Çocuk istismarına af mı çıktı

Avukat Mihriban Ünal yazdı...

Çocuk istismarına af mı çıktı

VERYANSIN TV

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenmek istenen geçici 10. maddenin kapsamını ve ayrıntılarını anlayabilmek için öncelikle konuyla ilgili mevcut düzenlemelere bakmak gerekir.

Türk Ceza Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 6. maddesinde “çocuk” deyiminden on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin anlaşılması gerektiği açıktır.

Kanun’un çocukların cinsel istismarını düzenleyen 103. maddesinde ise, mağdur çocuklar için  0-12, 12-15 ve 15-18 şeklinde üç ayrı yaş grubu esas alınarak düzenlemeye gidildiği görülmektedir.

Buna göre,  0-15 yaş aralığındaki çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçunda  “rıza”nın olup olmadığı araştırılmaz ve mağdur çocuğun rızası yok farz edilerek faile ceza verilir, hatta mağdur çocuğun  0-12 yaş grubunda olması halinde verilecek cezanın alt sınırı da daha yüksektir.

Bununla birlikte çocuğun 15-18 yaş grubunda olması ihtimalinde, cinsel istismar suçunun oluşması için ayrıca cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden de aranır, yani bu yaş grubundaki çocukların “rıza”ları olması halinde cinsel istimrar suçu değil Türk Ceza Kanunu m. 104’te düzenlenen ve daha az cezayı gerektiren reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşur.

Bu çerçevede, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenmek istenen geçici 10. madde düzenlemesine bakıldığında ise,

1. Suçun işlendiği tarihte mağdurun 14 yaşına girmesi,

2. Mağdur ile fail arasında 15 yıldan fazla yaş farkı bulunmaması,

3. Suçun işlendiği tarihte failin başka biriyle evli olmaması,

4. 10.04.2020 tarihi itibariyle mağdur ile failin evlenmiş olması,

5. Mağdurun şikâyetinin bulunmaması,

6. İşlenen suçta mağdura karşı cebir, hile, tehdit veya iradeyi etkileyen başka bir yola başvurulmaması

şartlarının aynı anda bulunması halinde, mahkemelerin yargılama faaliyetine devam edeceği, ancak failin ceza alması halinde bu cezanın infazının 2 yıl süreyle faili denetime tutmak şartıyla erteleneceği görülmektedir. Aynı şekilde infazı devam eden failler hakkında da bu yönde bir değerlendirme yapılacağı anlaşılmaktadır. Burada infazı ertelenen ve 2 yıl süreyle denetime tabi tutulan faile Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanlarından bir denetim görevlisi atacağı ve bu denetim görevlisinin mahkemeye fail ile ilgili 3 ayda bir rapor sunacağı düzenlemeden anlaşılmaktadır. Ayrıca Mahkemenin, failin 2 yıllık denetim süresi içinde eş ve çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getirmediğini veya infaz erteleme kararı verdiği tarihten itibaren geçen 5 yıllık süre içinde failin kusuruyla evliliğin sona ermesine sebep olduğunu tespit etmesi halinde de cezanın infazının devamına karar vereceğini belirtmek mümkün. Yine düzenleme çerçevesinde failin 2 yıllık denetim süresi içinde yükümlülüklerine uygun hareket etmesi halinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak,  bir yandan Türk Ceza Kanunu m. 104’te düzenlenen ve 15 yaşını bitirmiş olan çocukla cebir, tehdit, hile olmaksızın kendi rızasıyla cinsel ilişkide bulunan faile ilişkin daha az cezayı gerektiren reşit olmayanla cinsel ilişki suçu düzenlemesi duruyorken, diğer yandan böyle bir geçici düzenlemeye gidilerek sadece 14-15 yaş aralığındaki mağdur çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçlarında mağdurun  “rızası” nın varsayılması ve bu rızaya özgür irade ürünüymüş gibi anlam yüklenmesi ile 14 yaşındaki bir çocuğun 29 yaşındaki bir kişi ile evli kalmaya zorlanmasını anlamak güçtür.