Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, kulübün Yüksek Divan Kurulu toplantısında açıklamalarda bulundu.
İsmail Kartal’ın sezon sonuna kadar takımda kalacağını ifade eden Aziz Yıldırım, “İsmail Kartal başarısız olursa bir daha da buraya gelmez. Tıpkı benim gelmeyeceğim gibi ama mayısa kadar sabredin” ifadelerini kullandı.
‘AYKUT KOCAMAN’ MESAJI
İsmail Kartal’a yönelik eleştirenlere yanıt veren Aziz Yıldırım, “İsmail Kartal benim aklımda yoktu. Aykut Kocaman’ı getirmemek için her gittiğim toplantıda benimle konuşmadınız mı? Hep birlikte ‘Aykut olmasın’ demediniz mi? Ne istiyorsunuz?” diye konuştu.
‘MAYIS AYINDAN SONRA YOKUM’
Aziz Yıldırım, şunları söyledi:
“Sayın Başkan, Sayın Divan Kurulu Üyesi arkadaşlarımız, değerli Fenerbahçe’nin divan kurulu üyeleri ve aynı zamanda kongre üyeleri, benim değerli arkadaşlarım.
Ben, uzun uzun anlatıp da konuları uzatıp burada 4’e, 5’e kadar konuşalım diye konuşmayacağım. Önce konuşuyorum ki siz de konuşmaları bunun üzerine yapın. Hem denetleyici arkadaşlar hem de bizim arkadaşlar raporları gelip okudular. Dün akşam ben de müdahil oldum. Yeni bir kanun çıkmış, ona göre hazırlanıyor. Ama istediğiniz gibi oynarsınız. Bak açık ve net bir şekilde söylüyorum. Önemli olan gerçek değer nedir? Bunu bilmek önemli. Orada diyor ki, kur farkını koyduk, 1 ayda enflasyon kabul ediyormuş devlet, ayda %4-5 geliyormuş, koyunca tabii şişiyor. Yani şişirebildiğiniz kadar şişirin. Gerçek değil! Gerçeği Tanju Bey burada söyledi. Mehmet Bey de bazı şeyleri ifade etti.

Önce divandan başlayacağım. Bir daha ben Divan Kuruluna gelmeyeceğim. Sizlere saygı duyuyorum. Bugün burada olan herkes benim başımın üstünde, saygı duyuyorum. Dışarı geliyorlar, dışarı gidiyorlar, orada vız vız vız konuşuyorlar, 3-5 defa haber gönderdim, sussunlar diye. Buraya geliyorsanız dinleyeceksiniz ya buraya çıkacaksınız ve ‘Kardeşim, sen anlatıyorsun bu nedir?’ diyeceksiniz. Fenerbahçe bu hale gelmeli. Yoksa Mehmet Bey de anlattı, bizim Tanju Bey de anlattı, ben de anlatacağım ama mesele değil. Siz ne kadar vakıfsınız? Siz olayları ne kadar biliyorsunuz? Ben, mayıs ayından sonra yokum. Bir daha bu kulübün içine gelmem. Neden olduğunu da söyleyeceğim, anlatacağım. Onun için sizden rica ediyorum; kulübe sahip çıkın, kulübünüze sahip çıkın. Sahip çıkmak buraya gelip oturmak veya dışarıda twitterda yazmak vs. değildir. Hakikaten kulübün durumu nedir, anlatacağım.
