1. Haberler
  2. Gündem
  3. Anafartalar Zaferi 106. yaşında: Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum

Anafartalar Zaferi 106. yaşında: Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum

featured

Çanakkale Geçilmez Destanı’nın dönüm noktası olarak bilinen 10 Ağustos Anafartalar Zaferi yıldönümünde anılıyor.

Müttefik Ordular Komutanı General Hamilton’un son büyük taarruzu olan Anafartalar Savaşı, Mustafa Kemal’in komutanlık yeteneğiyle hüsrana uğratıldı ve General Hamilton’un da bölgeden alınmasına neden oldu. Atatürk’ün gazi unvanını aldığı ve Türk tarihinde çok önemli bir yere sahip olan 10 Ağustos Anafartalar Zaferi 106. yılında anılıyor…

ANAFARTALAR ZAFERİ TARİHİ

Çanakkale’deki işgal girişiminin seyrini değiştiren dönüm noktalarından biri olan Anafartalar Zaferi’nde Kurmay Albay Mustafa Kemal liderliğindeki Mehmetçik, denizden olduğu gibi düşmana karadan da geçit vermedi.

Çanakkale Boğazı’nı geçemeyeceklerini anlayınca Gelibolu Yarımadası’na karadan çıkarma yaparak buradan Boğaz’a ulaşmayı deneyen İtilaf Devletleri’nin umutlarının yok edildiği bu zafer, tarihe adını yazdırdı.

‘BEN SİZE TAARRUZU EMRETMİYORUM, ÖLMEYİ EMREDİYORUM’

18 Mart 1915 deniz zaferinden sonra düşman bu sefer karadan Çanakkale’yi zorlamaya karar verdi.

25 Nisan 1915’te İngiliz-Fransız birleşik donanması Seddülbahir ve Arıburnu sahillerine çıktı. Sabah saat 05.30 civarında Arıburnu sahillerine ayak basan düşman çıkarma birliklerini ilk olarak o bölgeyi savunmakla görevli 27. Alay karşıladı. Onun yardımına, sabah 9.45, 10.00 civarında 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in komutasındaki 57. Alay yetişti.

Mustafa Kemal, komutanlara, “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” diyerek 57. Alay’ı düşmanın üzerine sürdü. Conkbayırı sırtlarında gün boyun devam eden boğaz boğaza çatışma sonunda düşman çıkarması sonuçsuz kaldı.

Mustafa Kemal, bu başarısından dolayı “Arıburnu Kuvvetler Komutanlığı”na getirildi ve 25 Nisan 1915’ten 16 Mayıs 1915’e kadar, bölgedeki tüm kuvvetleri komuta etti.

İsmet Görgülü, şöyle diyor: “Yarbay Mustafa Kemal, düşmana taarruz etmek için Ordu Komutanından gerekli izni almayı bekleseydi, düşman muharebenin ilk saatlerinde, bölgenin en hâkim tepeleri olan Conkbayırı ve Kocaçimen’i ele geçirecek ve Boğaz yolunu açmış olacak, Seddülbahir’i de savunan Türk kuvvetlerini de kuzeyden kuşatmış olacaktı. Aynı zamanda düşmanın çıkarma yaptığı Arıburnu ve Seddülbahir bölgelerine, muharebenin ilk gününde müdahale edebilecek mesafede Türk birliği bulunmadığından (M. Kemal’in tümeni hariç) Mustafa Kemal’in bu tarihi müdahalesi olmasaydı Çanakkale Muharebeleri, 25 Nisan günü kaybedilebilirdi.” (İsmet Görgülü, On Yıllık Harbin Kadrosu, (1912-1922), Ankara, 1993, s.83,84)

CONKBAYIRI TAARRUZU

Mustafa Kemal Anafartalar Zaferi sonrasında Çamlıtekke’de, Liman von Sanders ile görüşerek akşam, Conkbayırı ile Suyatağı arasındaki 8. Tümen Karargâhı’na hareket etti. Büyük Anafarta kasabasının doğusunda tam tepelerinde bir İngiliz uçağı belirdi. Yanındakiler, hedef oluşturmamak için hemen ağaçların arasına dağılmalarına karşın Mustafa Kemal ve yanındaki bir asteğmen, hiçbir şey olmamış gibi yola devam etti. Uçağın takibinde Kurtgeçidi’ne yaklaştıkları zaman Conkbayırı tepesinden ve onun daha kuzeyinden Anzakların piyade ateşi altında 8. Tümen Karargâhı’na ulaştı. Buraya ulaştığında yanında bir tek Süvari Asteğmen Zeki (Doğan) vardı. Kurmaylarından ve yaverlerinden hiçbiri daha gelmemişti. Kötü koşullardan dolayı bir kısmı gece yarısına doğru, bir kısmı da ertesi gün karargâha gelebilecekti.

10 Ağustos’ta sabah saat 04.30’da Mustafa Kemal’in komutasındaki Türk birlikleri ( 23, 24 ve 28. Alaylar) Conkbayırı’nda düşmana saldırdı. 4 saat süren kanlı süngü muharebeleri sonunda Conkbayırı’nıın tamamı ele geçirildi.

Düşmana çok büyük kayıplar verdirilen bu savaş sırasında General Boldwin ve Kurmay Başkanı öldü. Mustafa Kemal de göğsündeki saate isabet eden bir şarapnel parçasıyla yaralandı.

Mustafa Kemal, Conkbayırı’nı geri aldıktan sonra öğleden sonra 8. Tümen’e veda ederek Anafartalar Grubu Karargâhı’na döndü.

5 gün süren Conkbayırı taarruzunda; resmi kayıtlara göre Türk tarafı 20 bin, düşman tarafı ise 25 bin kayıp verdi. Yani toplam kayıp 45 bin civarındaydı.

10 Ağustos Conkbayırı taarruzu hakkında, Fahrettin Altay Paşa’nın yorumu şudur: “Mustafa Kemal, 10 Ağustos’ta yalnız İstanbul’un değil, bütün bir memleketin işgalini önlemişti. Artık ümitleri kalmayan İngilizler, iki ay sonra Gelibolu Yarımadası’nı boşaltıp çekilip gitmeye mecbur kalıyorlardı.”

21 Ağustos’ta Albay Mustafa Kemal’in komutasında İkinci Anafartalar Zaferi kazanıldı.

1 Eylül 1915’te Mustafa Kemal’e Gelibolu’daki “üstün başarılarından” dolayı Gümüş Liyakat Madalyası verildi.

8 Ağustos 1915’te Anafartalar Gurup Komutanlığı’na getirilen Mustafa Kemal’in bu görevi, Çanakkale’den ayrılacağı 10 Aralık 1915’e kadar devem etti. Anafartalar Grup Komutanı olarak emrinde 3 kolordu (2, 15 ve 16. kolordular) vardı. Turgut Özakman’ın da belirttiği gibi, “Çanakkale Savaşı boyunca, Liman Paşa dışında hiçbir komutan, bu kadar uzun zaman, bu kadar çok birliği ve bu kadar geniş bir alanı komuta etmemiştir.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: EVVELA BEN İLERİ GİDEYİM

Mustafa Kemal, hatıralarında, Conkbayırı Taarruzu’nu nasıl başlattığını şöyle anlatır:

“Gün doğmak üzereydi. Çadırımın önüne çıktım. Hücum edecek askeri görüyordum.
Oradan hücumun yapılmasını bekleyecektim. Gecenin karanlık perdesi tamamen kalkmıştı.
Artık hücum anıydı. Saatime baktım. Dört buçuğa geliyordu.
Birkaç dakika sonra ortalık tamamen ağaracak ve düşman askerlerimizi görebilecekti.
Düşmanın piyade, mitralyöz ateşi başlarsa ve kara ve deniz toplarının mermileri bu sıkı düzende duran askerlerimiz üzerinde bir defa patlarsa hücumun imkânsızlığından şüphe etmiyordum. Hemen ileri koştum. Tümen kumandanına rastladım.
O da ve her ikimizin refakatimizde bulunanlar beraber olduğu halde hücum safının önüne geçtik.
Gayet kısa ve seri bir teftiş yaptım. Önünden geçerek yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki:
‘Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.’
Kumandan ve subaylara da işaretimle askerlerin dikkatini çekmelerini emrettim.
Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gidildi ve oradan kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretini verdim.
Bütün askerler, subaylar, artık her şeyi unutmuşlar, bakışlarını, kalplerini, verilecek işarete yöneltmiş bulunuyorlardı.
Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde subaylarımız kırbacımın aşağı inmesiyle demirden bir kitle halinde aslanca bir saldırıyla ileri atıldılar.
Bir saniye sonra düşman siperleri içinde gökyüzüne yükselen bir sesten başka bir şey işitilmiyordu.
Allah, Allah, Allah… Düşman silah kullanmaya vakit bulamadı.
Boğaz boğaza kahramanca mücadele sonunda ilk hatta bulunan düşman tümüyle imha edildi”.

CONKBAYIRI’NDA TÖREN DÜZENLENDİ

Anafartalar Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda yer alan Conkbayırı’nda tören düzenlendi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ve saygı atışı yapılarak Türk bayrağı göndere çekildi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet NuriErsoy, törende yaptığı konuşmada, Anafartalar Zaferi’nin her anının, cesaret, metanet, inanç destanı olan Çanakkale Savaşları’nın şanlı bir sayfası olduğunu söyledi.

