Diyanet’te ‘İran’ krizi… Açıklama geldi

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın İran Kültür ve İslami İletişim Kurumu ile imzaladığı iş birliği protokolünün 'güncel fıkhi meseleleri' de içerdiği iddiası tartışmaya yol açtı.

Diyanet’te ‘İran’ krizi… Açıklama geldi

Türkiye ile İran arasında dini işbirliği anlaşması 26 Aralık’ta başkent Ankara’da bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ve İran İslam Cumhuriyeti İslami Kültür ve İletişim Kurum Başkanı Ebuzer İbrahimi Türkmen arasında sessizce imzalandı.

İmzalanan anlaşmaya ilişkin ilk günlerde Diyanet’in resmi internet sitesinde herhangi bir bilgiye yer verilmezken, ayrıntılar İranlı medya organlarınca paylaşıldı.

İran devletine bağlı Press TV ve Fars News tarafından aktarılan bilgilere göre, Ebuzer İbrahimi Türkmen, anlaşmanın ayrıntılarını basınla paylaştı.

Bu paylaşımlarla ilgili haberler Türk medya organlarında yoğun eleştirilere neden oldu.

TARTIŞMALARIN ODAĞINDAKİ KONULAR

Kıvılcımı ateşleyen İran yayın kuruluşu Press TV’nin “Anlaşma Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde İranlı uzmanlar tarafından dini kitapların tercümesi ve yayınlanması, çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi ve İslam hukukunun öğretilmesini kapsayan 18 maddeyi içeriyor” haberi oldu.

Prof. Dr. Ali Erbaş – İran İslam Cumhuriyeti İslami Kültür ve İletişim Kurum Başkanı Ebuzer İbrahimi Türkmen

Anlaşmanın sosyal medyada hızla yayılması üzerine birçok akademisyen ve tarihçiler de tartışmaya katılarak, mutabakatın “Türkiye’yi Şiileştirme projesi”nin bir ürünü olduğunu öne sürdü.

Hükümete yakın A Haber kanalında program yapan Mehmet Ali Önel, sosyal medya hesabından Diyanet’in bu anlaşmasına sert tepki göstererek “Şii hilâlini tamamlamak ve kendi bozuk akidesini hakim kılmak için Yemen’de ve Suriye’de yüz binlerce sivili katleden bu İran değil miydi? İslam coğrafyasında dökülen kanın gözyaşının sorumlusu İran’dır. Irak’ta, Afganistan’da, Yemen’de ve elbette Suriye’de milyonlarca sivilin katledilmesine #Şia’nın yayılmacılık hırsı sebep olmuştur” ifadelerini kullandı.

O tartışmalarda temel itirazlar şu şekilde:

-İran ile stratejik işbirliği farklıdır, bunun dini yönü farklıdır. Bu konuda çok ciddi bir birikiminiz ve stratejiniz olması gerekir. Çünkü İran, bir propaganda devletidir, Kaşgarlı’dan beri bilinen bir husustur. Bunun için herhangi bir Şii yazarın kitabının Türkçe’de ve Diyanet tarafından neşri, “surda açılan gedik”lerdir.

-Diyanet, Alevi-Bektaşi kültürünün Şiileştirilmesi yolunda önemli bir adım atmıştır!

-Diyanet Vakfı’nca daha önceleri neşredildiği bilinen İranlı yazarın Zeynelabidin Rahnuma’nın roman tadında  Hz. Peygamber kitabında geçen üç halifeye ve Hz. Ayşe ve Hafsa’ya karşı çirkin, iftira dolu tipik Şii yaklaşıma dayalı ifadeler, Diyanet’in bu konuda kötü sicilidir.

-“Güncel fıkhi meselelerde… İran ile müzakereye neden ihtiyaç duyuldu?

– Tarihçi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu “Osmanlı ve Selçuklu tarihine baktığımızda, Anadolu’da Şii din adamlarının tesiriyle büyük karışıklıklar çıktığını görüyoruz. Tarihten ders almak durumundayız. Sünni ve Şii toplulukları arasında barış olmasını isteriz. Elbette İran’la hacta yaşanan sıkıntılar gibi konularda çalışmalar yapılabilir. Ancak fıkhi ve itikadi mevzularda yapılacak bu tarz müzakereler, yeni sıkıntılara yol açabilir. Zaten İslam dünyası, hadislere yapılan saldırılarla uğraşmaktadır. Bir de karşımıza ‘üç vakit namaz’ ve ‘sahabenin kıymeti’ gibi tartışmalar çıkarılmamalıdır” dedi.

– Stratejist Abdullah Çiftçi “Selçuklu ve Osmanlı Şia din adamlarına kapıyı kapatmıştı. Diyanet neyin peşinde?” diye sordu.

– Hükümete yakın tarihçi Tarihçi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil de “İran’la 2010 yılında bir anlaşma yapıldı. Okul kitaplarına beşinci mezhep girdi…. Şimdi neler planlanıyor? Dinler arası diyaloğun şeametleri bitmeden şimdi de bidat fırkaları ile mi diyalog! İran ile yapılan bu anlaşma İslam’a ihanettir. Yavuz Sultan Selim Han’ın kemiklerini sızlatmaktır” dedi.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN SON AÇIKLAMASI

Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı, İran Kültür ve İslami İletişim Kurumu ile imzalanan mutabakat zaptıyla ilgili açıklama yaptı.

Açıklama şöyle:

İslam dünyasında fitne ateşinin yükseldiği son yıllarda ümmet birliğinin ve kardeşlik hukukunun yeniden tesis edilmesi açısından İslam Ülkelerinin muhatap kurumları ile bir araya gelerek işbirliği yapılması büyük önem arz etmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu fitne ateşini söndürebilmek amacıyla mevcut tüm imkânlar seferber edilmektedir. Bu bağlamda İslam ülkeleriyle kurumsal işbirlikleri tesis edilmekte ve mutabakat zabıtları imzalanmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığımız ile İran Kültür ve İslami İletişim Kurumu arasında ilk olarak 27 Mayıs 2010 tarihinde bir işbirliği protokolü yapılmıştır. Son mutabakat zaptıyla da Başkanlığımız ve muhatap kurum arasında aşağıdaki hususlar imza altına alınmıştır.

Bahse konu 3 yıl süreli imzalanan Mutabakat Zaptı ile:

– Özellikle batı dünyasındaki İslamofobi ile mücadele bağlamında ortak dijital yayınlar hazırlanması,

– Her iki ülkede ümmetin birliğini pekiştirme ve aşırılıkla mücadele amacıyla ortak çalışmalar düzenlenmesi,

– Hassaten Kudüs davası olmak üzere ümmetin ortak problemlerine ilişkin konularda programlar yapılması, yayınlar hazırlanması,

– İslam Medeniyetinin ortak mirası olan yazma eserler ile sanat ve estetik alanında yürütülecek araştırmalara kurumsal destek verilmesi,

– Hac hizmetlerinde tecrübe paylaşımına gidilmesi,

– Kur’an-ı Kerim’i güzel okumayı teşvik sadedinde uluslararası yarışmalar düzenlenmesi,

– Güncel fıkhi meselelerde özellikle gen teknolojisi ve faizsiz finans sistemleri üzerinde karşılıklı ilmi müzakereler düzenlenmesi,

gibi konularda işbirliği amaçlanmıştır.

Mutabakat zaptıyla ilgili bazı internet sitelerinde ve sosyal medya mecralarında yer alan “İranlı uzmanların ülkemizdeki İlahiyat Fakültelerinde fıkıh dersi verecekleri” iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI