'Çin aşısı yaptırmam' diyen ukalalığın bilimsel temeli var mı?

Koronavirüse karşı geliştirilen aşılarda Batı'nın geliştirdiği aşıları savunanlar Türkiye'nin tercih ettiği aşıyı eleştirmeye başladı. Oysa Batı ülkelerinin yöneldiği mRNA aşıların aksine CoronaVac aşısı daha pahalı ve güvenilir olan inaktif aşı üretme yöntemi ile geliştirildi. Ayşe Özek Karasu, Türkiye'nin tercih ettiği aşıyı köşesine taşıdı...

'Çin aşısı yaptırmam' diyen ukalalığın bilimsel temeli var mı?

Son günlerde Türkiye'nin 50 milyon sipariş verdiği Sinovac Biotech’in geliştirdiği Kovid-19 aşısına yönelik karalama kampanyası başladı.

Habertürk yazarı Ayşe Özek Karasu, aşı hakkında merak edilenleri ve komplo teorilerini köşesine taşıdı.

İşte o yazıdan bir bölüm:

“Made in China”nın kötü şöhreti aşının da yakasına yapıştı. Sanki bir milyoncu pazarında satılıyormuş gibi Sinovac Biotech’in geliştirdiği Kovid-19 aşısına karşı bir ukalalık bir üstenbakmacılıktır gidiyor. Sosyal medyada “Çin aşısı yaptırmam” sözü bir nevi statü sembolü sanki. Bill & Melinda Gates Vakfı, Çin şirketi Sinovac’ı fonladığı için şeytan Gates’in hepimize aşı marifetiyle çip yerleştireceği gibi deli saçmalarına hiç girmiyorum. Bill Gates’in aşı üretip bütün dünyayı köleleştirmek için koronavirüsü bizzat yeryüzüne saldığına dair komplo teorisi nicedir çok moda.

Bir aşıya sırf Çin’de üretildiği için karşı olmanın hiçbir bilimsel argümanı yok. Önemli olan aşının nere malı olduğu değil, güvenli ve etkili olması. Bu da testlerle ortaya çıkacak. Faz 3 testler tamamlandıktan sonra İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) verileri inceleyecek, güvenli ve etkili bulursa onay verecek. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yüzde 50 etkinlik bile yeterli.

Türkiye’ye gelecek CoronaVac’ın kalibresine ilişkin bir kafa karışıklığı var. Kimi ucuz Çin malı gözüyle bakıyor, oysa Sağlık Bakanı Koca bizzat söylüyor; inaktif yöntemle üretildiği için pahalı bir aşı.

Bir gazete manşet atıyor: “Hem Çin malı, hem de pahalı”. Yani Çin malı ve ucuz olsa eyvallah, öyle mi? Oysa aşıların lojistik, depolama ve dağıtım koşulları göz önüne alınırsa, tek dozu 29.5 dolar olan CoronaVac’ın fiyatı daha makul. Pfizer-BioNTech’in mRNA teknolojisiyle üretilen aşısının doz fiyatı 19.50 dolar, evet daha ucuz ama eksi 70 derecede saklanması gerekiyor. Bu aşıdan milyonlarca dozu muhafaza edebilmek için ultra soğuk dondurucular gerekiyor ki, fiyatları 10-15 bin dolardan başlıyor. Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde tam kapasite mevcut değil. Hacettepe gibi üniversitelerin hastanelerinde bulunuyor. Bir eczanenin üç beş doz aşı satmak için dondurucuya binlerce dolar gömmesi beklenemez. O para zaten yoktur.

PAHALI AMA EMEKTAR BİR YÖNTEM

CoronaVac daha pahalı çünkü, klasik yöntemlerle üretilen bir inaktif aşı – çok miktarda virüsü kontrollü şekilde üretip bunları kimyasal yolla öldürerek aşı haline getirmek zorlu ve maliyetli bir süreç. Ölü virüs vücuda enjekte edildiği zaman, hastalığa yol açacak şekilde çoğalma yeteneğini kaybediyor. Çocuk felci, grip ve kuduz aşılarında da kullanıldığı için etkinliği test edilmiş bir yöntem ve normal buzdolabı koşullarında 2-8 derecede saklanabiliyor. Dağıtımı rahat.

