Salih Aydemir yazdı…
ABD Başkanı Donald Trump’a bir spiker soruyor “Grönland Başbakanı ABD’yi değil Danimarka’yı tercih edeceklerini açıkladı. Ne söylemek istersiniz?” Trump, başında kırmızı harflerle “USA” yazılı beyaz bir şapka; kendinden emin bir ifadeyle spikerin gözlerinin içine bakıyor ve şu cevabı veriyor “Grönland Başbakanı kim? Tanımıyorum. Muhtemelen önemsiz biridir.”
Bu kısa diyalog aslında uzun bir dönemin özetidir. Beyaz şapka Grönland’ın buzlarla kaplı coğrafyasını, üzerindeki USA yazısı ise bu beyazlığın üzerine vurulan siyasi mührü simgeler. Verilmek istenen mesaj nettir. Grönland ABD’nin ilgi alanıdır.
ABD Başkanı Donald Trump
USA yazılı şapkasıyla yaptığı açıklamada küresel siyasette yeni
Dönemin dilini açıkça ortaya koyuyor
Trump’ın Grönland Başbakanı’nı tanımaması mümkün değildir. ABD gibi bir devlet bir ada ülkesinin liderini “tanımamak” bir yana hücre sayısına kadar bilir. Buradaki mesele cehalet değil bilerek yok saymadır. Bu yeni Amerikan diplomasisinin özüdür.
2026 yılına umutlarla girdik. Ancak daha yılın ilk günlerinde dünya düzeninin fiilen çöktüğüne tanık olduk. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik ABD merkezli operasyon görüntülerin servis edilmesi ve buna eşlik eden küresel sessizli bir ülkeye değil tüm dünyaya verilmiş bir gözdağı olarak tarihin sayfalarına geçti.
Bu gelişmeler üzerine birçok gazeteci ve yorumcu Güney Amerika için “Sarı Öküz verildiler” benzetmesini yaptı. Ancak şahsi kanaatim şudur Sarı Öküz’ü veren Güney Amerika değil insanlıktır.
Sarı Öküz hikâyesi bir masal değildir, siyasetin çıplak gerçeğidir. Birlikteyken yenilmez olanlar ilk fedayı verdikleri anda aslında teslim olurlar. O ilk ödün düzenin yıkıldığı andır sonrası artık sadece sıradır.
Bugün Sarı Öküz, bir devlet başkanıdır, bir halktır, bir coğrafyadır, bazen de sadece sessiz kalınan bir hukuksuzluktur.
Dünya hâlâ Maduro tartışmasını sürdürürken, Trump’tan bu kez NATO’yu hedef alan açıklamalar geldi. “ABD olmadan NATO’nun caydırıcılığı yok” mesajı aslında müttefiklere yönelik üstü kapalı bir uyarıdır, “Amerika artık yalnız hareket edebilir.” Trump’ın bu sözlerinden çıkan sonuç nettir Amerika Birleşik Devletleri artık ortak değil patron olmak istemektedir.
Hemen ardından gelen Grönland çıkışı, ardından İran’daki protestolara yönelik “destek” mesajları, İnternet kesintileri için “Elon Musk ile konuşuruz” rahatlığı, tüm bunlar bize şunu gösteriyor. Uluslararası ilişkiler artık kurallar üzerinden değil kişisel güç algısı üzerinden yürütülmektedir.
ABD’nin sadık müttefiki Netanyahu ‘nun İran’a yönelik “sivilleri katlediyorlar” açıklaması da dünyanın ne denli büyük bir çifte standart içinde olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. On binlerce sivilin hayatını kaybettiği Filistin meselesinde sessiz kalan bir dünyanın bugün ahlaki üstünlük iddiasında bulunması inandırıcılığını çoktan yitirmiştir.
Ve geldik asıl meseleye
Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Lahey Sözleşmeleri, uluslararası hukuk, hepsi kâğıt üzerinde duruyor ama sahada karşılıkları yok. 2026 yılı insanlığa yeni bir “dünya düzeni” sunmadı. Aksine yeni bir kavramı dayattı Dünyanın Yeni Düzeni: Düzensizlik
Artık yeni bir dünya düzeni yok. Yeni olan tek şey düzensizliğin resmileşmiş olmasıdır. Kuralsızlık kural haline gelmiştir, güç haklılığın yerini almıştır. Sessizlik suça ortaklıktır ve tarihin değişmeyen hükmü şudur,
Düzensizlik güçlü olanın gücünden değil sessiz kalanların değerlerini terk etmesinden beslenir. Tarih bize defalarca göstermiştir ilk sarı öküz verildiğinde artık hiç kimse güvende değildir.