AKP MKYK Üyesi Kurt: Yeni bir çözüm süreci mümkün

AKP MKYK üyesi Abdurrahman Kurt, Türkiye’de yeniden bir çözüm sürecinin mümkün olduğunu savunarak, 'Ancak her bir süreç tecrübe ve birikimlerin üzerine oturursa neticeye varabilir' dedi.

AKP MKYK Üyesi Kurt: Yeni bir çözüm süreci mümkün
AKP MKYK Üyesi Kurt: Yeni bir çözüm süreci mümkün

VERYANSIN TV

Erdoğan'ın Diyarbakır ziyareti sonrası belli kesimlerin tekrar gündeme getirdiği "çözüm süreci" gündemdeki yerini korıyor.

AKP Merkez Karar ve Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi Abdurrahman Kurt, bölücü terör örgütü PKK ile pazarlıkların yapıldığı, şehirlere hendekler kazılıp mayınların döşendiği, yüzlerce askerimizin şehit olmasına neden olan “çözüm süreci”ni savundu.

Yeni Journal internet sitesine konuşan Kurt, "Yeni bir süreç elbette mümkün, siyasetin doğası, dinamik ve sürekli ileriye götüren süreçleri hayata geçirmektir. Ancak her bir süreç tecrübe ve birikimlerin üzerine oturursa neticeye varabilir. Bu nedenle çözüm sürecinin neticelerini bir bir hatırlamak lazım" dedi.

Sözde çözüm sürecinde "akil adamlar" arasında yer alan ve Öcalan'ın 10 maddelik deklarasyonu için "demokratlar açısından zaten o 10 maddenin kabul edilemeyecek hiçbir tarafı yoktur." diyen Kurt, açılıma Batı ülkelerinden gelen desteğe rağmen "çözüm süreci ile büyüyecek bir Türkiye uluslararası güçlerin işine gelmedi" iddiasında bulundu.

Kurt'un açıklamasından satır başları:

AKP'NİN HDP TEPKİSİ CHP'DEN DOLAYI

Kürt meselesini de içine alan demokratikleşme adımları 2002 ile birlikte start aldı. Mesele varlık kavgası olmaktan eşitlik, vatandaşlık kavgası olmaya evrildi ve o günler için bu bir devrimdi! Türkiye’deki tüm toplumsal sorunların çıkış kaynağı, menbaı, müsebbibi olan CHP bugün birileri tarafından AK Parti’nin alternatifi olarak sunuluyorsa burada bir şeytanlık var diye düşünmeliyiz.

İşte tam da burada bu şeytanlığı, bu oyunları bozmak adına Sayın Cumhurbaşkanı kimin kim olduğunu vurgulama ve hatırlatma gereği hissetti. Bugün TRT Kürdi’den, üniversitelerdeki Kürt dili ve edebiyatı bölümlerine, Kürt tarihi ve seçme edebi kültür değerlerinin devlet desteği ile Kültür Bakanlığı’nca basım ve yayımlarının yapılmasına, yerleşim yerlerinde halkın kullandığı adların kullanılmasının serbest bırakılmasına, orta dereceli okullarda Kürtçe öğretimin yasallaşmasına ve daha onlarca adımın atılmasına, yasağın kaldırılmasına büyük bir direnişle hayat veren, bunu bedellerini göze alan ve ödeyen AK Parti ile CHP’nin kıyaslanması değil, yan yana anılması bile akla, insanlığa, matematiğe, vicdana ihanettir. Belki de bir dönem AK Parti’nin HDP’nin bu ihanetine olan tepkisi de bundandır diye düşünmek lazım. Ama siyasette itidal ve makul belirleyici olmalıdır. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat bu oyunları bozacak, makul ve itidal çizgisini belirleyecek hatırlatmaları yaptı.

'YENİ SÜREÇ MÜMKÜN'

Yeni bir süreç elbette mümkün, siyasetin doğası, dinamik ve sürekli ileriye götüren süreçleri hayata geçirmektir. Ancak her bir süreç tecrübe ve birikimlerin üzerine oturursa neticeye varabilir. Bu nedenle çözüm sürecinin neticelerini bir bir hatırlamak lazım.

Birincisi; PKK ve HDP barış yapma niyeti ve iradesi olmayan unsurlardır. HDP içerisindeki bazı iyi niyetli unsurların varlığı, iradesiz bir kuruluş olmaları karşısında bir anlam ifade etmiyor.

İkincisi; çözüm süreci ile büyüyecek bir Türkiye uluslararası güçlerin işine gelmedi. Hinterlandını Kürtleri de içine alarak Ortadoğu’da oldukça geniş bir alana yayması engellenmiş ve bunun için de süreç PKK’ya bozdurulmuştur. PKK Fırat’ın doğusuna geçecek, sen de mal mal bakacaksın, seni başkan yaptırmayacağız ve benzeri onlarca gaza gelmiş cümle ile şeytanlaştırılmış bir AK Parti imajını Kürtlere sunarak adeta süreci bombalamış ve yerle bir etmişlerdir.

'BAHÇELİ’YE BAŞBAKANLIK TEKLİF ETTİLER'

HDP vaktiyle AK Parti’yi satma karşılığında Sayın Bahçeli’ye Başbakanlık teklif etmiş bir partidir. Bugün Cumhur İttifakı’nı en son onlar eleştirebilir, tıpkı ilk kayyum uygulamasının mimarı kendileri olduğu gibi. Bölgedeki bütün belediye başkanlarına ve siyasetçilerine terör örgütü kayyumları ile hükmederken, demokrat davransalardı bugün eleştirme haklarına bir parça samimiyet atfedebilirdik.

