MERVE DUMAN / VERYANSIN TV
Bursa’da 29 Ocak 2025’te geçirdiği trafik kazasının ardından 44 gün boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren 60 yaşındaki aile hekimi Dr. Erdal Hatipoğlu, 14 Mart Tıp Bayramı’nda hayatını kaybetti.
Hatipoğlu ailesi, kazanın oluş şekline ve hastanede yürütülen tedavi sürecine ilişkin çarpıcı iddialar öne sürerek, hem sürücünün hem de sağlık çalışanlarının ihmallerinin babalarının ölümüne yol açtığını savundu.
Veryansın TV’nin ulaştığı Hatipoğlu’nun kızı Derya Tuna Hatipoğlu’nun beyanları, kazanın ve hastane sürecinin resmi kayıtlara yansımayan kritik yönlerini ortaya koydu.
‘YÜKSEK HIZLA VE MAKAS ATARAK GELDİ’
Kaza, 29 Ocak akşamı saat 19.25 sıralarında Oksijen 86 Tesisleri önünde meydana geldi.
Hatipoğlu’nun 34 BM 5244 plakalı aracına, otoyolda şerit değiştirdiği sırada “yüksek hızla ve makas atarak geldiği” öne sürülen F.G. idaresindeki 16 F 3892 plakalı otomobil çarptı.
Çarpmanın etkisiyle araçlar dinlenme tesisinin önüne savruldu.
Kaza anı kamerada:
‘DİZLERİNİN ÜZERİNE ÇÖKTÜ, ARDINDAN SİGARA YAKTI’
Derya Tuna Hatipoğlu, kazaya neden olan sürücünün yaralanmadığı halde babasının yanına yardıma gitmediğini, 112’yi aramadığını, olaydan sonra bir süre aracının yanında beklediğini ve “Ben ne yaptım?” diyerek dizlerinin üzerine çöktüğünü, ardından sigara yaktığını görgü tanıklarından öğrendiklerini aktardı.
Öte yandan Derya Tuna Hatipoğlu, kazanın ardından babasının yalnızca birkaç kilometre mesafedeki ve 5 dakika uzaklıktaki Bursa Şehir Hastanesi’ne yaklaşık 40 dakika sonra ulaştırıldığını öne sürdü. Genç kız, duruma “İhmal derecesinde uzun ve açıklaması yapılmamış ciddi bir süre” sözleriyle tepki gösterdi.

‘KIRMIZI ALANDA TEK BAŞINA, YÜZÜ KAN İÇİNDEYDİ’
Aileye ise kazadan yaklaşık 1,5 saat sonra Dr. Hatipoğlu’nun kendi telefonundan jandarma ekipleri tarafından ulaşıldı.
İlk telefon görüşmesinde kendilerine yalnızca “burnunun kanadığı ve genel durumunun iyi olduğu” bilgisinin verildiğini belirten Hatipoğlu, hastaneye vardıklarında karşılaştıkları manzaranın bambaşka olduğunu ifade etti.
Hatipoğlu, “hastaneye gittiklerinde babalarını kırmızı alanda sedye üzerinde tek başına, yüzü kanlar içinde bulduklarını, başında ne doktor ne de hemşire olduğunu” öne sürdü. Ablasının hemşire olmasına rağmen odaya girdiklerinde babasının durumunun ciddiyeti nedeniyle kendisinin bile zorlandığını anlatan Hatipoğlu, “bu anın hafızalarından silinmediğini” söyledi.

‘MR’A HASTA YAKINLARI TAŞIDI, BOYUN KIRIĞI SONRADAN TESPİT EDİLDİ’
Kızının anlatımına göre Dr. Hatipoğlu, ambulansla hastaneye getirilmesine rağmen ilk saatlerde MR’a gönderilmedi. MR’a gidişi ise annesi, ablası ve bir temizlik görevlisinin sedyeden iterek gerçekleştirdiği öne sürüldü. MR sonucunda C3 seviyesinde boyun kırığı, beyinde kanama ve çeşitli travmatik bulgular tespit edildi. Felç riski olmadığı, ameliyat planlandığı ancak kullandığı kan sulandırıcı ilaç nedeniyle hemen ameliyat edilmediği aileye bildirildi.