Üye sayımız 60 bin 65. Bunun 6 bin kişisi aidat borcunu ödememiş. 54 bin kişisi ödemiş. Geldik Yüksek Divan Kuruluna; aidat borcu olmayan üye sayısı 5416. Aidat borcu 669, toplam 6085. Divan kurulları kanunda yoktur. Medeni Kanun’da Divan Kurulu diye bir şey yok. Bunu bütün kulüpler bizim gibi yaşlı olanları onore etmek için, burada da aklıselim insanların gelip kulübün durumlarıyla ilgili konuşma yapıp ve kendi kendilerini, Fenerbahçe kamuoyunu aydınlatmak için bir araya gelmesini sağlayan kuruldur. Aklıselim insanların var olduğu bir yerdir. Şimdi 6 bin 85 kişi var, bunun 5 bin 416’sı buraya katılma hakkına sahip. Peki, kaç kişiyiz? Ben sabah geldiğimde aldım rakamları 318 idi, şimdi 350 kişidir. Ben niye geleyim buraya? Ben sizi toplarım, hepinizin ismi de belli zaten. Çağıracağım, yapacağım da ayda bir sizlerle toplantı yapacağım. Aynı burada anlattığım şeyleri anlatacağım. Öbürlerine gerek yok, nasılsa sahip çıkmıyorlar. Gelin, burada fikirlerinizi söyleyin. Bana değil, ben yarın yokum. Bu kadar da net anlatıyorum her şeyi. Aklıselim o kadar çok insan var ki… Bakanlar, milletvekilleri, siyasiler var, yani her gruptan insan var. İş insanları var, bürokratlar var… bu camiada her şey var. Neredeler? Neredeyiz? Ayıp ya, vallahi ayıp. Burada hep görüyorum, aynı insanlar. Benim zamanımda da 20 sene önce de aynı kişilerdi, bugün de aynı kişiler daha yaşlanmış olarak buradalar. Gelip 10 kişi konuşuyor. Bu televizyonlara yayını da kaldıracağız. Sayın Başkan, rica ediyorum. Televizyonlarda oturup seyrediyorlar veya bazı insanlar televizyona çıkmak için konuşma yapıyorlar. Kulübün dertleri için kimse konuşmuyor. Bakın benim derdim yok. Ben 6-7 ay sonra yokum. Ama bakın çok şeyler var. Kulüpçülük böyle olmaz.
‘217 MİLYON EURO KULÜBE PARA GETİRDİK’
Hep dediler ya, ‘Aziz Yıldırım, 600 milyon borç bıraktı gitti, şöyle yaptı, böyle yaptı’ diye. Aziz Yıldırım olmasa bugünleri göremezdiniz, onu da bilin. Ataşehir’i sattınız, Kayışdağı’nı sattınız, onların paraları… Stat yaptım, stadın isim haklarını sattınız, localarını sattınız, kombinelerini sattınız ancak idare ettiniz. Aziz Yıldırım hiçbirini satmadı. Aziz Yıldırım giderken 2018 yılında 2 milyon Euro yalnız futbolcuların bonservisleri ve yetiştirme paylarından dolayı bu kulübe borç bıraktı. 2018’de 2 milyon Euro! Hesaplar burada, elimdedir. Siz ne yaptınız? 2018 yılında Aziz Yıldırım’ın satın aldığı bütün bonservislerini ödediği oyunculardan 4 taneyi sattınız ve 45 milyon Euro bu kulübe girdi sağladınız. Sona ne yaptınız? Aldınız oyuncuları, sonra o oyuncuları sattınız, borcu duruyor, aldınız paraları yediniz. Haberiniz olsun tablo iyi değil. 170 milyon Euro civarında biz buraya para sokmaya çalışıyoruz, sponsor olarak! Bir kısmını da soktuk. Ancak o şekilde limitleri aştık veya diğer borçları kapattık, hallettik.
Son durum nedir? 22 Ekim itibarıyla biz, 217 milyon Euro kulübe para sokmuşuz. Bunun karşılığında da biz 186 milyon 304 bin Euro da harcamışız. Ve 38 milyon Euro da kasada para duruyor. Bilginiz olsun.
