Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, 2018 yılında hayatını kaybeden 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık’ın dosyasının bir türlü aydınlatılmadığını belirtmiş ve oğlunun ölümü araştırılırken delillerin karartıldığını, olayın kapatılmaya çalışıldığını anlatmıştı.
Olayın cinayet olduğunu söyleyen Ethem Büyükışık, iddiasına ilişkin çok sayıda resmî rapor hazırlatmıştı. Ethem Büyükışık’ın hazırlattığı raporlar; jandarma, emniyet, yargı ve Adli Tıp’ta bulunan bazı personellerin birlikte cinayeti örtbas etmeye çalıştığını ortaya koymuştu.

BÜYÜKIŞIK’IN ADALET SAVAŞINDA ÖNEMLİ EŞİK
Dokuzeylül’den Serkan Aksüyek, Ethem Büyükışık’ın mücadelesini “Dorukhan’ın İzmir’deki adalet koşusu 21 Mayıs’ta başlıyor…” başlığıyla kaleme aldığı köşe yazısına taşıdı.
Ethem Büyükışık’ın verdiği adalet savaşında 21 Mayıs 2025 tarihinin önemli bir eşik noktası olacağını belirten Aksüyek, “İzmir 2’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 9:20’de başlayacak duruşmada, cinayet mahallinde görev yapan sekiz polisin ‘Görevi Kötüye Kullanmak’ suç iddiası ile yargılanmalarına başlanacak” dedi.

‘KALP KRİZİ SONUCU ÖLÜM TESPİTİNDE BULUNULDU’
Aksüyek, Ethem Büyükışık’ın duruşma öncesinde yaptığı açıklamayı şöyle aktardı:
“Bu davada adları geçen sanıklar ve şüphelilerin tamamına yakını, oğlum Dorukhan’ın katledildiği 13 Mayıs 2018 günü saat 09:09’da olay yerine gelip maktulü muayene eden 112 Acil Servis Doktoru Serhat Sami Çengel tarafından yapılan muayeneyi izlemişlerdir. Adı geçen Doktor tarafından imzalanan 13.05.2018 tarihli 112 Acil Servis raporunda ölüm nedeni ön tanısı olarak ‘ani kardiyak ölüm’ yani kalp krizi sonucu ölüm tespitinde bulunulduğunu da bilmektedirler.
‘DELİLLERİ KARARTTILAR’
Bu tespitten sonra olay yerine gelen Adli Tıp Uzmanı Doktor Gökhan Batuk’un aynı gün saat 11:52’de yaptığı adli muayeneyi de izlemişler ve ‘yüksekten düşme bulgusu yoktur’ tespitini kendi kulaklarıyla duymuşlar ve bu tespiti MTS 0009 dosya numaralı Olay Yeri İnceleme videosuyla kayıt altına almışlardır. Ancak tüm bunlara tanık olmalarına, olayın şüpheli ölüm olarak görülmesi nedeniyle otopsi yaptırıldığına şahit olmalarına, Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı’nca yayınlanan 30.07.2018 tarihli Otopsi Raporu’nun sonuç bölümünde açık bir şekilde ölüm nedeninin ‘darp’ olabileceğinin ve bu nedenle polis soruşturması yapılarak olayın aydınlatılması gerektiğinin yazıldığını bilmelerine rağmen; sanık polisler ve daha sonra bu yargılamada sanık olarak göreceğimiz kolluk görevlilleri 13.05.2018 tarihinden 13.03.2020 tarihine kadar yaklaşık iki yıl boyunca hiçbir araştırma ve soruşturma yapmamışlar, hazırladıkları resmi raporları ve tutanakları gerçek dışı bilgilerle kaleme almışlar ve tüm delilleri silmek, yok etmek, değiştirmek, yerlerini değiştirmek ve sahte delil üretmek suretiyle karartmışlardır.
‘DORUKHAN’IN DARP EDİLMEK SURETİYLE KATLEDİLDİĞİ KABUL EDİLDİ’
Aynı manipülasyonların kasten öldürme davasında da yapıldığının tespit edilmesi nedeniyle Savcılık makamına sunduğumuz 04.12.2024 tarihli dilekçemiz üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 23.12.2024 tarihli müzekkereyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan yeni bir Adli Tıp Raporu talep etmiştir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından yayınlanan son rapor ile maktulün ölüm nedeninin darp yani cinayet olduğunu ortaya koyan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Bölümü Öğretim Üyesi Bilirkişi Prof. Dr. İ. Hamit Hancı, Adli Fizik Bilirkişisi Fizik Mühendisi Doktor İlknur Bakır Özbilek ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı mensubu Olay Yeri İnceleme ve Kriminalistik Uzmanı Bilirkişi Ali Osman Elmas tarafından hazırlanan 23.06.2023 tarihli Adli Bilimler Derneği Uzman Bilirkişi Mütalaasının doğru olduğu yani biricik evladımız Dorukhan’ın darp edilmek suretiyle katledildiğinin kabul edildiği öğrenilmiştir.
Kasten öldürme, delil karartma ve görevi kötüye kullanma suçlarını işleyen sanıkları korumak ve kollamak maksadıyla Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarında gerçek dışı ses çözümü bilirkişi raporu hazırlayan iki jandarma astsubayı Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinde Dosya No: 2023/718 ESAS numaralı dosya ile halen yargılanmaktadır.
