1. Haberler
  2. Gündem
  3. Barış Doster Veryansın Tv’ye konuştu… Mazlum Abdi Türkiye’ye gelebilir mi?

Barış Doster Veryansın Tv’ye konuştu… Mazlum Abdi Türkiye’ye gelebilir mi?

Prof. Dr. Barış Doster, Veryansın Tv’de katıldığı “Açık Gündem” programında bölücü açılım sürecindeki son gelişmeleri bölgesel jeopolitik dinamikler ışığında ele aldı. Doster, MİT'in AKP'ye yaptığı iddia edilen sunum, Bahçeli’nin 'statü' çıkışı ve YPG elebaşı Mazlum Abdi'nin "Ankara'ya gelişinin planlandığını ve Öcalan'la görüşebileceğini" söylediği açıklamalarını değerlendirdi. Doster, Kızılcagün Platformu'nun 19 Mayıs buluşması hakkında da konuştu.

featured

VERYANSIN TV

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Doster, Veryansın Tv’de Burakhan Başaran’ın sunduğu “Açık Gündem” programının ilk bölümünde bölücü açılım sürecinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Doster, sürecin iç siyasetten çok “dış jeopolitik dinamikler” neticesinde şekillendiğini ifade etti.

‘MAZLUM ABDİ’NİN TÜRKİYE ZİYARETİ GERÇEKÇİ DEĞİL’

PYD/YPG elebaşı Mazlum Abdi’nin Türkiye’ye ziyaret ve Öcalan ile görüşme ihtimali hakkındaki açıklamalarını da değerlendiren Doster, bu senaryoyu gerçekçi bulmadığını söyledi.

Doster, “Bu kişi kırmızı bültenle aranan bir isim. Türkiye’ye gelişi ve resmi temas kurması hem hukuki hem de siyasal açıdan mümkün görünmüyor.” ifadelerini kullandı.

İlişkili Haber
thumbnail
YPG elebaşı Mazlum Abdi: ‘Ankara ziyareti hazırlık aşamasında, Öcalan ile görüşme olabilir’
Haberi görüntüle

Prof. Doster şunları söyledi:

“Gerçekçi olalım bu çok zor olur. Yani Türk milletinin bunu sindirmesi, bunu kabul etmesi çok zor olur. Bir; Türk devletinin kırmızı bültenle aradığı bir teröristten bahsediyoruz, herhangi bir şahıs değil yani bu. Alsın pasaportu cebine koysun, vize alsın gelsin… Yani kırmızı bültenle aranmış bir şahıs nasıl gelecek? Bir diğeri, bir bölücü terör örgütünün lideri, Türkiye’de Türk yargısı tarafından hüküm verilmiş, mahkum edilmiş bir kişiyle hangi sıfatla ve hangi yasal çerçeve içinde görüşecek?

Şimdi DEM Parti heyetleri var, onun belirli bir yasal zemini kapsamında gidip İmralı’da bebek katili Öcalan’dan görüşüyorlar. Bunun izni var, bunun prosedürü var, bunun yasal zemini var. Peki PKK terör örgütünün Suriye uzantısı olan PYD/YPG terör örgütünün lideri olan Mazlum Abdi hangi sıfatla, hangi yasal zemine dayanarak gelecek?

Yani işin sadece siyasal ve toplumsal boyutu yok. Siyasal ve toplumsal boyutunun yanında bir de hukuksal zemin meselesi var. O bağlamda ben hani Mazlum Abdi’nin… teröristin gönlünden bunlar geçebilir ama ben bunun hayata geçirilebilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.”

MİT’İN AKP’YE YAPTIĞI SUNUM

MİT’in AKP’ye “PKK’nın silah bırakmadığına” ilişkin bir sunum yaptığı iddiası ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” çıkışı sorulan Doster, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Süreci belirleyen temel unsur iç dinamikler değil, bölgesel gelişmelerdir. Suriye’deki rejim değişimi ve ardından İran’a yönelik bölgesel baskılar bu tartışmaları doğrudan etkiliyor.”

SURİYE’DE DURUM, PKK’NIN ORTADOĞU’DAKİ KONUMU

Doster, PKK ve Suriye’deki uzantıları üzerinden yürüyen tartışmaların da küresel güç dengeleriyle bağlantılı olduğunu belirterek ABD ve İsrail’in bölgedeki stratejilerine dikkat çekti.