‘KULÜBE GELİN VE SAHİP ÇIKIN. SADECE BURAYA GELİP DİNLEMEYİN’
Neler yapılmış, gelin inceleyin. Hep Aziz Yıldırım’ın borçlarıyla gitmeyin hayata. Bu arkadaşlar ne yapmışlar, ne etmişler, nasıl olmuş, nasıl devretmişler. Lütfen, gelin inceleyin. 2024-2025 sezonunda 21 tane transfer yapılmış. Yani bundan iki sene önce 21 tane transfer yapılmış ve bunların brüt maaşları %40 vergi dâhil 129 milyon Euro maaş pozisyonu var. 82 milyon Euro da bonservis, 6 milyona yakın da menajerlik ücreti var. Bunları lütfen aklınızda tutun. Toplam 2017 milyon Euro, Fenerbahçe 2024-2025 yılında 21 oyuncu olarak transferi kapatmış. Sonra 2025-2026 sezonunda Ali Koç zamanında 12 tane oyuncu transfer etmişler. Ödedikleri %40 vergi dahil 224 milyon Euro, bu oyuncular ödenecek para, bonservisleri 102 milyon Euro, menajerlere yaklaşık 16 milyon Euro, toplamda ise 341 milyon 673 bin 310 Euro, ne zaman? Geçen sene eylül ayına kadar yani kongreye kadar. Kongrede yeni yönetim Fenerbahçe’ye 6 oyuncu alıyor. 125 milyon Euro vergiler dâhil maliyeti, bonservisi 60 milyon Euro, menajerler 9 milyon Euro, toplam ise 194 milyon 494 bin Euro. İkisinin toplamı eylül ayında yani geçen sene hazirandan başlayıp eylülün sonuna kadar yapılan transfer bedeli vergileri dâhil 536 milyon Euro. Hadi buradan yakın… Karşılığı nerede? Karşılığı gelecek. Ben, geldiğimden beri ödüyorum. Geldiğimden beri yeni, benim transferlerimle ilgili 5 tane oyuncu aldık. Onların da rakamlarını paylaşıyorum: Toplamı 134 milyon Euro brüt maaşlarıdır, 77 milyon bonservisleridir, 6 milyon menajerlik ücretleridir, vergiler dâhil toplam 218 milyon Euro. Bu kadar parayı da biz içeriye sponsor olarak sokmuş oluyoruz. Biz, bizimkileri karşılıyoruz ama öbürlerini karşılayamıyoruz. Bunlar ne yapmışlar? Bunları harcayabilmek için de, hani söylüyoruz ya 141 milyon Euro harcamışlar, nereden? Stadın iki senelik isim hakkını almışlar, onu almışlar, bunu almışlar vs. 141 milyon Euro’yu almışlar, yemişler. Bunları niye söylüyorum? Hiç söylememem lazım, ‘Banane’ diyerek ‘Mayıs ayında nasılsa ben yokum, Allah herkesin yolunu açık etsin.’ derim. Ama kulübe gelin ve sahip çıkın. Sadece buraya gelip dinlemeyin. Öğrenin. Anlattılar, bakın, onların üzerine çalışın. Sonraki divanda gelin ve ‘Sen bunları böyle söyledin ama bu böyle değil’ diye konuşalım.
Ben, geldiğimden beri 217 milyon Euro para sokmuşum. 186 milyon harcamışım. Benim transfer yaptığım oyuncularla ilgili harcadığım en fazla 20 milyondur. Bonservisine 2-3 ödemişimdir, kendilerine de maaş vs. 20 milyon hadi bilemedin 30 milyon. Geriye kalan hepsi geçmişin borçlarını temizlemeye çalışıyorum. Bu ay 133 milyon geçmişten kalan oyuncuların yani isimlerini söylesem ben bazılarının isimlerini hatırlamıyorum ve bu oyuncuların vergi borçları var. Ekim sonuna kadar bunu ödeyeceğiz; 133 milyon TL ve artı olarak 12,5 milyon Euro da bonservis borcu ödeyeceğiz. Hep eski oyunculardır. Bir tek orada Sidiki Cherif’in var, onun da parası geliyor. Karşıladı, karşılayacak 3 milyona yakın. Geri kalan 9,5 geçmişin borçlarıdır. Ödemezsek %10 faiz ödeyeceğiz. Bir de hepsini birden ödememiz gerekiyormuş. Allah Fenerbahçe’nin yardımcısı olsun, diğer kulüplerin de… Zannediyorum ki hepsi aynı seviyede.
‘SAMANDIRA’NIN TAPUSUNU ALDIK. KULÜBE HAYIRLI OLSUN’
Samandıra’nın tapusunu aldık. Kulübe hayırlı olsun. Arkadaşlarımın hepsine teşekkür ediyorum. Ben de bir tanesini yapmak üzere 6 tane çim sahayı Cihan Bey, Batuhan Bey, Barış Bey… yani bütün arkadaşlar olarak 6 kişi orada birer tane sahaya yapmayı taahhüt ettik ve sözleşmeyi de yapacak firmayla imzaladık. 1 Nisan’da inşallah onları teslim edeceğiz.
