Amerikan bayrağını göndere çeken iyi milliyetçiler

Yılma Başar Korkmaz...

Amerikan bayrağını göndere çeken iyi milliyetçiler

Amerikancılık ve gladyoculuğa soyunma yeni bir moda değil fakat makro moda içerisindeki mikro çığlıkları ifade eden vatka gibi…

Hala birileri bu çığlıkları koparmaktan vazgeçemedi. Bir de bu ekibin endüstri 4.0 gibi yeni, global ve entel türleri ortaya çıktı. Gençliği peşinden sürüklemeye çalışan ve milliyetçilik perdesi altında kaos ortamını inşa etmekten başka bir amacı olmayan, ayaktaki ölü deriye tutunarak yaşayan bu globalistler her zamanki gibi nüksetti.

Yüksek müsaadenizle geçmişteki hadiselere kısaca bakalım.

19 Ağustos 1954 tarihinde Atina’daki İngiltere Büyükelçisi, İngiltere’ye yazdığı raporda şu ifadeleri kullanır: Yunan-Türk dostluğunun kırılgan olduğu çok açık; çok küçük bir şok bile yetebilir. Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin duvarına tebeşirle slogan yazmak gibi önemsiz bir olay bile kargaşanın çıkmasına yeter. Sizce bu cümle spontane bir şekilde mi yazılmıştır yoksa kesin bir amaca hizmet etmek için gereklilikle mi yazılmıştır? Kısaca inceleyelim…

Kıbrıs’ta Rumlar İngilizlerin hegemonyasını istemiyordu. Buna bağlı olarak 1931 yılında bile bir kalkışma gerçekleştirmişti. ELAS ve AKEL adlı komünist partiler İngilizleri adadan atmak için var güçleriyle çalışmaktaydı. Tabi ki bu sürece II. Dünya Savaşı döneminde Nazizm’e karşı olarak ufak bir es verildi. Ayrıca bu mücadele adanın sadece İngiltere’den bağımsız olarak yaşamını devam ettirmesi kaygısı gütmüyordu, ada Yunanistan’a bağlanacaktı. Hatta Rum komünistlerin, İngiliz üslerinin fotoğraflarını Abdülnasır’a vermelerinin sebebi de bu çatışmaydı. Peki ya EOKA? İngiltere’nin avucunun içinde bir gladyo operasyonuydu tabi ki. EOKA’ya karşı çıkarılan 600 kişilik Türk polis ekibi ile İngiltere, her zamanki gibi işin içinden sıyrılmaya çalışarak Rum’un karşısına Türk’ü çıkardı. Bununla birlikte İstanbul’da adeta bir bomba patladı: Atatürk’ün evini Rumlar havaya uçurdu… İngiliz diplomatlarının ise Türkiye’de ayaklanma çıkmasını istediklerine dair yazışmaları da oldukça manidardır.

Mithat Peren’in İstanbul Ekspres gazetesinin 6 Eylül’deki haberi Türkiye’yi kasıp kavurdu. Milli Amale Hizmet Teşkilatı mensubu ve gazetenin yazı işleri sorumlusu Gökşin Sipahioğlu gazeteyi dağıtabilmek için büyük çaba sarf etmekteydi. Ayrıca Sabri Yirmibeşoğlu’nun Fatih Güllapoğlu’na söylediği şu sözler durumu açıklamaktadır: 6-7 Eylül Olayları bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi ve amacına ulaştı.

GLADYO ARTIKLARINI MI ARIYORSUNUZ EY HALKIM?

Çatışmaları sağ-sol, Sünni-Alevi çatışmasından ibaret olarak Türk Milleti’nin gözüne sokmaya çalışan Batı emperyalizmi Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da daima karşımıza çıkmıştır. Tesadüfen (!) Maraş Olaylarından hemen önce Kahramanmaraş’a gelen ABD Büyükelçiliği İkinci Katibi Alexander Pack, birtakım görüşmelerde bulunuyor ve gidiyor. Sonra Çorum’a gidiyor, aynı Sivas’a gittiği gibi. Olaylar sürerken Kenan Evren, olaylara müdahale edilmemesi için özel telkinde bulunuyor. Alexander Pack’in olaylardan hemen önce ne işi vardı Kahramanmaraş’ta? Fransız zulmünden sonra huzur içinde yaşayan Kahramanmaraş’a nifak tohumlarını kim ekti?

GLADYO ARTIKLARINI MI ARIYORSUNUZ EY HALKIM?

Madımak vahşetinin yaşanmasında Zaman gazetesinin manşetleri, açıklamaları ve tanıkları, emperyalizmin kalem oynatması en yüksek şekilde etkisini göstermiştir. 18 Ekim 1993 tarihli haberi: Madımak’ı sarhoşlar yaktı! 4 Temmuz 1993 tarihli manşeti: Apaçık ihmal ve tahrik. İlgili tarihte başvurulan kişi ise Amerikancı Mahir Kaynak.

GLADYO ARTIKLARINI MI ARIYORSUNUZ EY HALKIM?

