Buğra Kavuncu FETÖ iltisaklı mı? (3) Dikkat çeken akrabaları

Av. Onur Şahin araştırdı ve yazdı...

Buğra Kavuncu FETÖ iltisaklı mı? (3) Dikkat çeken akrabaları

Buğra Kavuncu Türk milliyetçisi olduğunu iddia etmektedir. Önceki iki bölümde (Okumayanlar 1. ve 2. bölümümüze sayfanın altında ulaşabilir) bahsedilen konular bunu kesinkes yanlışlamaktadır. Ayrıca Buğra Kavuncu’nun İYİ Parti’deki söylem ve tutumları da bunu göstermektedir. 30 Ağustos’ta İYİ Parti’nin Bursa’da yapmış olduğu toplantıda “30 Ağustos Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını taşıyan bütün TÜRKİYELİLERİN Bayramıdır, bunu herkes böyle bilecek” diyecek kadar Türk milliyetçiliğinden uzak olan bir şahsın, Türk milliyetçisi olduğunu iddia etmek en iyimser tabirle safdilliktir.

Peki, Buğra Kavuncu, sosyal medya açıklamalarında Türk milliyetçisi bir tavır almış mıdır? Örneğin Eylül 2012 yılında kullanıma açtığı ve halen kullandığı Twitter hesabından siyasete girmeden önce 10 Kasım’da Atatürk’ü anmış mıdır? 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramını kutlamış mıdır? 19 Mayıs’ı kutlamış mıdır? 23 Nisan’ı kutlamış mıdır? 30 Ağustos’u kutlamış mıdır? Türk Dünyası, Türk milleti, Türk milliyetçiliği ile ilgili bir tek tweet atmış mıdır? Bu sorunun cevabı hayırdır.

Bugün 93 bin takipçisi bulunan ve 8 yıldan fazladır Twitter kullanan Buğra Kavuncu’nun 2012-2016 yılları arasında, tamamı 2014 yılında atılmış, yalnızca 5 tweeti vardır. Bu uzun ve ilginç 4 yıllık boşluktan sonra ilk tweeti ise 22 Temmuz 2016 tarihindedir: “Kime karşı ve kim tarafından yapılırsa yapılsın, darbenin her türlüsüne lanet olsun!”

Bu tweetten sonra da Buğra Kavuncu, hiçbir net duruş sergilemeyen, hele hele Türk milliyetçisi bir duruş göstermeyen onlarca “ne etliye ne sütlüye dokunacak” tweet atmıştır. Bunların hiçbirinden herhangi bir duruş, tutum veya tavır yansımamakta; tweetler sırf atılmak zorunda kalındığı için atılmış görüntüsü vermektedir.

15 Temmuz 2016’da FETÖ bir darbe girişiminde bulunmuştur. Bu askeri darbe sırasında TBMM, yani gazi meclisimiz bombalanmıştır. Polis Özel Harekât Dairesi Başkanlığı bombalanmış, 43 polisimiz şehit olmuştur. FETÖ’cüler ile çatışan sivil vatandaşlarımız da dahil 251 kişi şehit olmuş, 2196 kişi yaralanmıştır. Böyle ağır bir milli trajedinin üzerinden 1 hafta geçtikten sonra, ki bu esnada 24 saat boyunca Türkiye’nin tek gündemi bu iken, Buğra Kavuncu’nun FETÖ’cü darbe ile ilgili attığı tweetin, “Darbe kimin tarafından kime karşı yapılırsa yapılsın lanetlenmeli” şeklinde milli, demokratik hatta insani duygulardan, ruhtan, duruştan uzak bir boş laftan ibaret olması hayret verici bir durumdur.

Daha sonraki dönemde çalıştığı Alman şirketi BASF ile ilgili onlarca tweet atan Buğra Kavuncu’nun milli bayramlar, günler, Atatürk, Türkeş, Türk Dünyası ile ilgili; ya da FETÖ’yü, PKK’yı telin eden bir tek tweeti yoktur. Buğra Kavuncu’nun bu dönemde sosyal medya üzerinden bu konularda açıklama yapmaması ile ilgili izahın ticaret ile uğraşıyor olmasını farz edelim. Fakat yukarıdaki konuların hiç birisinin siyaset ile ilgisinin olmadığı, hepsinin milli meseleler olduğu aşikârdır.

BUĞRA KAVUNCU: BANA KARŞI ERGENEKON-BALYOZ’DA YAPILANLAR YAPILIYOR

Buğra Kavuncu, Moskova merkezli uluslararası medya kuruluşu Sputnik Radyosunda 30 Kasım 2020 tarihinde yaptığı konuşmada; kendisine yönelik iddia ve suçlamaları FETÖ tarafından gerçekleştirilen Ergenekon ve Balyoz operasyonları ile karşılaştırıp kendisi için mağduriyet sempatisi oluşturmaya çalışmaktadır. FETÖ tarafından gerçekleştirilen Ergenekon, Balyoz gibi kumpas dava operasyonları en güçlü dönemini yaşarken Buğra Kavuncu FETÖ kontrolündeki KATİAD’ın kurucusu ve başkan yardımcısıdır. Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında FETÖ tarafından Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkelerine bağlı, Atatürk’e sadık kadrolar komplolar, sahte deliller ile tutuklanmış, yıllarca hapishanelerde sürüklenmiş, bazıları şehit edilmiştir.

Sonuç

Ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen’e göre Türk hukuk sisteminde FETÖ ile iltisaklı olmak şu şekilde yorumlanmıştır:

Kanun hükmünde kararnamelerde terör örgütü iddiası ile ilgili “iltisak” kelimesine yer verildiği, bu kelimenin “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı olduğu, örgüt suçunun kapsamını genişlettiği, “yan yana” anlamına geldiği, “irtibat/bağlantı” kavramından hareketle daha geniş anlam taşıdığı ileri sürülmekle birlikte, bu düşüncenin doğru olmadığını ifade etmeliyiz. Çünkü “iltisak” kavramı; bitişme, kavuşma, kaynaşma veya birleşme anlamına gelir. Bu nedenle, hem “ilişki” anlamına gelen irtibat kavramından daha dar, yani oluşması zor ve hem de “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi açısından suç ve terör örgütüne mensubiyet için aranan “bağlantılı olma” ve “birlikte hareket etme” kavramlarına uygun düşer.”

Ayrıca FETÖ, bir terör örgütü olarak Türk hukukunda eksik tanımlanmaktadır. FETÖ, bir terör örgütü olmadan önce bir casusluk sistematiği oluşturmuştur. Türkiye ne yazık ki devletler tarihinde bir devletin yaşayabileceği en büyük casusluk ve istihbarat operasyonu ile karşı karşıya kalmıştır.

Ülkemiz sadece askeri, ekonomik ve politik sırlarını kaybetmekle kalmamış, sosyolojik ve biyografik istihbaratî bilgileri de yabancı servislerin eline geçmiştir. FETÖ’nün casus örgüt olma konusundaki bu durumunu gören Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz sonrasında Alman hukukunda Naziler ile mücadele döneminde gelişen bir hukuk geleneğini Türk hukukuna taşımıştır. Anayasa Mahkemesi 4/8/ 2016 tarih ve 2016/6 sayılı kararında FETÖ üyelerini deşifre etmek amacı ile “sosyal çevre incelemesi” yapma kararı almıştır.

Bu bağlamda Buğra Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu’nun Türk Ocakları Genel Merkezince FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’e “Nihal Atsız Türk Dünyasına Hizmet Ödülü” verilmesini sağlayan önergeyi 1990’lı yılların ortasında vermiştir. Buğra Kavuncu’nun kendisi ve kardeşinin “FETÖ’cü abiler” tarafından FETÖ çalışmalarına davet edilmesi ve babalarının bunu kendi çocuklarının kararına bırakması da yine aynı tarihlerde gerçekleşmiştir.

Daha sonra Buğra Kavuncu, FETÖ’nün kontrolündeki Kazakistan Türk İş Adamları Derneği (KATİAD)’nin kurucusu ve başkan yardımcısı olmuştur. Nisan 2018’de İYİ Parti Genel İdare Kurulu’na girdiği zaman bu kuruluş ve kurucu başkan yardımcılığı görevini özgeçmişinde bir süre gizlemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından FETÖ’yü desteklemekle suçlanmış olan Alman firması BASF’a kendi şirketini satmış ve bu şirketin yönetiminde kalması istenmiştir. Tarım ekonomisi mezunu biri olarak, kimya sanayinde dünya devi olan firmada bölgesel CEO’luğa yükselmiştir.

Halen aktif olarak kullanmakta olduğu Twitter hesabını 2012’de açmış olmasına rağmen, FETÖ darbe girişiminden bir hafta sonrası olan 22 Temmuz 2016 tarihine kadar, tamamı 2014 yılında atılmış yalnızca 5 (beş) tweeti bulunmaktadır. Böylesi bir durum hayatın olağan akışına aykırıdır. Dolayısıyla Buğra Kavuncu’nun sosyal medya hesaplarında esaslı bir temizlik yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Buğra Kavuncu, 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişiminden sonra bile FETÖ’ye karşı açık tavır almamış, “Kime karşı ve kim tarafından yapılırsa yapılsın, darbenin her türlüsüne lanet olsun!1” şeklinde bir tweet ile konuyu geçiştirmeye çalışmıştır.

Buğra Kavuncu, 8 Ağustos 2016’da babası Orhan Kavuncu tarafından atılan ve FETÖ’yü destekleyen, bağı olan, seven, ancak darbeyle doğrudan ilişkisi olmayanlar için özür dileyen tweetini beğenerek desteklemiştir. Bu görüş, FETÖ’yü darbeye doğrudan dahli olan birkaç bin kişiye sınırlayacak, örgüt yapısının tamamının çökertilmesinin önüne geçecektir.

Buğra Kavuncu’nun, 2018 yılında İyi Parti’de siyasete başlayana kadar; milli bayramları kutlamadığı, Atatürk’ü anmadığı, Türk milliyetçiliği veya Türk milliyetçiliğinin tarihi şahsiyetleri ile alakalı tek bir tweet atmadığı görünmektedir. Bu anlamda ya Buğra Kavuncu’nun siyasi tecrübesi olmadığı gibi ülke meselelerine ilgisi de yoktur ya da yapılan sosyal medya temizliğiyle birlikte atılan tweetler ortadan kaybolmuştur.

Buğra Kavuncu’nun hayatında büyük yere sahip olan dayısı Enver Altaylı, FETÖ’cü MİT mensuplarını yurtdışına kaçırmaktan yargılanmaktadır. Ayrıca Enver Altaylı, MİT Orta Asya sorumlusu Kaşif Kozinoğlu’nu FETÖ elebaşına ihbar etmiş; sonrasında da Kaşif Kozinoğlu dönemin FETÖ’cü savcı ve hâkimleri tutuklatılmış, çok büyük ihtimalle FETÖ tarafından şehit edilmiştir. Buna ek olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un da aynı şekilde FETÖ elebaşına ihbar etmiş ve İlker Başbuğ da FETÖ kumpasları esnasında tutuklanmıştır. Enver Altaylı’nın kızı Zehra Der’in, rahip Brunson’a yönelik Türkiye’ye yapılan baskının babası için de etkili olmasını umduğuna dair görüşleri basına yansımıştır. Zehra Der, Federal Almanya Hükümetinin, babası ve Türkiye’de tutuklu tüm Alman vatandaşları için Ankara’ya baskı yapmaya devam etmesini umduğunu belirtmiştir2.

Buğra Kavuncu’nun küçük dayısı Taha Altaylı, Almatı G-Balık restoranın sahibidir. Bu restoranda FETÖ’nün üst düzey yöneticileri ile toplantılar gerçekleştirmektedir. Bu toplantılara, Buğra Kavuncu’nun kardeşi Oruç Burak Kavuncu ve babası Orhan Kavuncu gibi aile fertleri de katılmaktadır.

