Aşırı dindarlık dinsizliktir

Nazif Ay yazdı...

Aşırı dindarlık dinsizliktir

İkinci halife Ömer, Kâbe’ye yaslanıp miskin miskin uyuyan, memleketlerine dönmeyip sabah akşam harem sınırları içinde ibadete kendilerini ayıran bağnaz dindarları kovalamıştı.

Aynı Ömer, mağarada inzivaya çekilip güya Peygamber gibi yaşayacaklarını ileri süren taassuplu şahısları elinde sopayla evlerine göndermişti.

Yine aynı Ömer, bağıra bağıra Kur’an okuyup çevresindekileri ilahi mesaja çağırdığını sanan anlayışsız bir kişiyi sert şekilde uyarmış, “Eğer Kuran okumayı kesmeseydin ben seni cezalandıracaktım” diyerek haddini bildirmişti.

Ve yine aynı Ömer, Peygamber’in altında dinlendiği ağacı, halk ona fazla perestiş edip totemleştiriyor, ağacı kutsallaştırıp bir nevi tapıyor kaygısıyla kökünden söküp attırmıştı.

Hz. Muhammed’in ölmeden önce söylediği bir söz tüm İslam tarihinin hassas dönemine kimin imza attığını göstermektedir. Diyor ki peygamber: “Ömer’in ölümüne İslam ağlasın!” Bu sözü boş olmadığını, selef döneminin olayları ve Ömer’den sonraki fitne hareketleri ispat etmiştir.

Halife Ömer’i seven olur, sevmeyen olur ama onun saldırgan dindarlık anlayışına ve radikallik seviyesindeki Müslümanlık şovlarına karşı sergilediği örnek davranışlara Firaset adı verilir, yani ince görüşle maddi manevi dünyayı sezebilme kabiliyeti.

Halife Ömer’in hassasiyet gösterdiği aşırı dindarlık gösterisinin altında yatan tehlike, bu tarz duygusal salvoların sonucunda meleksi insan tipinin değil, tam aksine, felsefi anlamdan uzak olarak ve komplekse yaslanan bir DİNSİZLİK hastalığının güç bulmasıdır.

Aşırı dindarlığın sonucunda psikoloji biliminin diliyle Mistik hezeyan ruhlarda yer eder. Kendini günahsız, hatasız, mükemmel, kusurdan uzak, eksiklikten beri varsayan mistik vakalı şahıslar din piyasasında boy gösterir. Dindarlığın antitezi olan itikatlar kontrolsüzce öne çıkar ve ilgi görür.

İşte Ömer, aşırı dindarlığın insanları felsefi derinliği olmayan, entelektüel vasfa dayanmayan bir dinsizliğe götüreceğini iyi biliyordu. Bu tip dindarlığın ne o kişiye ne topluma ne de dine faydasının olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Peygamber: “İslam, orta yoldur. İşlerin hayırlısı, orta ayar olanıdır” sözünü öylesine etmemişti.

GÜNÜMÜZDE AŞIRI DİNDARLIK ÖRNEKLERİ

Günümüzde aşırı dindarlığın zamane örnekleri yok mudur, elbette sayılamayacak oranda çoktur. İsterseniz günümüzdeki örnekleriyle konuyu daha anlaşılır kılayım.

Mesela moda haline gelen avaz avaz okunan ezanlar, insanları dine küstürüyor ve müezzinlerin kakafoni ayarlarına isyan ettiren ve kulak desibelini patlatan vahşi bağırışlarını İslam’a ait bir nezaketsizlik olduğunu zannettiriyor. Ezanların işkence vasıtası gibi okunması ve dine mesafeli kişilere eziyet vasıtası kılınması dinin naif yapısına ihanettir ama siyasal iktidar bu inceliği kavramaktan epey uzaktır. Bir de iki cami arasındaki saçma sapan ezan okuma düeti vardır ki, iki müezzinin gırtlaklarını patlatırcasına icra ettikleri dinsel konserin hiçbir sanatsal değeri ve misyonik karşılığı bulunmamaktadır. Korkum o dur ki, düetin ötesine geçip koro halinde ve insanları tamamen dine cephe aldıracak bir kepazeliğe yol verilecektir. Bu ise din hak etmediği halde dine dair nefretin zirveye çıkmasına sebep olacaktır.

Yine mesela zorla İmam Hatip’e yönlendirme siyaseti toplumun sinir uçlarına dokunmakta, aşırı dindarlığın zehirli etkisini azdırmaktadır. Zaten zorunlu din dersi mantığının dine, insanlık değerlerine ve medeniyet anlayışına uygun olmayan niteliği bilinirken yetmiyormuş gibi, çocukların İmam Hatiplere yönlendirilme gayretleri İslam’a değil, İslam’a düşman bir dinsizliğe hizmet etmektedir. Söylenişi zor olsa da ifade etmeliyim, şimdilerde en büyük Batı orijinli planın adı bana göre Dinlileştirerek dinsizleştirme planıdır. Zoraki olarak dine mensup kılma ama esasında dinden nefret ettirme planı aksamaksızın yürütülmektedir. Bir zamanlar Atatürk’ü kendi sınıfına kalkan yapanların Toplum mühendisliği projesini şimdilerde İslamcılar kendi kutsal megalo idealarına bazen Değerler Eğitimi bazen Tebliğ ve İrşad hatta bazen Manevi cihat adı vererek yürütmektedir.

Yine mesela tarikat ve cemaat adı verilen dinsel sapıklık merkezlerinin din propagandaları da dinsizliğin alevlendirilmesine en büyük etkendir. Yanmayan kefenler, cinsel gücü arttıran ayetlerin yazılı olduğu muskalar ve daha birçok edepsiz dinci projelerinden haberdar olanların dine sıcak bakması hiç mümkün müdür sizce? Tarikat ve cemaatlerin, itikat terörizmine payanda olma niteliklerini bugün iktidar göremezse, bunların tıpkı Fethullah çetesi gibi darbeye kalkışmasına da hazır olmalıdır.

Yine mesela Tartışmayan İslamcı lider inancı da dinsizlik alametidir. Liderlerini Allah’a endad/ eşbaşkan yapan sapkın anlayışın, onun ahlaksız tavır ve fiillerini mazur gösteren algı tam manasıyla dinsizlik manifestosudur.

Anlayacağınız, dün Halife Ömer, dindarlık adına aşırı ve kontrolsüz dindarlara haddini bildirirken yerden göğe kadar haklıydı. Bugün de biz, İslamcıların vahşet ve kalitesizlik arz eden eylemlerinden ve projelerinden rahatsızız. Rahatsızlığımızı sadece yazılarımızla ifade edebiliyoruz. Ama bu dinsel planı bir gün her şeyi ile yaşamımızdan tard edip kovacağız. Kutsalı savunduğunu iddia eden İslamcıların, aslında kutsalı sömürüp kutsala saldırdığını tarihe not edeceğiz.