1. Haberler
  2. Manşet
  3. CHP açılım raporunu Meclis’e sundu… Murat Emir’den ‘umut hakkı’ açıklaması

CHP açılım raporunu Meclis’e sundu… Murat Emir’den ‘umut hakkı’ açıklaması

CHP, açılım sürecine ilişkin komisyon sürecinde hazırladığı raporu TBMM'ye sundu. Rapora ilişkin konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Bizim raporumuzda ‘Umut Hakkı’na dönük herhangi bir atıf söz konusu değil ve bizim raporumuzda özellikle teröre bulaşmamış veya terör örgütü üyesi olmakla birlikte suç işlememiş terör örgütü üyelerinin Türkiye’ye dönüşü ile ilgili bir öneri de yok" dedi.

featured

CHP, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu için hazırladığı 53 sayfalık raporu TBMM Başkanlığı’na sundu. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Kore Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı’nı kabulü dolayısıyla raporu Genel Sekreter Hüseyin Kürşat Kırbıyık’a teslim etti. Emir daha sonra gazetecilere açıklama yaptı.

Anka’nın aktardığına göre Emir, rapora ilişkin şu bilgileri verdi:

“Daha önce biz komisyon çalışmalarının ilk gününde 29 maddelik Türkiye’nin bütün sorunlarına dokunan, demokratikleşme, hukuk devleti, toplumsal barış gibi alanlarda yapılması gereken ilk ve acil adımları işaret eden bir rapor sunmuştuk. Sonrasında 20 gün önce gerçekleşen son toplantıda yine bir özet rapor sunmuştuk şimdi daha ayrıntılandırdığımız ve Türkiye’de hem yasal zeminde hem yasaların uygulanması konusunda ivedilkle atılması gereken adımlar, acil kanayan yaralarımız ve mutlaka Meclis’in çözmesi gereken sorunları tespit ettiğimiz, çözümleri de önerdiğimiz ayrıntılı raporumuzu şimdi sunduk. Başlıklar halinde özellikle Türkiye’de hukuk devletini nasıl örselendiğini ortaya koyan, hukuk devletini yeniden ayağa kaldırmak için neler yapılması gerektiğini kısaca özetleyen Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uyulmamasının Türkiye’deki demokratik ortamı nasıl sarstığını ortaya koyan bir rapor. Türkiye’de aslında bugünlerde çok konuşulmayan ama hem ekonomide hem eğitimde yine bir demokratikleşme ihtiyacı var. Bütün bunlara dokunan kısa ve somut örneklerle dolu bir raporu sunduk.

Bu raporun içeriğindeki pek çok hususa hiçbir siyasi partinin ve hiçbir vatandaşımızın itirazı olacağı kanaatinde değiliz. Bizim ısrarla söylediğimiz noktalar bir kısmı ivedilikle yapılması gereken bir kısmı idarenin tasarrufu ile bir anda düzeltilebilecek noktalar ama bir kısmı da kısa vadede Meclis’in mutlaka çözmesi gereken sorunlar. Bu rapor doğrultusunda Türkiye’de hem Meclis düzeyinde, yasal zeminde hem de idari işlemler olarak adımlar atıldığında daha demokratik, daha adil, toplumsal barışı sağlamış herkesin kendisini gerçekten birinci sınıf vatandaş hissettiği, dışlanmış hissetmediği bir Türkiye’yi kurmamız ve yaşama geçirmemiz mümkün olacak.

