Faik Kurtulan yazdı
Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin sadece ekonomik sorunlar değil, üzerinde tartışmalar yaratılan yapısal sorunları da vardır. Türk Milleti olarak bütün partilerimizden, aydınlarımızdan ve üniversitelerimizden köklü çözüm önerileri beklemekteyiz.
Toplumda heyecan yaratan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”in içeriğinin ne olduğu Millet İttifakı’nı oluşturan altı siyasal partimiz tarafından 28 Şubat’ta 48 sayfa halinde kamuoyuna açıklanmıştır.
Bahse konu bildirinin önemli ölçüde demokrasi, kuvvetler ayrılığı, insan hakları üzerinde yoğunlaşırken Türkiye için yıllardır üzerinde tartışılan ikinci cumhuriyet, turuncu devrim veya anayasanın başlangıç ilkelerinin tasfiyesinden öte bir program olmadığı açığa çıkmıştır.
DAĞ FARE DOĞURDU
Bu metnin altında her ne kadar “CHP-İYİ PARTİ-DEVA-GP-SP-DP”nin toplu bir şekilde adı geçiyorsa da esas olarak fikren Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu’ndan oluşan ikinci Cumhuriyetçi ve siyasal İslamcılar el ele vererek “28 Şubat’ta, AKP’nin kurulduğu otelin aynı salonunda” bir araya gelerek hazırladıkları “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’’ mutabakat metnini görkemli bir törenle imzalamışlardır.
“Yarının Türkiyesi için” üst başlığı ile tanıtılan 48 sayfalık mutabakat metninde ülkemizin siyasi geleceği tartışmaya açılırken Türk Halkının ekonomik geleceği ile ilgili hiçbir öneri bulunmamaktadır.
Şaşılacak bir şeydir ki, Anadolu’nun adım adım işgal edildiği, Türkiye Cumhuriyeti’nin ise henüz kurulmadığı, bir zamanda Atatürk’ün Amasya Genelgesinde İfadesini bulan “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dediği ve bütün illerde Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin kurulmasını teşvik ettiği, o heyetleri olağanüstü koşullarda kurtuluş için her türlü tedbiri almaya yetkilendirdiği hukuki zemine dönüş çağrısı cumhuriyetin yüzüncü yılına girerken bize “yeni bir reçete” olarak sunulmaktadır.
Metnin bütününde 1921 yılının Cumhuriyet öncesi koşullarındaki Türkiyesi’ne dönüş hasreti dikkat çekiyor.
‘MUTABAKAT!’ NEYE MUTABAKAT?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin henüz kurulmadığı, bölgeler ve illerde Müdafa-yı Hukuk Cemiyetlerinin görevli ve yetkili olduğu döneme göndermeler yaparak sürekli “demokrasi” ve “çoğulculuk” mesajı verilen bu metinde 1921 Anayasasının “kapsayıcılığı” iştahla vurgulanırken devletin inşa edildiği ve şekillendirildiği sonraki Anayasalar ise “dar kalıplara sokulmuş Anayasalar!” olarak ifade edilmiştir.
Yine mutabakat metninde ; “Bizler geçmişin bu “dar kalıplarını reddediyoruz”
“Bu Yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır” ifadeleri yüz yıllık cumhuriyet birikimini reddeden bir karşı devrim çağrısıdır.
Bu ifadelerden anlaşılacağı gibi altılı komisyonun hayallerindeki Türkiye, Atatürk devrimlerini ve Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısını ortadan kaldırarak etnik ve mezhepçi “KİMLİK” esasına dayanan yeniden cumhuriyet öncesi Türkiye’sini inşa etmektir.
Mutabakat metninin asıl üzücü ve düşündürücü yanı, Cumhuriyetin ilanından sonra ikinci meclis tarafından kabul edilen 1924 Anayasasının adını bile anmaya gerek duymayışıdır. Ayrıca, Ülkemizin gördüğü en demokratik, en özgürlükçü Anayasası olan, CHP’nin 1959 kurultay beyannamesi esas alınarak Prof. Muammer Aksoy’un sözcülüğünü yaptığı komisyonca hazırlanan 1961 Anayasasına değil de 1921 Teşkilatı Esasiye Kanununa atıfta bulunulması ve bu anayasayı “en kapsayıcı anayasa” olarak tanımlamış olmasıdır.