MRNA teknolojisi ise yeni ve daha önce uygulanmamış bir yöntem; virüsün genetik materyali insan hücresine enjekte ediliyor, üretimi kolay olduğu için maliyet avantajı var. Denenmemiş bir teknoloji olduğu halde pandemi yangını nedeniyle acil kullanıma geçileceği için uzun vadeli etkileri de bilinmiyor.

Dünyada Faz 3 aşamasına gelen altı aşı var. Bunların üçü Çin menşeli. Biri Türkiye’nin 50 milyon doz sipariş ettiği Sinovac’ın CoronaVac, diğer ikisi ise kamu şirketi Sinopharm’ın geliştirdiği aşılar. Diğer üç aşı malum Pfizer-BioNTech, Moderna ve Oxford-AstraZeneca aşıları. Onları markalarıyla anmayı tercih ediyoruz, milliyetleriyle değil. Oysa Sağlık Bakanı Koca’nın da dediği gibi “Aşının ülkesi olmaz.”

Türkiye’de gönüllülerle Faz 3 çalışmaları devam eden Sinovac aşısının Brezilya ve Endonezya’da da binlerce denekle aynı faz aşamasına gelmesi de küçümseniyor; eğer bir aşı Avrupa ve ABD’de yapılıyorsa insana daha layık bir biyolojik üründür havası seziliyor. Küçümseyenlerin yüreğine inebilir ama Pakistan ve Afganistan da Sinopharm’ın aşısını alacak. Pekin Yönetimi, “Aşımız başarılı olursa Afrika ülkelerinin tamamı bundan yararlanacak” diyor. Filipinler de bu aşıya talip.

NASDAQ’A KOTE BİR ŞİRKET

Bilindiği kadarıyla Çin’de 13 şirket koronavirüs aşıları üzerinde çalışıyor. Bunların dokuzu insan üzerinde deneylere geçti. Bu çapta benzeri bir çalışma başka hiçbir ülkede yok.

Sinovac kamu fonlarıyla da desteklenen bir şirket ve dünyanın en büyük teknoloji borsası Nasdaq’a kote. SARS ve domuz gribi aşılarını geliştiren ilk şirket. Kovid-19 aşı çalışmalarına çok erken başladılar. Pekin’in geç de olsa 31 Aralık’ta hastalığı dünyaya açıklamasından hemen sonra ocak ayında. Aşı üretimi için Pekin’in dış mahallelerinden birinde 20 bin metrekarelik tesis inşa edildi. Aşı onay aldığı takdirde bu tesiste yılda 300 milyon doz üretilecek.

Sinovac laboratuvarı

Sinovac hayvan deneylerinin sonuçlarını mayıs ayında Science dergisinde yayınladı. Buna göre aşı farelerde ve makak maymunları gibi primatlarda yeterli miktarda antikor üretmişti. Bir ay sonra Faz 2 deneylerinin sonuçları açıklandı: 600 gönüllüye aşı uygulandıktan 14 gün sonra antikor üretimi görülmüştü. Faz 3 ise çok daha yüksek sayıda denek gerektiriyordu. Böylece temmuz ayında, vaka sayısı 3.6 milyonu bulan Brezilya ile işbirliğine gidildi ve ilk aşamada 9 bin gönüllü sağlık çalışanına aşı uygulandı.

Testler sürerken Brezilya’nın Butantan Enstitüsü ilk sonuçları açıkladı: Ara raporlara göre iki doz CoronaVac uygulanan deneklerin yüzde 97’si bağışıklık geliştirmişti. Nihai onayın ardından ocak ayında Brezilya’nın 120 milyon doz aşı alması bekleniyor. Endonezya’nın 50 milyon doz aşı alması planlanıyor, gelecek yıl sonuna kadar öncelikli alım garantisi verildi. Malezya ile de anlaşma sağlandı.

SADECE ZENGİNLERLE PANDEMİ BİTMEZ

Amerikan Duke Üniversitesi’nin analizine göre yüksek ve orta gelir düzeyindeki ülkeler bugüne kadar 3.8 milyar doz aşı sipariş etti; artı 5 milyar doz da opsiyonlu. Araştırma ekibi, gelişmekte olan ülkelerde milyarca insanın aşıya kavuşmak için 2024’ü bekleyeceğini tahmin ediyor. Fakat aşı stratejik bir ürün, pandeminin bulaş zincirini kırmak için global olarak eşit ve ücretsiz dağıtılması gerekiyor.

