6 Kasım’da tarihi zirvesini gören dolar kuru, ekonomi yönetiminin değişmesine neden olmuştu. Geçen 6 ayda faizler yüzde 10,25’ten yüzde 19’a çıkarılırken, TL’deki değer kaybı ise yüksek faize rağmen sürdü. 6 ay sonra gelinen noktada dolar 8,60’ı, avro ise 10,47’yi görerek rekor tazeledi.
Dolarda birkaç gündür süren yukarı yönlü hareket, dün yeni rekor getirdi. 6 Kasım 2020’de 8,5803 TL ile rekor kıran dolar, dün de 8,5995 TL ile tarihi rekorunu geliştirdi.
Aynı şekilde Avro da, yükselişini sürdürerek 10,4730 ile rekor tazeledi. ABD ekonomisinin hızlı toparlanması ile birlikte ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımına gideceği beklentisi güçlendi. Bu durum, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde olumsuz bir etkiye neden olurken, Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı yüksek olan ülkeler ise bundan çok daha olumsuz etkileniyor.
UYSAL YERİNE AĞBAL
Doların ve Avro’nun 6 Kasım 2020’de tarihi seviyelere tırmanması üzerine TCMB Başkanı Murat Uysal görevden alınmış yerine Naci Ağbal getirilmişti. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da hemen ertesinde görevinden ayrılırken, onun yerine de Lütfi Elvan atanmıştı. 20 Mart 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Naci Ağbal da görevden alınmış ve yerine Şahap Kavcıoğlu atanmıştı. Geçen süreçte TL’deki değer kaybı, 9 puana yakın faiz artışı ve yüksek faize rağmen giderilemedi ve dolar ve Avro yeniden tarihi seviyelerine tırmandı.
TCMB Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, “Sıkı parasal duruş; enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve finansal piyasa gelişmeleri bağlamında dışsal ve geçici oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görecektir” ifadelerini kullanarak, yüksek faizin süreceği mesajını verdi.
FAİZ YÜKSEK AMA TL DE DEĞERSİZ
Doların ve avronun 6 Kasım 2020’de tarihi seviyelere tırmanması üzerine TCMB Başkanı Murat Uysal görevden alınmış, yerine Naci Ağbal getirilmişti.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da hemen ertesinde görevinden ayrılırken, onun yerine de Lütfi Elvan atanmıştı. 20 Mart 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan cumhurbaşkanı kararı ile Naci Ağbal da görevden alınmış ve yerine Şahap Kavcıoğlu atanmıştı. Geçen süreçte TL’deki değer kaybı, 9 puana yakın faiz artışı ve yüksek faize rağmen giderilemedi ve dolar ve avro yeniden tarihi seviyelerine tırmandı. (Milli Gazete)
Mevduat Faizini 6 puan daha arttırsınlar.Madem sıkı para politikası ,fiyat istikrarı ….E esnafada 17.5 den faiz verdin ,alsın parasını özel bankalara yatırsın (huzur )
Siyaset, ücretlerin (karların) dağıtılma işidir. Bu siyaset halkla ilişkiyi iyice kopardı, halkı temel gıdada bile yüzde 100 enflasyona terk etti, kendi kısa dönemli çıkarlarının peşine düştü. 15 milyon kişiye sadaka vermekle bu iş geliştirilemez hale geldi.
Bu kapkaççı fetö ekonomisinde özelikle gıda fıyatları şöyle saptanıyor sanırım: bize durum olarak yakın bir ülkede örn: Bulgaristan vs, asgari ücretle ne kadar örneğin peynir alınıyor, eğer çıkan miktar Türkiye’de daha fazla ise peynirin fiyatını arttırıp bu ayara çekiyorlar, ha zaten daha azsa sorun yok, halk alışmış demektir. Böyle böyle tam bir asgari ücretli asgari geçim toplumuna indirgeniyoruz. Tabii böyle bir toplumun bireyleri cahillik ve gerilik denizinde yüzerler.
Burjuvalar halkla ilgili tamamen kesmiş durumda ve bu yılı da karla çıkarabilir miyiz telaşında, gelecek yıl allahkerim.
Önderlik halkçı bir grubun elinde olmadıkça, üretim ekonomisine tam geçilemez ve ilk fırsatta kabzımal sistemine geri dönülür. Bu mevcut burjuvalardan hiç ama hiç bir halt olmaz.
Önderlik halkçı devletçi plancı bir grubun ve ona bağlı-bağımlı yeni yerli burjuvazinin eline geçebilir mi, imkansız değil ama çok zor.
Gelgitlerle bir 50 yıl daha geçer. Ancak dünya savaşı falan çıkarsa bir şeyler değişir, aynen 1920’deki gibi.
ya insan kaynağınız ya da doğal kaynağınız olmadan ekonominiz düzelmez. doğal kaynağımız yok ilerde de olmayacak gibi görünüyor. insan kaynağımızı pisa sonuçlarında görüyoruz ki iyi değil. gelecekte iyi olabilir mi o da pek mümkün görünmüyor çünkü bugün eğitim kimsenin dıngılında değil. velhasıl bu ülke düzeltilemez, erdoğanla da erdoğansız da düzeltilemez. doğum yapacak anneler doğumunuzu yurtdışında yapmaya bakın. burada eğitim yok, adalet yok, demokrasi yok, liyakat yok, şeffaflık yok, güvenlik yok, ifade hürriyeti yok, hukuk yok, yok yok yok yok… burada bırakın insan yetiştirmeyi böcek yetiştirmeyi bile düşünmemelisiniz.
(tüm kötü şartlara rağmen kılıfını yırtan büyük insanlar burada da yetişir ama istisnalar kaideyi bozmaz.)
Fetönün yani ABD emperyalizminin jeopolitikasına uyumlu bu fetö ekonomisi, şu anda başka bir jeopolitikaya girmiş Türkiye’ye uymuyor, ikisinden birisi değişecek ve yine uyumlu olacaklar, tabii ki fetö ekonomisi değişecek.
Gördüğüm tek şey, bu fetö ekonomisinin daha gidecek yolunun kalmadığı ve mutlaka radikal bir iç pazara dayalı üretim ekonomisine geçilme noktasına hızla gelindiği, şimdiki ekonomisinin 5 yılı çıkarma gücü yok, zaten bu kaptıkaçtı komisyoncu ekonomisi yılları doldurma, çıkarma, geçiştirme, bu yılı da çok şükür tatlı karlarla kazasız belası atlattık mantığıyla yürüyor, böyle bir ekonomiden ve burjuvalarından Türkiye’ye hayır artık hiç gelmez.
Fetönün 80 darbesiyle getirdiği komisyoncu, kabzımal, inşaatçı, ihracatçı, ithalatçı, turizmci sistemiyle sonuç bu.
Eh, perşembenin gelişi pazartesinden belliydi. Duvara vuruncaya kadar böyle devam, sonrasında kafayı vura vura üretim devrimine dönülecek, ama iyice direndikten sonra, bu komisyoncular düzeni tatlı karlarından sonuna kadar vazgeçmeyecek.