1. Haberler
  2. Gündem
  3. Cumhuriyet kahramanı Kubilay’a büyük ayıp: 1 yıl geçti… CHP neden susuyor?

Cumhuriyet kahramanı Kubilay’a büyük ayıp: 1 yıl geçti… CHP neden susuyor?

Cumhuriyet şehidi Kubilay’ın 95. ölüm yılında konuşan Erdem Atay, Kubilay’ı şehit eden tarikat şeyhinin türbesinin CHP’li belediye döneminde yapıldığını, AKP’li başkan tarafından ziyaret edildiğini hatırlatarak sessizliğe tepki gösterdi.

featured

Tarihe Menemen Olayı olarak geçen acı olayın üzerinden tam 95 sene geçti.

Menemen ilçesindeki ayaklanmada Cumhuriyet karşıtı gericiler tarafından şehit edilen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki Bey bu yıl da unutulmadı.

İlişkili Haber
thumbnail

Şehit Asteğmen Kubilay ve arkadaşları unutulmadı

Haberi görüntüle

‘BU CUMHURİYET KAHRAMANINA YAPILMIŞ BİR AYIPTIR’

Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay, Youtube yayında yaptığı konuşmada Şehit Kubilay’ı ve arkadaşlarını andı.

Sözlerine “2017 yılına kadar Mustafa Fehmi Kubilay, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hep anılıyordu. 2017 yılından itibaren bitti. Bu bir Cumhuriyet kahramanına, Cumhuriyet şehidine yapılmış ayıptır. Bu kabul edilemez!” diye başlayan Atay, AKP’li Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın, geçen sene şehidimizi katleden Nakşibendi tarikatı şeyhi Esad Erbili’nin türbesini ziyaret ettiğini hatırlattı.

Atay, söz konusu türbenin 2017 yılında dönemin CHP’li Belediye Başkanı Tahir Şahin tarafından yapıldığını vurguladı.

Yaşananlara tepki gösteren Atay, “Türk milleti kafa kesenler ve onun torunlarıyla değil, kahraman ve onurlu Türk askerlerinin ve Atatürk’ün yanındadır” diyerek sözlerini noktaladı.

KUBİLAY’I ŞEHİT EDENİN TÜRBESİNİ KİM YAPTI?

Erdem Atay, geçen sene “İhanet fotoğrafı! Kubilay’ı şehit edenin türbesini kim yaptı?” başlığıyla kaleme aldığı yazısında konuya ilişkin ayrıntıları paylaşmıştı.

Atay’ın yazısından öne çıkanlar şöyle:

Nakşibendi Şeyhi Esad ErbiliKubilay’ı şehit ettikten sonra İstiklal Mahkemelerinde yargılanıyor. İdam cezası alıyor ancak yaşı büyük olduğu için idam edilmiyor.

Yıllar sonra eceliyle ölüyor ve cenazesi o dönem (Atatürk döneminde) Menemen Cezaevi’nin bahçesine gömülüyor. Tarikat şeyhi cezaevi bahçesine gömülerek cezalandırılıyor.

Sonra ne mi oluyor?

Demokrat Parti döneminde yani 1950’li yıllarda cezaevi kapatılıyor ve bölge arsa olarak satışa çıkarılıyor.

Muhtemelen tarikat alıyor. Ve ardından o arsanın üzerine Sefa Cami yapılıyor. Cami öyle bir yapılıyor ki, Esad Erbili’nin mezarını da içine alıyor.

Caminin girişinde sağ tarafta bir kütüphane odası yapılıyor. O odanın ortasına da masa konuluyor. İşte masanın tam altında Erbili’nin mezarı var ve bilerek böyle bir yöntem izleniyor ve mezar saklanıyor.

Bütün bu olay da dönemin Demokrat Partili Belediye Başkanı Bedri Onat zamanında yaşanıyor.

Yıllarca bu adamın mezarı bu şekilde saklanıyor!

