1. Haberler
  2. Analiz
  3. Bahar, ulusal uyanış, millî irade manifestosu 

Bahar, ulusal uyanış, millî irade manifestosu 

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Boşuna dememişler “Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır” diye. İnsanı en çok aldatan aydır Mart…

Yarısı kıştır; diğer yarısı için ılık geçti diyemeyiz. Hele küresel ısınmanın hayati bir sorun olduğu günümüz dünyasında Mart bütün bütüne yanıltıcıdır. Çoğu zaman sizi baştan çıkartan güneşi getirir; ”paltoyu bir kenara bırak” der; hissettirmeden üşütür. O yüzden hastalıkların çoğu mart sebeplidir.

HOŞGELDİN BAHAR

Bu sene daha uzun süren bir mart soğuğu yaşıyoruz.

Ancak ülke adına umut veren bir toplumsal uyanışın doğduğunu görüyorum. Bence bu seneki martın Türkiye’ye en büyük armağanı, Memleketi ve Cumhuriyet’i korumaya kararlı insanların iradelerini yüksek sesle dile getirmeye başlamaları.

Gösteriler barışçıl ve meşru… İçeriği bozmak amacı ile gelen provokatörler, çoğunluğun Anayasa’nın 34. maddesine dayanarak, uygun biçimde, barışçıl protesto hakkını kullanıyor olmaları nedeni ile etkili olamadılar. Buna karşın güvenlik güçlerinin müdahalelerinde ölçülülük sınırlarının aşıldığı gözlemlendi.

Anayasa, anayasal hakların kullanımı ile kazanılır. Yurttaş anayasal hakkını kullandığı ölçüde anayasal bilincinin güçlendiğinden bahsedebiliriz. Protestolar, aynı zamda böyle öğretici bir niteliğe sahip…

Provokatörlerin varlığı, şiddete bulaşmamış olanların gösteri hakkını kategorik olarak yasaklama gerekçesi olamaz.

HUKUK GÜVENLİĞİ, GİZLİ TANIK

Bir başka öğretici unsur ise yargılama sürecinde belge olarak sunulanların büyük ölüde gizli tanık ifadelerine dayanıyor olmasının yarattığı hukuksal sorun… Tanık TCK ceza uygulamasında kamu görevlisi sayılır. İddiasını kanıtlamak ile mükelleftir. Aksi taktirde suçlu durumuna düşer, ayrıca kollukta dinlenen kişi tanık değil, bilgi sahibi kabul edilir. Kolluk beyanı tanık beyanı olarak kabul edilemez, ceza muhakemesindeki tanık beyanı delili tanığın mahkeme önünde özgür iradesiyle verdiği beyana denilmektedir. Tanık anlatımlarında farklılıklar olabilir, önemli olan bu farklılıkların çelişki aşamasına gelmemesidir. Ceza hukukunda gizli tanıkların beyanlarının delil olarak kullanılabileceği kabul edilir, fakat bu türden deliller sınırlı güvenilirliği olan deliller kategorisindedir. Tanıkların, beyanlarına öznel yorumlar katmaları durumunda bu beyanların delil gücü daha da zayıflar. Dolayısıyla, bu tür beyanların belirleyici delil olarak kabul edilmesi yerinde olmaz. Olursa bu ihlal yaratır.

Kadrolu 26 bin hâkim ve savcının 22 bin 500’ü AKP döneminde atananlardan oluşuyor. Halk, hak ve adalet talep ederken, bu gerçekten yola çıkarak, hukuk güvenliğini sorguluyor.

BİR İRADE BEYANI: EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETE AİTTİR

Saraçhane millî iradenin sembol merkezi oldu, fakat günler ilerledikçe merkez – çevre ayrımının bütünü ile aşıldığı tüm yurt sathında eylemlere tanık olduk. Saraçhane ve protestoların olduğu diğer yerlerde bulundum. Halk, ideolojik farklılıkları aşarak Türk bayrağının birleştiriciliğinde buluştu. Temel hak ve özgürlüklerin en rafine biçimini ifade eden Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet devrimlerini savunuyor. Bu nedenle terörist Öcalan’a tepkisini dile getiriyor. ”Açılım” olarak adlandırılan yeni oyunun hangi amaca hizmet ettiğini görüyor ve bunu cesurca haykırıyor.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde, 1 milyon 653 bin parti üyesinin dışında, 13 milyonu aşkın yurttaşın oy kullanması, bir irade beyanıdır. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu belgeleyen bir irade beyanı… Ayrıca bu sayı Mansur Yavaş’a göre 20 milyonu buldu. Oy kullanmaya gitmeyen, ancak millet egemenliğine inandığı için, mevcut hükümetten ve hükümetin uygulamalarından rahatsız olan, AKP içi ve dışında bir bu kadar daha insan var.

