Okullar ne zaman açılıyor... Bakan Selçuk açıkladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın başkanlık ettiği Koronavirüs Bilim Kurulu "eğitim" gündemiyle toplandı. Yaklaşık 3 saat süren toplantı sonrası açıklama yapan Koca, yüz yüze eğitimin en az 1 ay başlamamasını önerdiklerini belirtti.

Okullar ne zaman açılıyor... Bakan Selçuk açıkladı
Okullar ne zaman açılıyor... Bakan Selçuk açıkladı

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "31 Ağustos 2020 tarihinde okulları uzaktan eğitimle açıyoruz." dedi.

Selçuk, "21 Eylül'de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda, aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime başlanacak." diye konuştu.

Bakan Selçuk, "Dileyen özel okullar 17 Ağustos itibarıyla uzaktan eğitim araçlarıyla eğitim faaliyetlerine başlayabilecek." ifadesini kullandı.

Selçuk, Kovid-19 tedbirleriyle başlayacak yeni eğitim-öğretim yılına ilişkin, "Bakanlık olarak tüm süreç boyunca sahada ve okullarımızda olacağız." dedi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, "Toplumun her bir bireyini salgınla mücadele kapsamında sorumluluk almaya davet ediyorum." çağrısında bulundu.

Bakan Selçuk, "Sınava giren öğrencilerimizle ilgili müfredat içeriği ve onlara yönelik yapılacak destek çalışmalarında planlamalar yapılıyor." ifadesini kullandı.

Selçuk, yüz yüze eğitime ilişkin, "Hangi yaş gruplarında öncelikli olarak başlayacağı hususunu bilim insanlarının tavsiyeleri doğrultusunda belirleyeceğiz." dedi.

Bakan Selçuk, "Seyreltilme sonucunda oluşabilecek açık, uzaktan eğitimle, canlı dersler, EBA TV vasıtasıyla giderilecek." diye konuştu.

BİLİM KURULU'NUN AÇIKLAMASI

Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısının bugünkü ana gündemi, öğrenci aileleri başta olmak üzere, bütün halkımızın merakla beklediği okulların eğitim-öğretime hazırlanması konusuydu. Bunun yanı sıra, salgının dünyadaki ve ülkemizdeki seyri, vaka artışının sebepleri, vaka sayılarının arttığı illerde alınacak önlemler, hastane kapasitelerimiz ve aşı çalışmaları ele alındı.
 
Covid-19 salgını, dünyada hız kesmeden yayılmaya, ekonomileri, çalışma hayatını, sosyal hayatı, eğitimi etkilemeye, daha trajik olan sağlık boyutuyla, can almaya devam ediyor. Bugün itibariyle tespit edilebilen vaka sayısı 20 milyon 500 bin, can kaybı ise 746 bini buldu.
 
Birçok ülkede vakaların tespitinin sağlıklı şekilde yapılmadığını biliyoruz. Ülkelerin büyük bölümü, sağlık altyapısı itibariyle imkânları elvermediği için yeterli tespiti yapamıyor. Gelişmiş ülkelerde ise tarama yapmaktan imtina edildiğini ve ancak hastaneye yatışı yapılan ağır vakaların kaydının tutulduğunu biliyoruz. Gururla söyleyebiliriz ki Türkiye, filyasyon ve temaslı takibi çalışmalarını sağlıklı şekilde yürüten nadir ülkelerden biridir. Türkiye, vaka sayılarını ilk günden beri şeffaf şekilde açıklamaktadır. Bugünlerde, vaka sayılarına göre daha üst seviyede bir alarm halinde olmamız öngörülen risklere bir hazırlıktır. Kaygıları anlayabiliriz. Fakat spekülasyonlar, tedbirden çok tehdide hizmet etmektedir.
 
Dünyada vaka artışları hız kesmeden devam etmektedir. Ülkemizde de bölgesel artışlara şahit oluyoruz. Birçok ülkenin aksine, bizde vaka artışlarının kontrolden çıkmamış olması, devlet kurumlarımızın ve vatandaşımızın bugüne kadar özveriyle uyguladığı önlemler sayesindedir. Ancak altını çizerek ifade etmek istiyorum. Tedbirlere riayet hala istediğimiz, arzuladığımız seviyede değil. Bu konudaki gevşeme bize bu günlerimizi aratabilir. Özellikle Ekim, Kasım aylarında gribal enfeksiyonların da devreye girmesiyle riskin daha fazla artması muhtemeldir. Gribal hastalıklarının semptomlarının benzer olması kaygı ortamına da yol açabilecektir.
 
Vatandaşlarımızın tedbirlerden ister istemez yorulduğunu biliyoruz. Hepimiz sevdiklerimiz, akrabalarımız, dostlarımızla yakın ilişkiler içinde olmayı özledik. Seyahatlerimizde eskisi gibi rahat olabilmeyi, sosyal ve kültürel hayata tam olarak dönebilmeyi arzuluyoruz. Kontrollü Sosyal Hayat, salgın günlerinde, bize bunların en makul sınırlarını sunuyor. Kurallara uymak kaydıyla özlediğimiz şeyleri, tam olmasa da, yaşayabilme imkânımız var.
 
Hem kendi sağlığımız, hem sevdiklerimizin hayatı üç basit kurala bağlı. Temizlik, maske, mesafe. Bu kuralları dikkate almazsak, yarın karşımıza kontrol edilemez bir tablo çıkabilir.
 
Vaka sayılarındaki artış eğilimini hepimiz görüyoruz. Artış bu hızla devam ederse bir daha yaşamak istemediğimiz ağır tedbirlere dönmemiz gerekebilir. Çabamız, bunun bir daha yaşanmaması içindir. Önümüzdeki günlerde COVID-19 iletişimi konusunda yeni çalışmalar ortaya koymaya çalışacak, düzenlemelere gideceğiz.
 Bilim Kurulu’nun gündeminde öne çıkan, önümüzdeki dönemde eğitim ve öğretim süreçlerinin hangi şartlarla yürütüleceği konusuydu. Bu konudaki öneri, yüz yüze eğitimin, en az önümüzdeki bir ay boyunca başlatılmaması, gerekirse online eğitim yapılması, yüz yüze eğitime kademeli olarak geçilmesi yönündedir. Bu görüş ve öneriyi Milli Eğitim Bakanlığımız ile paylaştık. Konuyla ilgili planlarını Sayın Bakanımız açıklayacaktır.