‘NİCE KAHRAMAN SAYESİNDE BUGÜN ‘ÇANAKKALE RUHU’ HEPİMİZİN ORTAK MANEVİ HAZİNESİ OLMUŞTUR’

Deniz ve kara mücadelesiyle yaklaşık 9,5 ay süren Çanakkale Savaşları’nın, hem parçası olduğu tarihi süreç içinde hem de 20’nci yüzyılın şekillenmesinde kader tayin edici bir özelliğe sahip olduğunu belirten Ersoy, şu ifadeleri kullandı:

“Avrupa’da askeri ve siyasi ciddi değişimlerin sebebi olmuş, Kurtuluş Savaşı’nın manevi meşalesi buradan bütün yurt sathına yayılmış, dünyanın dört bir yanındaki mazlum halkların sömürge zincirlerini kırabileceklerine dair inançlarının yeşermesine zemin hazırlamıştır. Hüseyin Avni, Mehmet Şefik, Ezineli Yahya Çavuş, Yusuf Kenan gibi nice kahraman sayesinde bugün ‘Çanakkale ruhu’ hepimizin ortak manevi hazinesi olmuştur. Onlar 1915’te Seddülbahir, Kumkale, Arıburnu, Kanlısırt, Anafartalar ve Conkbayırı gibi sayamayacağımız daha pek çok mevzide kahramanca hayatını feda ederek ya da sinesinde onurla taşıyacağı yaralar alarak Çanakkale’yi Türk kimlik ve karakterinin timsali kılmışlardır. Dünya döndükçe hatırlanacak ve daima ilham alınacaktır.”

‘ADANMIŞ BİR ÖMRÜN GERÇEĞİ OLARAK DÜNYA VE TÜRK TARİHİNE ATATÜRK ADIYLA GEÇMİŞTİR’

Ersoy, Çanakkale’de elde edilen zaferin, başkent İstanbul’u kurtardığı gibi aynı zamanda vatan kurtaran, devlet kuran komutanların ve liderlerin doğmasına da vesile olduğunu vurguladı.

Komuta ettiği ve emir verdiği her askerin yüce ruh halini anlayarak özümseyen ve buna göre kararlar alarak önemli zaferlere imza atan komutanlar sayesinde Çanakkale’nin sükunetli bir vatan toprağı olduğunu dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:

“Göğsüne şarapnel isabet ettiği halde ‘Asker yaralandığımı duymasın’ diyerek büyük bir metanet örneği gösteren, kendi ifadesi ile ‘ölümden daha ağır bir sorumluluk’ ile görev yaptığı Çanakkale’de ‘Anafartalar kahramanı’ olan Gazi Mustafa Kemal, üstlendiği vazifeyi, ‘Böyle bir sorumluluğu yerine getirmek basit bir iş değildir. Fakat ben vatanım mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için kemali iftiharla bu sorumluluğu üstüme aldım’ diyerek anlatmaktadır. O, hayatı boyunca bağımsızlık ülküsüyle ve vatan toprağına beslediği sevdasıyla en ağır sorumlulukların altına girmiş, en zor kararları alarak ve daima milletinin ruh haline tercüman olarak yeni bir istikbal yolu çizmiş, verilmiş bir unvan olmanın çok ötesinde adanmış bir ömrün gerçeği olarak dünya ve Türk tarihine Atatürk adıyla geçmiştir.”

Ersoy, 106’ncı yıl dönümünde Anafartalar Zaferi’nin ve Çanakkale’nin büyüklüğünü tarifsiz bir gururla idrak ederken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, Mehmetçikleri, aziz şehit ve gazileri bir kez daha rahmetle ve minnetle andığını dile getirdi.

Bakan Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:

“İçeride ve dışarıda Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin yoluna taş koymaya, ilerleyişimizi engellemeye, bizi hedeflerimizden uzaklaştırmaya çalışan herkes, tarihte daima olduğu gibi bugün ve gelecekte de hezimet ve hüsrana uğramaktan bir adım öteye geçemeyecektir. Yüreklerimize korku, umutsuzluk, yılgınlık salabileceklerini sananların hepsi bu milletin bükülmez iradesi, boyun eğmez karakteri karşısında hezeyanlara boğulmaya mahkumdur. Topraklarımıza düşen her ateş, devletimizin gücü, milletimizin birlik ve beraberliği karşısında sönecek, vatandaşlarımızın bütün yaraları sarılacak, toprağımız üzerindeki küller savrulup yerini yeniden yeşile ve yaşama bırakacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, orman yangınlarında vefat eden bütün vatandaşlarımıza, vazifelerini bihakkın yerine getirme kararlılığıyla alevlerin önüne set çeken, bu uğurda şehit olan bütün görevlilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Yaralılarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyorum.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kahraman Şehitlerimizi rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.
    Ruhunuz şad olsun. Emanetinizi canımız pahasına koruyacağız.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!