OLGU, ÜLKE GERÇEĞİ, SİYASİ İFLÂS

Olgu, izafi olanın tersidir; kişiden kişiye göre değişmez.

Etnik kökeni ne olursa olsun bir bütün olarak Türk halkının alanda olması, ülke ve ülke bütünlüğüne sahip çıkıyor olmanın, son tahlilde Türkiye’nin bağımsızlığından yana olan toplumsal gücün ifadesini oluşturuyor. Örneğin TKP kortejinde Türk bayrağını görmek çok güzeldi; alanda-sokakta Atatürk, Cumhuriyet, laiklik ve bayrak sözü vardı.

İşte olgu budur;  ”Alana gidenler sonradan, yaptıklarından utanacaklar. Bu olaylar Atlantik cephesinin işidir. Batının sponsorluğunda renkli ‘devrim’dir” türünden zorlama söylem sahibi, olgunun karşında bozguna uğruyor; çünkü bu türden sözleri, Akp kuyruğundaki siyasal iflâsını gösteriyor.

ERKEN SEÇİM İHTİYACI, BATICI-NEOLİBERAL CHP YÖNTEMİNİN ÇELİŞKİSİ

Belediye başkanı tutuklamaları ya da diğer hukuksuzluklar vesilesi ile ortaya çıkan, fakat tüm vesileleri aşarak millî, anti-emperyalist harekete dönüşen toplum hareketi, Cumhuriyet ve bağımsızlıktan yana doğru bir önderlikle güçlendirilmeli… Bir anda 9 güne çıkarılan bayram tatili, protestoların niteliğini bozmaya yönelik provakatif hareketlerden kaynaklanabilecek sapmalar; ancak doğru bir önderlikle önlenebilir. Dayanacağımız nokta, Atatürk, Cumhuriyet Devrimleri ve Ulusal Devlet’tir; sonuç ise bir erken seçim olmalıdır.

Mevcut CHP yönetimi 31 Mart yerel seçimlerinden sonra, ”yumuşama” politikası ile erken seçim fırsatını kaçırdı. Batı’dan medet uman bir yönetim hâline geldiler. Özel, İngiliz İşçi Partisi’ne, İngiltere’ye sitem ediyor, tutuklamalarla ilgili açıklama yapmadılar diye… ABD ve İngiltere’ye çağrıda bulunuyor. İmamoğlu New York Times’a yazı yazıyor, ”Avrupa liderleri güçlü yanıt vermedi’ diyerek sitemkâr ifadeler kullanıyor.

ABD ve Batı kendinden olmayan eylem ve toplumsal hareketlere el vermez; tersine karşısında durur.

Kurtuluşu Batı’da arayan CHP yönetimi, AKP ile Batıcılıkta yarışamaz. Bugün Türkiye’nin en batıcı partisi AKP’dir.

CHP yönetimi Batıcılıkta AKP’nin arkasında kalmaya mahkûm, dolayısıyla Batı müttefiklikte AKP’yi tercih ediyor.

Mesele milleti seferber ederek Cumhuriyet’e dönme meselesidir.

ULUSAL DIŞ POLİTİKA, ABD’NİN ‘YENİ, DÖNÜŞÜMSEL’ İTTİFAK MODELİ

Irak’ın işgali sırasında ABD adına meclisten geçirilmeye çalışılan 1 Mart 2003 tezkeresinde, Türkiye, AKP’nin batıcılığını gördü. Meclis AKP’ye rağmen direndi, ABD’nin üst ve asker sevkiyatı için talep ettiği tavizleri içeren tezkere kabul edilmedi.

ABD ve İsrail’in Büyük Orta Doğu Projesi’nde, başkentin Diyarbakır, eşbaşkanın da kendisi olduğunu söyleyen Erdoğan başka bir şekilde ABD’ye hava ve deniz üstlerini açmıştı. Sonraki süreçte Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile vatanseverler, bazı kriminal tiplerle aynı kefeye konarak hapse atıldı.

Trump, bugün Türkiye’de hükümet ile ”yeni dönüşümsel” bir ittifak modeline gitmeyi planlıyor. Hükümete yakın gazetelerde 16 Mart’ta çıkan haberde Trump, ”Bölgesel politikalarımızda sizinle çalışacağız’ diyor.
Bölgesel politikalar: Suriye, Gazze ve İran… buna göre Kızıldeniz’de Husileri destekleyen İran’ı çerçeveleme politikası Türkiye’ye verilecek. Bundan ötürü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Trump’ın kararını “Muhteşem ve dönüşümsel” olarak tanımlıyor.