‘TERÖR TANIMININ BELİRGİNLİK KAZANMASI ÇOK ÖNEMLİ’

Terörle Mücadele Yasasının mutlaka değiştirilmesi ve terör tanımının belirginlik kazanması çok önemli. Aynı şekilde bizim daha önce de gündeme getirdiğimiz kayyum uygulamalarına bir an önce son verilmesi, seçimle gelenin seçimle gitmesi, İçişleri Bakanlığı’nın idari tasarrufu ile belediye başkanlarının görevden alınmaması son derece önemli. Buna benzer somut öneriler var. Özellikle seçilmişler bakımından duruşmaların TRT’den yayınlanması ve şeffaflık ilkesi gereğince bütün vatandaşlarımızın bu duruşmaları izleyebilmesinin önünün açılması gerekir. AİHM ve AYM kararlarını ısrarla uygulamayan heyetler ve hakimler var. En son örneğini Tayfun Kahraman’da gördük. İşte böyle mahkeme ve hakimler için de mutlaka bir tazminat hukukunun geliştirilmesi önemli. Şu anda yürürlükte böyle bir uygulama var aslında ama işlevsel değil.

Türkiye’de seçimlerin denetimi ve gözetimi Yüksek Seçim Kurumu’nun yetkisindedir ve bu yetkiyi anayasadan alır. Ama seçim yasasında siyasi partiler yasasında olmayan bir hüküm üzerinden dernekler yasasına, orada olmayan bir hüküm üzerinden de Medeni Kanuna ve buradan da siyasi partilerin kurultaylarına, kongrelerine, seçilmiş kurullarına kayyum atayacak kadar gözü dönmüşlük ve hukuku çiğnemek var. Türkiye’de artık açık bir düzenleme ile özellikle adli yargının ancak kişiler açısından yetkili olacağını ama seçimlerin, kongrelerin, kurultayların denetiminin ve gözetiminin ancak ve ancak YSK tarafından yapılabileceğini tekraren bir norma bağlamak gerektiğini düşünüyoruz.

‘SADECE İNFAZ YASASINDA YAPACAĞINIZ DEĞİŞİKLİKLE BU SORUNLARI ÇÖZEMEZSİNİZ’

CHP olarak biz Türkiye’de terörün kalıcı olarak bitmesi için açık bir tavır sergiledik. Meclis zemininde bu sorunların meşru aktörlerle konuşulması gerektiğini söyleyen biziz. Biz DEM Parti ile el sıkıştığımız için, bayramlaştığımız için dahi terörle yan yana gelmiş suçlamalarına muhatap olmuş ve sahte videolarla seçim kaybettirilmiş bir partiyiz. Ama bizim için önemli olan doğru yerde durmaktır. Biz Türkiye’de terörle mücadelenin sadece devletin savunma birimlerine bırakılamayacağını, siyasetin de bu noktadan sonra adım atması gerektiğini, hepimizin bu konuda sorumluluk taşıdığını, bir tek askerimizi şehit vermemek için üzerimize düşeni yapacağımızı açıklıkla söylemiştik. Bu noktada durmaya devam ediyoruz.

Sadece infaz yasasında yapacağınız bir değişiklikle bu sorunları çözemezsiniz daha bütüncül, daha kucaklayıcı, daha geniş bir perspektiften yaklaşan ve gerçekten Türkiye’ye adaleti, hukuk devletini ve toplumsal barışı getirmek üzere atılacak adımları cesaretle atan bir tutum sergilememiz gerekiyor. Biz diğer partilerden de aynı tutumu bekliyoruz.”

‘RAPORDA UMUT HAKKINA DÖNÜK BİR ATIF SÖZ KONUSU DEĞİL’

Emir, gazetecilerin ‘umut hakkı’na ilişkin sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Raporumuzda umut hakkına dönük bir atıf söz konusu değil ve bizim raporumuzda özellikle teröre bulaşmamış veya terör örgütü üyesi olmakla birlikte suç işlememiş terör örgütü üyelerinin Türkiye’ye dönüşü ile ilgili de bir öneri yok. Umut hakkı bilinçli olarak koymadığımız bir şey ama diğer yönüyle yani silahını bırakmış, suça karışmamış veya suça karışmış kişilerle ilgili bizim şöyle bir cümlemiz var; biz Türkiye’nin birinci partisi olarak toplumsal barışa hizmet edecek şehit annelerini, gazilerimizi rahatsız etmeyecek ama gerçekten barışı kalıcılaştıracak adımları destekleriz. Ama bunu öncelikle yapması gereken Adalet Bakanlığı bürokrasisidir.”