Suriye’deki gelişmelerin bu yapıları “tam tasfiye yerine kontrol altında tutma” stratejisiyle şekillendirdiğini vurgulayan Doster, şu ifadeleri kullandı:

“Unutmayalım ki şimdi bu tarz terör örgütleri, emperyalizmin hizmetinde olan, onun güdümünde olan terör örgütlerinden tamamen vazgeçilmez. Gün gelir tekrar bunlara ihtiyaç duyulur diye bunlar el altında muhafaza edilirler. Çok fazla önleri açılmaz ama tasfiye de edilmezler. Çok fazla desteklenmezler ama fişleri de çekilmez. Yani yaşam destek ünitesine bağlı bir şekilde devam ettirirler.

Neden? Şundan: Bir, bunların varlığı ABD’nin gelip bölgeyi işgal etmesi için, bölgeye saldırması için adeta mühürlü bir davetiye, bir gerekçe, bir imkân sunar Beyaz Saray’a. İki, bunlar başka terör örgütlerine, yine ABD yapımı olan diğer terör örgütlerine karşı kullanılırlar. Örneğin IŞİD’e karşı PKK/PYD/YPG’nin kullanılması gibi. IŞİD de ABD yapımıdır. Bunu ben demiyorum, bunu Trump diyor. Ne diyordu Obama? “IŞİD’in kurucu babasıdır” diyordu. ABD yapımı IŞİD’e karşı yine ABD yapımı PKK kullanılır ama IŞİD kötü çocuk olur, bunlar “özgürlük savaşçısı” olur ABD literatüründe. Üç, bölge ülkelerine karşı bunlar yine kullanılırlar. Suriye’ye karşı kullanılır, İran’a karşı kullanılır, yıllardır olduğu gibi Türkiye’ye karşı kullanılır. Bunların el altında, kıvamında tutulması ve muhafaza edilmesi için ABD’nin üç temel gerekçesi vardır; az evvel özetlemeye çalıştığım üzere.

Benzer gerekçeler İsrail için de geçerlidir. O yüzden ben, evet, Şam’daki şimdiki mevcut hükümetle yani Ahmet Şara hükümetiyle geçtiğimiz aylarda PYD/YPG unsurları çatıştıklarında hep beraber şunu görmedik mi: ABD izin verdi, ABD arkasında durmadı PYD/YPG’nin ve Şam kuvvetleri bunları hayli hırpaladılar, hayli patakladılar. Ama Şam kuvvetlerinin daha da fazla bunları hırpalamasına, dövmesine, pataklamasına “dur” diyen de ABD oldu. İsrail de “tamam” dedi: “Şam, senin arkandayız ama bunları daha fazla dövmene de müsaade etmeyiz.”

PKK’ya ne dediler? “Biz olmazsak sen bir sıfırsın, kötü dayak yiyordun, biz geldik seni kurtardık; boyunu posunu, hacmini, cüsseni bil, ona göre hareket et.” Dolayısıyla PKK/PYD/YPG terör örgütünün istedikleri verilmedi ama tasfiye de edilmedi; istedikleri tam olarak karşılanmadı ama Şam’ın bunları daha fazla dövmesi de engellendi. Talep ettiklerinin daha küçüğüne razı olacaklar ama karşılığında da ABD ve İsrail’in vermiş olduğu garantiyle Suriye’de cepte varlıklarını muhafaza edecekler; gün gelir tekrar kullanılma ihtimali doğrultusunda.

‘PKK İÇİN ÖCALAN MI VAŞİNGTON MU BELİRLEYİCİ?’

Doster, örgütlerin karar mekanizmalarının dış merkezlere bağlı olduğunu hatırlatarak, “Emperyalizmin piyonu olan terör örgütlerinin yol haritasını acaba Kandil’dekiler başta olmak üzere terör örgütünün Belçika, Danimarka, İngiltere, Fransa ve Almanya’daki uzantıları, onların destekçileri Öcalan’ı mı dinlerler yoksa talimatı Beyaz Saray’dan, Vaşington’dan, Pentagondan mı alırlar?”  sorusunu sordu.

DEM Parti’ye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Doster, partiyi ‘tek tip olmayan bir yapı’ olarak tanımlayan Doster, partinin Batı merkezli aktörlerle uyumlu olduğunu hatırlattı.

