BURAKHAN BAŞARAN/VERYANSIN TV
İlk kez işçi temsilcisi olmadan karar veren komisyon, 2026 yılı asgari ücretini yüzde 27’lik zamla net 28 bin 75 lira olarak açıkladı. Böylelikle 2 yıldır enflasyonun altında kalan asgari ücret, büyük tepki topladı.
Asgari ücrete tepkilerin adreslerinden biri de İstanbul’un Kadıköy ilçesiydi.
CHP Gençlik Kolları üyeleri asgari ücrete tepkilerini dile getirmiş, protesto sonrası 19 yaşındaki Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Bilgekağan Şarbat polisin “gel bir çay içeceğiz” sözleri sonrası gözaltına alınmıştı.
Yaklaşık 300 genç arasından gözaltına alınan tek kişi olan Bilgekağan alelacele savcılığa sevk edilmiş, çıkarıldığı Anadolu Adliyesi Sulh Ceza Hakimliği’nce “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanmıştı.
“Delilleri karartma ve kaçma şüphesi olduğu” iddiasıyla tutuklanan Bilgekağan, yaşıtlarının sınavlarına girdiği günlerde yılbaşını cezaevinde geçirecek.
BABASI VERYANSIN TV’YE KONUŞTU
Bilgekağan’ın babası Ercan Şarbat, Maltepe Cezaevi’nde oğlunu ziyareti sonrası Veryansın Tv’ye konuştu.
Oğlunun morali ve neşesinin iyi olduğunu dile getiren baba Şarbat, açlık sınırının altında bir asgari ücreti protesto eden Bilgekağan’la “gurur duyduğunu” ifade etti.
‘POLİSLERİN HİÇBİR UYARISI OLMAMIŞTIR’
Asgari ücret zammını “ayıp” olarak niteleyen Ercan Şarbat, oğlunun hiçbir kanunu çiğnemediğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Bilgekağan’ın diğer birçok genç gibi aslında hiçbir kanunu ezmediği, hiçbir kanun dışına çıkmadığını hepimiz biliyoruz. Kanun dışı bir şey yapmamıştır. Yapılan yürüyüşte polislerin hiçbir uyarısı olmamıştır. Herkesin attığı sloganları, 300 kişinin attığı sloganları benim oğlum da atmıştır. 300 kişinin içinde bir tek onu aldılar. Bu tamamen siyasidir.”
POLİSİN ‘GEL BİR ÇAY İÇELİM’ SÖZLERİNE NE DEDİ?
Oğlunun gözaltına alınma sürecinin de hukuksuz olduğunu ifade eden Şarbat, polisin tutumuna tepki göstererek şöyle devam etti:
“Polislerin onu gözaltına almaları kanunsuz bir şekilde. ‘Gel bir çay içelim’ diye çağırıyorlar. Bu kanunsuz bir şey. Polis birini öyle çağırıp da gözaltına alamaz. Artı, gözaltına alındığı zaman karakolda savcılıktan bir emir yok. Sonra geliyor… Polisler çocuğu karakola alıyorlar ve ‘gözaltına alındı’ diyorlar. Savcılıktan bir emir gelmemesine rağmen.”

Savcılık ve hakimlik sürecine de değinen Şarbat, tutuklama kararının gerekçesini şöyle değerlendirdi:
“Sonra savcılıkta olanlar, savcının çocuğu rahatça bırakabilecekken bir telefonla hakime sevk etmesi… Hakimin çocuğa tutukluluk vermesi de neymiş? ‘Delilleri karartacak’mış. Hangi delili karartacakmış? Boğaziçi’nde okuyan bir çocuk, sınavları var. Yatarı olmayan bir suçtan niye yurt dışına kaçmak istesin? Bunlar mantıkla izah edilemeyen şeyler. Aynı Türkiye’nin son 20 yılda yaşadıkları gibi. Mantıkla izah edilemeyen ancak karamizah programlarında olan şeyler Türkiye’de yaşanıyor.”
‘İSMİNİN BİLGEKAĞAN OLMASI BİLE…’
Şarbat, “Belki sadece isminin Bilgekağan olması bile bazıları için çok rahatsız edici bir şey olabilir. Bunları daha önce de yaşadık biliyoruz. Boğaziçili olması rahatsız edici bir şey olabilir. Hakkını savunuyor olması da rahatsız edici bir şey olabilir. En önemlisi de gençlere böyle bir gözdağı verilmek isteniyor. Ama Z kuşağı öyle bir kuşak değil.” dedi.
Gençlerin baskılarla sindirilemeyeceğini vurgulayan Şarbat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani bu çocuklar çok yumuşak gözüküyorlar. Ben bir X kuşağıyım. Bu çocuklar çok yumuşak gözüküyorlar ama o kadar dirayetli çocuklar ki, geri adım atmıyorlar. Bu çocukları yıldırmak gerçekten çok zor. Ve giderek güçleniyorlar. Baskılar onları güçlendirmeye yarıyor.”
OĞLUNUN MESAJINI AKTARDI
Oğlunun cezaevi koşullarına ilişkin de bilgi veren Şarbat, Bilgekağan’ın moralinin iyi olduğunu aktardı:
“Cezaevindeki durumunda hiçbir sıkıntı yok. Şartları iyi. Herhangi bir şikayeti de yok. Ben de herhangi rahatsız edici bir şey görmedim. İyi olduğunu söyledi. Mücadeleye devam edilmesini istiyor. Herkesin desteğinden dolayı çok mutlu. Herkese çok teşekkür ediyor.”
Ekonomiden adalete kadar hiçbir alanda iyiye gidiş olmadığını ifade eden Şarbat, gençlerin itirazının anayasal bir hak olduğunu vurguladı:
“Türkiye’de iyi giden bir şey söyleyebilir misiniz? Ekonomide mi iyi gittik? Eğitimde mi iyi gittik? Adalette mi iyi gittik? Sağlıkta mı iyi gittik? Teknolojide mi iyi gittik? Nerede iyi gittik? Gençler Türkiye’nin geleceğinde bir şey göremiyorlar. Bu çocuklar tabii ki bunu protesto edecekler. Bu da onların anayasadan gelen hakkıdır.”
‘ŞEREF MADALYASIDIR’
Ercan Şarbat, sözlerinin sonunda oğluyla gurur duyduğunu dile getirerek şöyle konuştu:
“Oğlumla da çok gurur duyuyorum. Güzel yetişmiş. Biz onu güzel yetiştirmişiz. Kendi kendini güzel yetiştirmiş. Çok mutluyum. Babası olarak şeref duyuyorum, gurur duyuyorum. Şu anki durumu da onun göğsünde bir şeref madalyasıdır. Memleketi için kötülüğe bu başkaldırısı bir şeref madalyasıdır.”

Takmışssınız x kuşağı, abc kuşağı falan Hocam insan varlığı fabrikada tek torna cihazından çıkan bir şey değil! Global algı manüpülasyonlarına gelmeyin. Ayrıca bence “bilge kağan” adını görünce ilgili şahıslarda hemen bir türk alerjisi başlamıştır, tecrübeyle sabit bu düşüncem.
Helal hemşerim!Senin oğlan bizim de oğlumuz.Zırnık emeğimiz yok ama besbelli Bilgekağan!Söyle oğlana de ki seni kendi evladı sayan binlerce insan var.İnadına dirensin!