Buğra Kavuncu’nun eniştesi Doç Dr. Fırat Yaldız, 2010’de Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’nda komiser iken Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’na geçmiş, bu kurumda iken FETÖ propagandasından soruşturma geçirdiği iddia edilmiştir.

Fatih Altaylı Teke Tek programında Buğra Kavuncu ile yaptığı yayında, Celal Eren Çelik ve Erdem Atay ile birlikte ortak yazılan yazıdan alıntı yapmış, Kavuncu’ya 3 Ocak 2019 tarihinde FETÖ üyeliğinden 5 yıl hapis cezası alan Eski Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan’ı kastederek “Muammer Çalışkan sizin akrabanız mı” diye sormuş, yazıyı okumaya başladıktan sonra gülerek sormaktan vazgeçmiştir. Bunun üzerine de Buğra Kavuncu, “Hepimiz Adem’den geldik” cevabını vermiştir.

Buğra Kavuncu’nun amcasının oğlu ve Enver Altaylı’nın dayısının oğlu olan İsmail Kavuncu, aynı zamanda Kazakistan’da Buğra Kavuncu’nun ortağıdır. İsmail Kavuncu, 2009 yerel seçimlerinde AKP Eyüp Belediye Başkanı seçildikten sonra FETÖ’nün ABD’de kontrolü altında olan yapılanmalardan biri olan MAFTAA ile etkinlikler düzenlemiş, yönetimi FETÖ’nün elinde olan Yedi Renk Sanat Vakfı’nı kurdurmuştur. Üstte bahsi geçen Muammer Çalışkan, İsmail Kavuncu’nun eniştesidir.

Buğra Kavuncu’nun dayısı Enver Altaylı’nın kızı, FETÖ’den tutuklu yargılanan Metin Can Yılmaz ile evlidir. Nişan akdini gerçekleştiren ve kurdeleyi kesen isim ise FETÖ’nün iki numaralı adamı ve örgütün kasası olarak Almanya’da örgütsel faaliyetlerini bugün halen sürdürdüğü bilinen Mustafa Özcan’dır. Metin Can Yılmaz ile Mustafa Özcan’ın daha sonrasında da irtibatlarının ve ilişkilerinin sürdüğü bilinmektedir.

Buğra Kavuncu’nun kız kardeşinin adı ise Ayşe Kavuncu Yaldız’dır. Eskiden bir polis olan Yaldız, daha sonra akademisyen olmuş ve şu an Ankara’da bir doçent olarak mesleğini sürdürmektedir. Ayşe Kavuncu Yaldız’ın eşi olan Fırat Yaldız ise Kastamonu Üniversitesi’nde doçent olarak görev yapmaktadır. Daha önce 9 Eylül Üniversitesi’nde görev yapmıştır. Ondan önce de Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında (YTB) İzmir Bölge Sorumlusu olmuştur. YTB’ye 2012’de kurumlar arası geçişle geçmiştir ve esasında polistir3. FETÖ’nün en etkin olduğu yıllar olan 2012’de kurumlar arası geçiş, FETÖ mensubu olmayan kişiler için oldukça zor, hatta neredeyse imkânsızdır.

FETÖ ve PKK terör örgütleri ile ilgili birtakım tweetlerinin ortaya çıkmasıyla yoğun bir şekilde eleştirilen ve son kongreden sonra parti yönetimine dışarıdan getirilen İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem ile Buğra Kavuncu arasında akrabalık ilişkileri olduğu ortaya çıkmıştır4.

Özetle, sadece açık kaynaklardan yapılan araştırmalar bile Buğra Kavuncu’nun FETÖ ile iltisakını çok boyutlu olarak ortaya koymaktadır.

1 https://twitter.com/SBugraKavuncu/status/756555157844951041

2 https://odatv4.com/mitci-altaylinin-kizi-turkiyeye-baski-sursun-dedi-15081808.html

3 https://www.veryansintv.com/akrabalik-iliskisinin-bu-kadari-hepimiz-ademden-gelmisiz

4 https://www.veryansintv.com/artik-bu-kadari-da-fazla-demeyin-bahadir-erdem-kimlerle-akraba