1. Haberler
  2. Kültür - Sanat
  3. Deliler koğuşu: Ben Ahmed sonradan Arif

Deliler koğuşu: Ben Ahmed sonradan Arif

featured

Serkan Arslan yazdı…

‘Ben Ahmed, sonradan Arif olan. Şair sanılan, şiiri kaybetmiş. Hatırlıyorum. Babası tarafından sevilen babasını kaybetmiş. Annesi tarafından sevilen, annesini kaybetmiş. Ben Ahmed, sonradan Arif olan. Hatırlıyorum. Bir kadını aramış, bir kadın sevmiş, sevdiği kadını kaybetmiş. Bir vakit sonra kaybetmeyi bile kaybetmiş.’

Çocukluğu sokaklardan izmarit toplayarak geçmiş. Dumanı tüten evleriyle ,o arka mahallede , dünyanın kirletilmeyecek kadar güzelliklerle dolu olduğuna inanmış. Ben Ahmed, sonradan Arif. Arnavut kaldırımların arasına sıkışmış kemik parçalarından bayındır kafesler yapmış.

Avuçlarında kitaplar eskitmiş bir deli aklına ermiş. Yazar sanılan, aslında okumaktan başka bir ise yaramayan. Ben Ahmed, sonradan Arif olan. Hatırı kalır diye karıncaya kırıntılar bırakan, o kırıntılardan güvercinleri pencerelere toplamış.

Tırnaklarında toplanan hatıralarını elleriyle toprağa gömmüş. Şimdi o topraktan bereketli mutluluklar arayan. Ben Ahmed, sonradan Arif olan. Gökyüzünde yıldız ararken yağmura tutulmuş. Filizlenmiş delilikten ruhuna kol kanat germiş.

Ben Ahmed, sonradan Arif. Bir kadın tarafından sahiplenilmiş. Kör bir bataklığın, çırpınan kelebeği olmaktan utanmayan. Katıksız minnetle pişmanlıklar yaratan. Kışı faşist, mevsimleri devrimci doğurgan dünyalar arayan. Yazık ki içinde gürbüz ölümlerden mezarlıklar olan.

Revolveri boş bir yakınmacı, intiharı sahici bir ölüyü dürtüyor. Demek ki yaşamak boynunu kara çıbanlara eğmek değilmiş. Yaşama ölümle gitmek isterken, grevini sinematografik bir görüntüyle sonlandırmaya çalışmak riyakarlıkmış. Ben Ahmed, sonradan Arif olan.

Geceyi uykusuz, günlerimi mutsuz geçirdim. Sabahına sarılacak mutluluklar aramaktan başka çarem yoktu. Yarına kırkta bir düşse razıydım. Bu dünya insanı kandırıyor efendiler. Ali’nin sırtında hançer vardı. Ömer’in gözlerinde kan. Tanrının elinde kılıç yoksa kim çıkardı bu zulmü kınından? Cenneti zengin mahallesinde kurup inancı hapsettiler.

Şimdi burada, bir akşam vaktinde kendimi bu sahaf dükkânın önünde yeniden seyrediyorum. Ben Ahmed yeniden Arif olan. İçerisi tozlu raflardan, unutulmuş rengi dönmüş gazete kupürlerinden, pas tutmuş bir vitrinden, okunmamış kitaplardan başka bir görüntüye sahip değildi. Bu kitapçının önünde her şeyin nasıl yok olduğunu yeniden hatırlıyorum. Etime bastırılmış sözlerim, hafızamda kendini okuyor. Vitrin camında tozdan oluşmuş kalın katman içerideki görüntüyü yarı saydam bir hale getirmişti. İçeriye bakarken Süveyda arkamdan seslendi. Burası senindi. Uzun zamandır kullanılmadığı için bu hale geldi. Ama kısa sürede eski parlak ve güzel haline dönebilir dedi. Kitapçının kapısında asılmış bir yazı dikkatimi çekiyor. Birkaç adım daha ilerleyip ne yazdığını okumak istiyorum. Süveyda da benimle beraber yürüyor. Düşersem kaldıracak mı? Yaklaştıkça tozlu ve güneş ışığından sararmış yazıyı okumayı başarıyorum.

Cenaze dolayışla kapalıyız…

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!