AK Partili Kürtler açısından bugünkü zorunlu seçim ittifakları sisteminde CHP -İyi Parti saflarında olmaktansa elbette vicdan, insaf ve matematik AK Parti-MHP saflarında olmayı gerekli kılar. Yani seçim aslında AK Parti veya CHP’nin yanında olmakla ilgilidir. Yoksa MHP ve İyi Parti’nin düşünsel kökleri bir. İyi Parti menfi milliyetçilikte zirveyi oynuyor zaten.

FETÖ İLE ORTAKLIĞI İTİRAF ETMİŞTİ

AKP eski Diyarbakır Milletvekili Kurt, AKP'nin geçmişte FETÖ ile yaptığı işbirliğine dair çok çarpıcı ifadeler kullanmıştı. 'Çözüm Süreci' döneminde kurulan 'Akil İnsanlar Heyeti'nde de yer almış olan Kurt, "Askeri vesayeti bitirmek için biz, Cemaat ve ABD ortak çalıştık" itirafında bulunmuştu.

Kurt'un 25 Aralık 2014 tarihinde Ahmet Hakan'ın Tarafsız Bölge programında sarf ettiği o sözler kayıtlara şöyle geçmişti:

"A. Hakan: Kiminle görüşmelerde bulundunuz?

Kurt: Cemaatle, Cemaatle yani biz

A. Hakan: Siz kişisel olarak mı?

Kurt: Bütün yani eşimiz, dostumuz, akrabamız, yani insanlarımız var bu konuda çevremizde… Şimdi burada yadırganacak bir durum yok, o da (Fethullah Gülen) bu ülkenin bir gerçeği idi. Ve biz askeri vesayete karşı biz mücadele verirken Türkiye'de onlar (FETO cemaati) yanımızdaydı. Biz bir şeyi karıştırdık.Onlar bu askeri vesayetin ilk defa Rusya üzerinden yapılması ile ilgili olarak bize yanımızda olmaları ile ilgili görevlerindenmiş…

A. Hakan: Anlamadım Rusya mı cemaati görevlendirmiş?

Kurt: Hayır Amerika… Şöyle Amerika'da bağlı olan gruplar oradaki yapı, bu Ergenekon sürecinde ilk defa askeri vesayet kendini Rusya'ya yaslanarak onun da sebebi Irak Kürdistan'daki stabiliteyi bozmakla ilgiliydi.

A. Hakan: Cemaat kiminle anlamadım…

Kurt: Cemaat Amerika'da, Amerika ile beraber cemaat bizim yanımızda yer aldı.

A. Hakan: Amerika'nın sizin yanınızda olduğunun farkında mıydınız?

Kurt: Bunun sebebi vesayetin, vesayetin, askeri vesayetin onlar hatayı şöyle yaptılar. Darbeyi Rusya'ya dayanarak yapmaya kalktılar. Bunun da sebebi…

A. Hakan: Kimler?

Kurt: Ergenekon vesayet dediğimiz askeri vesayet dediğimiz…

A. Hakan: Ergenekoncular öyle bir dakika ben şeyi anlamadım.

Kurt: Çok net söyledim bir daha açıklayayım o zaman

A. Hakan: Siz, Amerika, siz (AKP) cemaat üçünüz ortak askeri vesayeti mi yıktınız Türkiye'de?

Kurt: Evet, aynen böyle de okuyabilirsiniz."

DAVUTOĞLU'NUN TOPLANTISINDA

Abdurrahman Kurt, 2019 yılında, parti kurma hazırlığındaki Ahmet Davutoğlu'nun Diyarbakır'da yaptığı toplantıya katılan isimler arasında yer almıştı. O dönem yeni partiyle hareket edeceği yorumları yapılan Kurt, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini ve Cumhur İttifakı'nı eleştirerek “Cumhurbaşkanı-Başkanlık sisteminde özellikle bunu bütünleyen unsurlardan, en önemlisi de dar bölge ve daraltılmış bölge seçim siyaseti hayata geçmedi. Mesela idareyi dengeleyen unsurların yeterince oturmadığı alanlar oluştu. Siyasete tıkanmışlık söz konusu. Bu şartlar ve bu tıkanmışlık öyle ilginç bir tıkanmışlık ki örneğin yüzde 40-50 oranında oy alan AK Parti’yi yüzde 5-10 oy alan MHP’nin kucağına düşürebilecek özellikler taşıyor. Dolaysıyla buradaki siyasi tıkanmışlık çok söylenmesi gereken, sözleri söylenmeyen alanlar yaratı” demişti.

RÜŞVET TARİFESİ

Abdurrahman Kurt, AKP yönetimine mesafeli olduğu 2019 yılında kamu kurumlarında kadroların para ile satıldığını öne sürmüştü.

Twitter hesabından paylaşım yapan Kurt, “Her şey bir yana da Diyarbakır'da kamu kurumlarında eleman alımlarında kadro satışı o kadar içselleşmiş ki akıl almıyor. En son DSİ için 80 bin civarı rakamlar artık birileri buna da edibese demeyecek mi?” diye sormuştu.