Cannes'da yer bulmuş 5 psikolojik film...

Cannes Film Festivali'nde yer almış akıllarda iz bırakan sahneleriyle dikkatleri üzerine çeken 5 psikolojik filmi sizler için derledik.

Cannes'da yer bulmuş 5 psikolojik film...

VeryansınTV/ Gece Kalaycı

VERONİQUE'İN İKİLİ YAŞAMI (LA DOUBLE VİE DE VÉRONİQUE)

Irène Jacob, hem Polonyalı koro sopranosu Weronika hem de onun Fransız ikizi müzik öğretmeni Véronique rolünde ışık saçıyor. Film, birbirlerini tanımasalar da aralarında gizemli ve duygusal bir bağ bulunan bu iki kadının inişli çıkışlı yaşamlarındaki mücadelelerine odaklanıyor.

Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski’nin başarılı filmlerinden biri  olan La Double Vie De Véronique yani Veronika'nın İkili Yaşamı bağlılığa, ayrılığa ve özleme dair, akıllarda yer edeceğini düşündüğümüz özgün bir öyküye sahip.
Saygın bir auteur’ün görsel yetkinliği ve Irène Jacob’un ikili performansı ile hikayenin içerisine dahil olacağınız, gerçek dışı renklerle oluşturulan filtrelerin fantastik görsel şöleni ile burjuva melankolisinin serin dalgalarında dolaşabileceğiniz bir film. 

PROTESTO(LA HAİNE)

Sırasıyla Parisli, Yahudi ve Afrikalı üç serseri gencin yaşamı, Paris’in uzak banliyölerindeki göçmenlerin gündelik ızdıraplarını ortaya koyuyor. Bir an geliyor ve ne denli ötekileştirildiklerine dair farkındalıkları ise son raddeye ulaşıyor.

Bugün Fransız sinemasındaki banliyö filmi türüne çığır açan bir örnek teşkil eden kışkırtıcı siyah beyaz drama, polis şiddetine ve azınlıkların mağduriyetine odaklanıyor.Irkçılık, gettolaşma, terkedilmişlik, sistem karşıtlığı gibi bir çok öğenin sorgulandığı filmde izlediğimiz her sekans bir karakteri yaşamamıza vesile oluyor. Benliğini bulma çabasındaki farklı karakterlerin sistem içindeki pozisyonlarının nasıl değişebileceğini ya da değişemeyeceğini anlatan sınırlanamayan bir film.

AŞK (LOVE) 

Murphy, Paris’te yaşayan bir Amerikalıdır. Kararsız Electra ile duygusal açıdan heyecan dolu, cinsel olarak ise çok tutkulu bir aşk yaşamaya başlarlar. Bir gün ilişkilerine nasıl bir etkisi olacağından habersiz, güzel komşularını yataklarına davet ederler.

Çekim teknikleri ile akıllara kazınan Gaspar  Noe, duyguları görsel efektlerle harekete geçiren, renklerin ve seslerin gücünü özgün bir şekilde kullanan ve  sizi hikayeye bu sihirli dokunuşlarla dahil eden efsanevi bir yönetmen bizce. Dönüş Yok isimli başyapıtının üstünden geçen on küsur yılın sonunda, Aşk gibi yine hileli bir başlıkla üçlü ilişki dramına imza atıyor. 

CLIMAX

90’lı yılların ortasında 20 sokak dansçısı, ormanın derinliklerinde eski bir yatılı okulda üç günlük bir prova süreci için buluşur. Düzenledikleri partide bütün ekip, gece boyunca tuhaf bir deliliğin esiri olur. Uyuşturucu etkisinde oldukları ortadadır ama buna kimin neden sebep olduğu belirsizdir.

Gaspar Noe'nun bir diğer filmi olan Clımax'de bizce görsel efektleri ile yine kendine özgün tarzını yansıtan, çarpıcı sahneleri ile aklımıza kazınan bir çalışma. Filmin başındaki kısa videodan sonra “1996 kışında Fransa’da yaşanan gerçek olaylardan uyarlanmış bir film izlediniz.” notu filmi daha çekici bir hale getiriyor. Her karesi özenli bir şekilde düşünülmüş filmin tek çekimle yapılmış olması görsel açıdan hayrete düşürücü bir deneyim kazandırıyor.

İÇİNDE YAŞADIĞIM DERİ (LA PİEL QUE HABİTO)

Geçmişindeki trajedilerin esiri olmuş, başarılı bir plastik cerrahi uzmanı, her tür hasara direnen yapay bir deri yaratır. Buluşunu üzerinde deneyeceği kişi, saplantısının kaynağını elinde bulunduran, gizemli ve dengesiz bir kadındır.

Pedro Almodóvar, uzunca bir süre beklenen Antonio Banderas ile yeniden bir araya gelişini, bu sinir bozucu psikolojik korku filmiyle kutlamıştı. Filmin ailevi sorunlara eğilen ve cinsel gerilim içeren hikayesi, tasvir ettiği plastik cerrahi bilimine kadar titizlikle kurgulanışı ile iğrendirmeden rahatsız eden, aklınızda sorularınızla esintilere neden olan tam bir Almadavor başyapıtı.