AKP Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MYK toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“(Orta Doğu) İyimser denilecek bazı haberler ortaya çıksa da şu anki tablo maalesef son derece kötü bir duruma işaret ediyor. Bölge büyük bir kaosun ve istikrarsızlığın içerisine giderek daha fazla çekiliyor.
Milli Takımımızın Dünya Kupası yolunda elde ettiği başarıyı kutluyoruz. 24 yıl aradan sonra yaşanan bu heyecan hepimiz için kıymetli ve değerli.
Dün şehit savcımız Kiraz’ın şehadetinin yıl dönümüydü. Kendisini bir kez daha rahmetle anıyoruz. Bu memleket, millet, vatan ve devlet için hayatını feda edenlerin, bu ülkede barış ve huzur içinde yaşamamız için fedakârlıkta bulunanların hepsine büyük bir şükran borçluyuz.
Mescid-i Aksa’nın ibadete kapalı olmasını kınıyoruz. Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırı tüm insanlığa yapılmış saldırıdır. İran savaşı devam ederken, gözümüzün Gazze’den Batı Şeria’dan uzaklaştırmamız isteniyor. Bunu yapmamalıyız.
Bugün bölgede çıkan krizin ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran’a yaptığı saldırıdır. İran’a saldırı haksız ve hukuksuzdur. Müzakere masasına oturulmuşken bu saldırı gerçekleştirildi. Hiç kimsenin bir başkasının rejimini değiştirmek maksadıysa gayri insani saldırı yapmaya hakkı yoktur.
‘BARZANİ’YE GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİZİ GÖNDERİYORUZ’
Bir an evvel ateşkesin sağlanması doğru karardır. Ateşkes ve arkasından barışın gelmesi gerekiyor. Bölge ülkelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade ettik. Haksız hukuksuz saldırının bir an önce sonlandırılmalıdır.
Öncelikle Neçirvan Barzani’ye geçmiş olsun dileklerimizi gönderiyoruz. Kuzey Irak yönetiminin Türkiye ile dostane ilişkilerinin olmasına büyük katkılar sağlamış birisi.
İsrail tarafının bazı gruplarla ve aktörlerle görüşerek Kürt kardeşlerimizi bu savaşın içine çekmeye çalıştığına dair yoğun bir faaliyet yürüttüğünü görüyoruz. Birtakım temaslar olduğunu biliyoruz. Bunları istihbari olarak biliyoruz ve bunun bir kısmı açık kaynaklara da yansımıştır. Örneğin bazı örgüt temsilcileri bu temasların olduğunu ve yakın iş birliği içinde olduklarını ifade etmiştir.
Burada daha önce de belirttiğim gibi bazı hususları birbirinden ayırmak gerekir. Biz gerek Irak’taki, gerek Suriye’deki, gerek İran’daki Kürt kardeşlerimizin refahını, güvenliğini ve onurlu bir geleceğe sahip olmasını her zaman önemsiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti bu konuda her zaman kardeşlerinin yanında olmuştur. Ancak Kürtler adına hareket ettiğini iddia eden örgütlerle bölgedeki Kürt kardeşlerimizi birbirinden ayırmak gerekir. İsrail ile paralel şekilde hareket eden PJAK, Komala gibi İran’daki bazı örgütlerin ve bunlara bağlı unsurların eş zamanlı hareket etme ve temas kurma çabalarını görüyoruz ve biliyoruz. Bu temaslardan haberdarız.
‘ESAS OLAN TERÖRÜN BÖLGE GÜNDEMİNDEN ÇIKMASIDIR’
Batı basını ise bu durumu genelleyerek Kürtler şeklinde sunmaktadır. Bu doğru değildir. Kürt kardeşlerimiz ile bu örgütsel yapıları hassasiyetle ayırmak gerekir. Türkiye’de de bu konuda çalışma yaptığını iddia eden bazı kişiler akademisyen sıfatı taşısa da bu ayrımı bulanıklaştıran bir yaklaşım sergilemektedir. Bu bir akademik faaliyet değil, örgütsel bir yaklaşımın yansımasıdır. Sürekli olarak Kürt kardeşlerimizi belli örgütlerin denklemi içine hapsetmeye yönelik sistematik bir faaliyet yürütülmektedir.
İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu süreç başladığından itibaren son derece sağduyulu davranmışlardır. Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimiz de aynı şekilde sağduyulu bir tutum sergilemiş ve bu savaşın haksız ve hukuksuz zeminde gerçekleştiğini ifade ederek buna taraf olmayacaklarını belirtmişlerdir. Önemli Kürt kanaat önderleri de bu yönde açıklamalar yapmıştır. Bu sağduyulu yaklaşım ile bazı terör örgütlerinin İsrail ile paralel hareket etme yönündeki açıklamalarını birbirine karıştırmamak gerekir. Biz Irak’taki ve İran’daki Kürt kardeşlerimizin bu sağduyulu tutumunu tarihi, siyasi ve bölgesel istikrar açısından son derece kıymetli buluyoruz ve kendilerini bu basiretleri ve ferasetleri için tebrik ediyoruz.
Terör örgütleri bu tür kaos ortamlarında her zaman kendilerine alan açmaya çalışır. Ancak sonuç her zaman aynıdır. Umuyoruz ki bu kez de örgütler Suriye’de ve başka bölgelerde olduğu gibi kaos dönemlerinde dış güçlerle birlikte hareket eden bir çizgiye yönelmezler. Bunun sonuçlarının ne olduğu geçmişte görülmüştür. Burada önemli olan Irak ve İran’daki Kürt kardeşlerimizin sağduyulu tutumudur. Onların basireti, tarihin doğru tarafında durmaları ve bu çatışma ile işgal süreçlerinin dışında kalmaları son derece değerlidir.
Terörsüz Türkiye konusundaki çalışmalarımız devam ediyor. Komisyonun ortaya koyduğu rapor var. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge derken terör örgütü PKK’nın feshi ve silahların bırakılması yönünde bir yol haritasından bahsediyoruz. Bütün temaslarımızı vatandaşlarımızın gözü önünde son derece şeffaf bir şekilde sürdürüyoruz. Bir al-ver süreci değildir.
Esas olan terörün bölge gündeminden çıkmasıdır.
‘CHP’NİN EN BÜYÜK SORUNU CHP YÖNETİMİDİR’
Dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP var. Bizzat CHP’liler tarafından gündeme getirilen yolsuzluk iddialarına diğer CHP’lilerin cevap veremediği bir durum var. Seçim olsa bu CHP yönetimi ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır. Silgisi kaleminden önce bitiyor diyordum. Kalemi de yok. CHP’nin en büyük sorunu CHP yönetimidir.
‘BİR PARLAMENTODA ALINMIŞ EN LANET KARARDIR’
Bu açık bir ırkçılık, açık bir suçtur. Sadece Filistinlilere uygulanmak için idam cezasını koyuyor. Orta Çağ’a dönüş… Bütün dünya düzenini ortadan kaldıran bir yaklaşım bu. Bütün insanlığı ve medeniyetin tüm kazanımlarını hedef alıyor. Bir parlamentoda alınan en lanetli karardır. Lanetliyoruz.
‘CHP YAZSAK CUNTA, CUNTA YAZSAK CHP ÇIKAR’
Bahsettiğim sözlük olsa CHP yazsak cunta, cunta yazsak CHP çıkar. Seçilmiş cumhurbaşkanına cunta diyenler eski vesayet artıklarıdır.