Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AKP kongresinin 2025 yılına ertelenmesinin kulislerde konuşulduğunu yazdı.
Kongrenin ertelenmesinin partideki birçok kişiyi kızdırdığını öne süren Babacan, seçim sonuçlarını hatırlatıp “6 ay içinde hem partide hem de kabinede değişim olacağını, yeni anlayışla reformlar yapılacağını sananlar bir kez daha hayal kırıklığına uğradı” dedi.
‘BU TAVIR MİLLETVEKİLLERİ TARAFINDAN ELEŞTİRİLMEYE BAŞLANDI’
AKP kulislerinden bilgiler paylaşan Nuray Babacan, şunları kaydetti:
“İktidar partisinin mevcut yönetimi, kapalı kapılar ardında süren kulis faaliyetleriyle bu yılın sonunda yapılması planlanan kongrenin 2025’e ertelenmesini sağladılar. Partide birçok kişiyi kızdıran bu operasyon, seçim sonuçlarından sorumlu tutulan parti yönetiminin değişmesini öteledi. 6 ay içinde hem partide hem de kabinede değişim olacağını, yeni anlayışla reformlar yapılacağını sananlar bir kez daha hayal kırıklığına uğradı.
Partinin Kızılcahamam kampında başarısızlık ve kötü yönetim konusunda sürekli eleştirilen genel merkezin bu tavrı, milletvekilleri tarafından eleştirilmeye başladı. Hiç özeleştiri yapmayan bu grubun hem görev sürelerini uzatmak hem de partinin bundan sonraki yeni yapısında söz sahibi olmak için manevra yaptığı iddia ediliyor.
‘KİMSE KENDİNDE HATA ARAMIYOR’ DİYORLAR’
AKP’nin bundan sonra yapılacak kongresinde oluşacak kadrolar; olası bir erken seçimde söz sahibi olacak, listeleri belirleyecek, kabine ve belediye başkanlarıyla ilişkilerde etkili olacak. Değişimin hemen yapılmasını isteyenler, bu görevin mevcut yönetime verilmesini istemiyor. Çünkü bu süreç, Erdoğan sonrası güç dengelerinin nasıl oluşacağını da gösterecek. Delegeler her zamankinden daha önemli olacak.
Hesaplar böyle olunca, genel merkez yönetimi tam kadro, yerel seçim sonuçlarından ekonomiyi sorumlu tutan, kişilere yönelik fatura çıkarmanın doğru olmadığı tezini işlemeye başladı. Bu yaklaşım Kızılcahamam toplantısında da açıkça görüldü. Bu grup, birkaç il başkanını istifa ettirerek, sınırlı bir operasyonla bu yılı atlatmayı planlıyor. O yüzden de genel merkez kadrolarında ve kabinede yapılması beklenen değişimin ateşi de söndü.
Bu duraksamayı, değişim istemeyenlere operasyon olarak değerlendirenler de var. Statükodan şikayet edenler, ‘Sürekli tespit yapılıyor, toplantılar düzenleniyor, her şeyi tekrar tekrar anlatıyorlar ama çözüm ortada yok. Sanki herkes, ‘tek sorumlu var o da Cumhurbaşkanı’ demeye getiriyor. Kimse kendisinde hata aramıyor’ değerlendirmesi yapıyorlar.”
