AKP’li Kurtulmuş: Gerekirse İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılır!

AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Ayasofya'nın ibadete açılmasını ümit ettiklerini söyledi. Kurtulmuş, kadın haklarını ilgilendiren İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili de 'Farklı kesimlerden, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olumsuz tepkiler vardır. Her gün halkın içinde olan birisiyim, gittiğimiz her yerde karşımıza çıkıyor. Biz buna karşı duyarsız kalamayız' dedi.

AKP’li Kurtulmuş: Gerekirse İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılır!

AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Ayasofya’nın ibadete açılması tartışmalarıyla ilgili, “Yargıda devam eden süreç var. Temennimiz, yargının bu konuda müspet bir karar vereceği. Yani eski, bunun müze haline getirilmesini sağlayan Bakanlar Kurulu kararının uygun olmadığı şeklinde karar vereceği, bunun da otomatik sonucu olarak Ayasofya’nın ibadete açılacağını bekliyoruz, böyle ümit ediyoruz” dedi.

Kurtulmuş, “15 Temmuz’da Ayasofya’nın ibadete açılması planlanıyor, bu gerçekleşir mi?” sorusu üzerine “15 Temmuz’u unutmayacağız, unutturmayacağız. FETÖ ile mücadelede sonuna kadar devam edeceğiz. Ayasofya inşallah daha önce açılır. Yargıda devam eden süreç var. Bana sorarsanız şimdi açılsın, 15 Temmuz’u neden bekliyoruz? Temennimiz, yargının bu konuda müspet bir karar vereceği. Yani eski, bunun müze haline getirilmesini sağlayan Bakanlar Kurulu kararının uygun olmadığı şeklinde karar vereceği, bunun de otomatik sonucu olarak Ayasofya’nın ibadete açılacağını bekliyoruz, böyle ümit ediyoruz. Bu Türkiye için önemli dönüm noktası, bundan da birileri rahatsızlık duyuyor. İçimizdeki Bizanslıların bu konuda rahatsızlık duymasını asla kabul edemeyiz. Bütün partilerden çok yoğun destek vardır. Milletimiz Ayasofya’nın ibadete açılmasını dört gözle bekliyor” dedi.

‘GEREKİRSE BU SÖZLEŞMEDEN ÇIKILIR’

İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Kurtulmuş, “İstanbul Sözleşmesi yeni gündeme gelen bir şey değil. Farklı kesimlerden, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olumsuz tepkiler vardır. Her gün halkın içinde olan birisiyim, gittiğimiz her yerde karşımıza çıkıyor. Biz buna karşı duyarsız kalamayız. Gerekirse bu konu hakkında adımlar atılır. Gerekirse nasıl girildiyse İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılır. Kamuoyunda yüzde 90, çok yüksek oranda destek ile farklı çevrelerden büyük destek geldi. İtiraz edenler de vardır. Türkiye öncü olan kadına karşı şiddetin önüne geçmektir. Gerekiyorsa oturur kadına karşı şiddeti ortadan kaldıracak ilave tedbirlerimizi alırız. Ama feminist bir dil ile yazılan ve bazı maddeler itibarıyla da maalesef bazı büyük olumsuzlukları bünyesine barındıran bu sözleşmeden çıkılır. Gerekli düzenlemeler parlamentoda yapılır” diye konuştu.

‘AK PARTİ’NİN OY KAYBI SÖZ KONUSU DEĞİL’

Numan Kurtulmuş, kamuoyunu her zaman anketlerle takip etmeye gayret ettiklerini belirterek, “Bugün itibarıyla AK Parti en yakın siyasi rakibiyle arasında nerdeyse 2 katı mesafe olacak kadar açık ara birinci partidir. Milletin büyük bir desteği söz konusudur. Cumhur ittifakı da AK Parti ve MHP’nin toplam oyları da gerçekten geçen seçimde aldığımız oylar seviyesinde hatta üstünde görünüyor. AK Parti’nin oy kaybı söz konusu değildir. Biz buna rağmen bütün toplum kesimlerindeki farklı beklentileri takip ediyoruz ve biz kendi dersimize çalışıyoruz. Cumhur ittifakı olarak da ilkelerimiz bellidir. AK Parti ve MHP farklı partiler olmakla birlikte hangi konular üzerinde ittifak yaptı, ayan beyan ortadadır. Gizli kapaklı hiçbir görüşme söz konusu değildir. Teröre karşı mücadelede, Türkiye’nin emperyalizme karşı mücadelesinde, Türkiye’nin bölgesel sorunlarına karşı ortak mücadele vermede, temel milli meselelerde her iki partinin ortaklığı açık bir şekilde kamuoyu önünde devam etmektedir” dedi.