‘AKADEMİ PROJESİ, DOĞRU BİR PROJEDİR’
Binalarla ilgiliyse 60 milyon Euro’ya yapılacağı ifade ediliyordu. Özgür Bey hesap kitap yaptı. Dedi ki, ‘Biz bunları 40 milyon Euro’ya yaparız.’ Bununla ilgili Ali Bey ile görüşeceğim. Pazar günü büyük ihtimal görüşeceğim. Oradaki binaların yapımıyla ilgili onun fikrini aldıktan sonra bizim de bazı çalışmalarımız var. Yaparlarsa zaten hiçbir şey yapmaya gerek yok, yapmazlarsa o zaman bizim bazı çalışmalarımız var. Onu yapıp, onu hayata geçirmek lazım. Fenerbahçe nasıl iyi bir ortama gelir? Futbolcu transferleri artık bundan sonra 100 milyonlara, 150 milyonlara gidecek. Bu kulüp, onu kaldıramaz. Türkiye’de hiçbir kulüp kaldıramaz. Sonunda borçlana borçlana bir gün kapınıza gelirler. Derler ki, ‘El koyuyorum ya da sat.’ Bakın, hayal değil. Ben boşuna konuşmam. Haberiniz olsun, ben sizi uyarayım. Öyle, ‘O oyuncuyu al, bunu sat, onu at…’ bunun sonu yok. Bu proje yani akademi projesi, doğru bir projedir. Ama bina içerisinde yanlış var, doğru var o ayrı bir konudur. Bu binaların bitmesi, bu sahaların yapılması, akademinin hayata geçirilmesi gerek. 86 milyon nüfuslu bir ülkede Avrupa’da 5 milyonuz, bütün çocuklar çıkıyorlar millî takıma gelip oynuyorlar ama bizden oyuncu çıkmıyor. Sebebi; bir, sahalar ve onların tesisleri; iki, eğitim. Eğitim yok, eğitmen yok. Biz şimdi 10-20 arasında üniversite öğrencisi, İngilizce bilen insanları Belçika’ya, Hollanda’ya göndereceğiz, eğitim aldıracağız ve getireceğiz 5 yıl Fenerbahçe’ye imza atacak. Onlar bu çocuklara eğitim verecek. Yeni bir organizasyon yapılacak. Şu ya da bu demeden ilgili ve liyakatle gelebilecek insanları getireceğiz ve bunu başlatacağız. Buradan da 3 sene, 5 sene sonra 1, 2, 3… diye başlayarak oyuncuları altyapıdan getirip oynatacağız. Başka çaresi yok, haberiniz olsun.
Bir gazete yazıyor, diyorlar ki; ‘Fenerbahçe, takım olamadı.’ Bunlara özel olarak cevap vereceğim. Türkiye, çok kötü bir yer gitti ve gidiyor. Sevgi bitmiş, sevgi diye bir şey yok. Memlekette sevgi yok.
Herkes birbirinin aleyhine konuşuyor. Yan yana geliyorsun seni methediyor. En son odadan kim çıkarsa başlıyorlar onun aleyhine anlatmaya. Biz alışığız, problem değil ama genç arkadaşlar var. Sosyal medya, ben de yok. Ne okurum ne bakarım ne de ilgilenirim. Doğrum neyse onu yaparım. O doğru, yanlış da olabilir. Gelir ikaz edip ‘bunu yanlış yapıyorsun’ derseniz ona da saygı duyarım. Belki yaparım belki yapmam ama saygı gösteririm.
‘KULÜBE BORÇ VERMEDİK, SPONSOR OLDUK’
Slavia Prag ile 2-2 berabere kaldık. Olabilir. Futbol bu. Aston Villa’dan 6 gol yedik. Yemememiz lazım. Oyuncu bireysel hata yapmış ve onun sonucunda üç gol yemişiz. O da olabilir. İnsan yani. Yola çıkarken ne dedik; hepinizden oy istedim. Hepinizle konuştum ve bütün Türkiye’yi gezdim. Herkese anlattım ve dedim ki, ‘Fenerbahçe’yi şampiyon yapacağım.’ Sözüm bu. İlerleyen günlerde dedik ki biz Şampiyonlar Ligi’ne de katılmalıyız. Böyle bir mecburiyetimiz var. 18 sene sonra Şampiyonlar Ligi’ne katıldık. Herkesin mutlu olması lazım değil mi? 26 milyon Euro bu katılımdan dolayı kulübe para geldi. Mali kongrede anlattım. Nereye ne verdik diye. Tahminim bundan sonra 10 milyon Euro’ya yakın para gelir. O da bu kulübe harcanacak. Kimsenin bir para alacağı yok. Biz geldiğimizden beri kulübe borç vermedik. Sponsorluklar verdik. Sponsorluk sonrası geri alacak durum yok. Alacak görünmüyor.
