1. Haberler
  2. Analiz
  3. Cumhuriyetçi irade

Cumhuriyetçi irade

featured

Alperen İslamoğlu yazdı…

Her çöküş, entelektüel ve ahlaki bozukluğu da beraberinde getirir. En kötü dehşetler karşısında dahi umutsuzluğa kapılmayan ve her türden aptallığa meyli olmayan, ayık, sabırlı insanları yaratmak zorunludur.” Romain Rolland

İnsanı değerli kılan parçalarının uyumudur. Bu parçalar zarar gördüğünde bütünlük de bozulur. Kurum veya topluluklarda ise bu uyumu kişiler sağlar. Ancak unutulmaması gereken bir nokta daha var. Hayatın olağan akışında, insan merkezli tüm yapılar türlü gerilimlere kaçınılmaz olarak maruz kalacaktır. Önemli olan bu gerilim anlarında gösterilen ‘irade’dir. Bu sebeple insan merkezli yapılarda bütünlüğü koruyan en önemli etken, parçaların kusursuzluğu değil, sorumluluk iradesini kaybetmemektir. Ve gerilimin sonucunda gösterilen iradenin getireceği bozulmalara karşı da öngörülü ve bilinçli hareket etmek vazifelerimiz arasındadır. Bu noktada belirleyici olan ise, mücadelenin özünü unutmamaktır. 

Mücadelenin özünden kopmuş bir kararın gücü, onun “mantıklı” göründüğü ile değil, hangi bilinçten doğduğu ile ölçülebilir. Vatan toprağına kök salmış bir ağaçtan; bu fırtınalı günlerimizde yeni tohumlar savrulabileceği gibi sert rüzgarların etkisi ile zayıf düşen dallarımız kırılacak ve yapraklarımız da dökülecektir. 

Irvin D. Yalom; “Yaşam planınız sizin elinizde değilse, varlığınızı rastlantıya bırakmışsınız demektir” der Nietzsche Ağladığında kitabında. 

Cumhuriyetçi Vatanseverler; yaşam mücadelesinin özünü Nihat Genç’in vasiyetinde olduğu gibi Atatürk’ün payidar kılmamızı emrettiği “Cumhuriyet’i Yaşatmak” ideali etrafında bir kadro hareketi kurmak üzerine kurgulamıştır. Bu mücadelede kişi/lere bağlılığı reddederek rastlantısal alınan kararlara karşı mücadelesinin özünü de korumaya almıştır. 

Aklı, kişilerce teslim alınmamış bir kadro; ulusal egemenliğini elinde tutan, sorgulayan ve yöneten bir kurum demektir. Mustafa Kemal Atatürk, Andımız’da yer alan “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” ifadesi ile bir etnik üstünlük iddiasını değil; bağımsızlığı ve milletin egemenliğini korumak için gerektiğinde fedakârlık yapmaya hazır bir bilinç inşasını da hedeflemektedir. İşte bu bilinç; kurtuluşumuzu getirecek ve en kötü dehşetler karşısında dahi umutsuzluğa kapılmayan ve her türden aptallığa meyli olmayan uyumlu insanları yaratacaktır. 

İliç’te, Akbelen’de, Kazdağları’nda, Tokat’ta… Anadolu’nun her yerinde “Halktan Gelecek Bir Cevap Var” diyerek karış karış dolaşan cumhuriyetçi vatanseverlerin pusulasını yine Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele döneminde, halkın fedakarlığını ve Türk milletinin cevherini gördüğü bu sözler ile vurgulamak isterim. 

Bak birader, böyle milletten nasıl ayrılırsın? Bu palaspârelerin içinde perişan gördüğün insanlar yok mu? Onlarda öyle yürek, öyle cevher vardır ki olmaz şey! 

Çanakkale’yi kurtaran bunlardır. Kafkas’ta, Galiçya’da, şurada burada arslan gibi çarpışan, mahrumiyete aldırmayan bunlardır. Şimdi bu adamcağızların seviyesini içtimaen yükseltmek herhangi bir hükûmetçilik hırs-ı câhından daha iyi değil midir? 

Bu insani mücadelelerin yanında siyasi mücadeleler bayağı kalırlar değil mi ya? 

Siyasi cidallerin çoğu bîsûddur. Fakat içtimai mesai her vakit için müsmirdir. 

Bizim münevverler buna çalışmalı. Neden Anadolu’ya gelip uğraşmazlar? Neden milletle doğrudan doğruya temasta bulunmazlar? Memleketi gezmeli, milleti tanımalı. Eksiği nedir görüp göstermeli. Milleti sevmek böyle olur. Yoksa lafla muhabbet fayda vermez.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!