MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’nin yeni yasama yılının ilk grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Açıklamalarında bölücü açılım sürecine ve Türkiye’nin gündemindeki fon krizine değinen Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3. kez adaylığı için “seçim” mesajı verdi.
Devlet Bahçeli seçim tarihi olarak 2028’i işaret etti:
“Meclis’in alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem ruhuna uygun işletilmiş olacaktır” https://t.co/4aq3HE3lXx
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) October 6, 2026
Bahçeli’nin açıklamalarından önce çıkanlar şöyle:
“Yurt içinden ve yurt dışından bizi takip eden vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Sizlerle birlikte bu çatı altında olmaktan gurur duyuyorum. Yeni yasama yılında başarılar diliyorum. Herkes hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönemin ülkemize, milletimize, siyaset ve demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları ile sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk Başkanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Gazi Meclis’te görev yapan ve ebediyete irtihal eden milletvekillerini rahmetle yâd ediyor, hayatta olanlara sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.
Yasama organının kurumsal adresi Gazi Meclisimiz, şüphesiz milletimizin talep ve menfaatlerinin, inanç ve değerlerinin, tarihî hafızasının ve gelecek beklentilerinin temsil mekanizması ile vücut bulduğu, ülkemizdeki farklı seslerin uyumu ile devlet orkestrasına dönüştüğü, ortak aklın ve millî iradenin tecelligâhı, Türk devletinin kalpgâhıdır. Asırlar geçse de, kurumlar dönüşse, yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürü vardır ve bu kültür, Türk töresinin ana omurgasını teşkil etmektedir.
‘SARSILMAZ İRADE’
İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar, kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, millî birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden millî muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma, aynı zamanda toplumsal fay hatlarını doldurarak sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden millî aidiyet ve mensubiyet şuurudur.
Türk siyasetinde darbeler kurumsallığın zayıflamasına ve imkanların kaçırılmasına sebep olmamıştır ancak milletin demokrasiye bağlılığı daha da güçlenmiştir. İstikrarsız hükümetler ve koalisyonlar millet ve devlet hayatında çarpıklığı ortaya çıkarmıştır.
15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezi TBMM’dir. Şüphesiz Türkiye’nin demokrasi yolculuğu güneşli ve pürüzsüz yollarda gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk demokrasi askeri darbelerle sınanmış ve her bir askeri darbe Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur.
Türk siyasetinde darbeler devlet kurumsallığının zayıflamasına, imkan ve fırsatların heba olmasına ve devlet milletin yüksek politik hafızasının daralmasına sebebiyet vermiş. Ancak Türk milletinin demokrasiye sadakati eksilmemiş, bilakis daha da güçlenmiştir.
‘PERGELİMİZİN SABİT UCU ANKARA’DIR’
Opportünist ve popülist heveslerden kurtulmak, kısır ve verimsiz siyasi tartışmalardan kaçınmak, Türk milletinin âli menfaatleri, huzur ve refah için gayret etmek, Türk devletinin bekası ve ilerlemesi için çaba göstermektir. Bunu bilmek Türk milletine hizmet yolunda siyasetten rekabet ederken Türk devletinin milli siyasetinde sırf iktidarın karşısında olmak adına Edirne’yi Enver alacağına Bulgar alsın çukuruna düşmemektir.
Bu vesileyle siyasi partilere ve Türk milletini temsil eden muhterem milletvekillerine yeni yasama yılın münasebetiyle şu hususları hatırlatmak isterim. İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye’dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa da pergelimizin sabit ucu Ankara’dır.
Siyasette yöntem olarak ayrışsak yönümüz Türk istiklal ve egemenliğidir. Siyasete farklı pencerelerden bakıyor olsak da gelecek ufkumuz, müreffeh toplum Türkiye’dir. Bu hatırlatmalarla birlikte yeni yasama yılında siyasi partilerimizin hizmette rekabet, istikbalde, istiklalde vahde istikbalde gayret içerisinde olmalarını temenni ediyorum.