CHP’nin, 1961 Anayasasına sahip çıkmak yerine daha geri bir mevziye çekilerek 1921 Anayasasını savunan gerici çevrelerle aynı çizgiye gelmesi artık CHP’nin “Atatürk’ün partisi” olma iddiasını Türk Milleti’nin beyninde ciddi olarak sorgulatacaktır.
Yine hatırlanacağı üzere 1921 Anayasasına dönülmesi fikri, geçmişten beri siyasal İslamcı AKP ve İmralı’daki terörist başı ve onun güdümündeki PKK/HDP’nin ısrarlı ve değişmez talepleridir.
Bu heyet 2002 AKP’sinin tezlerine sarılmaktadır. O zaman da AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan “Türkiye Cumhuriyetinin üniter bir anlayışa sahip olmasını” eleştirmedi mi?
“Abdullah Gül; 1921 Anayasasının Türkiye’nin en özgürlükçü Anayasası” olduğunu söylemedi mi?
“HDP Eş Başkanı Mithat Sancar; “yetkilerinin büyük bölümünü yerel yönetimlere devreden 1921 Anayasası’nın kendileri için bir ilham kaynağı olduğunu” söylemedi mi?
“Terörist başı; “Biz 1921 Anayasasının tekrar uygulanmasını istiyoruz.” Türk ulusunun, Türkler, Kürtler ve diğer kültürler olarak demokratik tarzda yeniden örgütlenmesini istiyoruz” demedi mi?
Bunlar gibi onlarca açıklama varken bu açıklamalara en çok karşı çıkması gereken CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin 2014 yılındaki açılım sürecine karşı çıkarken şimdi bu mutabakat metni ile AKP’nin yerini alarak HDP ile yeni bir açılım sürecine talip olmasına ne diyelim?.
“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” projesi ile 6 partinin yapmış olduğu mutabakat metninde ‘’ÇOĞULCULUK, KATILIMCILIK ve MERKEZ-YEREL DENGESİ” öneriliyor. Bu tür yapılanmalar ancak Federasyonlarda görülmektedir.
1921 Anayasasının temel özelliği Yasama ve Yürütme yetkisinin Mecliste toplanmasının yanı sıra devletin ve Kurtuluş Savaşının il ve ilçelerden başlanarak örgütlenmesi çalışmalarında ‘’VİLAYETLERE MUHTARİYET’’ yani özerklik verilmesi ve devletin dininin ‘’İSLAM’’ olması söz konusudur. Buradan hareketle artık AKP-CHP ve HDP’nin seçim bildirgelerinde özerklik şartı bulunmaktadır. Tüm bu değerlendirmelere İYİ Parti de ortak mıdır?
Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısına karşı olanların 1921 Anayasasına sarılmaları,
1-Bu Anayasa ilan edilirken Devletin resmi dili, bayrağı, marşı, vatandaşlık tanımı, Ülkenin Başkenti, Atatürk Milliyetçiliği ve Türk Milleti kavramları henüz Anayasada yoktur,
2-Bu Anayasada devletin dini İslamdır.
3-Bu Anayasanın 11. Maddesine göre “İl, yerel işlerde manevi kişiliğe ve özerkliğe sahiptir’’ ‘’Vakıf, medrese, eğitim, sağlık, iktisat, tarım, bayındırlık ve sosyal yardım işlerini düzenlemek İl kurullarının yetkisindedir.” Yani yerel yönetimlere o devrin şartları gereği özel yetkiler verilmiştir.
1921 Anayasasında henüz
-Atatürk yok
-Cumhuriyet yok
-Devletin dili Yok
-Vatandaşlık tanımı yok
-Atatürk Milliyetçiliği yok
-Türk Milleti yok
Bu altı genel başkanın özlediği böyle bir Türkiye midir?
Seksen beş milyon vatandaşa ait olan Türkiye Cumhuriyeti devletini etnik gruplar ve cemaatler federasyonu haline dönüştürme hayali kuranlara karşı Atatürk’ ün Cumhuriyeti emanet ettiği her yaştan gençlerin de elbette bir cevabı olacaktır.
Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyetini etnik ve mezhepçi ‘’KİMLİK’’ siyasetlerine asla ve asla kurban etmeyecektir.

Bu tamamen Türkiye Cumhuriyetini yıkma, ortadan kaldırma bildirisi/mutabakatıdır. Aslında daha önce AKP’nin programı olan bu ‘mutabakat’a yalandan da olsa iktidarın bir eleştiri getirmemesi bir zamanlar kendisi için batı ve sol-libareller tarafından yaratılan demokrasi algısının bu son mutabakat için tekrar oluşturulmasını zorlaştırmıştır. Şimdi iktidar çıkıp dese ki gelin destek olun bu dediklerinizi hep beraber gerçekleştirelim. Cumhurbaşkanına olmaz mı diyecekler? Zaten yaptıklarınız ve söylediklerinizin halkta hiç bir karşılığı yoktur. Halkta Atatürk’e ve Atatürkçü bir partiye özlem vardır. Köylere, köy öğretmenlerine, buğday, şeker pancarı, zeytin, ayçiçeği, pamuğa, fabrikalara. Ekmeğini alın teriyle kazanmanın onuru ve mutluluğuna özlemi vardır. Hâlâ halkı kandırmaya çalışan ikiyüzlü ihanet mutabakatlarınıza değil.
Siz hayal görüyorsunuz.Sizin tek amacıniz Tayyip Erdoğan düzenini devam etmesi.
Bu Hırsızlık,yolsuzluk hukuksuzluk vurgun düzeninin yıkılması için bir çözüm üretebiliyor musunuz?
Yok!…
Önce bu Tayyip Erdoğan ve AKP düzeni demokratik bir şekilde yıkılsın sonrası zaten Aydınlık TÜRKÜYE’NİN Yolunu açacaktır.
Ben sizin ATATURKÇÜ OLDUĞUNUZA INANMIYORUM.
SIZ GIZLİ AKP’LİSİNIZ…
Sosyal demokrasi Kemalızm değildir
Güzel yazı için teşekkürler altılı Parti’nin hali gizledikleri mızrağın artık çuvala sığmadığı için açıkta kalmasıdır.
1961 Anayasası hakkında sanırım Cengiz Özakıncı’nın programları ve kendisini takip edenler hakkında kimsenin fazla bir bilgisi yok. Bu anayasanın getirdiği “özgürlükler” o dereceydi ki gerilla taktiklerinin, bomba yapımını yer aldığı dergiler piyasaya çıkmış. Hatta Cumhuriyet gazetesinde reklamı yer almış. Cengiz Özakıncı diyor ki “27 Mayıs, Atatürk anayasasındaki 6 ilkeden Halkçılık, Devletçilik ve Devrimcilik ilkelerini 1961 Anayasasına almadı; Milliyetçilik ilkesini de “Milli Devlet”e dönüştürerek aldı. Bu gibi dışlamaların nedeni, tutanaklara Batı’nın kredi musluklarını kapatma kaygısı olarak geçti.”
Bu tamamen Türkiye Cumhuriyetini yıkma, ortadan kaldırma bildirisi/mutabakatıdır. Aslında daha önce AKP’nin programı olan bu ‘mutabakat’a yalandan da olsa iktidarın bir eleştiri getirmemesi bir zamanlar kendisi için batı ve sol-libareller tarafından yaratılan demokrasi algısının bu son mutabakat için tekrar oluşturulmasını zorlaştırmıştır. Şimdi iktidar çıkıp dese ki gelin destek olun bu dediklerinizi hep beraber gerçekleştirelim. Cumhurbaşkanına olmaz mı diyecekler? Zaten yaptıklarınız ve söylediklerinizin halkta hiç bir karşılığı yoktur. Halkta Atatürk’e ve Atatürkçü bir partiye özlem vardır. Köylere, köy öğretmenlerine, buğday, şeker pancarı, zeytin, ayçiçeği, pamuğa, fabrikalara. Ekmeğini alın teriyle kazanmanın onuru ve mutluluğuna özlemi vardır. Hâlâ halkı kandırmaya çalışan ikiyüzlü ihanet mutabakatlarınıza değil.