CHP’NİN SUNDUĞU RAPORUN AYRINTILARI BELLİ OLDU

CHP’nin Meclis’e sunduğu açılım komisyonu raporunun ayrıntıları da belli oldu.

Birgün’ün aktardığına göre CHP’nin raporunda, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması amacıyla idari ve siyasi engellerin kaldırılmasına yönelik şu önerilere yer verildi:

>> Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hükümlerin hiçbir değişiklik yapılmaksızın yeniden kanunlaşması uygulamasına son verilmelidir.

>> Anayasa’nın 90’ıncı ve 153’üncü maddeleri hükmü gereği, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tüm kararları uygulanmalıdır. Bunun için hiçbir kanuni düzenleme yapılmasına gerek yoktur. Komisyon olarak bir karar alarak siyasal iktidarı ve TBMM Başkanlığını, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tüm kararlarına uymaya davet edilmesi gerekmektedir.

>> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararının gereğini yerine getirmeyen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından derhal disiplin soruşturması açılmalı ve bu hâkim ve savcılar meslekten men cezası ile cezalandırılmalıdır.

HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

Raporda, “Toplumsal barışın inşası” için Anayasa’da düzenlenen hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen uygulamalara son verilmesine yönelik öneriler de kaydedildi. Bu kapsamda, raporda sıralanan önerilerden bazıları, şunlar oldu:

>> Kalıcı bir toplumsal barış ortamının kurulabilmesi, ancak demokratikleşme adımlarıyla ve hukuk devletinin tesisiyle mümkündür. Türkiye’nin demokratikleşmesi için herkesin düşüncesini özgürce dile getirebildiği bir ortamın sağlanması; siyasi iktidar ve paydaşlarının ifade özgürlüğünün sınırlarını aşacak ötekileştirici bir nefret dilini kullanabildiği, bunun dışında kalan herkesin ise kendisini baskı altında hissettiği mevcut düzenin terk edilmesi şarttır.

>> Atatürk milliyetçiliği, yurttaşlık bağıyla Cumhuriyetimize bağlı olan herkesin eşitliğini savunmaktır. Türk milleti bu anlayışla tanımlanmaktadır. Bu anlayış; farklı kimliklerin dışlanmaması ve yurttaşların aynı hak ve özgürlüklere sahip olmasını esas almaktadır. Günümüzde eşit yurttaşlık, bu anlayışın eksiksiz olarak hayata geçirilmesi ve güçlendirilmesi anlamına gelmektedir.”

TMK VE TCK’DE DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ

CHP, komisyonda sunduğu raporda, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki İfade Özgürlüğünü Engelleyen hükümlerin kanun metinlerinden çıkarılması gerektiği de vurgulandı. Raporda ayrıca, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçunun yeniden düzenlenmesi gerektiği de belirtilerek, “Düzenlemenin amacına aykırı olarak çoğunluğu azınlığın fikirlerine karşı korumak olarak algılayan ve eleştirel açıklamaları suç sayan baskıcı ve antidemokratik yorumlara engel olunmalıdır” yorumu paylaşıldı.

ÖNERİLER

CHP’nin raporunda yer alan diğer bazı önerilerde ise şu talepler yer aldı:

>> Otoriter yönetimlerden ithal edilen yasa tekliflerinin gündemden kalıcı olarak geri çekildiğinin açıklanması.

>> Halkın haber alma hakkı önündeki bir engel olarak erişim engellemesi sorunu.

>> Kamuoyunda Sansür Kanunu olarak bilinen 7418 Sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Getirilen düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması.

>> Örgütlenme özgürlüğü önündeki kanun ve uygulamadan kaynaklı tüm engellerin kaldırılması.

>> Çoğulcu ve katılımcı bir demokrasi için TBMM’nin denetim etkinliğinin artırılması.

