Bir iletişim kazası...

İsmet Hergünşen yazdı...

Bir iletişim kazası...
Bir iletişim kazası...

Ülkemiz bir “iletişim kazası” daha yaşıyor.

104 emekli askerin iyi niyetle yapmış olduğu açıklamaların darbe ve vesayetçi gibi söylemler nedeniyle başka mecralara çekilmesi doğrusu üzüntü ve endişe verici bir yaklaşımdır.

Hele sosyal medyada nefret ötesi yazılanlarsa tarihi bir vesika olacaktır, yazanların üzerinde.

Şu anda en sakin ve en serinkanlı kalması gerekenlerse, her zaman kamuoyu önünde olan ve bakışların çevrildiği, söylemlerine kulak kabartılanlardır.

İster asker, isterse sivil olsun her oluşturulan linç kampanyasının emperyal güçler ve onların maşaları olan devletler tarafından dikkatle izlenmesinin yanı sıra ekmeklerine de yağ sürdüğü gerçeğidir.

Hele ki; Doğu Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz ile Irak ve Suriye ikliminde de yaşanılanlar ortadayken.

Rütbesi ne olursa olsun hiç bir askerin 21 yüzyıl dünyasında demokratik ölçütler dışarısına çıkarak yaşanan tecrübelerin hilafında hareket edeceğini öngörmek, bizi yanlış yargılara götürür ki, sanırım en istenmeyen hal tarzı bu olsa gerek.

Giymiş oldukları bembeyaz üniformaları içinde almış oldukları eğitim ve bulundukları görevler çerçevesinde  Deniz subaylarının en büyük gayreti “Deniz Yetki Alanlarımızın Korunması ve Kollanması” ve “Ülkemizin denizcileşmesi” yönündedir.

Nihayetinde gelinecek durumsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet ve Millet bütünlüğü içerisinde beka ve refahına sağlayacağı katma değerdir.

Tüm kurtarma çabalarına rağmen satıh yapamayan “Dumlupınar Denizaltısı”nda şehit olanların aziz hatıraları önünde saygı ve minnetle durulduğu “4 Nisan Deniz Şehitlerini Anma Günü” idi, daha dün...

“Alo Dumlu” sesiyle özdeşleşen, çoğumuzun kulağının aşina olduğu “Ah bir ataş ver” iç yakan türküsüyle de simgeleşmiştir, unutulmazlar aleminde...

Ve denizin metrelerce altındayken bile “Vatan Sağolsun” sözüyle de yer almıştır, buruk hatıralarımızda...

Günümüzde sadece ve sadece Donanma mensuplarının değil, Türk Milleti’nin ruhunda da yer bulmuştur, bu eşsiz vecize.

Mesleklerini, işte bu söz dahilinde yerine getiren ve artık sivil hayatın bir parçası olan 104 emeklinin “Montrö Boğazlar Sözleşmesi” ana ekseninde, siyasi bir amaçtan ziyade düşüncenin paylaşılması noktasında ortaya koymuş oldukları davranışın, konuya ilişkin olsun veya başka mülahazlarla olsun, daha öncekilerinden hiçte farkının olmadığı kanaatı tarafımda hakimdir.

Şimdi ise “özverili davranarak, olumsuz yargılardan uzak olmanın tam zamanıdır.”