Ayrıca AKP-MHP’nin Öcalan açılımı, Suriye’de HTŞ-SDG anlaşması ile ABD ve İsrail’in dizayn etmek istediği ”yeni Suriye” modeli üzerinden birleşiyor. Bu anlaşmada, Suriye’de üniter devlet resmen yok edilmiş oluyor. Kimlikler ve otonomiden müteşekkil devlet projesi var. Yani Fırat’ın doğusundan sonra batısında da bir uydu devlet, Kürdistan’ın yolu açılmış oluyor. Suriye’de Şii İran etkisi yok edildi, Esad’ın düşmesi ile Rusya’nın oradaki fiili varlığı sarsıldı ve sıcak denizlere inme planı suya düştü. Yani ”yeni, dönüşümsel” ittifak modeli, Türkiye’yi ABD stratejisine bütünü ile eklemliyor. Eklemlenme sürecinin başarıya ulaşması için iç siyasetin dizayn edilmesi, Anayasa’nın başkanlık rejimini sınırsız kılacak ve Dem benzeri etnik-milliyetçileri memnun edecek şekilde değiştirilmesi, tüm bunların doğal sonucu olarak yeni rejimin ilân edilmesi ile mümkün olacak.

BÖLGE MERKEZLİ, ULUSAL DIŞ POLİTİKA MANİFESTOSU

Türk halkının çoğunluğunun Cumhuriyet ve Memleket için başlattığı eylemler, millîdir ve ülke bütünlüğünden yanadır, resen oluşan bir ulusal dış politika manifestosudur, ulusal devletini koruma amacını ilk satıra koyan, Türkiye’yi, başta İran olmak üzere, komşuları ile kanlı bıçaklı olmaya itecek politikalardan koruyan Atatürk’ün bölge merkezli dış politika manifestosudur.

TÜRKİYE SOSYOLOJİSİ, ALTI OK

Batıcı ve neoliberal CHP yönetimi halkın gerçeğine uygun olmadığını, etnik bölücülere prim vererek bir kez daha gösterdi. Mansur Yavaş’ın ”Doğu’da bir yerde bana göre paçavra olan bayrakları açanlara polisin pamuk şekeri verirken, Saraçhane’deki müdahaleyi doğru bulmuyorum” sözü, mevcut politik düzeni olanca berraklığı ile özetleyen bir gerçekçi durum tespitiyken, CHP genel başkanının, bu sözler nedeni ile özür dileyip, Kürt yurttaşlarımızdan helallik istemesi, kurucu niteliği ile herkesin partisi olması gereken CHP’nin Türkiye gerçeği ve halkın talebinden ne kadar uzağa düşürüldüğünü kanıtlıyor. Altı Ok’u terk eden, etnik bölücülere şirin gözükmeye çalışan bir CHP asla çoğunluğa sahip olan bir parti olamaz, sürekli prim verdikleri Demliler, mutat birkaç açıklama dışında haklı protestolara destek vermediler. Selahattin Demirtaş’ın sözlerinde yerini bulduğu gibi, ”Açılım” peşinde, Erdoğan ve Bahçeli’nin başarılı olması için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyorlar (?).

Türkiye çapındaki hak ve adalet eylemleri Kürt yurttaşlarımızı da kapsayan bir kitleselliğe sahip, ama CHP yönetimi ülke sosyolojisi ve Cumhuriyet’in yurttaşlık anlayışına da yabancı… Bundandır, ulusal devletten, ulusalcılıktan söz etmeye imtina ediyorlar.

UYANAN DOĞA UYANAN MİLLET

Bahar doğanın uyanışını müjdeler, doğa ile birlikte Türk halkı, laik Cumhuriyet, temel hak ve özgürlükler için uyanıyor. Umut verici bir bahar bizi bekliyor. Burada yılgınlığa asla yer yok. Atatürk’ün dediği gibi ”Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.”

Artık acz içinde kalan kış son bir nefesle ancak rüzgârlarını üfleyebilmektedir. Çaresiz ve gidicidir.
Ağaçların tomurcuklanması ve yeşilin kendini göstermesiyle yeni bir dönem başlar.

Serin, ama taze; ılık mayısın müjdecisi; eski olanın tükendiği, yeninin başladığı bir dönem.

BİR BAŞLANGIÇ…

Yeni bir sayfa açılır insan imgeleminde, yaşam gibi, heyecanlı ve renkli. Daha da önemlisi umutlu.

Umut her şeydir; bence baharla gelir.

Aralık’ın 21’inde başlayan kış, kara etkileriyle, Mart’ın 21’inde yerini rengarenk doğaya bıraktı.

Ve sevinç, umut her yanı kaplar.

Teninizi ürperten mart rüzgârı, içinizi ısıtan bir yaşama sevincine döner; güzel, sıcak günlerin habercisidir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!