Çanakkale kara muharebeleri... 'Düşmandan kaçılmaz, merminiz bittiyse süngünüz var'

Mustafa Güneş yazdı...

Çanakkale kara muharebeleri... 'Düşmandan kaçılmaz, merminiz bittiyse süngünüz var'

Birinci Dünya Harbi başladıktan kısa bir süre sonra batı cephesindeki muharebelerin kilitlenerek mevzi muharebelerine dönmesi ve Rusya’nın yardım talebi, savaşın bir an önce sonlandırılması için yeni bir şeyler yapılması düşüncesini oluşturmuş ve uzun bir zamandır Çanakkale Harekâtı üzerinde çalışan İngiliz Denizcilik bakanı Churchill’in ısrarları üzerine Müttefik Devletler güçlü donanmaları ile Çanakkale Boğazını zorlayarak geçmeyi ve İstanbul’u alarak Osmanlı Devleti’ni savaş dışına atmayı ve bu cephelerden kaydıracağı kuvvetlerle savaşa henüz katılmamış olan Bulgaristan gibi devletlerin de kendi yanlarında savaşa girmelerini sağlayarak Almanları yeneceklerini hesap ederek Çanakkale harekatına karar vermişlerdir. Bu kararlarında herhangi bir kara harekâtını öngörmemişlerdir. Bunun için gerekli olan kuvvetli bir Birleşik Donanma’yı oluşturmuşlar ve kısa sürede Limni Adası ile Bozcaada bölgesinde 50 civarında savaş gemisi, 200’e yakında yardımcı gemi (Hastane, cephane, erzak, malzeme, tamir, su, mayın arama tarama ve uçak gemisi) toplanmıştır.

1915 yılı Şubat ayının 19 ve 25’inde iki kere Çanakkale boğazına girmeyi deneyen ancak başarılı olamayan birleşik donanma; 18 Mart 1915’de bütün gücü ile Çanakkale’yi geçmeyi denemiş ancak ağır kayıplar vererek geri çekilmiştir.

Birleşik donanmanın bu yenilgisi; Balkan bozgunu, birinci dünya harbi başlangıcındaki Sarıkamış harekâtı ve Süveyş kanalı mağlubiyetlerinin yarattığı olumsuz havayı dağıtmış, Türk Askerinin kendine güvenini kazandırmıştır. Bu zafer, kara muharebelerindeki daha büyük zaferlerin başlangıcı ve Çanakkale Ruhunun oluşmasının mayası olmuştur. Bu zafer aynı zamanda Türk Milletine özgüven vermiş, Millet olma duygusunu artırmış ve daha bilinçli hale getirmiştir.

Müttefiklerin yaşadıkları bu başarısızlıklarla dolu boğazdan geçiş teşebbüsleri, Çanakkale Boğazının sadece denizden zorlanarak geçilemeyeceğini, geçişin karadan da desteklenmesi gerektiğini, kara-deniz iş birliğinin zorunlu olduğunu müttefiklere dikte ettirmiştir. Bu nedenle Kara harekâtı için planlama yapılmış ve birliklerin hazırlanmasına başlanmıştır. Bu kapsamda bölgedeki uçak sayısını artırmışlar, sömürgelerden topladıkları Mısır’daki askerleri (Hintliler, Gurkalar, Sihler, Seylanlılar, Avustralya ve Yeni Zelendalı, Tunuslu, Cezayirli, Senegalli) bu bölgeye intikal ettirmeye başlamışlardır.

Çanakkale cephesindeki bu gelişmeler üzerine Osmanlı Devleti tarafından 24 Mart 1914 tarihinde; bu bölgede 5’inci Ordu Kurulmuş ve Komutanlığına da Alman Liman Von Sandres Paşa getirilmiştir.

Bu atama ile Liman Paşa; Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Esat Paşa ve bölgedeki diğer Türk Komutanlar ve Karargahlarınca araziye ve mevcut kuvvetlere uygun olarak hazırlanan ve kıyılarda kuvvetli birliklerin bulunduğu, düşmanın karaya çıkarken en zayıf olduğu anda denize dökülmesi esasına dayanan ve buna uygun olarak tertiplenilen savunma planı yerine; kimseyle koordine etmeden, mevcut savunma planının gerekçelerini dinlemeden kıyıların zayıf kuvvetlerle tutulması ve çıkan düşman birliklerinin çıktığı yerlere gerideki kuvvetlerin kaydırılarak yapılacak taarruzlarla denize dökülmesi esasına dayanan bir savunma planı hazırlamış ve buna göre birlikleri yeniden tertiplemiştir.

