Bugün Hayvanları Koruma Günü!

Hayvanları korumak ve bu konuda farkındalık yaratmak için 1931 yılında Floransa’da kabul edilen Hayvanları Koruma Günü, her yıl 4 Ekim tarihinde kutlanıyor.

Bugün Hayvanları Koruma Günü!

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü, dünya çapında hayvanların yaşam standartlarını geliştirmek ve onlara daha iyi bir gelecek sağlamak için insanları harekete geçirmeyi amaçlamaktadır.

Hayvan dostları ilk kez İngiltere'de 1822 yılında; hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını, daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği'ni kurdular ve ardından ilerleyen tarihlerde 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü olarak kutlanmaya başlandı.

Hayvanları Koruma Günü, ekolojinin ve hayvanların koruyucu azizi olduğuna inanılan Assisili Francesco günü olduğu için 4 Ekim olarak belirlenmiştir. Efsanelere göre, Aziz Francesco hayvanlarla konuşabiliyordu.

HAYVAN HAKLARI NELERDİR?

15 Ekim 1978'te UNESCO Paris merkezinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi maddeleri şu şekilde:

1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.

2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan , öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma, ve korunma hakları vardır.

3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.

4. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.

5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.

6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır.

7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.

8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.

9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.

10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.

11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.

12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur.

13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır.

14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır.Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.

HAYTAP BAŞKANI'NDAN AÇIKLAMA: TOPLUMDA TASA OLUŞACAK Kİ YASA DEĞİŞİKLİĞİ OLSUN

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü'nün toplumda bilinç oluşturmaya yönelik bir gün olması gerektiğini belirterek, "Hayvanlara ve doğaya yasal olarak değer vermemiz gerektiği gibi kültürel açıdan da değer vermemiz gerekiyor. Toplumda bu tasa oluşacak ki yasa değişikliği de olsun." dedi.

Ahmet Kemal Şenpolat, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla yöneltilen soruları yanıtladı.

Pandemi döneminde insanların evde kaldığı süreçte hayvanlarla empati kurmuş olabileceğine değinen Şenpolat, "İnsanların bu süreçte, pet shoplarda satılan, hayvanat bahçelerinde kafeslerin içinde tutulan hayvanların, klorlu sularda yaşamak zorunda bırakılan yunusların ve balinaların neler çektiğini düşündüğünü tahmin ediyorum. Toplumun yüzde 5-10'luk kısmının 'Biz birkaç ay evde kalmaya dayanamazken, bu hayvanlara bütün hayatları boyunca bu zulmü yapıyoruz.' diye düşündüğünü umuyorum. Hayvanları Koruma Kanunu'nda değişiklikle istediğimiz böyle bir şeydi ama insanlar yasa değişikliğiyle ne olması gerektiğini pandemi süreciyle pratikte gördü." diye konuştu.

'YASA DEĞİŞİKLİĞİ İNADINA UYMAK İSTEMEYENLERE KARŞI GETİRİLEN BİR YAPTIRIM OLACAK'

Şenpolat, son yıllarda ortaya çıkan salgın hastalıkların, insanların kontrolsüz tüketiminden kaynaklandığını, doğaya ve canlılara zarar verdiğini, buna rağmen insanların tüketim alışkanlıklarını değiştirmek istemediğini söyledi.

Yasa değişikliğinin önemli olduğunu ancak zihniyetin de değişmesi gerektiğini belirten Şenpolat, şu görüşleri dile getirdi:

"Hayvanlara ve doğaya yasal olarak değer vermemiz gerektiği gibi kültürel açıdan da değer vermemiz gerekiyor. Değer vermediğimiz zaman geliyor bir şekilde bizi vuruyor. Yasayla bir yere kadar koruyacaksınız, sorumluları cezalandıracaksınız ama kültürel boyutta da insanların belli bir seviyeye gelmesini istiyoruz. Ağaca da dereye de hayvanın özgürlük hakkına da müdahale olduğu zaman veya gereksiz şekilde hayvanlara acı çektirildiği zaman toplumun bir refleks göstermesi gerekiyor. Yasa değişikliği de bütün bunlara inadına uymak istemeyenlere karşı getirilen bir yaptırım olacak. "

HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü'nün bilinç oluşturmaya yönelik bir gün olarak görülmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

"Medyanın da bakanlıkta çalışanların da belediyelerde görev alanların da veteriner hekimlerin de bu bilinçte olması gerekiyor. Biz, çok basit, olması gereken şeyleri talep ediyoruz: 'Yunus parkı olmasın', 'Avcılık yasaklansın', 'Hayvanları terk etmeyin', 'Petshoptan hayvan satın almayın', 'Hayvanlara kötü muamele etmeyin' diyoruz. Toplumda bu kültürde olan, buna karşı direnebilen insanların olması gerekiyor. 'Hayvan dostumu hak ediyorum', 'Doğayı hak ediyorum', 'O da beni hak ediyor' gibi bir düşünceye gelemiyoruz. Zihniyet değişimi kolay değil, yasayla beraber tasanın olması gerekiyor. Toplumda bu tasa oluşacak ki yasa değişikliği de olsun."

TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ'NDEN AÇIKLAMA

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla mesaj yayınladı.

Eroğlu, mesajında, hayvanları korumanın insanların hayvanlara iyi davranmalarını ve onların daha iyi koşullarda beslenmelerini ve barınmalarını sağlamak olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Her yıl 4 Ekim'de kutlanan ‘Dünya Hayvanları Koruma Günü' dolayısıyla, hayvanlara karşı yapılan haksızlıklara dikkat çekmek ve bu sorunları engellemek için hayvan hakları hakkında farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır. 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü, sadece gözümüzün gördüğü hayvanların değil, yeryüzünde var olan tüm hayvanların da yaşam hakkına sahip olduklarının hatırlanması açısından çok önemlidir.

