VERYANSIN TV
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde çalışan işçilerin konakladığı Sipahili Mahallesi’ndeki prefabrik tesisinin çatıları, şiddetli rüzgar nedeniyle uçtu.
Üzerine çatı düşen A.Ç. (24) ile rüzgarın etkisiyle yuvarlanan otomobilin altında kalan A.F. (44) ağır yaralandı.
Tesiste park halindeki bazı araçlar da hasar gördü.
İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekibince hastaneye kaldırılan yaralılardan A.Ç, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
İşçilerin mesai arkadaşlarınca kurtarılmaya çalışılması cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.
İşte Veryansın Tv’ye ulaşan görüntüler…
‘FACİAYA RAĞMEN ÇALIŞMA DEVAM EDİYOR’
Veryansın Tv’nin facianın yaşandığı bölgede ismini vermek istemeyen bir işçiden edindiği bilgilere göre, faciaya rağmen santral çalışması halihazırda devam ediyor. Bölgede önlem alınmadığı, işçilerin yatakhanesini bulunduğu prefabrik tesisteki facianın ardından işçilerin nerede yatacakları konusunda bir bilgilendirme yapılmadığı öğrenildi.
İşçi, arkadaşlarıyla birlikte çatısı uçan konteynerlere yerleştirildiklerini açıkladı. Kaldıkları çatısız konteynerleri “mezar” olarak niteleyen işçi, emekçilere akşam yemeği dağıtılmadığı iddiasını da aktardı.
İşte olay yerinden Veryansın Tv’ye ulaşan yeni görüntüler…
‘AKKUYU MİLLİ GÜVENLİK TEHDİDİDİR’
Konuyla ilgili Veryansın Tv’ye konuşan Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) Genel Başkanı İsmail Hakkı Atal, “Biz yıllardır Akkuyu’nun Türkiye için bir milli güvenlik tehdidi olduğunu söylüyoruz. Daha işçilerin yatakhanesini inşa edemeyen Ruslar, bir nükleer enerji santrali inşa ettiklerini iddia ediyor. CVP iktidarında Akkuyu inşaatını derhal durdurup, santralin kapısına kilit vuracağız, burada çalışan Rusların tamamını ülkelerine göndereceğiz.” dedi.
Atal şu ifadeleri kullandı:
“Biz yıllarıdır Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin büyük bir facia yaratacağını söylüyoruz. Henüz işlerin yatakhanesini inşa edemeyen Ruslar, bir nükleer santral inşa ettiklerini iddia ediyorlar. Daha önce Akkuyu inşaatı ilk başladığında Rusların geri kalmış mühendislik bilgisiyle deniz seviyesinin altında inşa edilmiş binaları su basmıştı.
Akkuyu’nun eski müdürlerinden Faruk Uzel Rusların nükleer santral inşa edecek bilgiye sahip olmadıklarını belirterek istifa etmişti. Daha sonra şu anda inşa ettikleri nükleer reaktörlerin altındaki reaktör ağırlığının bineceği beton zemin 2 defa çökmüş ve çatlamıştı-ki bu 4 nükleer reaktörün toplam ağırlığı 56 bin tondur- ve hala burası çürük bir zemin üzerine inşa edilmektedir. Geçtiğimiz yıllarda nükleer santralin trafosuna yıldırım düştü ve yangın çıktı. Bir paratoner dahi koymayan Ruslar şu anda da basit bir yatakhaneyi bile inşa edemediklerini, 1 işçimizin ölümüyle bütün dünyaya gösterdiler.
Akkuyu bir milli güvenlik tehlikesidir. Daha önce Çernobil’i patlatan sabıkalı Rus devlet şirketi Rosatom bu nükleer santrali inşa etmektedir. Kaldı ki şu anda hep soğuk denizlere nükleer santral inşa etmekte olan Rosatom’un Akkuyu’su, dünyada ortalama deniz suyu sıcaklığı ortalama karasal sıcaklıktan daha yüksek olan tek santral sahasıdır. Akkuyu santrali biran önce durdurulmadığı takdirde ya Rusların yatakhane dahi inşa edemeyen geri kalmış mühendislik bilgisiyle ya da deniz suyunun aşırı ısınması nedeniyle patlamaya mahkumdur.
‘SANTRALİN KAPISINA KİLİT VURACAĞIZ’
Akkuyu santrali ile igllil daha önce açtığımız davalarda bu santralin bir milli güvenlik tehdidi olduğunu belirterek, Mersin İdare Mahkemesi’nde davanın MGK’ya ihbar edilmesini talep etmiştik. Mersin idare mahkemesi MGK’ya ihbar dilekçesi gönderdiği halde, MGK’dan hiçbir cevap gelmemiştir.
Yönetimi ve mülkiyeti yüzde yüz Ruslara ait olan Akkuyu Güç Santrali, Türkiye tarihindeki en büyük mili güvenlik tehdidiyken, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde MGK’nın da sadece kağıt üzerinde kalmış olması AKP döneminde Türkiye’nin tüm tehditlere açık hale geldiğini göstermektedir.
CVP iktidarında Akkuyu inşaatını derhal durdurup, santralin kapısına kilit vuracağız ve burada çalışan Rusların tamamını ülkelerine göndereceğiz.”
Tamam, diyelim ki nükleer santral inşaatını durdurmak istiyorsunuz. Peki, ihtiyacımız olan enerjiyi nereden alacağız? Başka ülkelerden mi satın alacağız? Alternatif ne? Yeşil enerji, büyüyen sanayilerimiz için gereken enerjiyi yeterince sağlamıyor, o halde alternatif nedir? Sadece konuşmak, başka bir şey değil!