Bu mezarın yerini bilenler ise sürekli buraya toplu bir şekilde gidip dualar ediyor.

***

Yıl 2017 oluyor.

… ve bu caminin içinde masanın altında olan mezar ortaya çıkarılıyor ve izin alınarak mezar türbe haline getiriliyor.

Tarikat hedefine yıllar sonra ulaşmış oluyor.

Peki bu türbenin yapıldığı sırada sorumlu olan ve görevde bulunan belediye başkanı kim?

Tahir Şahin!

Sanmayın ki AKP’li!

Bizzat CHP’li!

Belediye Başkanlığı bittikten sonra, FETÖ dosyasında adı geçtiği için partiden atıldı.

Belediyeye ait 120 gayrimenkulü Menemenspor’a bağladığı, spor kulübünü de FETÖ’cü birilerine teslim ettiği ortaya çıktı.

Tahir Şahin aynı zamanda kim mi?

Eski Beşiktaş Belediye Başkanı olan FETÖ şaibeli Murat Hazinedar’ın özel kalem müdürü Şahin’in kızı!

Peki şimdi nerede biliyor musun?

CHP, Parti Meclisi kararıyla Tahir Şahin’i yeniden partiye aldı!

***

Peki sadece AKP’li Belediye Başkanı mı gitti bu türbeyi ziyaret etti?

Hayır!

Vali, Emniyet Müdürü, Kaymakamlar da gittiler dua ettiler.

Evet evet, Türk askerini hunharca şehit eden namussuzun türbesine giden devlet erkanı var. Fotoğrafları yok! Bir kişide bu fotoğrafın olduğunu öğrendim ama o da imha edilmiş!

İhanet el birliğiyle yapılıyor! Ve hiç saklanmıyor.

***

Kubilay, Cumhuriyete büyük bir baş kaldırıştır. Atatürk o dönem 28 Aralık 1930’da TSK’ya başsağlığı mesajında şunları yazar:

Kubilay Beyin şehit edilmesinde, gericilerin gösterdiği vahşilik karşısında Menemendeki halktan bazılarının alkışla onaylamaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanseverler için utanılacak bir olaydır… Cumhuriyet’in değerli uzvu Kubilay Bey, temiz kanıyla, cumhuriyetin hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. … Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, millet bizzat Cumhuriyete karşı bir öldürme girişimi olarak kabul etmiştir…”

Evet…

Cumhuriyete karşı bir öldürme girişimi…

Dün Türk askeri olan Kubilay’ın kafasını kesenler ne yaptıysa bu belediye başkanı ve o türbeyi yapanlar ve orada dua edenler Cumhuriyete karşı bir öldürme girişimi yapıyorlar.

Bu belediye başkanı burada durmaya devam etmesi daha büyük bir olay!

Vatanını seven adam, bu adamı görevden alır!

***

Gelelim sona…

Her sene TSK veya Milli Savunma Bakanlığı şehit asteğmenimiz Kubilay’ı anma açıklaması yapardı…

Bu yıl bir ilk oldu ve TSK ya da MSB Kubilay’ı anmadı!

Cumhuriyete karşı bir öldürme girişimi de budur!

Ben utandım sizin yerinize!”

MUSTAFA FEHMİ KUBİLAY KİMDİR?

Mustafa Fehmi Kubilay (1906 – 23 Aralık 1930, Menemen, İzmir), Türk öğretmen ve asteğmendir. 1906’da Kozan’da, Giritli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen subayın baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep’tir. Mustafa Fehmi Kubilay 1930 yılında öğretmen olarak İzmir’in Menemen İlçesi’nde asteğmen rütbesiyle askerlik görevini yaparken 23 Aralık 1930’da Derviş Mehmet’in başında olduğu bir grup şeriatçı tarafından öldürüldü.

MENEMEN OLAYI NEDİR?

