Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Türkiye ekonomisinin 3 yıllık yol haritası niteliğindeki Orta Vadeli Programı (OVP) açıkladı. Bu hafta Dünya Bankası’nın mevcut 17 milyar dolarlık desteğe ek olarak 18 milyar dolar daha krediyi harekete geçirmek üzere Türkiye hükümetiyle görüştüğü haberleri gündemde yer aldı.
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, Bankanın Türkiye’nin ekonomik politikalarına ilişkin değerlendirmelerine, Dünya Bankası Grubu’nun Türkiye’deki faaliyetleri ve gelecek yıllar için planlarına ilişkin AA’nın sorularını yanıtladı.
OVP AÇIKLAMASI
2024-2026 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program ile ilgili konuşan Lopez, “OVP’nin hükümetin makroekonomik istikrar çabalarının temelini oluşturacak politikalara ilişkin geniş bir bakış açısı sunduğunu düşünüyorum. Ancak önümüzdeki haftalarda ve aylarda hükümetin açıklanan bazı tedbirleri daha spesifik hale getirmesi gerekeceğini de düşünüyorum. Dünya Bankası Grubu’nun bakış açısından ekleyebileceğim tek şey, yapısal gündemin uygulanması konusunda hükümetin çabalarını desteklemeye hazır olduğumuzdur.” dedi.
‘DEPREM SONRASI DESTEK’
İşte Lopez’e yöneltilen sorular ve Lopez’in yanıtları:
Dünya Bankası Grubu’nun Türkiye’de 17 milyar dolarlık yatırım programları olduğuna dair gündemde haberler yer alıyor. Bu konuyu detaylandırabilir misiniz?
“Gerçekten de Dünya Bankası Grubu’nun Türkiye’de, ülke ile kurumumuz arasındaki mükemmel ortaklığı yansıtan büyük bir programı var. Halihazırda, 17 milyar doların üzerinde uygulama aşamasında olan operasyonlarımız bulunmaktadır. Bunlar, Dünya Bankası’nın hükümet ile çalışan kısmı olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’nın (IBRD) 10,9 milyar dolar, özel sektör ile çalışan Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC) 4,7 milyar dolar, Dünya Bankası Grubu’nun garantiler sunan kısmı olan Multilateral Investment Guarantee Agency (MIGA) ise yaklaşık 2,3 milyar dolar taahhüdü bulunmaktadır. Programımız hem kamu hem de özel sektör faaliyetlerine ve operasyonlarına odaklanan oldukça geniş bir yelpazeye sahip olup, deprem sonrası toparlanma ve yeniden yapılanma çabalarına destek, iklim değişikliğinin azaltılması ve adaptasyon, sürdürülebilir altyapı, kadınlar, gençler ve hassas gruplar, ihracat ve istihdam yaratma, başta KOBİ’ler ve ihracat sektörü olmak üzere özel sektör için finansmana erişim ve özel sermaye mobilizasyonu konularını içermektedir.”
‘YENİ OPERASYONLAR ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ’
Birkaç ay önce Dünya Bankası Grubu, Türkiye’deki depremlerin ardından toparlanmayı desteklemek için bazı operasyonları onayladı. Dünya Bankası Grubu’nun bu konuda neler yaptığını anlatır mısınız?
“Dünya Bankası Grubu’nun 6 Şubat depremlerine verdiği cevap portföyümüzde açıkça görülmektedir. Geçtiğimiz haziran ayında IBRD, etkilenen bölgelerin belediye altyapısını yeniden inşa etmesine, halka sağlık hizmetleri sağlamasına, kırsal konutları yeniden inşa etmesine ve istihdam seviyelerinin korunabilmesi için KOBİ’lerin doğal afetten kurtulmasına yardımcı olacak 1,45 milyar dolarlık iki operasyonu onayladı. Temmuz ayında ise IFC, özel sektörün ve ekonominin hızlı bir şekilde toparlanabilmesi için bu bölgelerde krediye erişimi iyileştirmek üzere finans sektörüne kaynak aktaracak 600 milyon dolarlık bir operasyonu onayladı. MIGA da Gaziantep’te sıkı sismik standartlara göre inşa edilen ve günde 19 bin hastaya hizmet vermesi beklenen bir hastanenin yapımına yardımcı olan garantiler sağlayarak bu çabanın bir parçası olmuştur. Ayrıca depremden etkilenen bölgelerde okulların yeniden inşasına yardımcı olmak ve tarım sektörünü desteklemek için yeni operasyonların hazırlanması üzerinde çalışıyoruz.”
35 MİLYAR DOLARLIK MALİ PAKET
Geleceğe baktığımızda, Dünya Bankası’nın Türkiye’de taahhüt etmeyi planladığı bildirilen 18 milyar dolar hakkında neler söyleyebilirsiniz? Banka’dan ne bekleyebiliriz? Dünya Bankası önümüzdeki aylarda Türkiye’ye nasıl eşlik edecek?
“Gerçekten de ekonomiyi istikrara kavuşturacak politikaların uygulanmasında Türkiye’ye eşlik etmeye kararlıyız. Devam etmekte olan 17 milyar dolarlık programımıza ek olarak, önümüzdeki üç yıl içinde Dünya Bankası Grubu Yönetim Kurulu’na 18 milyar dolarlık yeni operasyonlar hazırlamayı ve sunmayı öngörüyoruz. Bu miktar hükümete doğrudan kredi verilmesini ve özel sektöre destek verilmesini kapsamaktadır. Türk özel sektörüne yönelik destek, doğrudan yatırım, garantiler ve yaklaşık 5 milyar dolarlık ticari finansmanın harekete geçirilmesi yoluyla bunun üçte ikisi kadar olabilir. Dolayısıyla, Banka Grubu İcra Direktörlerinin farklı operasyonları onaylamasına bağlı olarak, tüm finansman araçları dikkate alındığında bu, yaklaşık 35 milyar dolarlık geçici bir toplam mali paket anlamına gelmektedir. Bu paket, yönetimin makroekonomik istikrarı yeniden tesis etmek için gösterdiği güçlü kararlılığa ve daha da önemlisi attığı adımlara karşılık vermektedir. Ve bu paket, Dünya Bankası Grubu’nun özel sektör kolu aracılığıyla kaynakları harekete geçirme kabiliyetinden yararlanmaktadır. Dünya Bankası programı açısından, halihazırda aktif olduğumuz öncelikli alanlara ve özellikle de bu yaz yaşanan rekor sıcaklıkların da gösterdiği üzere çok güncel bir sorun olan iklim değişikliğine katılımımızı sürdürmeyi öngörüyoruz.”
“…17 milyar dolarlık desteğe ek olarak 18 milyar dolar daha krediyi harekete geçirmek ”
” Corc versene bana borc !!! “