Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı’na atandıktan sonraki ilk canlı yayınına çıktı.
A Haber’de konuşan Gürlek, gündemdeki konulara ilişkin mesajlar verdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik eleştirilerinin sorulması üzerine Gürlek, şunları söyledi:
“Yani ben şahsi olarak yani kişisel tartışmalara girmek istemiyorum. Yani şimdi burada önemli alan kurumların yıpratılmam ben İstanbul Başsavcılığı yaptım. Şimdi de Allah nasip etti. Sayın Cumhurbaşkanımız uygun gördü. Adalet Bakanlığı görevini yapıyorum. Burada yani şahısları eleştirmemek lazım. Yani burada Akın Gürlek değil. Yani burada özellikle kurumların yıpratılmaması lazım. Şimdi onlar beni eleştirdi. Aileme hedef gösterdi. Çocuklarımı tehdit etti diye ben görevi yapmayacak değilim. Ben birilerinin gönlünü hoş etmek için dosyadaki delileri görmezden gelemem. Lütfen ya bunun altını çizelim. Ya burada benim şahsım önemli değil. Önüme soruşturma dosyası geldiği zaman dosyanın kapağına bakmıyorum. Dosya bizi ilgilendirmiyor. Suç var mı yok mu? Makul şüphe var mı yok mu? Yani orada onların beni tehdit etmesi, ailemi hedef göstermesi, şahsi olarak bana hakaret etmesi vesaire bunları ben olaylara şahsileştirmiyorum. Yani burada önemli olan kurumlarımızın yıpratılmaması. Yani ne derlerse desinler, ne yaparlarsa yapsınlar. Zaten biz görevimizi yaptık. Yani birilerinin gönlü olacak diye, birileri işte memnun olacak diye bir savcı yani dosyadaki delilleri görmezden gelemez. Ben gerekli tazminat davalarını açtım zaten.”
Gürlek şu ifadeleri kullandı:
“Adalet yolunda milletimiz için hizmet edeceğiz. Heyecanlıyız, heyecanımız ile birlikte yeni projeler getireceğiz. Adalet milletin namusudur. Ben sadece siyasi kimliğin dışında adalet ihtiyacı olan tüm vatandaşlarımızın yanındayım. Ben Türkiye’nin Adalet Bakanıyım 86 milyon vatandaşımızın sorunları dinlemek için buradayım.
MECLİS’TEKİ OLAYLI YEMİN TÖRENİ
Benim için çok farklı bir ortamdı. Önce Cumhurbaşkanımız kararname yayınladı. Sayın Bakanımız Yılmaz Tunç’a gittik devir teslim töreni yaptık. Usul olarak bir yemin edilmesi gerekiyor. Önce Bekir Bozdağ’ın odasına gittim, diğer partilerin grup başkan vekilleri de oradaydı. Çok nazik bir ortam vardı. Kuliste herkesle el sıkıştı. Sonrasında o olaylar gerçekleşti. Bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama yüce Türk Meclisi’nde bir kurum adına yemin yapıyoruz burada bu olayların yaşanması beni üzdü, şaşkınlık yaşadım. Metin okunurken birden ortalık karıştı, orası Türkiye’nin en seçkin yeri. Meclis’in kürsüsüne gelirken insanlar üstümüze geldi. Benim şahsım önemli değil ama burada Meclis çok önemli, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı gibi kurumların yıpratılmaması gerekiyor.
İBB SORUŞTURMASI
Mahkemelere ve hakimlere kimse telkin ve talimat veremez. Ama iddianın kabulü ile soruşturma aşaması tamamlandı yargı aşaması başladı. Cumhuriyet Başsavcıları olarak biz şahıslara bakmayız. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez. Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili. Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak için başlatılabilir.
Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Yani bunu özellikle altını çizmek istiyorum. Yani burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım. Tekrar söylemek istiyorum. Buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Yani biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik. Bunları ayırmak lazım.
‘BEN ARTIK ADALET BAKANIYIM, TALİMATTA BULUNMAM’
Ben tekrar altını çizmek istiyorum; ben artık Adalet Bakanıyım. Yani burada kesinlikle Anayasa’nın 138. maddesi var. Yani yürüyen bir yargılama süreci var. Ben bu yani süreçlerle ilgili özellikle mahkeme heyetine saygı duyuyorum; çünkü ben de hakim-savcı kökenliyim. Kesinlikle telkinde, talimatta bulunamam. Ama sorduğunuz soru bazında cevaplayayım; yani biliyorsunuz, iddianamede biz delillerimizi açıkça ortaya koyduk. Yani kesinlikle tanık beyanına dayanan bir şahıs yok. Yani maddi deliller var. MASAK raporları var, sizin dediğiniz gibi HTS trafikleri var ve para hareketleri var.
