Bölücü açılım süreci kapsamında kabul edilen “çerçeve yasa”nın nasıl uygulanacağı AKP içinde tartışılmaya devam ediyor.
Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre; AKP’li kaynaklar, silah bırakan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk düzenini kabul eden terör örgütü PKK üyelerinin toplumsal yaşama dönmesini gerekli buluyor.
Ancak düzenlemenin yalnızca geri dönüşü sağlayan bir af mekanizması olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunuluyor. Parti içinde, yasanın hedefinin kişileri örgütten koparmak olduğu, örgütün farklı adlar ve yöntemler altında varlığını sürdürmesine alan açmak olmadığı iddia ediliyor.
‘HER BAŞVURU AYRI İNCELENSİN’
AKP kulislerinde en fazla üzerinde durulan başlıklardan birini, yasadan yararlanmak isteyenlerin hangi ölçütlere göre değerlendirileceği oluşturuyor.
Terör örgütü içindeki konumu, işlediği suçlar, silahlı eylemlere katılıp katılmadığı ve örgütle bağını gerçekten kesip kesmediğinin her kişi için ayrı ayrı araştırılması gerektiği belirtiliyor. Parti kaynakları, toplu ve denetimsiz bir dönüş görüntüsünün hem kamuoyunda tepki yaratabileceğini hem de örgütün süreci kendi propagandası için kullanmasına zemin hazırlayabileceğini düşünüyor.
Bu nedenle başvuruların güvenlik ve istihbarat birimleri tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesi, kamu kurumları arasında da kesintisiz bilgi paylaşımı yapılması isteniyor. Bir AKP’li, “Devlet önüne gelen dosyaya yalnızca ‘silahını bıraktı mı’ diye bakamaz. Kişinin örgütle ilişkisinin sona erip ermediği ve yeniden yapılanmanın parçası olup olmayacağı da görülmeli” değerlendirmesini yapıyor.
‘SİYASİ KANALA AKTARILMASINA İZİN VERİLMEMELİ’
İktidar partisindeki bazı isimlere göre örgütün silahlı kapasitesini kaybetmesinin ardından kadrolarını siyaset, dernekler, belediyeler ve çeşitli sivil yapılanmalar üzerinden korumaya çalışması sürecin önündeki en önemli risklerden biri. AKP’liler, demokratik siyaset ile örgütsel faaliyetin birbirinden kesin biçimde ayrılması gerektiğini savunuyor.
Kürt yurttaşların siyaset yapma ve taleplerini demokratik zeminde dile getirme hakkının tartışma konusu olamayacağı belirtilirken şiddet tehdidiyle desteklenen bir örgüt disiplininin siyasal alana taşınmasına müsaade edilmemesi gerektiği ifade ediliyor. Parti içinde, “Silahların susması örgütün yalnızca yöntem değiştirmesi anlamına gelmemeli. Devlet, silahlı kadroların siyasi kadrolara dönüştürüldüğü bir modeli kabul edemez” görüşü dile getiriliyor.
‘TOPLUMSAL RIZA’
İktidar partisinde, sürecin yalnızca güvenlik ve hukuk kurumları üzerinden yürütülemeyeceğini savunan isimler de bulunuyor. Şehit yakınları ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetilmemesi durumunda düzenlemenin toplumsal desteğini kaybedebileceği belirtiliyor.
Yasanın “suçların karşılıksız bırakılması” biçiminde algılanmaması gerektiğini kaydeden parti kaynakları, kamuoyuna hangi grupların hangi koşullarla düzenlemeden yararlanacağının açık biçimde anlatılmasını istiyor. Sürecin kapalı kapılar ardında yürütüldüğü izleniminin önüne geçilmesi ve Meclis’in bilgilendirilmeye devam edilmesi gerektiği ifade ediliyor.
AKP içinde, toplumun güvenini koruyacak en önemli unsurun şeffaflık olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Bir parti kurmayı, “Vatandaş kimin neden döndüğünü, hangi hukuki işlemin uygulandığını ve devletin hangi tedbirleri aldığını bilmeli. Belirsizlik büyürse söylentiler sürecin önüne geçer” diyor.
‘GERİ DÖNÜŞSÜZ TASFİYE’
AKP’de yasanın başarısının kaç kişinin düzenlemeden yararlandığıyla değil, örgütün yeniden silaha ve şiddete başvuramayacak biçimde tasfiye edilmesiyle ölçülmesi gerektiği belirtiliyor. Parti kaynakları, Türkiye’nin önünde iki temel görevin bulunduğunu ifade ediyor: Silahla arasına kesin çizgi çeken kişileri toplumsal yaşama kazandırmak ve örgütün başka araçlarla yeniden güç toplamasını engellemek.
İktidar kulislerinde sürece ilişkin yaklaşım, “Devlet uzattığı eli karşılıksız bırakmaz ancak bu eli bir zaaf işareti olarak görenlere de alan tanımaz. Yeni bir yaşam isteyenle eski hedeflerini farklı yöntemlerle sürdürmeye çalışan birbirinden ayrılmalıdır” sözleriyle ifade ediliyor.
