Berkay Balta yazdı…
20.yüzyıl, emperyalist – kapitalist barbarlığa karşı insanlığın ayağa kalktığı ve büyük kazanımlar, zaferler elde ettiği bir yüzyıl oldu. Ezen uluslar ve ezilen ulusların mücadelesinde 20. asırda ezilenlerin zaferlerine şahit olduk. Tankı, topu, uçağı az olanların; tankı, topu, uçağı çok olanları tepelediğini gördük.
Çanakkale ve ardından verilen Ulusal Kurtuluş Savaşımız bunun en görkemli örneğidir. Ve tarihi bir eşiğin atlanılmasına, tarihin değişmesine, ‘’buzun kırılıp yolun açılmasına’’ vesile oldu. Çanakkale’de yenilmez denilen donanmaları, boğazın serin sularına gömmemiz, ‘’size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum’’ diyen büyük devrimcinin öncü tavrı karada ve denizde Çanakkale Boğazı’nın geçilemeyeceğini tüm dünyaya gösterdi. Çanakkale zaferi, Rusya’da dengeleri değiştirdi, Çarlık rejiminin krizleri ve çelişkileri aşılamaz oldu ve Lenin önderliğinde tarihte bir işçi sınıfı iktidarının yolunu da açtı.
Emperyalist – kapitalist sistem, doğası gereği savaş ve krizlerin sebebidir. Bu sebebiyet yarattığı zaruretten dolayı kendi iktidarını ve düzenini devam ettirmek için ‘’din’’, ‘’milliyet’’, ve ‘’demokrasi’’ borazanlığı kılıfında, kaynakların ve zenginliklerin mutlak sahibi olmak ısrarından kan kusmaya devam etmektedir.
SSCB’nin yıkılışından sonra bu savaş rejimini dengeleyecek, dizginleyecek bir güç, bir fren mekanizması kalmadı. 21.yüzyılda emperyalist haydutlar gözü dönmüşçe, pervasızca Amerika, Afrika ve Asya’daki mazlumların üzerine yürüdüler. İran cephesinde baltayı taşa vurdular.
İran’ın kutlu direnişi, tüm dünyadaki bağımsızlıkçılara, antiemperyalistlere moral ve motivasyon yarattı, umutları büyüttü. ‘’Amerika yenilmez’’, ‘’dünya gemisinin kaptanı Amerika’dır’’, ‘’İsrail ile baş edilemez’’ algısını ve psikolojik hegemonyasını yerle yeksan etti. İran’ın aslanlarına bir kez daha hem ‘’selam olsun’’ hem ‘’helal olsun!’’ (İran rejimi ve iç çelişkileri, bir başka yazının ve gündemin tartışması olabilir; şimdi yeri ve zamanı değildir. Yurtseverler, bağımsızlıkçılar ülkelerine düşen emperyalist füzelere alkış tutamaz. Bu bir alçaklıktır! Yurt savunmasında muhalefet olmaz!)
İran’ın direnişi ve gelecek olan zaferi, ezilen milletlerin uyanışına, ulusal bağımsızlık isteklerinin ve mücadelelerinin keskinleşmesine, dayanılmaz hale gelen sömürge baskısının gerilemesine yol açacaktır. Tıpkı 20. Yüzyılda Çanakkale Zaferi ve Türk İstiklal Savaşımızın mazlumlara örnek olduğu ve tarihi değiştirdiği gibi.
Lenin’in Ekim Devrimi’nden kısa bir süre önce sürgünde İsviçre’de şöyle dediği varsayılır; ‘’tarihte öyle dönemler vardır ki hiçbir şeyin olmadığı on yıllar ve on yılların yaşandığı haftalar vardır.’’
21.yüzyıl ilk çeyreği bitmişken, bölgemizde ve dünyada tam da Lenin’e atfedilen sözün doğrulanacağı kritik ve sarsıcı günlerden, haftalardan geçiyoruz.
Çanakkale Boğaz’ından Hürmüz Boğaz’ına uzanan kavgada; savaşan ve savaşacak olanlara, ‘’insanlık’’, ‘’namus’’, ‘’vatan’’ kalesini koruyanlara ve büyütenlere, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşımızın tüm şehitlerine selam olsun.
Emperyalizm ve işbirlikçileri, ülkemizden ve bölgemizden ‘’geldikleri gibi gidecekler’’
KESİN KES SİZLER OLDUCA Emperyalizm ve işbirlikçileri, ülkemizden ve bölgemizden ‘’geldikleri gibi gidecekler’’