Avrupa Birliği ve diğer zengin ülkeler gerçi ilk üretilen dozların çoğunu rezerve edip geriye fazla bir şey bırakmadı ama ihtiyaç sahibi ülkeleri aşılandırmak için Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki çabalara ortak oluyorlar. DSÖ, 2021 yılı sonuna dek 2 milyar doz aşının eşit bir şekilde üretilip dağıtılmasını sağlamak amacıyla Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı COVAX’ı kurdu. Şimdiye kadar 189 ülke programa katıldı ama aralarında Türkiye ve ABD yok. Dünya Bankası, UNICEF ve Küresel Aşı Bağışıklama İttifakı (GAVI) gibi ortaklarıyla 100 ülkeye aşı altyapısı ve hazırlıkları için yardımcı olmayı hedefliyor DSÖ.

Fakat zenginler ille de sadece mRNA aşılarına yönelmiyor. Dubai Emiri El Maktum da küçümseyenlerin deyişiyle Çin aşısı yaptırdı mesela. Sinopharm’ın aşısı uygulanan emirin “lüks aşılara” erişimi olamayacağını düşünemeyiz herhalde. Bu aşının Faz 3 deneyleri Birleşik Arap Emirlikleri'nin yanı sıra Peru, Fas ve Arjantin’de devam ediyor. Mısır ve Suudi Arabistan da sırada.

Pandemiyi yeryüzünen silmek için çok sık tekrarlanan bir slogan var: Aşı üreten şirketler arasında değil, virüse karşı bir yarış söz konusu. Bütün ülkelerin alacağı aşıları çeşitlendirmesi kaçınılmaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan da BionTech’in CEO’su Prof. Uğur Şahin’le görüşüldüğünü, Çin’in yanı sıra Rusya ile de temaslar olduğunu söylüyor; “Benim de aşı olma konusunda sıkıntı söz konusu değil. Sağlık için gerekeni yapar, örnek olurum” diyor.

Malum Trump, pandemiyle ilişkisini kesmiş durumda. ABD’nin üç eski başkanı, Bush, Clinton ve Obama kamuoyu önünde aşı yaptıracaklarını açıkladılar.

SOFT POWER STRATEJİSİYLE KREDİ

Koronavirüs yönetimiyle özellikle ABD’nin eleştirdiği Çin de COVAX’ın paydaşlarından. Korona aşılarını dünyanın dört bir yanında soft power olarak kullanıp bir imaj ve nüfuz kaldıracına çevireceği analizleri akla yatkın görünüyor. Bu hedefe ulaşmanın koşulu da bilimsel başarısını kanıtlamak. Çin’in Endüstri ve Enformasyon Teknolojisi Bakanı Şiao Yaking, aşı geliştirme çalışmalarını önemli bir siyasi görev olarak tanımlıyor; “Etkili bir korona aşısı sadece hayat kurtarmaz, bilimsel alanda prestij ve ekonomiye katkı sağlar, önemli jeopolitik etkileri de vardır” diyor. Periferiyi hedefledikleri de anlaşılıyor. Sinopharm aşısında Kamboçya, Myanmar, Laos, Tayland ve Vietnam’a öncelik tanıyacaklarını söylüyorlar.

Sinopharm aşıları Pekin'de fuarda

Amerikan medyasında Trump’a ağır eleştiri var; aşı diplomasisinde meydanı Çin’e bıraktığı için. Analistlere göre siyasette güçler dengesi global sağlık eksenine saplanmış görünüyor ve ABD oyunda olmadığı için bu jeopolitik bir kabus. Biden Yönetimi’nden aşının global dağıtımı ve/veya ikili anlaşmalar yoluyla arayı kapatacak hamle bekliyorlar. Ancak Pekin açık ara önde. Sinovac ve Sinopharm aşılarının erişim yelpazesi Asya ve Afrika’yla sınırlı kalmıyor, Pekin Yönetimi Latin Amerika’ya da uzanıyor.

Diğer bir Çin şirketi CanSinoBIO, Kovid-19 aşısı Convidicea’nın Faz 3 deneylerini Meksika’da sürdürüyor, 35 milyon doz verilecek. Ve Meksika Dışişleri Bakanlığı açıklamasına göre Pekin Yönetimi aşı alımında kolaylık sağlamak üzere Latin Amerika ve Karaib ülkelerine 1 milyar dolar kredi vaat ediyor. Arjantin, Barbados, Şili, Kosta Rika, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, Panama, Peru. Trinidad ve Tobago, Uruguay’a kredi… Saymakla bitmiyor.