Burada sizlere değil, bütün Fenerbahçelilere sesleniyorum. Sitemim sizlere değil, sizlere saygı gösteriyorum. Başımın üstünde yeriniz var. 18 senedir Şampiyonlar Ligi’ne katılmayan bir takım Şampiyonlar Ligi’ne katıldı ve herkesin mutlu olması lazım. Katıldık diye herkes mutsuz. Böyle bir insanlık görmedim.

‘MAYIS AYINA KADAR SABREDİN’
İsmail Kartal benim kafamda yoktu. Aykut Kocaman’ı getirmemek için her gittiğim toplantıda çıkıp laflar söylemediniz mi? Hep beraber ‘Aykut olmasın’ demediniz mi? ‘İsmail hocayı getirin, getirin’ demediniz mi? Ne istiyorsunuz? Mayıs ayı gelir, başarısız olursa bir daha buraya gelemez. Benim gelmeyeceğim gibi buraya gelmez. Lütfen mayısa kadar sabır edin. Slavia Prag karşısında 2-0 öndeyken maç 2-2 bitti. Olabilir. Liverpool ve Galatasaray’ı yeneriz, birinci veya ikinci oluruz.
‘İNANMADIĞIM VE YAPAMAYACAĞIM ŞEYLERİ SÖYLEMEM ‘
2003 yılında Ümit Milli’den gençleri aldım. Rahmetli Daum’u da antrenör yaptım. 11 puan geriye düştük. Rize maçı tekrarlandı. Birinci devrenin sonunda fark 8’e düştü. Sonra ne oldu? 5-6 puan önde bitirdik. Beşiktaş’ı stadında yendik: 3-1. Şampiyon olduk. İnanmadığım ve yapamayacağım şeyleri söylemem. Her gün bağırıp çağırmam. Bir defa söyler ve bağırır-çağırırım.
‘KİMSE YAPMADI-DEVLET YAPIYOR. ADALET BAKANLIĞINA TEŞEKKÜR EDİYORUM’
Sessiz derinlik dedim. Durmandan bir şeyler oluyor. 3 Temmuz, şunlar-bunlarla ilgili. FETÖ’nün kahramanları mahkemelere gidiyorlar. ‘O yaptı, bu yaptı.’ Kimse yapmadı. Devlet yapıyor. Adalet Bakanlığına ve yardımcılarına teşekkür ediyorum. Ne ben, ne o, ne bu. Devlet yapıyor. Devlet bazı şeyleri biliyor ve onların üzerine yürümeye başladı. Öyle olunca da bu olaylar gündeme tekrar tekrar geliyor ve gelecek.

‘İSMAİL KARTAL’I BEN GÖNDERMEM’
Slavia Prag maçında tribünler ayağa kalktı: ‘İsmail Kartal istifa.’ Ben göndermem. Hepiniz bilin. Tüm Fenerbahçeliler de bilsin. Ben gidene kadar İsmail Kartal kendisi gitmek istemezse ben göndermem. Benimle beraber ayrılır. Ayıp ya. 8 senedir niye hesap kitap sormadınız? Bir maçta berabere kaldı diye herkes ayağa kalktı.
‘TEK FENERBAHÇE VAR’
Bu bağırıp çağıranlar 8 senedir neredeydi? Lyon’u yendi ve herkes methiyeler düzüyordu. Şampiyonlar Ligi’nde biz şampiyon mu olacağız, dedik. Turu geçeriz, bunlar zayıflar vs. Biz böyle bir şey mi söyledik? İnsanlar niye kadar hazımsız ve tarafgir. Tek Fenerbahçe var. İkinci bir Fenerbahçe yok. Kafalarına soksunlar.
