Denizcilik Bakanlığı'na imza atmayan tek bakan kim?

Amiral Cem Gürdeniz ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Babala Tv'de önemli açıklamalarda bulundu. Gürdeniz, bugün yeniden gündeme gelen Denizcilik Bakanlığı'nın tek bakanın imza vermemesi nedeniyle hayata geçemediğini açıkladı.

Denizcilik Bakanlığı'na imza atmayan tek bakan kim?

Veryansın TV yazarları Amiral Cem Gürdeniz ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Babala Tv'de bir araya geldi.

İkili Oğuzhan Uğur’un Mevzular programında önemli açıklamalarda bulundu. 25 Eylül'de yayınlanan program çok kısa bir süre içinde yüzbinlerce kişiye ulaştı.

''Mavi Vatan'da neler oluyor?'' sorusuyla başlayan programda, Deniz Bakanlığının kurulmasına ilişkin Amiral Cem Gürdeniz'den açıklamalar gelirken, Hasan Atilla Uğur, Atatürk'e yönelik "İngiliz ajanı" suçlamalarına dair açıklamalarda bulundu ve "İdlip'te neler oluyor?" sorusuna yanıtlar verdi.

MAVİ VATAN KONUŞULDU

Oğuzhan Uğur 'un ''Akdeniz ve Ege'de neler oluyor?'' sorusu üzerine konuşmasına başlayan Cem Gürdeniz, '' Türk kamuoyu haklı olarak dinamik ve basınçlı bir alandan geçti. Şimdi durum sakin çünkü burada insiyatif ve alan hakimiyeti Türkiye'deydi'' ifadelerini kullandı.


Gürdeniz'in açıklamalarından satır başları şöyle:

''Esasında Ege ve Akdeniz'de son durum Türkiyenin belkide gelecek 100 yılını şekillendirecek yaşadığımız son 3 ayın sonrasında ortaya çıkmış bir genel hazırlığı ortaya çıkarıyor. Son 3 ay baya yoğun geçti. Özellikle Oruç Reis'in sismik araştırmaları o meşhur NAVTEX'in dondurulması tekrardan 10 Ağustos'ta yani Sevr'in tam 100. yıldönümünde tekrar aktive edilmesi...

O dönemde Madam Merkel'in araya girerek Türkiye'yi geri adım atmaya daha doğrusu NAVTEX'ini dondurmaya rıza göstermeye ikna etmesi... Bu fırsata Türkiye, bugün istikşafi görüşmelerin İstanbul'da yapılacağı bugünlerde açıklandı. Halbuki o dönemde istikşafi görüşmeler yapılacaktı. Hatta ortak basın bildirisi bile hazırdı. Ama ne gördük biz Yunan tarafı o arada arka planda Mısır'a gitti. Mısır'da meşhur 6 Ağustos anlaşmasını imzaladı.,

ABD'DEN STRATEJİK BASKIN

Baktığımız zaman baya fırtınalı bir dönem yaşadık. Burada hem Almanya küçük düşürüldü, hem Türkiye küçük düşürüldü. Burada da baktığımız zaman Yunan Dışişleri Bakanı'nın söylemesine göre ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nun son dakikada Mısır Dışişleri Bakanı'nı arayarak bu anlaşmanın hızlandırılmasını istemesi ve Mısır tarafınında derhal kabul etmesi, esasındaTürkiye'ye karşı büyük bir stratejik baskın oldu. 27 Kasım 2019 Libya-Türkiye deniz sınırlandırma anlaşmasıyla esas baskıyı Türkiye yapmıştı ama gördük ki Yunanistan, Türkiye'den zaman kazanarak böyle bir emrivaki yaptı. Niye emrivaki? Esasında onların da haberi yoktu. Onlar 4-5 konuyu konuşmaya gittik diye gitmişlerdi fakat son dakika Amerika'nın müdahalesi ile bunu attılar.

SATRANÇ TAHTASI

"Şimdi baktığımız zaman Akdeniz'de sürekli dinamik oynanan bir satranç maçı görüyoruz. Temmuz ayının başından itibaren herkes bir hamle yapıyor. Bakıyorsun tatbikat NAVTEX, bakıyorsun sismik NAVTEX, bakıyorsun anlaşma yapıyorlar, bakıyorsun ABD Senatosu'ndan iki adam çıkıyor Türkiye aleyhinde atıp tutuyor... Türkiye hamlelerini yapıyor.

Türk kamuoyu olarak dinamik ve basınçlı bir alandan geçtik. Şimdi durum sakin çünkü burada insiyatif ve alan hakimiyeti Türkiye'deydi. Arkasında koskocaman, 1700 km kıyısı olan Anadolu vardı. Büyük bir donanması vardı. Kıbrıs adasındaki Türk varlığı vardı.''

'BÜTÜN BAKANLAR İMZA ATTI BİR BAKAN HARİÇ'

Hasan Atilla Uğur'un ''Niye Denizcilik Bakanımız yok? '' sorusunu yanıtlayan Amiral Cem Gürdeniz şu ifadelerde bulundu:


''2001 yılına geri dönelim. O zaman DYP-DSP koalisyonu var. Ben o zaman Kuvvet Komutanı Özel Kalem müdürüydüm. Bir gün geldiler bana 'Bir kanun tasarısı var, görüşlerinizi alabilir miyiz?' dediler. Denizcilik Bakanlığı kurulma kararı...
Herkes imzayı atmış son aşamaya gelmişler benden fikrimi almak için sordular. Baktım gayet güzel bir kuruluş kararı. 'Tamamdır, bu harika bir şey!' dedim. Bütün bakanlar imza attı. Bir imza eksik kaldı. Kim biliyor musunuz? Sıkı durun! Kemal Derviş...''


ATATÜRK'E 'İNGİLİZ' YALANLARI

Hasan Atilla Uğur'da Mustafa Kemal Atatürk'e "İngiliz ajanı" diyenlere seslenerek şöyle konuştu:

''Mustafa Kemal'e 'İngiliz ajanı' demek, 'Mustafa Kemal İngilizlerle anlaştı.' demek ya da 'Mustafa Kemal Ankara'ya geldiği zaman, Mustafa Kemal'i bir İngiliz mangası selamlayarak karşıladı' gibi abuk subuk şeyler söyleyenlere diyorum bunları...
Bu adam inanılmaz bir Kurtuluş Savaşı mücadelesini iç isyanlara rağmen, askerden kaçanlara rağmen, saltanatın baskılarına rağmen, İngiliz'i Yunan'ı piyon olarak üzerimize sürmesine rağmen, Fransız'ı, Ermeni'si...Çetelerinden bahsediyorum. Tüm bunlara rağmen bunu başarmış bir adam. Bunu başarmış olan adam İzmir, 9 Eylül'de ele geçirildikten sonra 11 Eylül'de İzmir'e geliyor. 'İngiliz Konsolosu sizinle görüşmek istiyorlar efendim' diyorlar. İngiliz konsolosu diyor ki 'Ordularınız yukarı doğru çıkıyor'.

Mustafa Kemal'e soruyorlar 'Siz bizimle savaş halinde misiniz? Bilmek istiyor hükümetimiz.'

Mustafa Kemal'in çok kibar bir cevap veriyor. 'Sayın konsolos Yunan'ı üzerimize siz saldınız, taa buralara kadar geldiler. Biz gerekeni yaptık aldık onları denizden aşağı attık. Şimdi bizimle savaş halinde misiniz değil misiniz ona siz karar vereceksiniz. Biz değil.'diyor''

İDLİP'TE NELER OLUYOR

Son olarak Oğuzhan Uğur'un İdlip'te neler oluyor sorusunu yanıtlayan Hasan Atilla Uğur, "Suriye'de iç açıcı şeyler olmuyor'' diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:


''Şu anda Suriye'de bir sürü askerimiz, mehmetçiğimiz var. Suriye'de çok iç açıcı şeyler olmuyor. İdlip'te şöyle birazcık geriye gidelim. 2017 yılında biz ne yaptık?Astana'da İran ve Rusya ile bir görüşme yaptık. Astana Mutabakatı dedik. Daha sonra Soçi Mutabakatı imzalandı bu mutabakatlara göre biz orada sınırlarımızdan 88 km aşağıda 12 tane gözlem noktası kuracağız. Yani bizim mehmetçiğimiz 88 km aşağıya gidecek. Hava sahası orada kimin? Rusların. Sen orada bir İHA bile uçuramıyorsun.O zaman da uçuramıyorduk şimdi de uçuramıyoruz. Bize dedi ki Rusya, 'Buradaki İdlip'te toplanan radikal dinci, cihatçı ya da selefi teröristleri silahlarından arındır. Bizden uzak tut ve burada ılımlı muhaliflerin kalmasını sağla.' Bizde buna tamam dedik. Bunun garantörlüğünü aldık işin özeti aslında bu.

İDLİB KRİZİ

''Biz buradaki 12 tane gözlem noktamızı kurduk fakat aradan 1.5- 2 yıl geçmesine rağmen bu verdiğimiz taahhütü yerine getiremedik. Çünkü oradaki cihatçılar iyice toplanmaya başladılar. HTŞ dediğimiz terörist örgüt iyice İdlip'i ele geçirmeye başladı. Radikal dinci denilen, cihatçı ya da selefi denilen örgütler orada iyice güçlenmeye ve zaman zaman Suriye ve Rusya güçlerine saldırı yapmaya başladı. Ondan sonra Şubat ayında önce gelip bizi bir top ateşine vurdular. Noldu? 8 tane şehit verdik. Allah rahmet eylesin... Kim vurdu? Suriye parantez içerisinde Rusya. Sonrasında 5 mehmetçiğimiz daha hava saldırında şehit oldu. En son ne oldu? 33 şehit daha verdik. 1 ay içerisinde neredeyse Kıbrıs Barış Harekatına yakın şehit verdik orada.
Peki bizim bu gözlem noktalarının orada bulunmasının amacı ne? Mesela şu anda bazı gözlem noktalarımız tamamen Suriye'nin ablukası altında ve orada hava sahasında biz kontrol edemediğimiz için o çocuklar orada güvende değiller."

Programın tümü için ;