve Irak, Türkiye ile Suriye’yi büyük bir riskle karşı karşıya bırakır. Biz barışçıl çözümler istiyoruz, ama bunların hızlı bir şekilde uygulanması şarttır. Mart ayında imzalanan ve Suriye, Türkiye ile ABD’nin desteklediği anlaşma temel alınmalıdır. Bu anlaşma, hem Kürtlerin haklarını koruyacak hem de bölgedeki istikrarı sağlayacaktır. Biz bu süreci yakından takip ediyoruz ve herkesin sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz.”
Şara, İsrail’in Suriye’ye saldırılarına ilişkin de “İsrail, Şam’a girişimizden bu yana Suriye’ye 1000’in üzerinde hava saldırısı ve 1400’den fazla kara ihlali gerçekleştirdi.” dedi.
İsrail’in sürekli olarak Suriye topraklarına müdahale ettiğini vurgulayan Şara, bu ülkeyle müzakereleri sürdürmeye çalıştıklarını belirterek, “Eğer sükunet hakim olur ve İsrail taahhütlerine bağlı kalırsa, ilişkilerin geleceğini ve işgal altındaki Golan’ı tartışmaya açabileceğiz.” ifadelerini kullandı.
Şara, “İsrail ile güvenlik anlaşması konusunda müzakereler sürüyor ve ileri aşamalara gelmiş durumdayız.” diyerek, bu sürecin dikkatle takip edildiğini ve müzakerelerin güvenlik açısından kritik önem taşıdığını kaydetti.