‘NEFES ALAMIYORUM’ DİYE FERYAT ETTİ, 7 SAAT BEKLETİLDİ
Epikriz belgelerine ve aile anlatımına göre Dr. Hatipoğlu, boyun kırığı ve beyin kanaması gibi hayati risk taşıyan bulgulara rağmen yaklaşık 7 saat boyunca entübe edilmeden acil serviste bekletildi. Bu süreçte defalarca “Nefes alamıyorum” diye yardım istediği, boyunluğunu çıkarmak istediği, ancak etkili bir müdahale yapılmadığı iddia edildi.
Hatipoğlu’nun kızı, yoğun bakım yatağı olmadığı gerekçesiyle sevk taleplerine de o saatlerde izin verilmediğini öne sürdü.
ENTÜBASYONDAN SONRA KALBİ DURDU, BEYİN HASARI GELİŞTİ
Dr. Hatipoğlu, kazadan saatler sonra, gece 02.45 sıralarında entübe edildi. Ancak kısa süre sonra kendisini entübasyondan kurtardığı, ardından kalbinin durduğu, yaklaşık 18-20 dakika boyunca kalp masajı uygulandığı, tekrar hayata döndürülerek yoğun bakıma alındığı epikriz kayıtlarına yansıdı.
Bu süreçten sonra yaygın beyin oksijensizliği (difüz hipoksi) geliştiği, nörolojik tablonun ağırlaştığı ve günlerce tansiyon destek ilaçlarıyla hayatta tutulduğu kaydedildi.
HAYATİ RİSK RAPORLARA YAZILDI
Öte yandan yoğun bakım sürecinde Hatipoğlu’nun ikinci kez kalp durması yaşadığı, ailesine bazı kritik kötüleşmelerin zamanında bildirilmediği de iddialar arasında yer aldı.
Adli rapor ve epikrizlerde Dr. Hatipoğlu’nda boyun omurunda deplase kırık, sağ frontal bölgede subdural-subaraknoid kanama, nazal kemikte parçalı kırık, beyin ödemi ve hayati risk bulunduğu açıkça yer aldı.
Belgelerde ayrıca travmanın ağırlığına rağmen uzun süre acil serviste bekletildiği ayrıntıları da bulundu.
‘KAMERA KAYITLARININ TAMAMI VERİLMEDİ, KUSUR TAMAMEN BABAMA YÜKLENDİ’
Hatipoğlu’nun kızı, kazaya ilişkin kamera kayıtlarının yalnızca kısa bir bölümüne ulaşıldığını, olay yerini gören başka kameralara rağmen görüntülerin kendilerine verilmediğini, buna rağmen kaza kusurunun yüzde 100 babalarına yüklendiğini savundu.
Kaza tutanağında şu ifadeler yer aldı:


KAZAYA KARIŞAN SÜRÜCÜ: FREN YAPMIŞ OLSAM DA SAĞ ÖNÜNDEN VURDUM
Kazaya karışan sürücü F.G.’nin ifadesinde “çarptım” demesine rağmen, resmi kayıtlarda Hatipoğlu’nun aracının hâkimiyetini kaybedip karşı tarafa çarptığının yazıldığı belirtildi.
F.G., ifadesinde şunları kaydetti:
“Aracım ile hız sınırları içerisinde ilerliyordum. 34 BM 5244 plakalı araç ise en sol şeritten benim üzerinde bulunduğum orta şeride doğru dikine kırdı. Ben hem kendimin hem de diğer şahsın kazasını engellemek amacıyla fren yapmış olsam da aracın sağ önünden vurarak Oksijen 86 Park alanına fırladım. Olayla ilgili herhangi bir kusur ya da ihmalim olduğunu düşünmüyorum.”

Hatipoğlu’nun kızı, ayrıca araçta debriyajın takılı kaldığını ve yolda fren izlerinin bulunduğunu, bunların da tutanağa işlenmediğini söyledi.

‘BABAMIN ARAÇ HAKİMİYETİNİ KAYBETTİĞİ YAZILI’
Genç kız, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kaza konusunda babama yüzde 100 kusur verildi. Babamın bilinci açık olmasına rağmen ifadesi alınmadı. Kazaya ait kamera görüntüsünün ilk kısmında çarpan şahsın makas attığı belli oluyor. Olay yerini gören birçok kamera olmasına diğer görüntüler rağmen verilmedi. Jandarmalara da bu konuda direttik. Bize ‘Hız aşımı varsa para cezası öder’ cevabı verildi. Babama kusur atıldı, karşı taraf sıyrıldı. İtirazlarımıza karşılık gelen mahkeme karar kağıdında ise babamın araç hakimiyetini kaybettiği ve karşı tarafa çarptığı yazılı. Oysaki çarpan şahıs kendi ifadesinde ‘Çarptım’ diyor. Babamın aracı veya karşı tarafın aracı incelenmedi. Biz babamın aracını incelediğimizde debriyaj pedalının sonuna kadar itildiğini ve takılı kaldığını gördük. Ayrıca günler sonra bile yolda babama ait fren izi vardı ancak bu kaza tutanağına işlenmemişti. Bunlar bariz ihmal!”

‘KOVUŞTURMAYA YER YOK’ KARARI VERİLDİ, İTİRAZ REDDEDİLDİ
Öte yandan kazaya ilişkin soruşturma kapsamında sürücü “taksirle ölüme neden olma” kapsamında şüpheli olarak dosyada yer aldı. Ancak savcılık tarafından “ek kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar verildi. Ailenin yaptığı itiraz Bursa 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedildi ve dosya bu aşamada kapandı.
‘ADALETSİZLİKLER VE SESSİZLİKLER ARASINDA KALDIK’
Hatipoğlu ailesi, hem kazaya neden olan sürücünün hem de acil servis–yoğun bakım sürecinde görev yapan sağlık personelinin sorumluluğunun araştırılmasını talep ediyor. Aileye göre yaşananlar basit bir kaza değil, zincirleme ihmalin sonucu.
Dr. Erdal Hatipoğlu’nun kızı Derya Tuna Hatipoğlu, yaşadıkları süreci şu sözlerle anlattı:
“30 yıllık Cerrahpaşa mezunu bir aile hekimi hayattan koparıldı. Adaletsizlikler yüzünden canımızdan olduk, şimdi de adaletsizlikler ve sessizlikler arasında kaldık. Babam bilinci açıkken, nefes alamadığını söyleyerek yardım isterken göz göre göre gitti. Biz sadece adalet istiyoruz.”
Binlerce kişi hayattan koprarildi..binlerce..