‘TANYER’İN SAHİPLERİ VE ÇALIŞANLARIYLA BİRLİKTE HAREKET ETTİLER’
Adli Bilişim ve Siber Suç Uzmanı, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Emekli Emniyet Müdürü Hamza Aytaç Doğanay’ın 27.04.2025 tarihli HTS BAZ Teknik Uzman Bilirkişi Raporu başta olmak üzere dosyaya sunulan tüm kanıtlar; dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın, Başkomiser İsmail Köksal ile dilekçede isimleri yazılı diğer şüpheli kolluk görevlilerinin ihmal suretiyle görevlerini kötüye kullanmadıklarını; tam tersine organize bir şekilde ve kasıtlı olarak ‘suç delillerini yok ettiklerini, sildiklerini, gizlediklerini, değiştirdiklerini, bozduklarını’, ‘suçluları kayırdıklarını’ ve resmî belgede gerçek dışı beyanda bulunduklarını ve cinayetin failleri olan Tanyer şirketinin sahipleri ve çalışanlarıyla birlikte hareket ettiklerini açıkça ortaya koymaktadır.
İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak sanıklar, üzerlerine atılı suçları kendi başlarına işlememişlerdir. Bu cinayet organize bir suç örgütü tarafından diğer büyük bir suçun ortaya çıkmaması için işlenmiş ve birçok kamu kurumumuz içinde yuvalanan küçük çeteler tarafından örtbas edilmeye çalışılmıştır. Bahse konu kamu görevlileri bu suçları ‘Kasten Öldürme’ ve ‘Suç Delillerini Yok Etme, Silme, Gizleme, Değiştirme, Bozma’ şüphelileri olan M. Münir Tanyer, M. Taylan Tanyer, İ. Gökmen Ellez, Yiğit Aykurt, Murat Köse ve diğer şirket çalışanlarını korumak, kollamak ve kayırmak maksadıyla Türk Ceza Kanunu’nun 220’inci maddesi kapsamında organize bir şekilde, hiyerarşik bir ilişki içerisinde, örgütlü ve elverişli araç-gerece sahip olarak işlemişlerdir. Bu nedenle 21 Mayıs günü başlayacak olan yargılama süreci sadece güzel kentimiz İzmir için değil, ülkemizin esenlik ve güvenliği ve devlet kurumlarımızın arınması için de büyük önem taşımaktadır. Başlayacak olan yargılamalar sonucunda en kısa zamanda adaletin tecelli ettirilmesini ve işlenen cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasına hizmet etmesini diliyorum.”
DORUKHAN’IN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ VE BİR BABANIN MÜCADELESİ
2018 yılında hayatını kaybeden 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık’ın dosyasının bir türlü aydınlatılmadığını söyleyen Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, oğlunun ölümü araştırılırken delillerin karartıldığını, olayın kapatılmaya çalışıldığını ilk olarak Veryansın Tv Youtube kanalında Erdem Atay’a anlatmıştı.
Büyükışık, olay yerinde parmak ve vücut izi alınmadığı, var olan parmak izlerinin olay yerindeki polisler tarafından silindiğini ve silinmiş yüzeyler üzerinde fotoğraf ve video çekimi yapılarak sahte delil üretildiğini belirtmişti. Olay yerindeki MOBESE kayıtlarının alınmadığını belirten Büyükışık, görevli polisler tarafından oğlunun telefonundaki parmak izlerinin de silindiğini söylemişti.
Olaya adı karışan en üst rütbedeki polis müdürü olan dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Köksal ile Narlıdere Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği’nde görevli Komiser Yardımcısı Hüseyin Vurucu’nun, Dorukhan Büyükışık’ın şüpheli ölümü ile ilgili, adli amiri konumunda bulunan Cumhuriyet savcısının olayın soruşturmanın amiri olduğu polis merkezine verildiği halde, Cumhuriyet savcısınca talimatlar verilmesine rağmen, olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenerek ve kayıt alınarak tutanak düzenletmediği ve Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu bildiği halde görüntü kayıtlarını aldırmayarak soruşturma dosyasına eklenmesini sağlamadığı tespit edilmişti.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Dorukhan Büyükışık’ın şüpheli ölümünün ardından onlarca polis hakkında adli ve idari soruşturma başlatmıştı. Soruşturmada bazı polislerin suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarını işlediği somut delillerle ortaya konulmuş olmasına rağmen Başsavcılık, ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ karar vermişti.
Oğlunun ölümünü aydınlatmak için mücadelesini sürdüren Büyükışık, Başsavcılığın kararının ardından harekete geçti ve Adalet Bakanlığı’na müracaat ederek “kanun yararına bozma” talebinde bulunmuştu.
Dilekçeyi inceleyen Adalet Bakanlığı, birden çok rapor ve mütalaada Dorukhan Büyükışık’ın ölümünün şüpheli olabileceğine ilişkin değerlendirme ve tespitte bulunulduğunu belirterek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘kovuşturmaya yer yok’ kararının bozulmasını istemişti.
Ethem Büyükışık’ın, oğlunun sır ölümünü anlattığı yayını izlemek için tıklayın: