1. Haberler
  2. Analiz
  3. Düşe kalka insanlık

Düşe kalka insanlık

featured

Ali Yıldız yazdı…                                                                    

Eski dilde “taammüden” deniyor; önceden tasarlayarak, bilerek, isteyerek yapılıyor. Günümüzde, “taammüden öldürme” sözünü, daha çok hukukçulardan duyuyoruz. Japon geleneğinde var, onlar “harakiri” diyorlar. Ancak taammüden ile harakiri, birbirinden apayrı eylemler. Birincisi, doğayı/hayvanı/insanı katletmeyi, kamu malını çalmayı, her türlü yağmayı, cinsel saldırıyı hedeflerken; ikincisi, kendi hatasının yargıcı olmayı, onuru için ölmeyi ya da sevdiklerine duyduğu acıyı, sonlandırmak amacıyla yapılıyor.

“Yapanın yanına kâr kalıyor.” sözü, tam bize göre, çok şeyi açıklıyor; en başta da hukuksuzluğu. Osmangazi Köprüsü’nün yapım sürecinde, meslek odaları/çevre örgütleri başta olmak üzere; duyarlı yurtseverler, ayağa kalkmıştı. Hiçbirini dinlemediler. 2013 yılında, şaşalı temel atma töreni düzenleyip 2016’da köprüyü bitirdiler. 5000 hektar verimli arazi kamulaştırılmış, Kaz Dağları’ndan 360.000 ağaç kesilmiş, sadece Lapseki’den 150.000 meyve ağacı sökülmüştü. Ne su kaynaklarının kirlenmesi ne de ekosistemin bozulması umursanmıştı. Arsa spekülatörleri hazırlıklıydı, yöreye göç dalgası başlayacaktı. Köprü, 11 yıl süreyle işletmeye açıldı, hazine garantisi verildi. Beklenen gelir olmayınca, ağır tonajları araçların, diğer boğaz köprülerinden geçişleri yasaklanarak, saçma sapan uygulamalara gidildi.

Japonya-Türkiye arası, yaklaşık 8.600 kilometre, uçakla 11 saatten fazla yol demek. Osmangazi Köprüsü’nün, henüz yapım aşamasında olduğu günlerde, Kishi’nin odasında şu not bulunmuştu:

“Olayın sorumluluğu tamamen bana ait. Kimsenin kusuru bulunmamaktadır.”

Japon Mühendis Ryoichi Kishi, 51 yaşındaydı. Köprü geçiş halatlarından birinin kopması yüzünden, bilekleri ile boğazını keserek harakiri yapmıştı.

YÜZSÜZLERİN LİSTESİ

Yaşını başını almış, ihale şampiyonlarına bakıyoruz, doymuyorlar, utanmıyorlar. Yurt dışına kaçırdıklarını, Hristiyan Batılıların / Müslüman Arapların finans merkezlerine yığıyorlar. Boşuna söylenmiyor demek ki, “Paranın dini imanı olmaz.”

Türkiye hep böyle miydi? Dünya da böyleydi, Türkiye de. Ne demişti, “El Değişti” başlıklı şiirinde, Neyzen Tevfik:

“Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,

Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!” 

Biraz gerilere gidelim. Kapitalistler arası tepişme yüzünden, milyonlarca insanın öldüğü, I. Paylaşım Savaşı ile II. Paylaşım Savaşı, Batı medeniyetinin tam ortasında, Avrupa’da başlamıştı. Adolf Hitler’in, Benito Mussonilli’nin arkasında kimler vardı?

Şimdilerde, dünyanın her köşesine, demokrasi götürme yarışı sürüyor, sıraya girenler:

Silvio Berlusconi, Nikolas Sarkozy, Benjamin Netanyahu, Donalp Trump.

Bizde fena sayılmayız, Mustafa Kemal’in, “Yurtta sulh cihanda sulh.” sözünü beğenmeyip, “Bir koyup üç alacağız!” diye başladık, “Şam’a gideceğiz, Emevi Camii’nde Cuma namazı kılacağız!” sloganı ile devam ediyoruz.

Artık dünya daha medeni, her üretilen silah, bir öncekinden daha çok insan öldürüyor. Hastaneneler, yardım bekleyen insanlar, vuruluyor; çocuklar bir deri bir kemik, gözlerimizin içine bakarak, açlıktan, susuzluktan ölüyorlar… Her etnik gurubun, her mezhebin elinde son model silahlar, kendileri yapmadıklarına göre, bu silahları onlara kim veriyor? Taş üstünde taş kalmamış ülkelerde, bu grupları kim doyuruyor, kimler donatıyor? Çoğu zaman, “Soğuk Savaş” dönemi taşlansa da, en azından Sovyetler Birliği’nin olması, ABD-AB emperyalizmini durdurmaya yarıyordu. “Tarihin Sonu” geldi denilerek çıkılan yolculukta, bütün yollar çıkmaz sokak. Artık, “Savaş Hukuku” bile ayaklar altında. Soykırıma uğrayanlar, soykırım uyguluyor; geçmiş olayları deşeleyip soykırımcı arıyor.

MAL DA YALAN MÜLK DE YALAN MI?

Aziz Nesin’in parası, şanı, şöhreti vardı. Ateist olduğunu açıkladığında; kimi sevdi, kimi nefret etti. Nesin’in derdi neydi? İstese, günümüz örneklerinde çokça görüldüğü gibi, istediği ülkeye gider, ömrünün son günlerinde keyif çatardı. 12 Eylül’de pasaportuna el konulmuş, uzun yıllar geri verilmemişti ama, ne yurt dışına kaçıp gitti ne de kendi kabuğuna çekildi. İnandığı değerler uğruna savaşım verdi. Onun savaşımı kalemi ve düşünceleriydi. Sık sık yineliyordu:

“Bu ülkeye borcum var.”

Kitaplarından kazancı, halktan gelmişti; bütün birikimini, halkının kimsesiz çocuklarına bıraktı.

Geldiğimiz nokta, ar damarının çatlayıp, tuzla buz olduğunun göstergesi. “Edep yahu. / Bir hırka bir lokma.” sakızını, yıllardır ağızlarında geveleyip duranlar, para sayma makineleriyle yakalanıyor. Tarikat yurtlarında tecavüze uğrayan çocuklar için söylenenler:

“Küçüğün rızası vardı. / Bir kereden bir şey olmaz.”   

Bu sözlerin sahiplerinden biri erkek, diğeri kadın, her ikisinin de çocukları var. Siyasal İslamcı, acıma/utanma/adalet duygusunu ne çabuk unuttu. Çıktığı yolda, güce ve paraya yenildi. Hep yinelendiği gibi, “mücahit” olacağım derken, “müteahhit” oldu. O Türkiye’yi istiyor, eklemlendiği sistemin ağababaları dünyayı. Bu yüzden deniyor ki, III. Dünya Savaşı kapıda. Kapitalist sistem, kaçınılmaz krizlerinden birini daha, savaşla aşmaya çalışacak; görünen bu. Her savaş döneminde, yaşananlar yaşanacak. Kimi geçmişini unutup, emperyal güçlere dayanarak ülke kurmanın hayaline kapılacak, kimi kendisinden başka kimseyi düşünmeyecek, “Gemisini kurtaran kaptan.” diyecek. Bizler de yanımıza, Japon dostumuz Ryoichi Kishi gibi onurlu insanları, ülkesinin ormanı/denizi/canlısı için mücadele eden yurtseverleri alacağız. Başka çaresi yok.

Görülüyor, her gün başka bir rezalete uyanan insanlarda oluşan duygu; her şeyin bittiği yanılgısı. En büyük sorun, güven. Tüm olumsuzluklara rağmen, düşünelim. İnsanlık ne büyük düşüşler ne tükenişler yaşadı. Ancak, her seferinde de ayağa kalkmayı başardı. O karanlık dönemler aşılamamış olsaydı, bu günleri göremezdik. Aykırılar, hep hayalperestlikle suçlandı. İnsanoğlu, kuşlara bakıp uçmayı, balıklara bakıp denizlerin diplerine dalmayı, gökyüzüne bakıp aya gitmeyi hayal etti. Salt hayal etmekle değil elbet, bilimin ışığını izleyenler sayesinde, hayalleri gerçek oldu.

[email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!