104 emekli amiralin 4 Nisan 2021 günü ortak bir açıklama yaparak, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni savunmuş ve görevdeki bir amiralin üniformasının üstüne cüppe ve sarık giyerek bir tarikat evinde bulunmasına tepki göstermişti.
Dün savcı, emekli amiraller Alper Çetin Tezeren, Atilla Kezek, Atilla Kıyat, Arif Vehbi Alpman, Ergün Mengi, Işık Biren, İlker Güven, Mustafa Özbey, Namık Kemal Çalışkan, Osman Metin Açımuz, Ramazan Cem Gürdeniz ve Türker Ertürk’ün “devletin güvenliğine veya anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” suçunu işlediklerini belirterek, 3 yıldan 12’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi. 91 emekli amiral için de beraat istedi.
Tepki çeken mütalaa tartışılmaya devam ediyor.
Mehmet Ali Güller, Cumhuriyet’teki yazısından Amiraller davasıyla neyin hedeflendiğini irdeledi.
Güller’in yazısının satır başları şöyle:
“AKP hükümetinin içeriği nedeniyle ortak açıklamayı bir ceza davasının konusu yapabilmesi mümkün değildi çünkü her konuda ortak fikir açıklamak emekli büyükelçilerin de emekli amirallerin de hepimizin de anayasal hakkıydı. O nedenle emekli amirallerin ortak açıklamasını “darbe iması” ve “darbe çağrışımı” iddiasıyla bir kampanyaya dönüştürdüler. Gerçi hukukta “teşebbüs” suçu vardı, “ima” ya da “çağrışım” diye bir suç yoktu ama yine de dava açacak bir savcı buldular!
Sonuç? Dün yapılan dördüncü duruşmada ise 103 amiralin 91’ine beraat, 12’sine hapis istendi!
Aslında tek başına bu sonuç bile amirallerin ortak açıklamasına dair yapılan “darbecilik” suçlamasını hukuken de düşürmektedir. Hani 103 emekli amiral “darbecilik” nedeniyle o açıklamayı yazmıştı? Yüzde 90’ı beraat eden bir darbecilik faaliyeti mi olur!
Buna rağmen cumhurbaşkanlığı avukatı iddiasını sürdürüyor, “hükümete hatta devletin varlığına karşı yapılan eylem” diyerek şapkadan tavşan çıkarmaya çalışıyor. Davanın “siyasi bir dava olmadığını” iddia ederek “Darbe ve bildiri zihniyetiyle benzerlik gösteren zihniyet konusudur” diyor. Dikkat ediniz, en fazla “benzerlik” diyebiliyor, tıpkı “ima” ya da “çağrışım” gibi… Sırf bu nedenle bile bu davayı “hukuka da kumpas” diye niteleyebiliriz.
Ama dava şimdi aynı zamanda önümüzdeki seçime de kumpastır. Hapis istenen 12 amirali beraat eden 91 amiralden ayıran özelliği bile bunun göstergesidir. Çünkü o 12 emekli amiral TV’lere çıkan, gazetelerde yazan, sosyal medyayı etkin kullanan isimlerdir. Bu 12 emekli amiral üzerinde sallanacak “hapis” kılıcı, aslında seçim sürecinde toplum/seçmen üzerinde sallanacak kılıç olacaktır.
Görüldüğü gibi AKP-FETÖ ortaklı 28 Şubat davası kumpası da AKP’nin “Amiraller Bildirisi” davası kumpası da muhalif kesimleri baskılamak hedefiyle hukuku ve siyaseti esir almayı sürdürüyor. Bu bakımdan önümüzdeki seçim, aynı zamanda “kumpasçılıkla hesaplaşma” seçimi olacak.”