Bölücü anayasa isteyen TESEV’ci isim Davutoğlu’nun A Takımı’nda!

Ahmet Davutoğlu’nun yeniden Genel Başkan seçildiği Gelecek Partisi 1. Olağan Kongresi’nde Parti Yönetim Kurulu’na bölücü anayasa isteyen, TESEV’in yazar kadrosunda yer alan Prof. Dr. Serap Yazıcı seçildi. Yazıcı 2011 yılında TESEV için yazdığı anayasa raporunda Atatürk milliyetçiliği kavramını hedef alarak, “anayasadan milliyetçi referansların çıkarılması” gerektiğini savunuyor.

Bölücü anayasa isteyen TESEV’ci isim Davutoğlu’nun A Takımı’nda!

ERAY ÇELEBİ/VERYANSIN TV

Gelecek Partisi 1. Olağan Kongresi yapıldı. 842 delegenin oy kullandığı kongrede, mevcut başkan Ahmet Davutoğlu geçerli olan 829 oyu alarak yeniden Genel Başkan seçildi.

Kongrede Davutoğlu’nun kurmay kadrosunda yer alan isimler ise dikkat çekti.

Parti Yönetim Kurulu’nda Asil Üyeler listesine, George Soros'un kurucusu olduğu Açık Toplum Vakfı'nın finanse ettiği TESEV’in yazar kadrosunda yer alan Prof. Dr. Serap Yazıcı da seçildi.

Kongrede Ahmet Davutoğlu’nun taktığı rozet ile partiye üye olmasının ardından Davutoğlu’nun A Takımı’na giren Yazıcı, 13 Nisan 2011’de  Mustafa Erdoğan ile birlikte “Türkiye’nin Yeni Anayasasına Doğru” başlığıyla TESEV Anayasa Komisyonu'ndan çıkan bir rapor kaleme almıştı.

İLK 3 MADDE HEDEFTE

“Anayasadan milliyetçili referansların çıkarılması” gerektiği belirtilen raporda anayasanın başlangıç ilkeleri  hedef alınıyor, Atatürk milliyetçiliği “etnik bir referans” olarak tanımlanıyor.

Raporun başlangıç ilkeleri için önerisi şöyle:

“…yeni anayasanın Türkiye toplumunun çoğulcu-demokratik ve sivil rejim idealine bağlılık iradesini yansıtan kısa ve özlü bir “Başlangıç” kısmına yer vermesi ve bunun anayasa metnine dahil olmadığının belirtilmesi uygun olacaktır. Kurucu iradeyi “Biz, Türkiye Cumhuriyeti halkı…” olarak ifade etmesi gereken Başlangıç metninin şüphesiz ideolojik, dini, etnik ve milliyetçi referanslardan da arınmış olması gerekir.

Bu arada, Anayasanın devletin şeklini belirtecek olan hükmü “Türkiye devletinin demokratik bir cumhuriyet” olduğunu belirtmeli ve bunun tek değiştirilemez hüküm olduğu yine aynı madde içinde ifade edilmelidir. Anayasanın Cumhuriyetin niteliklerini belirtecek olan hükmü de, Başlangıç kısmının içeriğine paralel olarak, yukarıda sıralanan ilke ve değerleri barındırmalıdır. Maddenin şu şekilde formüle edilmesi uygun olabilir: “Türkiye Cumhuriyeti insan onuruna saygılı, insan haklarına bağlı, hukukun üstünlüğüne dayalı, içeride ve dışarıda barışçı, laik ve çoğulcu bir demokrasidir.”

'DEVLET SİVİLLEŞTİRİLSİN'

Raporda, "devletin herhangi bir resmi ideolojisinin olmaması, devletin teşkilât ve işleyiş bakımından sivıileştirilmesi ve devlet teşkilâtının ademi merkezileştirilmesi" gerektiği savunuluyor.

Raporda yerel yönetimlere ilişkin “Yerel demokratik yönetim birimlerinin karar yetkisinin bayındırlık, tarım, sağlık ve kısmen kolluk ve eğitim hizmetlerini de kapsaması gerekir.” ifadeleri dikkat çekiyor.

2010 REFERANDUMUNA ÖVGÜ

Raporda FETÖ’yü yargıyı ele geçirmesine neden olan 2010 referandumundan da övgüyle söz ediliyor:

“Yürürlüğe girdiği tarihten buyana 1982 Anayasası’nda çeşitli değişiklikler yapılmış olması da esas olarak bu ihtiyaçtan ileri gelmiştir. Ne var ki, başta 2001 ve 2010’da yapılanları olmak üzere, bu değişiklikler toplumumuzun özgürleşme ve demokratikleşmesine hatırı sayılır katkı yapmış olsalar da, bu durum Türkiye’nin tamamen yeni bir anayasa yapma ihtiyacını ortadan kaldırmamıştır. Üstelik, bu değişiklikler yürürlükteki anayasanın iç bütünlüğünü de bozmuştur. Öte yandan, 2010 Anayasa değişikliği referandumunda ortaya çıkan seçmen iradesi karşısında, tamamen yeni bir anayasa yapmak artık ihmal edilemez acil bir görev haline gelmiştir.”