Böyle bir savunma; daha ziyade derinliği ve genişliği olan arazilerde savunma birliklerinin deniz topçu ateşi altında zarar görmemeleri amacıyla uygulanabilirdi. Fakat Gelibolu yarımadasının hem genişliği hem de derinliği buna uymuyordu. Düşman Arıburnu’ndan 8 Km., Seddülbahir’den 10 km. ilerleyebilse savaşı kazanacaktı.

Bu durum ise telafisinin çok can kaybına mal olacak hatalar zincirini oluşturmuştur. Birliklerin donanma ateşi altında gündüz intikalinin zor olması, dolayısıyla istenilen yer ve zamanda birliklerin hazır olamaması, kıyıdaki zayıf kuvvetlerin düşmanın kıyı başını tutmasına engel olamayışı sonucunu doğurmuş, buna rağmen düşmanın hedeflerine ulaşmaması için birliklerimizin canla başla kahramanca ve çok büyük fedakarlıklarla savaşmasına, savaşın çok kanlı cereyan etmesine ve uzamasına sebep olmuştur.

Yine Liman Paşa; ilk olarak Saroz bölgesini incelemiş ve düşmanın yapacağı çıkarma için en tehlikeli bölge olarak burayı değerlendirmiştir. Kabatepe ve Seddülbahir’de bir tehlike görmemişti. Ancak çok yanılmıştı. Liman Paşa; yaptığı bu plana uygun olarak da birlikleri gruplara ayırmış ve asıl çıkarmanın yapılacağı bölgede (Kabatepe ve Seddülbahir Bölgesi) sadece 9’uncu Tümeni bırakmıştır. Bu tümen de bir alayı ile kıyılarda tertiplenmiş, (Kabatepe ve Seddülbahir bölgelerinde birer tabur) ve geri kalan birliklerini de Eceabat bölgesine çekmiştir. Bölgeye en yakın birlik ise Eceabat’ın kuzeyindeki Maltepe- Bigalı Bölgesinde tertiplenen Komutanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı ve aynı zamanda Ordu İhtiyatı olan 19’uncu Tümendi.

Müttefiklerin Çıkarma planı ise şu şekilde idi. Asıl çıkarma Seddülbahir Bölgesine olacak ( Toplam 45.000 kişi ile beş ayrı kıyıya aynı anda çıkılacak, ilk hedef 10 Km. ilerdeki Alçı Tepe, Asıl hedef ise Kilitbahir Platosu idi.) Tali Çıkarma Kabatepe-Arıburnu Bölgesine yapılacak (30.000 Kişi ile ANZAK Kolordusu çıkacak, ilk hedef olarak Kocaçimen Tepesi ele geçirilecek, daha sonra Seddülbahir’e çıkan birliklerle Kilitbahir Platosu’nda birleşilecekti) Anadolu Yakasındaki Kumkale plajına oyalama çıkarması (Yaklaşık 3000 kişilik bir Fransız Alayı) Gelibolu yarımadasındaki Saroz Körfezi ile Anadolu kıyılarındaki Beşige Koyuna ise iki adet Gösteri hareketi planlamışlardır.

Liman Paşanın yaptığı yanlış değerlendirmeye göre tertiplenen kıyıdaki zayıf Türk birliklerinin; ve zaman içinde bölgeye intikal ettirilen birliklerin vatan sevgisi, milli onuruna önem vermesi, fedakârca yaptığı savunma, vazife bilinci, Mustafa Kemal’in çıkarmanın ilk saatlerinde verdiği ve tarihe mal olmuş “Düşmandan kaçılmaz. Merminiz bittiyse süngünüz var. Yat. Süngü Tak” ve hemen akabinde 57’nci Alaya verdiği “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” emirleriyle başlattığı taarruz müttefiklerin tüm planlarını bozmuş, Seddülbahir bölgesindeki kahramanların 1’nci Kirte, İngiliz Kralı’nın doğum gününde başlatılan 2’nci Kirte ve 3’üncü Kirte Muharebeleri, 1’inci ve 2’nci Kerevizdere ve Zığındere Muharebelerinde gösterdiği kahramanlıklar ve bir adım geri atmadan eksik mühimmat ve kuvvete rağmen ölümü hiçe sayarak yapılan süngü hücumları, ve hatta bomba sırtı olayında olduğu gibi siperler arasındaki mesafe yer yer 8 m. ye düşmüşken, ölümün muhakkak olduğu durumda bile inancıyla şehit olmanın getirdiği tevekkülle Müttefik kuvvetlerin 24 saatte ele geçirmeyi planladıkları hedeflerine (Alçıtepe ve Kocaçimen tepe-Conkbayırı Bölgesi ile Kilitbahir Platosu) hiçbir zaman ulaşamamışlar ve düşman kuvvetleri deniz topçu menzilinin dışına çıkarılmamış, muharebeler Ağustos Ayına kadar Mevzi Muharebeleri şeklinde devam etmiştir.