YouTube’da 3-5 lira para kazanacağız diye yayın yapıyorlar. İnsanlar bunlara kanıyorlar. Bunlara üzülüyoruz. Bakın ne diyor; “Yürüyecek halleri yok. Futbolcular egoları doğrultusunda hareket ediyor. İsmail Kartal için Kerem ve İsmail’i kazanmak, Slavia maçını kazanmaktan önce geldiği için Oğuz’u oyundan çıkarıyor. Ake, Vedat, Lukaku. Yanlış transferler. ” Ahh seni yesinler. Anlat bize kimi alacaktık? Nokta atışı yaptık, nokta. Bugün ligde kopma ya da herhangi bir şey var mı? Üzüleceğimiz, çok kaybettik, 10 puan fark var. Yakalamayacağımız bir şey var mı?
2010 yılının aralık ayı. Bir yerde yemek yiyorum. Devlet büyüklerinden biri konuşma yapıyor. Aradı. Birileriyle konuşuyor. Bana da verdiler. ‘Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali?’ ‘Şampiyon olacağız’ dedim. Aralık ayı ve 9 puan gerideyiz. Bu inançtır ve 2011’de şampiyon olduk. İnanın, biz şampiyon olacağız.
‘Aziz Yıldırım ve yönetimi yaz transfer döneminde takımın ihtiyaçları doğrultusunda doğru transfer yapamadı.’ Yalana bak. Greenwood diye bütün Türkiye ayağa kalktı. Her yer yazıp çiziyor. Sn. Cihan Kamer gitti, pazarlıklar yaptı. Sıkıldı. ‘Artık yapamıyorum.’ dedi. O noktalara geldik. Bu oyuncuyu getirdik. Diyor ki, ‘Transfer yapamadı.’ Ayıp yahu. Erkek adamsan adını koy. Adını göreyim. Gazeteler önemli değil, hepsi aynı. Bir tanesini getirdim. Aynı bu mertebede hepsi yazılar, yazıyor.
‘FUTBOLCULAR VE TRANSFERLER HAKKINDA’
Ederson, geçen sene burada bir gol yedi. Herkes bunu gönderelim. Şöyle-böyle. Bu sene mutlu değil misiniz? Adamcağıza ne yaptık? Güven verdik. Dedik ki, ‘Kardeşim sen iyi kalecisin. Senden faydalanmak istiyoruz.’ Adamın hali ortada. Kerem, İsmail bilmem ne. Bir iki maçta karalama olmaz. Sahip çıkın, sahip. Sizi dolduruyorlar siz de bilmeden o dolduranlara hizmet ediyorsunuz. Allah aşkına yapmayın. Sahip çıkın. Mayıs’a kadar. Mayıs’ta olmuyorsa zaten ben gidiyorum. Hoca da gider. Oyuncuları da gönderirsiniz. Bu kadar basit. Bu oyuncuların hepsini ben mi aldım? Bu yönetim mi aldı? Bana hesap soruyorsunuz. 5 tane adam aldım. Ben 5 tane adam aldım. Hepsi de nokta. Ake nokta atış. Vedat’la Lukaku. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz ne olduğunu. Bugün 22 gol atan, 6 gol yiyen bir Fenerbahçe var ligde. Diğer takımlarla kıyaslayın. El insaf. Almışsınız Guendouzi’yi 50 milyon, Kante 60 milyon. Nasıl göndereceksin? Haydi gönderin bakalım. Nasıl göndereceksiniz? Biz konuşmuyoruz diye sallayıp duruyorlar bilmeden. Ben mi aldım bu oyuncuları?
24 tane oyuncu var. 14’e indirmeniz gerekiyor. Nasıl indirdik? Yalvar yakar, zorlayarak bilmem ne gönderdik. Ama şimdi bundan sonra bunu artıracak mıyız? Hayır. Ocakta gereken transferi de yapacağız. Bilin. Kim gerekiyorsa alırız.
Problem değil ama bu şekilde saldırma olmaz. Ayıp. Fenerbahçe burada bir maç berabere kalıyor… Diğer takımlar da kaldı. Yenildi. Niye infial yok, yalnız bizde var? Çok doluyum. Bilin. Ayıp, bu çocuklara ayıp.
