‘Defterleri açarım’ diyor ama Davutoğlu dönemi de mercek altına alınmalı

Ahmet Davutoğlu'nun terörle mücadele defterlerinin açılması tehdidini yorumlayan gazeteci Ceyhun Bozkurt açılım sürecinin bütünün mercek altına alınmasının daha doğru olacağını belirtti.

‘Defterleri açarım’ diyor ama Davutoğlu dönemi de mercek altına alınmalı

Geçen hafta sonuna eski Başbakan ve AKP eski Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun şu sözleri damga vurdu: “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar, açık söylüyorum. Neden mi? Gelin hafızanızı bir yoklayın. İleride birgün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden, aylardan biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır.”

Bu sözleri, o dönem özellikle terörle mücadeleyi yakından takip eden gazeteci-yazar Ceyhun Bozkurt’a sorduk. Bozkurt, belirtilen tarihte verilen milli mücadelenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki özerklik adı altındaki bölünmeyi ve hatta 15 Temmuz’u önlediğini vurguladı. Bozkurt’un Veryansintv.com’a yaptığı açıklamalar şöyle:
DOĞRU TARİH EKİM 2014-15 TEMMUZ 2016 TARİHLERİDİR

Söylenen tarihleri biraz genişletmek gerekiyor. Ekim 2014 ile 15 Temmuz 2016 tarihleri arasında neler olduğuna bakmak gerekiyor. Hatırlanacak olursa Türkiye’de Çözüm Süreci vardı. Bu süreç çok eleştiriliyordu. Aynı anda Suriye’nin kuzeyinde terör örgütünün uzantılarının koridor hamlesi gerçekleşiyordu. Buna gerekçe de, güya PYD’ye karşı gözüken, ancak yaptığı tüm saldırılar PYD terör örgütünün işine yarayan IŞİD/DEAŞ terör örgütü olmuştu. Kobani mücadelesi dedikleri Ayn el Arap kentine yönelik IŞİD saldırısının ardından Türkiye, 6-8 Ekim 2014 tarihleri arasında adeta bir kalkışma provası ile karşı karşıya kaldı. Yakıp yıktılar ve bunu da bağlantılı oldukları siyasi uzantıların desteğiyle gerçekleştirdiler. Bunun prova olduğunu, yaklaşık bir yıl sonraki hendek-barikat kalkışması sırasında gördük.

Davutoğlu döneminde AKP-HDP arasında çok sayıda görüşme oldu...

CUMHURBAŞKANI İLE HÜKÜMETİN DOLMABAHÇE AYRIŞMASI

Bu olayların hemen ardından süreç devam ederken iktidarı oluşturan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hükümet bloku arasında farklı fikirler öne çıkmaya başladı. Bunun en çarpıcı örneği, 28 Şubat 2015 tarihindeki Dolmabahçe’de yapılan hükümet-HDP görüşmesi oldu. Bu görüşmede Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını bozabilecek 10 maddelik bir metin üzerinde uzlaşma oldu. Bu uzlaşmaya milliyetçi, ulusalcı, Atatürkçü kesimlerden büyük tepki verildi. Ancak bir tepki daha vardı ki, hükümetin beklemediği yerdendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mutabakatın kabul edilemeyeceğini çok net bir şekilde ifade etti. Hatırlarsanız o dönem hükümet yetkilileri ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında tartışmalar yaşandı. Yani 7 Haziran seçimlerine böyle bir dönemde gitmiştik.

IŞİD SALDIRILARI İLE KİMLERİN ÖNÜ AÇILMAK İSTENDİ?

Ayrıca IŞİD saldırılarına atıf yapılıyor. O tarihler arasındaki IŞİD saldırıları kirli de, 1 Kasım sonrasındaki saldırıları temiz mi? Birincisi 7 Haziran öncesindeki IŞİD saldırıları kime ya da kimlere yaradı bir bakmak lazım. İkincisi, yine IŞİD’in 15 Temmuz’dan kısa bir süre önce gerçekleştirdiği Atatürk Havalimanı saldırısında FETÖ’nun Jandarma istihbarata sızan kripto hücrelerinin bağı ortaya çıkmıştı. O zaman soralım, IŞİD’e bu eylemleri kim ya da kimler yaptırdı. Bu terör örgütü Irak ve Suriye’de nasıl etnik Kürt milliyetçilerinin ve PYD terör örgütünün önünü açıyordu. Peki Türkiye’deki eylemleriyle kimlerin önü açılmak istendi? Bu soru kritik sorudur.

KCK’YA ‘ÇÖZÜM SÜRECİNİ BİTİRME’ AÇIKLAMASINI HANGİ GÜÇ YAPTIRDI?

Gelelim KCK/PKK terör örgütüne… Belirtilen tarihler arasında en önemli ayrıntı, terör örgütü KCK’nın sözde Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı 11 Temmuz 2015 tarihinde sözde “ateşkesi” bitirdiklerini söylemişti. Ateşkesten kasıtları eylemsizlikti. Birincisi, yalan söylüyorlardı. Çünkü Çözüm Süreci’nde çok sayıda saldırı gerçekleştirmişlerdi. Ocak 2013-Temmuz 2015 tarihleri arasındaki şehitlerimiz ve gazilerimiz bunun kanıtıdır. İkincisi de bu açıklamayı kim yaptırdı. Acaba birileri IŞİD ve PKK’nın düğmesine aynı anda basıp, Türkiye’de kaos çıkartıp, siyasete müdahalenin önünü mü açmak istedi? O sırada halen devletin içinde çok sayıda kripto militanı olan FETÖ bu operasyonun neresinde? Bu soruları sorarken gerçekleşen 15 Temmuz sorularımıza yanıt niteliğindedir… Bilirsiniz ki, Gladyo tek unsur kullanmaz. Birden çok unsuru aynı anda devreye sokar. PKK’nın, FETÖ’nün, IŞİD’in ve irili ufaklı çok sayıda terör örgütünün aynı anda saldırılarını artırması bir ipucu olabilir.

Bu nedenle 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihinden çok Ekim 2014-15 Temmuz 2016 tarihleri arasını mercek altına almak gerekir. Bunu yaparsak, daha sağlıklı bir sonuç alırız.

CHP ve HDP, Davutoğlu’nun tehdidini Meclis gündemine taşıdı