Bizim İnce Memed (2)

featured

Ahmet Akbay yazdı…

Asıçalĺı

1975 yılı…

Kışın kendini iyice hissettirmeye başladığı, evlerde sobaların yakıldığı ilk günlerdi. Bizim mahallede kış geceleri, ihtiyarların konu komşuya giderek sohbet ettikleri günlerdi. Beni de rahmetli ninem yanına yoldaş alır, birlikte komşu ziyaretlerine gider, büyüklerin sohbetlerini dinlerdim.

Bizim köyde büyüklerin hafızasında insanlar, soyadı kullanılmadığı dönemlerde olduğu gibi, sülale adlarıyla veya kendilerine takılan unvanlarla bilinirdi.

Ortaokul ikinci sınıfta okuduğum o yıl, bir akşam ninem beni de yanına alarak komşumuza gitmek üzere evimizden ayrıldık. Evler arasında yaklaşık yüz adımlık bir mesafe vardı. Komşumuzun evine vardık. İçeri girdiğimizde bir odada komşumuzun babası, annesi ve kızıyla birlikte oturan birini gördüm. Ne tesadüf ki adını daha önceden duyduğum Ferik Memed de oradaydı. Yer minderine bağdaş kurmuş oturuyordu.

Ninem, Ahmet Ağa’nın gelini evinin eşkıyalar tarafından basıldığı sırada Ferik Osman ile Memedin duman gibi çıkageldiğini anlatırdı. İşte o Memed, şimdi kızının evinde oturuyordu.

Biz de minderin bir kenarına iliştik. Ninem ve diğer kadınlar kendi aralarında hâl hatır sorup sohbet etmeye başladılar. Ben ise odada oturan Ferik Memed’in yanına geçtim.

Ninem, Memed Efe’ye:

“Sen nasılsın?” diye sordu.

O da:

“İyiyim, aba.” diye cevap verdi.

Böylece onunla da hâl hatır etmiş oldular. Ben de bağdaş kurup yer minderine, Memed Dayı ile diz dize oturdum. Kimine göre eşkıya, kimine göre efeydi. Elimde de tarih kitabım vardı. Kitabımı açmış, sessizce okuyordum.

Bir süre sonra Ferik Memed bana döndü:

“Ne okuyorsun evladım, ne kitabı o?”

“Dayı, tarih kitabı.” diye cevap verdim.

Kitabımı okumaya devam ederken bir ara yeniden sordu:

“Bu kitap bizi de yazıyor mu?”

“Yazıyor dayı.” dedim.

Aradan beş dakika kadar geçti. Bu kez merakla:

“Ne yazıyor, hele bir anlat bakalım.” dedi.

“Dur, okuyayım sana, dinle.” dedim.

Ben de daha önceden duyduğum Ferik Osman hikâyesinden hareketle bildiklerimi anlatmaya başladım:

“Dayı, Ferik Osman Çakır Meryem’in orada vurulmuş. Müfrezelere teslim olmamış, eşkıya diye yazıyor.” dedim.

Bunun üzerine Ferik Mehmd , kendinden emin bir ifadeyle şu sözleri söyledi:

“Yazar tarih bizi…
Yazar.
Biz namlı efe idik, çok büyük bir eşkıya idik.”

Ardından yönünü bana dönerek:

“Afyon, Dinar, Burdur, Asıçalın dağları, köyleri bizi bilir. İnce Memed Dayı’nı yazar, kitap yazar.” diyerek sol dizinin üstüne oturdu.

Oysa elimdeki tarih kitabında eşkıyalıkla ilgili böyle bir bölüm yoktu. Ben ise o çocukluk yıllarımda, yaşını başını almış, geçmişin içinden gelmiş bu insanlardan bir şeyler öğrenmek istiyordum. O akşam Ferik Memed ‘in sözleri hafızamda yer etti.

Unutamadığım, İnce Dayı’nın “Yazar.” dediği o sözlerdi.

BİZİM İNCE MEMED NASIL BİRİYDİ?

Bizim köyde İnce Memed, Afyon cephesinde Yunanlılara karşı vurkaç yapan bir efe olarak anlatılırdı. Birine görünmeden, uçar gibi ortadan kaybolurmuş. Benim onu tanıdığım yıllarda ise köyde Ferik Mehmed olarak anılırdı.

Zayıf, kuru, diri; yaşlı ama dinç denilebilecek bir görünüşü vardı. Onu ilk görenler, geçmişte adını duydukları eşkıyanın bu adam olduğuna şaşırabilirlerdi. Hâlâ gözlerimin önündedir o hâli…

İnsan, eşkıyalığıyla ün salmış birini düşündüğünde iri yarı, uzun boylu, pehlivan yapılı bir adam hayal edebilir. Oysa Ferik Memed hiç de öyle biri değildi. Görünüşüyle ünü arasında yıllar geçmişti. Meğer o yıllarda yetmiş beş-seksen yaşlarındaymış.

Biz çocuk yaşlarımızda, anlatılanlardan dolayı eşkıya denildiğinde korkardık. Öyle ya, anlatılanları dinledikçe nasıl korkmayalım? Âdeta o günleri biz de yaşıyor gibiydik.

Buna rağmen dağlarda adı duyulmuş, silah kullanmadaki ünü ve attığını vuran ustalığıyla öne çıkmış, çevik ve mert bir eşkıyaydı.

Peki, Ferik Memed bu ünü nasıl kazanmıştı?

Anlatılanlara bakılırsa onu öne çıkaran özelliklerinden biri, iyi bir silah kullanıcısı, usta bir nişancı ve attığını vuran bir kişi olmasıydı. Kadınların ve kızların namusuna ilişmez, onları korurdu. Bununla ilgili köyümüzde anlatılan bir olay hâlâ hafızalardadır.

BİR NİŞANCININ HİKÂYESİ

Bugün park olan yerde eskiden bir göl bulunduğunu bizim köyde herkes bilir. Bir gün efeler, elli kadar kızanlarıyla birlikte gölün çevresinde toplanmışlar. Atlarını göl kenarında suluyorlarmış.

O sırada Ferik Memed, Çalkebir’de Haceller Kuyusu olarak bilinen, serenli bir kuyunun bulunduğu dayıoğlunun evinin önünde, kuyunun su kovasına doğru bir el ateş etmiş. Kurşun, kovanın zincirini ortasından koparmış ve kova yere düşmüş.

Köyde anlatılan bu olay, Ferik Memed’in ne kadar iyi bir nişancı olduğunun göstergesi olarak dilden dile aktarılmıştır.

Ancak bu hikâyenin bir başka yönü daha vardı. Ferik Memed’in dağlarda geçirdiği yıllar ve eşkıyalık hayatı, onun yalnızca silah kullanmadaki ustalığıyla açıklanamazdı. Anlatılanlara göre kendisi, Dinarlı Koca Mustafa’nın kızanlarından biriydi. Koca Mustafa’nın ve diğer kızanlardan Ferik Osman’ın korunmasında, güvenliklerinin sağlanmasında rol üstlenen kişilerden biri olarak da anılıyordu.

Çocukluk yıllarımda, bir kış gecesi tarih kitabımın başında başlayan o sohbet, yıllar geçse de hafızamdan silinmedi. Ferik Memed’in yüzü, konuşması ve “Biz efe idik, çok büyük bir eşkıya idik.” sözü hâlâ gözlerimin önündedir.

Bazen bir insanın hayatını anlamak için kitaplarda yazılanlar yetmez. O insanı tanıyanların anlattıkları, yaşanan olaylar ve hafızalarda kalan sözler de tarihin bir parçasıdır.

Bizim İnce Memed’i anlatmak da işte böyle bir hatırayı geçmişten bugüne taşımaktır.

Türküde geçen İnce Memed, Koca Mustafa’nın kızanıdır. Bu sözlerde, İnce Memed’in dağdan indiği dönemde Koca Mustafa’nın müfrezeler tarafından vurulması ve Koca Mustafa’nın korumasız kalması anlatılmaktadır. Bu sözlerdeki pişmanlık duygusunun anlatılması ise ayrı bir konudur.

“İnce Memed, ne yaptıydım ben sana?”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!