Bugün ülkemizde bu hayvanlardan ‘Vaşak, Leopar, Hazar Kaplanı, Çita, Yaban Kedisi, Akdeniz Foku, Asya Yaban Eşeği, Afrika Eşeği, Yabani At, Kızıl Geyik, Alageyik, Çengelboynuzlu Dağ Keçisi, Dağ Koyunu, Dağ Keçisi, Ceylan, Kunduz, Su Maymunu, Oklu Kirpi, Sırtlan, Karakulak, Boz Ayı, Yılan Kartalı, Sakallı Akbaba, Kızıl Akbaba, Kara Akbaba, Dik Kuyruk’ gibi birçok hayvanın nesli tükenmiş ya da tehlike altındadır”.

'HAYVANLARA YÖNELİK SUÇLAR CEZASIZ KALIYOR'

Yasa dışı avcılık ve ticarete, maddi kazanç ce eğlence amacıyla hayvanlara uygulanan işkence ve eziyete de dikkat çeken Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Hayvana kötü muamelede bulunmak, en temel hakkı olan yaşam hakkını elinden almak 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilmekte, maalesef 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu dikkate alınmamaktadır. Bu durumda, hayvanlara yönelik yapılan her türlü suç, kanun yetersizliğinden çoğu zaman cezasız kalmaktadır.”

'KÜRKÜ VE POSTU İÇİN YAPILAN HAYVAN CİNAYETLERİNE ENGEL OLUNMALI'

İnsanların hayvanları korumak ve onları yaşatmak zorunda olduğunu anlatan Eroğlu, hayvanları koruma konularında toplumda farkındalık ve bilinç oluşturulması gerektiğini belirtti.

Hayvanlar potansiyel tehlike değil, ekosistemin koruyucuları olduğunu kaydeden Eroğlu, yapılması gerekenleri şöyle sırladı:

  • “Yaşam alanlarının, ormanların tahrip edilmesi ile yaban hayatının yok oluşa sürüklenmesi engellenmelidir.
  • Kürkü ve postu için yapılan hayvan cinayetlerine engel olunmalıdır.
  • 2004 yılında yürürlüğe giren, ancak hayvan hakları ve refahını sağlamak için yetersiz olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, en kısa sürede gelişmiş, bilimsel ve gerçekten hayvanların haklarını koruyan bir şekilde revize edilerek uygulamaya konulmalıdır. Kamu ve STK'ların birlikte çalışarak en kısa zamanda stratejik bir plan hazırlaması ve uygulamaya konulması gerekmektedir.
  • Yeterli bir bütçe kaynağı için Hayvan Refahı Fonu oluşturulmalıdır. Yetkili tek merkezden daha istikrarlı bir uygulama için Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü kurulmalı ve bunun bünyesinde Hayvan Hakları ve Hayvan Refahı Daire Başkanlığı oluşturulmalıdır.
  • Büyükşehir statüsündeki illerdeki belediyelerde Veteriner İşleri Daire Başkanlığı diğer il ve ilçelerde ise Veteriner İşleri Müdürlükleri oluşturularak buralarda yeterli Veteriner Hekim ve yardımcı personel istihdamı sağlanmalıdır.
  • Hayvan Hakları Müfettişliği ile Hayvan Refahı Polisi kadroları oluşturulmalıdır.
  • İlköğretim öğrencilerine yönelik olarak hayvan sevgisini aşılayan dersler konulmalıdır.
  • Vatandaşlarımız hayvan satış yerlerinden hayvan satın almak yerine, ücretsiz olarak barınaklardaki kedi-köpekleri sahiplenmelidirler. İthal kedi köpek yerine ülkemiz ırklarını ve hayvanlarını sahiplenmeleri daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır”

KOVID-19 EVCİL HAYVANLARDAN BULAŞMAZ

Koronavirüs hastalığında evcil hayvanlardan insanlara bulaşın söz konusu olmadığına dikkat çeken Eroğlu, hayvanlarını sokağa terk edenler için cezai uygulamaların getirilmesi gerektiğini de söylerine ekledi.

Eroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

  • "Sahipsiz hayvan rehabilitasyonu yapan merkezler günün şartlarına ve ihtiyaca uygun donanım, personel ve fiziki şartlara kavuşturulmalıdır.
  • Kamunun yükünü azaltılmak için ve kayıt-kimliklendirme işlemlerinde serbest veteriner hekim kliniklerinden faydalanılmalıdır.
  • Sahipsiz hayvanların bakım ve tedavi işlemleri için serbest veteriner hekim kliniklerinden tedavi hizmeti alınmalıdır.
  • 4 Ekim çalışan hayvanlar için resmi tatil günü olarak ilan edilmelidir. Polis köpekleri, yarış atları, itfaiyeye bağlı hayvanlar, fayton atları, arama kurtarma köpekleri, merasim birliği atları, temizlik hizmetlerinde kullanılan atlar, tarla sürme ve ekim işlerinde kullanılan hayvanlar 4 Ekim’de çalıştırılmamalı, bu örnek davranış tüm dünyaya Türkiye'den yayılmalıdır.

4 Ekim yalnızca bir vesile, bir hatırlatma günüdür. Gerek okul eğitimleriyle gerekse hayat boyu öğrenme etkinlikleri ile dünyayı tüm canlılarla paylaştığımızı toplumun her kesimine benimsetmeliyiz. Sevgi insanlığın gereğidir. Hayvanlara eziyet ve işkence yapmak bir insanlık suçudur. Hayvanları koruma günü kutlu olsun.”