Müttefik Kuvvetler savaşı bir an önce bitirmek ve tüm dünyaya başarısız oldukları görüntüsünü vermemek ve özellikle sömürgelerindeki toplumlara gücünü göstermek için Gelibolu yarımadasına yeni kuvvetlerle tüm gücü ile taarruz etmeyi ve Türkleri yenerek Boğazı geçmeyi ve İstanbul’u alarak savaşı bir an önce bitirmeyi öngörmüşler ve bu kapsamda bölgedeki kuvvetlerini yeniden tertiplemişler, Bölgeye yeni kuvvetler göndermişlerdir.

Müttefik Kuvvetler Komutanı General Hamilton’un yaptığı bu ikinci Çıkarma planına göre; iki büyük çıkarma yapılacaktı. İlki Arıburnu bölgesine olacaktı. Asıl çıkarma bu bölgeye olacaktı. Gizlice çıkarılacak 2 Tümene yakın birlikler; tıpkı Mustafa Kemal’in öngördüğü gibi Sazlıdere-Ağıldere arasından ilerleyerek Kocaçimen- Conkbayırını platosunu ele geçirecekti. İkinci çıkarma ise 2 Tümen ile Suvla Körfezine yapılacak ve Anafartalar bloğu ele geçirilip, Kocaçimen -Conkbayırı Platosunu ele geçirmesi planlanan kuvvetlerle birleşilecekti. Böylece bölgedeki Türk birlikleri kuzeyden kuşatılacak ve Gelibolu yarımadasının en hâkim kesimi ele geçirilecekti. Arıburnu ve Seddülbahir bölgesindeki kuvvetler de eş zamanlı olarak tali taarruzlar yapacaklar ve buradaki birlikleri oyalayacaklardı.

Müttefikler bu plana uygun olarak Ağustos ayının 6’sından sonuna kadar; Seddülbahir, Kanlısırt, Ağıldere, Sazlıdere, Suvla bölgesi, Kocaçimen-Conkbayırı bölgeleri ile Arıburnu, Anafartalar bölgelerinde yaptıkları taarruzları; kahraman Türk Askerinin fedakarca icra ettiği savunma, Anafartalar Grup Komutanı olarak atanan Mustafa Kemal’in güçlü sevk ve idaresi ile yapılan süngü hücumları ve “uçan Türkler” olarak tarihe geçen cesur taarruzları (ki bu taarruz esnasında ileri hatta bulunan Mustafa Kemal’in sağ göğsüne bir şarapnel parçası isabet etmiş ve sağ üst cebindeki saat parçalanmıştır) neticesinde başarısız olmuş ve donanma topçusunun menzili dışında hiçbir ilerleme gösterememiş ve harekat mevzi harbine dönüşmüştür.

Bu başarısızlığın faturası General HAMİLTON’a çıkarılmış ve 15 Ekim 1915’de görevden alınarak yerine General Monro atanmıştır. Müttefiklerin büyük bir hevesle giriştikleri harekât denizden de karada da başarıya ulaşmamış ve geri çekilmeyi planlamışlar ve İngilizler 20 Aralık 1915 gecesi Arıburnu ve Anafartalar bölgesinden, 8/9 Ocak 1916 tarihinde de Seddülbahir bölgesinden çekilmişler ve Gelibolu yarımadasını boşaltmışlardır. Ya da kelimenin tam anlamıyla kaçmışlardır.

Bu harekâtın özellikleri ve çıkarılan dersleri bir sonraki yazımda paylaşacağım. Bu vesileyle; Çanakkale Destanını yazan tüm kahramanlarımızı, Şehitlerimizi ve ahirete intikal etmiş olan başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm gazilerimizi; minnet ve şükran duyguları ile anıyorum ve manevi huzurlarında saygıyla eğiliyorum. Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun.

*Kaynaklar:

  1. Genelkurmay Başkanlığı Çanakkale Destanı Broşürü
  2. Turgut ÖZAKMAN; Diriliş Çanakkale 1915
  3. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Tarihi Alan Rehberi
  4. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Tarihi Alan Kılavuz Haritası