Önümüzdeki dönem kalkınmanın ve yükselmenin önünde engel olan sorunların miadını Türkiye’de siyaset ve devlet hayatında kutlu bir merhalenin, yüksek bir mertebenin miladını teşkil etmektedir. Bunların başında terörsüz Türkiye hedef ve politikalarına dair gelişmelerin yoğunlaşacağı yeni yasama yılı faaliyetleriyle. Yaklaşan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ve mahalli idareler seçimleri gelmektedir. Parti olarak bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarımızla Türkiye’nin önünde açılacak huzurlarımızla huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacağımıza itimadım tamdır. Milletimizle kurduğumuz samimi ve köklü bağı daha da güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız.
BÖLÜCÜ AÇILIM SÜRECİ
Bizim mücadelemiz vatanımızın her karışına, milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğine cevimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür. Yolumuz fitne ateşlerini sinesinde söndüren, tahrikleri akıl ve iman ile boğan, ihanete boyun eğmeyen ülke neferlerinin yoludur. Her bir ülküdaşımız milletimizin kutlu davasını omuzlarına yükleyen, tarihin kadim sesini gönlüyle işiten, coğrafyanın hakikatine Türk gözüyle bakan iradenin, ferasetin ve cesaretin timsalidir. Bu şuur ve anlayışla net çizgimizden saptık, ne duruşumuzu bozduk. Türk’lük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle her yılı bir asra bedel senelerde ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik. Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak gördük. Büyük Türk milletinin içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı, görevine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir.
Milletimizin kararı nettir. O da topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak, milli birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir. Türkiye’ye yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan terörsüz Türkiye hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine Diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin arttırılması ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesiyle sosyoekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır.
FON KRİZİ
3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir.
Yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eşgüdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir.
BAHÇELİ’DEN ‘SEÇİM’ ÇAĞRISI
Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir. Ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı Kurumsallığında Sayın Erdoğan’dadır. Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte. Bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde Türkiye’nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkanlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır.
Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle Cumhurbaşkanı’mız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde Cumhur İttifakı’nın Başkan adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde uygun zamanda ve azami mutabakatla seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilecek seçimlerin yine iki bin yirmi sekiz yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliğin zedelemeyecek sistem ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iadenin tezahürüyle. Gereksiz tartışmalar bitecek. Belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak. ülkemiz attığı tarihi adımlarla dolu dizgin yoluna devam edebilecektir. Türkiye hasımlarının beklediği ve umduğu istikrarsızlık yaşanmamış belirsizlik kaos ve kargaşaya yaptığı yatırım yapanların hesabı boşa çıkmış olacaktır.
‘SEÇİMLERİN 2028 YILI İÇİNDE YAPILMASI…’
Dünyanın belirsizliğe sürüklendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı istikrardır. Uluslararası sistemin kuralsızlaştığı çatışmaların ve arttığı bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı kudrettir, milli birliktir. Bu nedenle 2028’e girerken meseleye yalnızca kim Cumhurbaşkanı olacak ya da iktidara hangi parti gelecek sorusuna indirgemeyi doğru bulmuyoruz. Bize göre asıl sorulması gereken soru, Türkiye dünyanın yeniden şekillendiği bu tarihi döneme hangi siyasi liderlik ve hangi devlet tecrübesiyle girecektir şeklinde olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi yağmur stratejiyle yasama, yürütme ve yargıda temerküz edecek güçlü devlet kurumsallığında bolluk ve bereketin, huzur ve refahın, kardeşlik ve dayanışmanın, milli birlik ve bütünleşmenin milletimizin üzerine yağacağı bir rahmet iklimi öngörmektedir.
MHP olarak düşüncemiz şudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için TBMM’de uygun zamanda ve azami mutabakatla seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem ruhuna uygun işletilmiş olacaktır.
Bizim meselemiz şahısların siyasi kariyeri değil, devletin devamlılığı ve lider ülke Türkiye’nin inşası ve ihyasıdır. Denklem şudur: Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk aklı.”
