Anlaşmanın artıları eksileri… Askeri hedeflere ulaşıyor, peki siyasi hedefler?

Türkiye-ABD arasındaki dünkü 13 maddelik anlaşma, Türkiye'nin askeri ve siyasi hedefleri açısından artı ve eksi yönleriyle tartışılıyor. PKK/YPG'yi 30 kilometrenin altına itecek olan anlaşma askeri olarak isteneni karşılasa da siyasi hedefler ve terör örgütünün varlığı açısından soru işaretleri barındırıyor.

Anlaşmanın artıları eksileri… Askeri hedeflere ulaşıyor, peki siyasi hedefler?

Türkiye-ABD arasında, PKK/YPG’nin ağır silahlarını bırakarak, 5 gün içinde 30 kilometrenin altına çekilmesi yönündeki anlaşma ana gündem konusu. ABD ve Batı basını tıpkı Ankara gibi, Türkiye’nin bu anlaşmayla istediğini aldığı görüşünde. Öte yandan bu anlaşmayla PKK/YPG’nin 30 kilometrenin altında varlığını sürdüreceğini ve tehdit olmaya devam edeceği görüşü de yaygın olarak işleniyor. Anlaşma, Türkiye’nin askeri ve siyasi hedefleri açısından artı ve eksi yönleriyle tartışılıyor.

Fikret Bila, iki hedef açısından anlaşmanın sonuçlarını değerlendirdiği T24’teki yazısında, askeri hedefler açısından anlaşmanın artılarını aktarırken, siyasi hedefler açısında soru işaretlerini gündeme getirdi. Bila’nın yazısının satır başları şöyle:

“(…) YPG’lilerin, ağır silahları alınarak, sınırdan 30-35 kilometre güneye çekilmeleri Barış Pınarı’nın askeri hedefleri arasındaydı. Bu yönü itibariyle askeri hedeflerin birine ulaşılacağı görülüyor.

Askeri hedeflerin diğeri de sınır boyunca 480 kilometre uzunluğunda 30-35 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturmaktı. TSK, henüz bu sınırlara varmadan operasyona 5 gün ara vermiş oldu. Sonrasında harekâtın bu sınırlara doğru genişleyip genişlemeyeceği şimdilik bilinmiyor.

‘GENERAL MAZLUM’UN MEKTUBUNDA NELER VAR?

Bilinmeyen bir yön de Trump’ın Erdoğan’a gönderdiği skandal mektubun ekinde bulunduğunu söylediği “General Mazlum”un Erdoğan’a önerileriydi. Trump’un “general” dediği ve telefonla konuştuğu Türkiye’nin kırmızı listede aradığı PKK’lı terörist Ferhat Abdi Şahin’di. Varılanı anlaşma açısından şu mektupta nelerin yazılı olduğu önem taşıyor.

Varılan anlaşmayla, operasyonun askeri hedefleri açısından hedefine yaklaştığı söylenebilir.

Siyasi hedeflere gelince; Türkiye’nin yıllarını alan ve daha uzun yıllarını alacağı belli olan terör sorunun siyasi boyutunu görmek, PKK’nın siyasi hedeflerini hatırlamak, Ankara’nın nasıl çetin bir mücadele içinde olduğunu kavramak açısından yararlı olacaktır.

PKK/YPG’NİN NİHAİ AMACI

PKK-PYD-YPG’nin nihai amacı “Kürdistan Demokratik Konfederasyonu”nu kurmaktır. Bu amaç, Öcalan tarafından geliştirilen KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) Sözleşmesi’inde ifade edilmektedir. KCK Sözleşmesi, Öcalan’ın Marks’ı, Lenin’i aştığını söylediği, büyük ölçüde Amerikalı düşünür Murray Bookchin’in görüşlerine yaslanan komünal-konfederal bir devlet biçimini hedeflemektedir.

Bu sözleşme, terör örgütü PKK tarafından, kurulması amaçlanan devletin, yasama, yürütme, yargı organlarını, ordusunu, yüksek seçim kurulunu, vatandaşlığa kabul ve çıkarılma koşullarını içeren ve Öcalan’ı ebedi devlet başkanı ilân eden bir anayasa metni olarak kabul edilmektedir.

KCK Sözleşmesi, PKK tüzüğü ve PYD tüzüğü aynı hükümleri taşır. PKK, bu tüzüklerde öngörüldüğü gibi Öcalan’ın talimatlarıyla dört ülkede aynı yapıları kurarak yeniden örgütlenmiştir: Türkiye’de KCK-TM (Kuzey), Suriye’de KCK-Rojava (Batı), İran’da KCK-Rojhilat (Doğu), Irak’ta KCK-Başur (Güney).

KCK’da öngörülen devlet yapısını oluşturmak için her PKK’nın  dört ülkedeki kolları tarafından “vergi daireleri, askere alma şubeleri, kolluk kuvvetleri” gibi yapılar oluşturulmuştur.

SURİYE’DE ÇIKAN FIRSAT

PKK bu yapıyı Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta uygulamaya geçirmek için Suriye iç savaşını bir fırsat olarak görmüştür. İç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana terör örgütü bütün gücünü ve dikkatini Suriye’nin kuzeyinde toplamış ve ABD’nin desteği ile dört projenin ilk ayağını Fırat’ın doğusunda uygulamaya geçirmiştir.

KCK-Rojava projesini hayata geçirmek üzere PYD siyasi faaliyetlerini YPG de silahlı faaliyetlerini bu bölgede yoğunlaştırmışlardır.

‘ÇÖZÜM SÜRECİ’NİN SONUÇLARI

PKK-PYD-YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde rahatça faaliyette bulunmalarının bir nedeni ABD’nin yaptığı koruma, diğeri ise aynı yıllarda Türkiye’de yürütülen çözüm sürecidir.

Terör örgütünün, Türkiye’deki çözüm süreci boyunca Suriye’nin kuzeyinde ABD katkısıyla silahlandığı, ordu düzenine geçtiği, KCK’da öngörüldüğü gibi komünler, köy, ilçe, il meclisleri kurarak komünal-konfederal devlet için altyapı çalışmalarına ağrılık verdiği bilinmektedir. Kobani olaylarından sonra ise silahlı güçle Türkiye’de de bazı yerleşim bölgelerini ele geçirebileceğini düşünmüş ve hendek olaylarını başlatmıştır.

SİYASİ HEDEF NEDİR?

Görüldüğü gibi sorun çok boyutludur. Bu nedenle Türkiye’nin vereceği mücadelede hem uzun soluklu hem çok boyutlu olacaktır.

Bu çerçeve içinde Barış Pınarı, PKK’nın “KCK-Rojava Projesi”ni şimdilik engellemiştir. Kuşku yok ki, Türkiye’nin oluşturacağı güvenli bölge sınırlarının dışına çıkmakta olan PKK-PYD-YPG bu sınırın altında, hâkim olacağı bölgede yine aynı projeyi uygulamaya koymaya çalışacaktır.

Bu itibarla Barış Pınarı, Türkiye açısından PKK’nın Suriye’nin kuzeyindeki siyasi hedefine ulaşmasını önlemeye yöneliktir ve sorunun sadece bir parçasıyla ilgilidir.

Tabii bu sorun sadece Ankara’nın değil, Tahran, Bağdat ve Şam’ın da sorunudur.”

Türkiye ile ABD arasında 13 maddelik anlaşma