Disleksi hastalık değildir… Konservatuvara birincilikle girdi

Muğla'da yaşayan Ilgın Durmuş'un (10), ilkokul birinci sınıfta öğrenme güçlüğü olarak bilinen 'disleksi' olduğu ortaya çıktı. 3 yıl boyunca özel eğitim alarak disleksiyi yenen Ilgın, azmiyle bütün zorlukların üstesinden gelmeyi başardı.

Muğla’nın merkez ilçesi Menteşe’de yaşayan ve Milas’ta özel bir şirkette yöneticilik yapan Hikmet Durmuş (44) ile ev kadını Neslihan Durmuş’un (44) kızları Ilgın’ın birinci sınıftayken sesleri birleştiremediği farkedildi.

Yapılan test ve muayenelerde, ilk başta hiperaktif olduğu sanılan Ilgın’ın normal zeka seviyesine sahip olmasına rağmen öğrenme güçlüğü olarak bilinen ‘disleksi’ olduğu ortaya çıktı.

3 yıl boyunca özel eğitim alarak disleksiyi yenen Ilgın, spordan sanata kadar imkansız denilen birçok şeyi başardı. Okuma hızı diğer çocuklardan yüzde 30 daha az olan Ilgın, Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nü birincilikle kazandı. Özel bir kolejde 5’inci sınıf öğrencisi olan Ilgın, evinde piyano ve özel ders alırken, boş zamanlarında ‘Duman’ isimli kedisi ile zaman geçiriyor.

BAŞARISINI AİLESİ, ÖĞRETMENLERİ VE KEDİSİNE BORÇLU

Konservatuvar sonuçları açıklandığı zaman birinci olduğuna şaşırdığını belirten Ilgın Durmuş, “Kitapları okurken harfleri karıştırıyorum. Harfler birbirlerinin arasına giriyor gibi oluyor. 3’üncü sınıfta sportif yetenek taramasına katıldım ve onu kazandım. Tiyatro ile cimnastiğe gidiyorum.

Annemin hazırladığı ses kayıtlarıyla konservatuvar sınavına hazırlandım. Annem bana iki oyun seçti. Yatmadan önce ya da annemler televizyon izlerken kayıtları dinliyordum. Bu şekilde sınava hazırlandım. Birinci olduğumu öğrenince şaşırdım. Başarımı aileme, öğretmenlerime ve ‘Duman’ isimli kedime borçluyum. Çok tatlı bir kedi.

Okulda çarpma ve bölme işlemlerinde zorlanıyorum. Fen, müzik ve resim dersini çok seviyorum” dedi. Ilgın, ailelerin dislektik bireylere baskı yapmamaları gerektiğini belirterek, “Onlara yardımcı olmalarını istiyorum. Arkadaşlarım bana hiç okuyamıyorum diye tepki göstermediler. İlk başlarda annem kelimeleri ezberleyip,  yutuyorum diye düşünüyordu. Uyuyor yerine uyumak diye okuyordum.

Konservatuvar sınavında 97 kişi içinden birinci oldum. Pinokyo tiradını ezberledim. Annem ses kayıt yapınca çok rahat oldu. Bir çok ders alıyordum. O dersler sayesinde okumam biraz daha üst düzeye çıktı” diye konuştu.

‘KIZIMLA GURUR DUYUYORUM’

Anne Neslihan Durmuş, kızının arkadaşlarına göre daha çok çalışması gerektiğini dile getirerek, “Hiç boş zamanı yok. Piyano, yan flüt ve tiyatro eğitimi alıyor. Disleksi ile baş edebiliyor. Evladım ile gurur duyuyorum. Sabah okuluna gidiyor ve saat 17.00’de çıkıyor. Her gün mutlaka bir programı var. Cumartesi günleri konservatuvar eğitimi saat 09.00’da başlıyor ve akşama kadar sürüyor” dedi.

‘DİĞER ÇOCUKLAR EMPATİ GELİŞTİRDİLER’

Ilgın’ın sınıf öğretmeni Aylin Bal, akademik çalışmanın telafi edilebileceğini ancak değersizlik duygusunun çocuğun kendisini kötü hissetmesine neden olacağını vurgulayarak şöyle dedi:

“Ilgın’ın disleksi olduğu 1’inci sınıfta ortaya çıktı. 2’nci sınıfa kadar kendisine süre tanıdık. Bu konuda daha önce eğitim almıştım. Kendisiyle yoğun çalışmalar yaptık. Çocukların sportif ve sanatsal anlamda desteklenmeleri durumunda dönüşü güzel oluyor. Ilgın da bunun en güzel örneği oldu.

Sürecin sağlıklı yürümesinin en güzel sebeplerinden birisi arkadaşlarının ona saygılı davranmasıydı. Dışlanma sorunu yaşamadığı için derslerinde ve faaliyetlerinde başarılı oldu. Akademik çalışma telafi edilebilir. Ancak değersizlik duygusu, çocuğun kendisini kötü hissetmesini ve okula karşı ön yargılı olmasına neden olabiliyor.

Ilgın’ı anlama konusunda o kadar sağlıklı bir süreç yürütmüşüz ki arkadaşı Elif Ecrin Yıldız, kendi isteğiyle onun sürecini anlatan bir şiir ve hikaye yazdı. Diğer çocuklar empati geliştirdiler. Ilgın’ın güler yüzlülüğünü korumasının altında yatan arkadaşları ve öğretmenlerinin ona karşı güzel ilişki kurmasından kaynaklanıyor.”