Hrant Dink cinayetinin failleri hakkkında Chrest Vakfı’ndan 1,3 milyon dolar fon alan Hrant Dink Vakfı’ndan ya da her sene “Hepimiz Hrant’ız” sloganlarıyla eylem yapanlardan hiç ses soluk olmadı. Yoksa cinayetten hemen önce Ogün Samast’ı takip eden FETÖ’cü Muharrem Demirkaya’nın Zekeriya Öz ile 7 defa görüşmesi ve suikast istihbaratının alınmasına rağmen FETÖ’cüler tarafından gizlenmesi sanırım hiç hoşa gitmedi. Bir gladyo operasyonu olarak Ogün Samast’ın eline Türk bayrağını tutuşturup fotoğraf çekenler davayı vatanseverlere yıkmaya çalıştı. Amerikan beslemesi Fetullahçı çete Türkiye’nin en onursuz kumpas davaları olan Ergenekon-Balyoz Davalarını böyle bir suikast üzerinden tertip etmeye çalışmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tüm kaos dönemleri gladyo eliyle kanlı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bunun hiçbir istisnası yoktur. Türk Milleti her zaman bu durumun farkında olarak gerek siyasi hareketlere gerekse siyasi olaylara böyle yaklaşmalıdır. Tarihten önce ve tarihten sonra var olacak olan Türk Milleti’ne ihanet edenleri unutmayacak çelikten nesiller bizi beklemektedir. Çelikten nesilleri inşa edeceğimiz bugünlerde her zaman uyanık olmamızı gerektiren düşmanlar da vardır. FETÖ’nün bakiyeleri siyasi partilerin içinde milletimize bir seçim seçeneği yarattıklarını zannetmektedir. Bu, seçim sistemine dayalı cumhuriyet değil, aksine köleliğe dayanan bir tiranlıktır.

Ruzi Nazar’ın yolundan gidenlerin yoldaşlarını yazmak hedef göstermek oldu! Türk milliyetçiliğini paspas yapmaya çalışanlar en büyük milliyetçi ve vatansever ilan edildi. Vatanseverler hiçbir zaman Amerikancı, Rusçu, Çinci olamaz.

Yıl 2003, bir pankart açıldı: Ordu Göreve…

Pankartı açanlar Ergenekon-Balyoz Davalarına yol açtı. Peki pankartı açanlar yargılandı mı? Hayır, aksine Gökçe Fırat, Zaman gazetesine destek vermek için adliye önüne cemaat eylemine gitti. Pankartı açanlar her zaman dışarıdaydı, cemaat ile birlikteydi, şimdi de vatanseverliğe soyunarak tüm siyasi partilerin içine girmiş durumdalar. Gökçe Fırat ekibi her zaman göreve hazırdı. Hatırlar mısınız? Gezi Parkı Olayları vardı ve eylemlerin arasında kamu mallarına sürekli zarar verenler ve eylemi provoke etmeye çalışanlar vardı, işte Türk Solu ekibi görevinin başındaydı.

Nihat Genç ve Erdem Atay’ı hedef gösterenler 15 Temmuz’u allaya pullaya karşılamıştı. Peki bu hedef gösterenler arasında Gökçe Fırat ve onun ‘Genç Türkleri’ de var mıydı? Öte yandan Kavuncu ailesinin, Enver Altaylı’nın gladyo bağlarını yazmak bu ülkede hedef göstermek olmuş, peh…

Türk milliyetçiliği, tam bağımsızlığa dayanan ve gücünü Türk Milleti’nden alan bir düşüncedir. Hiçbir millete ve devlete bağlılığı olamaz. Bağlılığın reklamını yapmaya çalışanların ise vatanseverliği her zaman şüphelidir. Türkiye’de ne zaman bir kaos ortamı yaratılmışsa bunun her zaman arkasından Amerika çıkmıştır. Şu anda Amerikancılığı ile övünenler ise durduğu yeri akıllarına mıh gibi kazısınlar. Çünkü biz aklımıza kazıdık.

Vatanseverlerin bu gibi Amerika bayrağının önünde secdeye yatabilecek kişilerle aynı yoldan gitmeleri imkansızdır. Cumhuriyetin eşsiz uygarlığını yaşayarak daha da ileriye taşıyabilmek için günümüze ve geleceğimize işgal salyalarını akıtmaya çalışan emperyalistlere karşı büyük bir mücadele vermek Türk gençliğinin asil görevidir. Bu bakımdan Türk gençliğini dimdik ayakta ve uyanık olmaya çağırıyorum. Bu uyanıklık samimi hislerin suiistimaline kapalı olmalıdır. Gladyo paydaş ve artıklarının yalanlarına kanmamak gençliğimizin çelikten iradesine bağlıdır ve bu çelikten irade tarihsel bağlarıyla oluşarak geleceğe uzanan en şerefli yoldur.

Şimdi Türk Milleti’ne soruyorum: Amerika bayrağını kıble yapmış bir klikten vatansever olur mu?