Siz böyle saldırdıkça biz İsmail’den faydalanacağız, faydalanamıyoruz. Adam sahaya çıkıyor, korkuyor. Buradan ayrılan oyuncuların bazıları, ‘Biz sahaya çıkamıyoruz korkudan.’ dediler. Maçtan önce hoca diyor, ‘Seni oynatacağım.’, ‘Karnım ağrıyor.’ diyor gidiyor. Gidip MR çektiriyorlar, geliyorlar hiçbir şey yok. Ama psikolojik olarak oynayamayacak.
Başımın üstünde yeriniz var bugün geldiğiniz için ama tüm Fenerbahçe camiasına söylüyorum, oyuna geliyorsunuz. Lütfen herkes şapkayı önüne koysun, dediklerimi iyi düşünsün. Bu takım bizim takımımız. İyi takım. Takviye mi yapmak lazım? Yaparız.
Diyorlar ki, ‘Semedo’yu yememek için Talisca’yı gönderdiler.’ Hayır. ‘Fred’i hoca istiyordu, gönderdiler.’ Hayır. Fred geldi, ‘Gitmesin.’ dedik. İsmail hocayla konuştu. İsmail hoca dedi ki, ‘Başladığı takıma gidiyor. Şöyle ağlıyor, sızlıyor…’ Yalvar yakar bir maç oynattılar. Gitmesine İsmail hoca müsaade ettiği için gönderdik. Talisca. ‘Kalsın.’ dedik. Asensio, Asensio diye bağırmıyor muydunuz? Konyaspor maçında İsmail hoca oyuna almadı diye son 20 dakika hepiniz gırtlakları patlatarak ‘Asensio, Asensio.’ demediniz mi? O da oyuna sokmadı mı? Sakat. Geldiği noktada en son ben müdahil oldum. dedim ki, ‘Açıklama yapın.’ kardeşim. İyiyse desin ki, ‘İyiyim oynayacağım.’ çıksın oynasın. Değilse doktoru diyor ki, ‘Ameliyat olacak.’ Bizim doktor da ‘Ameliyat olacak.’ diyor. O zaman gitsin ameliyat olsun.
Bunu kulüp içerisinde yönetmek, bilgiyi, her şeyi anında kamuoyuna anlatmamak suç mu? Rica ediyorum. Bugün başka hiçbir şey konuşmuyorum. Rica ediyorum bu takıma inanın. Takviye gerekirse yaparız, problem o da değil. Biz şimdi daha fazla işin içine gireceğiz. Dün akşam beraber yemek yemişler. Bunlar karakterli oyuncular. Biz sahip çıkmazsak dağılırlar haberiniz olsun. Sizden rica ediyorum sahip çıkın. Benimle ilgili bir şey yok. Bakın ben mayısta yokum, Mahmut Uslu diyor ki, ‘Böyle söyleme.’ Söylüyorum.
Tek istediğim şey, bir Fenerbahçe var. Hepimiz bu Fenerbahçe’ye sahip çıkalım. Azizci, Alici, Ahmetçi, Mehmetçi… Bunları bırakın. 186 tane dernek olmuş, 50 tane de müracaat eden dernek var. Dernek kuruyorlar bürokratlar bilmem ne derneği… Fenerbahçe Yönetim Kurulu sanki hiçbir şey yapamaz. Gidiyorlar Fenerbahçe adına kendi menfaatleri için geziyorlar. Kapatacağım. Dernekleri toplayacağım, kapatmayalım da gelsinler konuşacağım kendileriyle. Bu ay içinde bir toplantı düzenleyeceğiz. 50 tane de bekleyen dernek var. Karşı tarafın da bir tane derneği var, baskete arkaya reklam vermişler. Benim derdim Fenerbahçe’nin iyi olması. Benle ilgili, şahsımla ilgili bir şey yok. Bir de Aziz Yıldırım susuyormuş.
