Açılım süreci kapsamında Meclis’te kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun hazırladığı rapor, komisyonda oy çokluğuyla kabul edildi.
Ortak rapor 47 kabul 2 ret oyuyla kabul edildi, bir kişi çekimser kaldı.
AKP, CHP, MHP, DEM Parti ve Yeniyol rapora kabul oyu verirken TİP ve EMEP ret oyu verdi.
Komisyonda CHP’li Türkan Elçi, faili meçhul cinayetlerle ilgili vurgu olmaması gerekçesiyle çekimser oy kullandı.
‘DİĞER PARTİLERİN KATI VERDİĞİ BİR RAPOR YAZILMASI ÖNEMLİ’
Komisyonda konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, ortak raporun hazırlanma sürecinin partiler açısından belirli ölçülerde pozisyon değişikliklerini ve ortak akılda buluşmayı gerektirdiğini belirtti.
Emir, “Bizim de Cumhuriyet Halk Partisi olarak kamuoyu ile paylaştığımız, burada deklare ettiğimiz kendi raporumuza aslında sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu; ancak Türkiye’nin önüne yepyeni bir model olarak grubu olan beş partinin ve diğer partilerin ağırlıklı bir biçimde katkı verdikleri, barış, demokrasi ve Türkiye’nin hukuk standartlarının yükselmesi için ortak bir kararlılıkla emek verdikleri bir rapor yazılması önemlidir, değerlidir” diye konuştu.
‘KULLANILAN DİL BELLİ BİR İDEOLOJİK BAKIŞI YANSITIYOR’
Rapora ilişkin eleştiri ve değerlendirmelerinin bulunduğunu da kaydeden Emir, özellikle ilk beş bölümde kullanılan dile dikkati çekti. Emir, “Öncelikle bu raporun ilk beş bölümünde yer alan dilin son derece sorunlu olduğunu, belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını içerdiğini, bizi kapsamadığını ifade etmeliyim. Ama buradaki cümlelerin her birinin aslında belirli bir ideolojik bakışı yansıtması dolayısıyla bizi tam karşılamadığını da ifade etmek isteriz” ifadelerini kullandı.
Emir, raporun 6’ncı ve 7’nci bölümlerine ayrı bir önem atfettiklerini dile getirerek, “Ancak 6’ncı bölüm olan yasal düzenleme önerileri, 7’nci bölüm olan demokratikleşme önerileri, bizim için ve 86 milyon için önemli bir beklenti yaratan ve Türkiye’nin hem demokrasi standartlarını yükseltecek hem de toplumsal barışımızı inşa etmeye dönük olarak Meclisimize bir ödev yükleyecek olması dolayısıyla bu konunun çok da büyütülmemesi gerektiğini düşünenlerdeniz” dedi.
‘BU KOMİSYON ÇALIŞMALARI BEKLENEN UMUDU DOĞURMAMIŞTIR’
Komisyonun bir umut üretme amacı taşıdığını ifade eden Emir, ancak çalışma süreci ile Türkiye’nin siyasal ortamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Emir, komisyonun toplandığı ve görev yaptığı dönemde Anayasa’nın ihlal edildiğini, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmadığını savundu.
Emir, şu ifadeleri kullandı:
“Bu komisyon toplanırken ve görev yaparken Anayasa’nın sürekli çiğnendiği, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmadığı, bu Meclis’in bir üyesi olan Can Atalay’ın dahi buraya hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulduğu için gelemeyişi, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen Tayfun Kahraman’ın hâlâ cezaevinde tutulması, Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutulması, kayyum uygulamalarında en ufak bir geri adım atılmamış olması, tutukluluk uygulamalarının peşinen cezaya dönüştürülmüş olması ve Türkiye siyasetinin adliye koridorlarından iddianamelerle, iftiracılarla dizayn edilmeye çalışılması sürecinde maalesef en ufak bir demokrasiye, hukuk devletine ve adalete ait bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bu açıdan bu komisyon çalışmaları beklenen umudu doğurmamıştır.
‘BU RAPOR LAFTA VE RAFTA KALMAMALI’
Biz ısrarla komisyona komisyonun önemli bir görevi olduğunu, Türkiye’nin önüne bir perspektif koyacağını ama beklenen umutları yeşertebilmesi için somut adımların, en azından kolay somut adımların atılması gerektiğini ısrarla söyledik. Ama o güne kadar bu gerçekleşmedi. Bugünden sonra asıl soru şudur: Bu rapor yaşama geçecek midir? Bugüne kadar sadece sözde kalan demokrasi, toplumsal barış, hukuk devleti, adalet, anayasa, AİHM kararları artık yaşama geçecek midir? Asıl cevap verilmesi gereken burasıdır. Bu rapor, her birimize bir ödev yüklemektedir. Bu rapor, lafta ve rafta kalmamalıdır.
Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeler, idari adımlar, iktidarın atması gereken adımlar, yargının atması gereken adımlar ivedilikle atılmalı ve Türkiye’nin önüne barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaletini ayağa kaldırmış bir umut yeşertmek zorundayız. Elbette bu komisyonumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Meclisimizin özellikli, kendine özgü bir komisyonudur. Cumhuriyetimizin demokratik, laik, anayasal yapısını koruyan ve üniter devlet yapısını tartışmaya açmayan bir çalışma yürütmüştür ve bu açıdan da değerlidir.”
‘DEMOKRASİ ŞERHİ DÜŞTÜK’
Daha sonra sosyal medya hesabından açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, komisyon raporuna demokrasi şerhini düştüklerini ifade etti.
Emir, şunları kaydetti:
“İktidarın ideolojik diliyle yazılmak istenen komisyon raporuna, CHP’nin kararlı duruşu ile demokrasi şerhini düştük!
Kayyum garabetinin bitmesi, AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması ve adil yargılanma esaslarının rapora girmesini sağladık.
Raporun lafta ve rafta kalmaması için sonuna kadar takipçisiyiz!”


Şerh düşmek kabul etmektir. Hic yorulmaya gerek yok, birbirinize düştüğünüz gün, karşıda olacaksınız.