Doster, DEM Parti’nin çizgisine ilişkin “emperyalist merkezlerle uyumlu bir siyasal hattın içinde konumlandığı” değerlendirmesinde bulunarak, “Savunucularının
sempatizanlarının iddia ettiği gibi bir solcu bir devrimci parti değildir. DEM Parti gerici bir partidir. Etnik temelli partidir. Solcu olmanın belli kıstasları vardır. Emekten yana olmak, eşitlikten yana olmak, aydınlanmadan yana olmak ve en önemlisi emperyalizme karşı olmak. DEM Parti’ye bakıyorsunuz marabaların partisi değil ağaların partisi. Emekçilerin partisi değil toprak ağalarının, feodal beylerin, silah baronlarının, partisi” dedi.

BAHÇELİ’NİN ‘STATÜ’ ÇIKIŞI: ‘BARIŞ SÜRECİ VE SİYASALLAŞMA KOORDİNATÖRLÜĞÜ’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin teröristbaşı Öcalan için önerdiği “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” statüsüne de değinen Doster, bu tür bir tanımlamanın devlet yapısı içinde karşılığı olmadığını belirtti.

Doster, “Bir terör örgütüyle bağlantılı olduğu iddia edilen bir yapıya ‘siyasallaşma koordinatörü’ gibi bir statü verilmesi hukuki ve siyasal açıdan ciddi sorunlar doğurur” dedi.

İlişkili Haber
thumbnail
Devlet Bahçeli, Öcalan’a statü istedi: ‘Barış süreci koordinatörlüğü’
Haberi görüntüle

TRUMP’IN AÇIKLAMALARI

ABD Başkanı Donald Trump’ın “Kürt gruplara” yönelik sözleri ve Mazlum Abdi’nin açıklamaları üzerinden yapılan tartışmalara da değinen Doster, ABD’nin bölgedeki yaklaşımını “kontrol ve dengeleme” olarak tanımladı.

İlişkili Haber
thumbnail
Trump’tan ateşkes mesajı… ‘Kürtler bizi hayal kırıklığına uğrattı’
Haberi görüntüle

KIZILCAGÜN PLATFORMU’NUN ‘BARRACK EVİNE DÖN’ YÜRÜYÜŞÜ

Doster’e 19 Mayıs ve Kızılcagün Platformu’nun ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmesi talebiyle ABD Büyükelçiliği’ne düzenleyeceği yürüyüş de soruldu.

Doster, şunları söyledi:

“Kızılcagün Platformu’nun bu çabası son derece yerinde. Olumlu ve onurlu bir çabadır. Bir çağrıdır, bir haykırıştır, bir silkiniştir. Ülkemize geldiği günden beri Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi, kurucu değerleri, varlığı, bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği ile ilgili ipe sapa gelmez; kabul edilmesi mümkün olmayan laflar eden bu ABD elçisi ki çok küstah çok şımarık adeta bir müstemleke valisi gibi davranan bu Suriye Özel Temsilcisi de olan Trump’ın yakın dostu olmakla da övünen bu kişinin istenmeyen kişi ilan edilmesi için Türk devletinin Türk hariciyesinin elinde 1 değil 10 değil belki 40-50 tane gerekçe var. O bağlamda Türk milletinin bu talebi çok yerindedir. Kızılcagün Platformu’nun da bu talebi, bu çıkışı, bu eylemi, son derece yerinde ve doğru bir eylemdir.”

İlişkili Haber
thumbnail
Kızılcagün Platformu’ndan 19 Mayıs’ta ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önüne çağrı: ‘Barrack evine dön!’
Haberi görüntüle

19 MAYIS MESAJI

Doster, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 19 Mayıs’taki o büyük yürüyüşün zirvesidir doruğudur. Türk milletinin bu aziz vatanı o 19 Mayıs’taki kutsal isyanın, şanlı iddianın, büyük inancın ve o görkemli tarihsel inadın neticesidir zirvesidir doruğudur. O bağlamda bizim gibi cumhuriyetçilere, bizim gibi Kuvayı Milliyecilere, bizim gibi Müdâfaa-i Hukukçulara, bizim gibi Reddi İlhakçılara bu vatana karşılıksız ve sınırsız bir aşkla, hürmetle, muhabbetle, sadakatle bağlı olan bütün vatan evlatlarına düşen nedir… ‘Yaşasın 19 Mayıs’ demektir. ‘Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Paşa’ demektir. ‘Yaşasın Kuvayı Milliye’ demektir” sözleriyle de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladı.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!