‘STAT PROJESİ’
Stadı anlatacaktım. Anlatayım da bilin. Bir stat meselesi var. Bizden önceki yönetim ve ondan önceki yönetim içindeki bazı insanlar devletle diyaloğa girmişler. Bu diyaloğun sonunda devlet, 2032’de Avrupa Şampiyonası’nı İtalyanlarla beraber yapmak üzere UEFA’dan almışlar. Şimdi Türkiye, 2032’deki finalin burada oynanmasını istiyor. Fakat bunun için de 75 bin kişilik bir stat yapmak istiyorlar ve bu statta da finalin oynanmasını arzu ediyorlar ve çalışma yapıyorlar. Bizim yönetimlerle konuşmuşlar, belli aşamalara da gelmişler. Ama yönetim gidince top bize kaldı. Mevcut olan stadın büyütülmesiyle ilgili Nihat Bey sağ olsun projeleri hazırladı hem Gençlik Spor’a hem Çevre Bakanlığı’na verdik. Bunu hızlandırmak için de iki arkadaşımla, Özgür Bey ve Yusuf Buğra Tanık Bey’le Ankara’ya gittik, Çevre Bakanı’yla konuştuk, hızlansın projeler ki biz de başlayalım diye. O, bu konuyu tekrar açtı, dedi ki, ‘Böyle bir düşüncemiz var, eğer arzu ederseniz bu stadı size tahsis edelim. Siz Saracoğlu’ndan çıkıp buraya gelin.’ Ben de arkadaşların yanında şunu söyledim, ‘Fenerbahçe’nin menfaatine olmayan hiçbir şeye evet demem. Ancak menfaatleri görürsem, kağıt üstünde getirisiniz, böyle böyle yapacağız, böyle olacak, bizim de isteklerimiz varsa oraya koyarız, siz de onları kabul ederseniz kongreyi toplar, bunu kongreye götürürüm. Kongre karar verir. Olumlu olumsuz, bilemem.’ Bu şekilde konuştuk ve onlar bir hazırlık yapıyorlar. Bu hazırlık da fizibilite çalışması. Bu konuşmanın sırasında da menfaatlerimizin olması gerektiğini ifade ettik. ‘Olmasa zaten kongreyi toplamam.’ dedim. ‘Benden sonra gelenlerle yapılacaksa yapılır.’ dedim.
Ben iş almak için devletle hiçbir zaman pazarlık yapmadım. 20 sene bu kulübe başkanlık yaptım. Geldiğim zaman param çoktu. 1999 yılında o zamanki parayla 30 milyon dolar Fenerbahçe Kulübüne para verdim. Tamer Yelkovan burada şahit. 6 milyonunu çuvalla, -o zamanki dolar değeri oydu-, gelip şirketten aldılar ve biz paraların hepsini TL’ye çevirdik maliyenin korkusundan. Dolar olarak borç gözükmedi ve sıfırladık. Ben başkanlığı bıraktığım zaman –söylemem ağır olacak ama yine de üstü kapalı söyleyeceğim- arabalar sattım, şirketimdeki insanların maaşlarını ödedim. Ben bir gün devletten gidip bir şey istemedim 20 sene. 1996 yılında Türkiye’nin en büyük projesine imza atmıştım. 1998’de başkan oldum ve ben kardeşlerime bıraktım. Bugün de 8 yıl dışarıda kaldım, her yerde saygı gördüm. Yurt dışında da. Çok önemli insanlarla görüştüm, görüşüyorum da… Hiçbir gün menfaat ilişkim olmadı. Türkiye’de de olmadı. Yani ‘Stadı şöyle yapalım, böyle yapalım, bana iş verin.’ diyecek şerefsiz değilim. Onu yazan şerefsizlere söylüyorum. Fenerbahçe’nin benim için ayrı bir yeri olduğunu herkes bilmeli.
Allah’a şükürler olsun işimiz, gücümüz yerinde. Geldik bu kanı durduralım diye. İnşallah sizlerin desteğiyle ama kamuoyundaki o olumsuz havayı yenerek hep beraber bunu bir raya oturtalım. Sonra Allah Fenerbahçe’nin yardımcısı olsun.
Ama sizle özel toplantı yapacağım. Başkandan da rica edeceğim. Gerekirse Kenan Evren’de yapalım, 5 binin 3-4 bini gelsin. Gelsin insanlar. Yoksa divanı kaldıralım. 300-500 kişi, sizlere göre bir divan tüzükte yapalım. Siz gelin yeter. Ne yapalım, gelmesinler. Hem parayı veriyorlar, aidatı ödüyorlar. O zaman gelin bir şeyler söyleyin. Yanlış mı söylüyorum? Hepinize saygılarımı sunuyorum.”
