İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında bünyesindeki şirketlerin dolandırıcılık ve kaçakçılık gelirleriyle finanse edildiği gerekçesiyle Can Holding’e operasyon düzenlendi.
Soruşturma kapsamında aralarında Habertürk ve Show TV gibi medya kuruluşlarının da yer aldığı 121 şirkete TMSF tarafından el konuldu. Haklarında gözaltı kararı verilen Devran Çimen, Kemal Çimen, Kenan Tekdağ, Devran Can ve Cemal Can gözaltına alınırken holdingin patronlarından Kemal Can, Mehmet Şakir Can, Rumert Onur Can, Murat Can ve Mehmet Kaya adreslerinde bulunamadı. Şüphelilere yönelik yakalama çalışmaları sürüyor.
50 MİLYAR DOLAR KARA PARA TRAFİĞİ
Enerji, otelcilik, sağlık, eğitim, uluslararası ticaret ve medya alanlarında faaliyet gösteren Can Holding’in bünyesindeki şirketlere kaynağı belirsiz paraların sokulduğu ve suçtan elde edilen gelirlerin aklanmasına yönelik çok yönlü eylemler gerçekleştirildiği belirlendi.
2022’de başlatılan soruşturma kapsamında örgütün 2020-2021 arasındaki kara para miktarının 88 milyar TL olduğu ve 2021-2025 yılları arasında da 50 milyar dolar kara para trafiği gerçekleştirdiği tespit edildi. Şirket yöneticilerinden Murat Can ve Mehmet Şakir Can’ın, 2016’da ‘uluslararası kaçak sigara kaçakçılığı’ şebekesini yönetmek kapsamında gözaltına alındıkları belirlendi.
Şüphelilerin 11 ayrı ülkede 1 milyar dolarlık kaçak sigara piyasasını yönettikleri saptandı. Sabah’ta yer alan habere göre, 2016 yılında yapılan ve 9 aylık bir çalışma sonrası gerçekleştirilen operasyonda İstanbul Kaçakçılıkla Mücadele ekipleri, Tekirdağ ve Mersin’deki fabrikalarda ihraç edilen sigaraları 11 ülke üzerinden piyasaya sürdüklerini belirlediği şebekede Can Holding’in patronu Murat Can’ı ve Mehmet Şakir Can’ı gözaltına aldı.
Suç örgütü yöneticilerinin haklarında bu anlamda çıkan haberleri de medya etkisiyle her yerden sildirdikleri ortaya çıktı. Örgütün kaçak sigaraları yurtdışına gönderiyormuş gibi Tekirdağ ve Mersin’deki fabrikalar üzerinden iç piyasaya sürdükleri belirlendi.
Soruşturma kapsamında Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla Can Grubu’nun Tekfen Holding’deki %17.56’lık hisselerine el konuldu.
KAÇAK FABRİKASI
Şirketin kaçak sigara ve makaronları European Tobacco, Boğaziçi Tütün, Nargill, Elit Tütün, Towtech filtre sanayi, Propus makaron, Nargile tütün, Turktab sigara dağıtım ve pazarlama adlı şirketler üzerinden piyasaya sürdüğü belirlendi.
CAN HOLDİNG YALNIZCA BİR KAÇAKÇILIK HİKAYESİ Mİ?
Can Holding olayı, sigara kaçakçısı bir ailenin devasa bir holdinge dönüşmesinden ibaret olmadığı, iddiaya göre kara para organizasyonunun sadece bir bölümü olduğu belirtildi.
Birgün yazarı Timur Soykan, bugünkü yazısında Can Holding’e yönelik yürütülen kara para aklama soruşturmasının arka planına mercek tuttu. Soykan, 121 şirket ve 30 bine yakın çalışandan oluşan bu büyük yapının yalnızca bir kaçakçılık hikayesi olmadığını, sistemli bir şekilde büyütülen ve devlet içinde ortaklıklar kuran bir kara para düzeninin sonucu olduğunu yazdı.
Soykan yazısında, İstanbul merkezli yürütülen soruşturmada Can Grubu’na ait şirketlerde toplam 88 milyar TL’lik kaynağı belirsiz para tespit edildiğini hatırlatarak, bunun tesadüfi bir suç örgütü faaliyetinden ibaret olmadığını ifade etti.
FREESHOP’TAN İMPARATORLUĞA
Soykan’a göre Can Ailesi’nin hikayesi, 1980’li yıllarda Doğubayazıt’ta freeshop işletmeciliğiyle başlıyor. İran’dan getirilen kaçak sigara ve viski gibi ürünlerin pazarlanmasıyla büyük gelir elde eden ailenin, bu sermayeyle İstanbul’a taşındığı ve zamanla şirketler kurarak devasa bir ticari yapıya dönüştüğü belirtiliyor.
VERGİ KAÇAKÇILIĞI VE SAHTE İHRACAT
Yazıda, Can Grubu’nun kurduğu sistemde vergi ödemekten kaçınmak için malların yurtdışına ihraç edilmiş gibi gösterildiği, aslında Türkiye’de piyasaya sürülen kaçak sigaraların “ihracat” gösterilerek aklandığı ifade ediliyor. Bu yolla hem vergi ödenmediği hem de yurtdışından döviz geliri elde ediliyormuş gibi gösterilerek sisteme kayıt dışı paralar sokulduğu iddia ediliyor.
SON YILLARDAKİ YATIRIMLARINA KİMLER İZİN VERDİ?
Soykan, bu yapının zamanla eğitim, medya, enerji, sağlık ve teknoloji gibi alanlara yayıldığını, sadece ticari büyüme değil, “devlet içinde ortaklıklar” kurularak varlığını güçlendirdiğini savunuyor. Özellikle son yıllarda büyük üniversite ve medya satın alımlarıyla dikkat çeken grubun, bu yatırımları hangi izinlerle ve kimlerin desteğiyle yaptığı sorusunu gündeme getiriyor.
Soykan yazısında şunları sordu:
Bu kara para düzenini kim kurdu?
Kimler göz yumdu?
88 milyar TL’lik kara parayı tespit etmesi gerekenler yargılanmayacak mı?
Can Holding’in devlet içindeki ortakları kimdi?
Can Holding, İstanbul Bilgi Üniversitesi’ni 2019 yılında 90 milyon dolara nasıl satın aldı?
Doğa Koleji’ni 800 milyon TL’ye nasıl satın alabildi?
Tekfen’in hisselerinin yüzde 25,23’ünü 315 milyon dolara satın almasına kimler göz yumdu?
2024 yılının sonunda Ciner Medya Grubu’nu 800 milyon dolara satın almasına kimler izin verdi?
‘TÜRKİYE’Yİ ÖRÜMCEK AĞI GİBİ SARAN KARA PARA ORGANİZASYONUNUN SADECE BİR BÖLÜMÜ’
Soykan yazısında, “Can Holding olayı, sigara kaçakçısı bir ailenin devasa bir holdinge dönüşmesinden ibaret değil. Bu soruşturma; Türkiye’yi örümcek ağı gibi saran kara para organizasyonun sadece bir bölümü. Benzer çok sayıda kara para faaliyeti devam ediyor ve siyasetin koruması altında sınırsız büyüyorlar. Pasta küçüldükçe kara para çeteleri birbirlerinin pazarına saldırıyor” yorumunu yaptı.