En önemli, yani isim vermeyeyim çünkü artık şey olduğu için şöyle; atıyorum Aziz İhsan Aktaş’ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki “Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar.” Aziz İhsan Aktaş’a diyoruz ki biz; “Sen ispatla.” O da diyor ki; “Benimle şurada görüştüler” diyor. Bakın, çok önemli. “Nerede görüştüler?” diyoruz; atıyorum “Ankara’da Otogar’da görüştüler” diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Yani şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş’ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz.
Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; “Ben para verdim” diyor. “Parayı nerede verdin?” diyoruz; “Burada” diyor. “Nereden çektin?” diyoruz; Balgat’taki bir banka şubesinden çektim” diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat’taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; “Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hak edişim hesabıma yattı” diyoruz. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten sonra beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş’ın hesap hareketi ortaya çıkmış. Yani size şahıslarla anlatmak istemiyorum. Dosya kapsamında bunların hepsi tek tek analiz edildi; hem maddi deliller hem HTS kayıtları ve MASAK raporlarıyla. Yani tanık beyanları tek başına delil değil, zaten biliyorsunuz Yargıtay’ın da bu konuda beyanı var. Dosya kapsamındaki deliller, yani iddianame artık açıldığı için, gizlilik kararı kalktığı için tekrar söylüyorum, bunlar zaten iddianamede var. Kamuoyunda günlerce tartışıldı.
DURUŞMALAR CANLI YAYINLANACAK MI?
Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir, her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil.
143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Şimdi gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok. Yani bakın, yani burada şimdi zaten mahkeme o gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Yani yargılama bu şekilde oluyor. Savcılık dinliyor, mahkeme de aynı şekilde o tanıkları dinliyor ve tanıklar dinlendiği sırada sanık müdafileri, katılanlar, yani hatta sanıklar tanığa doğrudan soru sorma hakkı var. Bakın doğrudan soru, yani aracısız doğrudan soruları sorabiliyor. Yani öyle bir şey olmaz. Zaten tanıkların beyanlarında avukatları da var; yani okuyorlar. Yani hiç şu ana kadar siz duydunuz mu bir gizli tanık “Bana baskı yapıldı, zorla ifadem alındı?” Ben duymadım. Yani öyle bir şey yok. Ve kesinlikle bakın yani biz tanık beyanlarına göre işlem yapmadık. MASAK raporları, az önce kısa bir olayı anlattım, bir eylemi anlattım; kesinlikle bunların teyitleri yapıldı ve bu gizli tanıklar mahkeme huzurda da dinlenecek. Yargılama başlayacak, söylediğiniz 19 Mart’ta herhalde 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Silivri 1 No’lu… Heyet, yani uygulama usulü siz bizden daha iyi biliyorsunuz; önce sanıkların savunmaları alınıyor, avukatların beyanları alınıyor, daha sonra da delillerin tartışılması aşamasına geçiliyor. CMK 217. maddesi. Burada tanıklar da dinlenecek, hem açık tanıklar hem gizli tanıklar. Şimdi hem sanıkların hem sanık müdafilerin hem de katılanların yani mahkemeyi aracı kılmaksızın doğrudan soru sorma hakkı var. Yani bu soruları sorabilirler. Yani bu şekilde sizin söylediğiniz gibi gizli tanığa baskı yapıldı, öyle bir şey yok. Yani ne ben yaptım ne savcı arkadaşlarımız yaptı; zaten yargılama aşaması başlayınca da bunu göreceksiniz.
‘ETKİN PİŞMANLIK’ KONUSU
Etkin pişmanlık olayı önemli. Yani örgüt suçlarında biliyorsunuz etkin pişmanlık ceza indirim sebebi, yani bunu karıştırmamak lazım. Şimdi basında ben okuyorum, yani diyorlar ki işte “Bu adam bu kadar yılla yargılanıyor, nasıl dışarıda?” Bakın, etkin pişmanlık hakimin takdirine göre bir ceza indirim sebebi. Hakim indirim oranını kendisi belirler. Yani şöyle olur; verdiği bilgiler faydalı bilgiler mi, dosyaya katkı sağlayan bilgiler mi, bunu tamamen hakim kendisi takdir eder. Yani çok fazla kişi başvurdu etkin pişmanlıkta, yani bir yerden sonra kırıldı. Yani Ertan Yıldız ilk çıtayı kıran, Ertan Yıldız kendisi başvurdu, geldi cezaevinden iki üç defa aldık, avukatlarıyla aldık ve Ertan Yıldız samimi olarak beyanda bulunduktan sonra Ertan Yıldız da örgüt içerisinde önemli bir kişiydi. Beyanda bulunduktan sonra, tahliye olduktan sonra yani bir şey oldu; dediler ki “Ya biz de artık anlatalım ki bildiklerimizi, sonuçta o bir yargılama başlayacak, biz ileride ceza alacağız, biz de anlatalım, biz de bu kurumdan faydalanalım” dediler. Bu şekilde etkin pişmanlık sayısı arttı. Yani şu var; her beyanda bulunanı, her itirafta bulunanı biz bırakmadık. Yani mutlaka o bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Yani işte atıyorum “Ben şunu söyledim, ben bunu verdim, ben bunu gördüm” değil; bu bilgilerin tek tek teyit edilmesi gerekiyor. İddianamede de zaten etkin pişmanlıkta bulunan yazım itibariyle atıyorum beyanların altında tek tek teyit edilmişi vardır. Mesela etkin pişmanlıkta bulunan X isimli şahıs diyor ki; “Para verirken ben oradaydım” diyor. Biz ne yapıyoruz? Orada olup olmadığını o şahsın HTS baz istasyonu kaydıyla doğruluyoruz. Atıyorum ya da parayı diyor “Elden ben şu otele götürdüm, şu şahsa verdim” diyor; biz bakıyoruz otel giriş çıkış kaydı var mı, kamerası var mı, yani bunların hepsi etkin pişmanlıkla beyanda bulunanların hepsi tek tek tespit edildi, maddi delillerle tespit edildi. Az önce sorduğunuz soruya tekrar cevap vermek istiyorum; her itirafçı olan, her etkin pişmanlıkta bulunan tahliye edilmedi, beyanları dikkate alınmadı. Adem Soytekin halen çıkmadı mesela.
Türk Ceza Kanunu’nda örgüt suçlarında etkin pişmanlık maddesi düzenlenmiş. Etkin pişmanlıkta bulunduğu zaman yani tek başına bulunması yetmiyor. Hakim ve savcı samimi olarak, bakın çok önemli, samimi olarak beyanda bulunduğuna inanması gerekiyor ve bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Eğer bunlara kanaat getirirse sadece bu bir ceza indirim sebebi. Bu indirim oranını da mahkeme belirliyor. Yani onlar kanunda yazılı, mahkeme indirim yapıyor. Yani etkin pişmanlıkta bulunan şahıs doğrudan beraat edecek diye yapılan algı, haberler yanlış.
YASA DIŞI BAHİS
Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Futbolda şikede önemli operasyonlar yaptık. Şahısların unvanlarına kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım. Bu konuda da çok hassas çalışmalar yürüttük. MASAK raporlarına, HTS kayıtlarına baktık. Bir futbolcunun bahis oynaması bizim kanunlarımıza göre suç değil. Suç olması için kendi maçına bahis oynaması gerekiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız.
‘SONUNA KADAR GİDECEĞİZ’
Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var.
‘ÜÇ GÜN BOYUNCA PARTİ, GAYRIAHLAKİ İLİŞKİLER’
İstanbul Başsavcılığı döneminde şuna kesinlikle müsaade etmedim. İstanbul’da üç gün boyunca parti yapılıyor. Cuma günü eve gidip Salı’ya kadar evde kalıyorlar. Gayriahlaki ilişkiler var. Sadece kullanıcıları değil organizasyonu sağlayanları, teşvik edenleri, temin edenleri, bulunduran, yer ve imkan sağlayanları alıyoruz. Bunların hepsinin alınma sebepleridir. Bunların hepsinin bir hikâyesi var. Uyuşturucuda mücadelede sonuna kadar gideceğiz. Aileler çocuklarının uyuşturucu kullanmasından dolayı çok üzgünler. Bu sürecin sonuna kadar gideceğiz. Hem cezalandırma hem ıslah ve rehabilitasyon anlamında. Rehabilitasyon merkezleri var bu konuda. İnşallah topluma kazandıracağız.
‘İÇİŞLERİ BAKANLIĞIMIZLA MÜŞTEREK ÇALIŞACAĞIZ’
Sistem alttan üste giden operasyon. Çok büyük baronu yakaladık. Baronlarla da mücadele ediliyor. Bunlar sürekli yöntem değiştiriliyor. Sayın İçişleri Bakanımızla ilk görüşmemizde uyuşturucuda mücadelede birlikte hareket etmekte hemfikir. Uyuşturucuyu artık dünya kabul ediyor. 6 kişi bize Dubai’den iade edildi. Bu sadece benim değil devletin politikası. Özellikle emniyet, jandarma, İçişleri Bakanlarımıza, Adalet Bakanlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Uyuşturucu ile mücadelede üzerine koyarak gideceğiz. İstanbul’un merkezinde bir villada böyle bir şeyler oluyorsa benim ve savcının suçu görmeme gibi lüksü yoktur. Gerekli müdahaleyi yaptık. Şoför ve barmenler itirafçı oldu.
‘ONLYFANS’ OPERASYONU
Kanunumuzda teşhircilik diye bir suç var. Burada farklı bir amaç var. Buradan hayatını idame ettiriyor ve insanları tuzağa düşürüyorlar. Yeni dönemde sosyal medyadan bunun propagandası yapılıyorsa, gençler tuzağa düşürülüyorsa bu konuda genel ahlaka karşı işlenen suçlar kapsamında hassasiyeti göstereceğiz.
SOSYAL MEDYA
Sosyal medyada çok bilgi kirliliği var. Yargılamalar yapılıyor, hükümler veriliyor. Hakim ve savcı arkadaşlarımız linç ediliyor. Sosyal medyayla ilgili bir yasa çalışması var. Bir şahıs orada yazı yayınlanacaksa kesinlikle kimliği doğru olacak. Sahte hesapla bunu yapamayacaklar.
‘FETÖ BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZ’
FETÖ ile mücadele elbette devam edecek. Bütün başsavcılıklarımız teyakkuzda. Ülke için bir tehdit. Ne gerekiyorsa yapılıyor. Yeni yapılanmalara karşı operasyonlar yapılıyor. Sonuna kadar gidilecek. Sürekli şekil, isim, görüş değiştiriyorlar. FETÖ bizim kırmızı çizgimiz, ana gündemimizdir
‘ALO ADALET HATTI’
Şu an en büyük sorun yargılamanın gecikmesi. Kadastro davasını dede açıyor torununda bitmiyor. Boşanma davaları öyle. İlk kez açıklıyorum. Alo Adalet Hattı kuracağız. CİMER var. Ben Alo Adalet hattı kuracağım. Bir boşanma davası 17 celsedir bitmemiş. Kira davası devam ediyor. Vatandaş Alo Adalet Hattı’na telefonla veya maille ulaşabilecek.
SUÇ ÖRGÜTLERİ
Örneğin, suç örgütleri çocukları kullanmış ya da suça teşvik etmişse, buna ilişkin ceza artırımları getirildi. İnşallah ikinci paket çalışmalarımız da devam ediyor. Bu konuda da yeni düzenlemeler yapacağız. Maalesef, sizin de ifade ettiğiniz gibi, suç örgütleri kanundaki bazı boşluklardan yararlanarak çocukları kullanabiliyor. Bu durum hepimizi derinden üzüyor. Özellikle yaşanan hadiselerde yüreğimiz sızladı. Atlas kardeşimiz ve Minguzzi kardeşimiz için ailelerine bir kez daha taziyelerimi iletiyorum. Şahsen ailelerini aradım ve her zaman yanlarında olduğumu ifade ettim. Ayrıca tehditte bulunan kişilerle ilgili de soruşturma başlatıldı.
Bu meselede yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Çocuk kavramını yeniden ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Mevcut düzenlemelerde 12–18 yaş aralığı çocuk olarak kabul ediliyor. Ceza Kanunumuzda ise 12–15 yaş grubu ile 15–18 yaş grubu şeklinde ayrı değerlendirmeler var. İnşallah Meclis iradesi de bu konuda aynı hassasiyeti gösterecektir. 12. paket kapsamında bu konularda çalışma yapacağız.
Sokak çeteleriyle mücadelemiz kararlılıkla sürecek. Özellikle şunu ifade etmek isterim: İstanbul, nüfusuna oranla değerlendirildiğinde hem Türkiye’nin hem de dünyanın en güvenli ve huzurlu şehirlerinden biridir. Bu huzurun sağlanmasında İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda emniyet güçlerimizin, jandarmamızın ve savcılarımızın uyumlu çalışmasının büyük payı vardır.
Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Sokak çeteleriyle ilgili gerekli yasal düzenlemeleri de hayata geçireceğiz. Bunları da mutlaka yapacağız.