Menemen Olayı ya da Kubilay Olayı, 23 Aralık 1930 günü, İzmir’in Menemen ilçesinde, askerliğini yedek subay olarak yapmakta olan öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın ve yardımına koşan bekçiler Hasan ve Şevki’nin şeriat isteyen bir grup tarafından öldürülmesi hadisesidir. Şeriat ile laiklik arasındaki mücadeleyi vurgulaması açısından Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarından biri olarak kabul edilir. Olayların ardından bölgede sıkıyönetim ilan edildi, General Mustafa Muğlalı başkanlığında kurulan Divanıharp’te failler idam dahil çeşitli cezalara çarptırıldı.

OLAYLARIN GELİŞİMİ

23 Aralık 1930 sabahı Manisa’dan Menemen’e gelen dördü silahlı altı kişi, bir camiden aldıkları yeşil sancağı sabah namazından sonra ilçe meydanına dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışırlar. Sarıklı ve cübbeli bu kişilerin, Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirildiği iddia edilir.

Halkın katılmasıyla isyancı grup kısa zamanda büyür. Giritli Derviş Mehmet, Şamlı Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan ve Küçük Hasan gibi eylemcilerin olduğu isyanda Derviş Mehmet cemaate kendini Mehdi olarak tanıtır ve dini korumaya geldiklerini söyler. Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyler.

Eylemciler meydana diktikleri ve şeriat sancağı olarak adlandırdıkları yeşil bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye ve zikretmeye başlarlar. “Şapka giyen kafirdir. Yakında yine şeriata dönülecektir.” diye bağırarak bir isyan hareketi başlatırlar.

GÜVENLİK GÜÇLERİNİN MÜDAHALESİ

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulması üzerine alay komutanı, yedek subay Kubilay’ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderir. Kubilay askerlerin yanından ayrılarak tek başına eylemcileri arasına girer ve teslim olmaya ikna etmeye çalışır. Silahlı eylemcilerden biri ateş ederek Kubilay’ı yaralaması üzerine askerler ateşle karşılık verirler ancak tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri olduğu için tesiri olmaz. Elebaşlarından Derviş Mehmet “Bana kurşun işlemiyor.” diyerek halkı kutsal bir vazifesi olduğuna ikna etmeye çalışır.

Kubilay yaralı halde uzaklaşarak cami avlusuna sığınsa da Derviş Mehmet ve arkadaşları peşinden gelerek testere ağızlı bağ bıçağı ile Kubilay’ın başını bedeninden ayırır.

Kesik başı bayrağın sopasına iple bağlarlar. Olay yerine sonradan gelen Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu hayatını kaybeder.

Olay yerine gelen takviye birliklerin “Teslim ol!” çağrısına uymayan eylemciler ile askerler arasında çatışma sonucu göstericilerden Derviş Mehmet de dahil bazıları ölürken kaçmaya çalışan elebaşları ve eylemcilerin hepsi tutuklanır.

OLAYIN ANKARA’DA DUYULMASI

Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925’teki Şeyh Said İsyanı’ndan sonra tanık olduğu önemli olaylardan biridir.

Dört gün sonra, 27 Aralık 1930 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında bu konuda bir toplantı yapılır. 28 Aralık 1930’da orduya gönderdiği başsağlığı telgrafında, “Mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise” olduğunu belirtir.

SIKIYÖNETİM VE MAHKEME SÜRECİ

Bu vahim olay sonrasında 31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde 1 Ocak 1931’den itibaren 1 ay süre ile Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edildi ve 1. Kolordu Komutan Vekili General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Divanıharp kuruldu.

7 Ocak 1931’de bu kez İzmir’de yine Mustafa Kemal Paşa başkanlığında ikinci bir toplantı yapıldı. Olaya doğrudan veya dolaylı katılan 105 sanık; anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak ve azmettirme; Derviş Mehmet’in mehdilik iddiasıyla harekete geçtiğini bildikleri halde zamanında hükümete haber vermeme veya tekkelerin seddinden sonra tarikat ayini icra ettikleri suçlamalarıyla 15 Ocak 1931’den itibaren Divanıharp’te yargılanmaya başlandı.

 

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!