‘ERKEN SEÇİM VE İTTİFAKLAR MESELESİ, GÜNDEMİ SAPTIRMA GAYRETİ’

Kurtulmuş, seçim tartışmalarının gündemi saptırma çabalarının bir parçası olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Seçim üzerinden bir polemik oluşturulmaya çalışılıyor. Sayın Kılıçdaroğlu verdiği bir demeçte; ‘Kurultayı yapacağız, bu kurultayımız iktidar kurultayı olacak’ diyor. İktidar kurultayını açıklarken de arkasından bir ittifaktan bahsediyor. CHP, İYİ Parti ve HDP arasında yapılmış olan bir ittifak zaten söz konusuydu. Öyle anlaşılıyor ki birtakım görüşmelerle başka partileri de katma gayreti içerisinde. Biz her türlü iktidarın Türkiye’de olmasının meşru olduğu kanaatindeyiz. Ama ittifakların açık, samimi ve şeffaf olmasını öneririm. AK Parti ile MHP arasındaki ittifakın çerçevesi bellidir, açıktır, şeffaftır. Burada bir ittifak kurulacaksa samimi Kemalist seçmenle HDP seçmeni arasındaki ittifakın hangi ilkeler etrafında oluşacağını açıklamaları gerekir. AK Parti’den ayrılıp başka parti kurmuş olan kişilere de ‘bu ittifakın parçası olabilirler’ mesajını gönderiyor. Herkes ittifak kurabilir; ama temel ilkelerini söylesinler. İlkeler milletin önünde belirlenir ve ittifaklar da birtakım pazarlıklar üzerinden ortaya çıkmaz. Erken seçim meselesi, ittifaklar meselesi gündemi saptırma gayretiyle ortaya çıkıyor. CHP’ye kongresinde başarılar diliyorum. ‘İlkeler’ dedikleri şeyleri de Erdoğan karşıtlığı üzerinden dile getirmelerinin politik olarak karşılığı olmadığını ifade etmek isterim. Bu ancak birbirine benzemezlerin ‘Bremen Mızıkacıları’ gibi bir araya gelerek ortaya koyduğu birtakım siyasi fikirler olur.”

‘BELEDİYELERİN ŞİKAYET ETME HAKKI YOK’

İstanbul’da, İzmir’de belediyelerin, yardımların hükümet tarafından kasıtlı olarak engellendiğini dile getirdiğinin hatırlatılması üzerine AK Parti’li Kurtulmuş, koronavirüse karşı her imkanı seferber eden hükümetin samimi olarak bu süreç içinde hizmet etmek isteyen hiç kimseyi engellenmesinin söz konusu olmadığını dile getirdi. Kurtulmuş, “Belediyeler ildeki hıfzıssıhha kurulları içerisinde salgınla mücadele kurulunun doğal üyeleridir. Ne şekilde yardım yapmak istiyorlarsa buraya gelirler, destek olurlar, sürecin parçası olurlar. Belediye imkânları dolayısıyla bu sürecin öncüsü dahi olabilir. Ama maalesef böyle bir yol izlemediler ve bunun üzerinden bir polemik oluşturmaya çalışıyorlar. Biz bu süreci cansiperane bir şekilde geçirmeye gayret ediyoruz. Belediyelerin bu konuda şikayet etme hakları yoktur” diye konuştu.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

Sözleşme gereğince taraf devletler öncelikle kadına, çocuğa ve diğer bağımlı aile bireylerine yönelik aile içi şiddeti suç olarak tanımlayacak yasa değişiklikleri yapacak. Sözleşme şiddet kavramını da genişletmiş durumda. Tüm fiziksel şiddet biçimleri suç olduğu gibi, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, cinsel yönelime dayalı ortaya çıkan, savaş halinde dahi kadın tarafların toplumsal cinsiyet temelli şiddete uğrama halini suç haline getiriliyor.

Zorla kısırlaştırma, kürtaja zorlama, zorla evlendirmeler, bu sözleşmeye göre suç. İstanbul Sözleşmesi bu ve benzeri durumlara ilişkin kötü muamele ve aşağılamaları da şiddet kabul ediyor.