>> Kürt sorununun sadece güvenlik politikaları ve terörle mücadele düzenlemeleri ele alınarak çözülemediği görülmüştür. Türkiye’de Kürt sorununun çözümü, gerçek bir demokrasinin inşasından bağımsız düşünülemez. Bu nedenle meşru siyaset alanının daraltılmasına yönelik uygulamaların hızla geri alınması ve demokratik siyasal zeminin güvence altına alınması için gerekli adımların atılması çözüm için elzemdir.

KAYYIM UYGULAMASI

>> Belediyelere kayyım atanmasına ilişkin olağanüstü hâl kalıntısı yasal düzenleme derhal yürürlükten kaldırılmalı, bu kapsamda 11 siyasi partinin TBMM Başkanlığına sunmuş olduğu ortak kanun teklifi gündeme alınmalıdır.

>> Mahkemeler aracılığıyla siyaseti dizayn girişimlerine ve kanuna açıkça aykırı şafak operasyonlarıyla itibar suikastlarına son verilmelidir. Başkanlarımız ve hukuka aykırı olarak tutuklanmış olan tüm yol arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.

>> Gezi ve Kobane davaları örneklerinde olduğu gibi toplumsal muhalefeti sindirmeye yönelik davaların tümünden ilkesel olarak vazgeçilmelidir.

>> Gizli tanık uygulamasının adil yargılanma hakkını ihlaline son verilmesi.

>> Cezaevleri İdare Ve Gözlem Kurullarının keyfi kararlarının önüne geçilmesi.

>> Siyasi yargılamalarda başsavcılıkların yetki gaspı ve çifte standart sonlandırılmalı, yasama sorumsuzluğu ve ifade özgürlüğü kapsamında tazminat davaları da dahil olmak üzere parlamenterlere yönelik yargı tacizinden derhal vazgeçilmelidir.

>> Cumhurbaşkanına ve kamu görevlisine hakaret suçları yürürlükten kaldırılmalı ve cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı suçu yeniden düzenlenmeli.

CHP’nin raporunda, “CHP komisyona neden katıldı?” sorusu ise şu ifadelerle yanıtlandı:

“Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti, eşit yurttaşlık 86 milyonun ihtiyacıdır. Hiçbir yurttaşın kendini güvende hissetmediği, kurulan birkaç cümlenin Cumhurbaşkanına fiili saldırı sayılıp tutuklama nedeni haline getirilebildiği, siyasi nedenlerle aydınların, gazetecilerin, sivil toplum liderlerinin tutuklandığı, Anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının keyfi olarak sınırlandırılabildiği bu ülkede; hak, hukuk ve adalet tüm yurttaşların ortak talebidir. Toplumsal barışın eşit yurttaşlık temelinde sağlanması tüm yurttaşlarımızın beklentisidir. Türkiye’de demokratikleşmeyi gerçekleştirmek ve adalet sorununu çözmek üzere atılması gereken adımların Kürt sorunuyla sınırlı tutmayan, ancak Kürt sorununu da dışlamayan bir bakış açısıyla planlanması gerekmektedir.

Türkiye’nin bugün yaşadığı adaletsizlik ve hukuksuzluk sorunlarının birçoğu, yürürlükteki Anayasadan değil, bu Anayasadaki temel hak ve özgürlüklerin, asgari standartlarda dahi uygulanmamasından ve yargıya siyasi müdahalelerden kaynaklanmaktadır. Bu da siyasal sistemin birinci aktöründen başlamakta, en alta kadar sirayet etmektedir

Cumhuriyet Halk Partisi’nin çabalarıyla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ilk toplantısında tüm siyasi partiler tarafından anayasa değişikliği çalışmalarının kapsam dışı bırakıldığının açıklanması önemli bir adımdır.

Gerçek ve kalıcı bir çözüme, tam da bu nedenle sadece devlet ve terör örgütü arasındaki görüşmelerle değil, halkın güveni ve desteğini artıracak, halkın demokrasi ve barışa dair umutlarını artıracak adımlarla ulaşılabilir. Aksi halde çözümden uzaklaşılacak ya da en azından çözümün kalıcılaşmasının önüne geçilecektir.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!