Almanya Avro’dan çıkıyor mu? ‘Drexit’ gündemde…

Frankfurt'ta yaşayan yazar, gazeteci Osman Çutsay son yazısında Almanya'nın Avro'dan çıkabileceğini bu iddianın artık 'Alman ana akım medya'sında bile dillendirildiğini yazdı. Almanya'nın Avro Bölgesi'ni terk etmesi gerektiğini açıkça ileri süren görece genç kuşak 'bestseller' yazarlar var. Bunlardan Matthias Weik ve Marc Friedrich, tarihin görmediği bir çöküşe gittiğimizi önümüzde ay sonunda kitap halinde piyasaya verecekleri kitapların yüz binler, belki de milyon satacağı konuşuluyor.

Almanya Avro’dan çıkıyor mu? ‘Drexit’ gündemde…

Gazeteci Osman Çutsay yazısında, “İhracat manyaklığı üzerinde bir neoliberal saldırı karargâhı olarak yükselen AB ve ‘avro’ya bugünlerde habire ömür biçiliyor. Almanya’nın ihracat şiddeti tüm Avrupa’yı dağıttı çünkü. Brexit’le bir türlü AB’den çekilemeyen İngiltere (daha doğrusu ‘Büyük Britanya’), Birliği daha şimdiden darmaduman etti. Londra’nın kendisi zaten dikiş tutturamıyor. Tamam da, ya ‘Drexit’, yani Almanya’nın (Deutschland) Avro’dan çıkışı gündeme gelirse? Bu ihtimal artık ana akım medyada bile dillendiriliyor” dedi.

Çutsay’ın solorg’daki yazısının bazı bölümleri şöyle:

Almanya’nın Avro Bölgesi’ni terk etmesi gerektiğini açıkça ileri süren görece genç kuşak ‘bestseller’ yazarlar var. Bunlardan Matthias Weik ve Marc Friedrich, tarihin görmediği bir çöküşe gittiğimizi önümüzde ay sonunda kitap halinde piyasaya verecekler. Yüz binler, belki de milyon satacağını şimdiden söyleyebiliriz. Avro sisteminin ve hatta AB’nin bir çöküş sürecine girdiğini haykıran bu tür insanların sayısı az değil, güçleri de artıyor ve hazretlerin öyle solculukla falan bir ilgileri de yok. Servet koruma önerileri geliştiriyorlar. Çünkü bir mülksüzleştirme dönemine girdiğimizi ileri sürüyorlar. Yalnız değiller.

Değiller, çünkü artık akademi de durumun ciddiyetine yerleşik medyada dikkat çekme gereği duyuyor. ‘Tarzan zor durumda’, demek ki…

PARA ÇIKMAZI: KUZEY VE GÜNEY AB

“Hamburg Helmut-Schmidt Üniversitesi profesörlerinden Dirk Meyer ve asistanlarından Arne Hansen, geçen ay büyük sermayenin haftalık ekonomi dergisi Wirtschaftswoche‘de bir kısa analiz yayımlayarak, Avrupa Bölgesi’nde birleşik bir para politikası izlemenin sadece kuruntu, yani hayal olduğunu ilan etti: ‘Eğer ulusal merkez bankaları kendi zevkine göre para yaratabiliyor ve bu, parasal birliğin tüm üyelerince kabullenilmek zorunda kalıyorsa, böyle bir parasal birliğin yürümesi mümkün değildir.’

(:::)Bu iki akademisyene göre, AB’nin Kuzey’inde devlet bütçeleri vergiler ve piyasa kredileriyle finanse edilmek istenirken, aynı AB’nin Güney’i, bu finansmanı para basarak, yani tüm dengeleri bozarak yapmak istiyor: Kalıcı, istikrarlı bir parasal birliğin temeli böyle oluşturulamaz. (…)

İpler Avrupa Merkez Bankası’nın elinden kaçmış bulunuyor. Parasal bir kaosun terbiyeli ifadelerle yinelenmesi değil de, nedir bu?

AB sömürü düzeni ve onun siyasi rejimi ‘Avrupa demokrasisi’, yolun sonuna gelmiş görünüyor. Herkes kopacak fırtınayı bekliyor.

Türkiye’yi paramparça edip, AB’den çare çıkarmaya çalışanlar, Berlin’de demokrasi dilenebilir, her şeyi yapabilirler. Biz bu türü iyi tanıyoruz, ama AB’nin kendisi himmete muhtaç bir dededir artık.

AB ve Avro Bölgesi’ndeki çözülmenin finansmanı, Türkiye gibi zayıf halkalar paramparça edilerek sağlanmak isteniyor.

Bazı iyi niyetliler belki bunu görmek istemiyor ve Avrupa’dan yemleniyor… Ancak kötü niyetlilerin ağırlıkta olduğunu düşünmek zorundayız. Berlin’de 2019 eylül sonlarında yapılan sol etiketli döküntünün katıldığı ‘Demokratik Türkiye için Toplumsal Sözleşme Arayış Konferansı’ tarihimize bir ibret levhası olarak kazınmalıdır.

Bu cahil ve Türkiye ilericiliğine düşman güruhun üzerinden atladığı iki çok belirgin şey var: Biri, Türkiye’den çıkacak Yugoslavya kaderinin tetikçileri olarak kullanıldıklarıdır. İkincisi de, Berlin güdümlü AB ve Avro Bölgesi’nin bir çözülme kaderi yaşadığı ve yakın çevrede yaratılacak parçalanmalardan, kendi çaresizliğini finanse etme hesaplarıdır. İyi. Bunlar, Türkiye ilericiliğinin çöpü olarak şimdilik bir kenarda beklesin.

Bizim söyleyeceğimiz, çok açık: Türkiye’ye, ABD’den de AB’den de bir hayır gelmesi mümkün değil.”