‘Gerçek tabloyu kısıtlamaların ve desteklerin olmadığı üçüncü çeyrekte göreceğiz burada da işgücü ödemelerinin payında bir gerileme varsa ciddi bir sorunumuz var demektir. İlaveten ciddi bir enflasyon söz konusu. İşçi sınıfının refahtan aldığı pay azalırken, maruz kaldığı hayat pahalılığı da mevcut refah seviyesinden geri düşmesine neden oluyor. Bu sürdürülemez, sakat bir durum.’
VERYANSIN TV
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ikinci çeyreğine ilişkin GSYH verilerini açıkladı.
TÜİK rakamlarına göre, Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 21,7 büyüdü. Bu dönemde GSYH, cari fiyatlarla yüzde 52,4 artarak 1 trilyon 581 milyar 120 milyon lira olarak gerçekleşti.
Peki bu rakamlar ne anlama geliyor? Gerçekten büyüyor muyuz? Etkileri ne olur?
Bu soruları ekomomi yazarı Recep Erçin’e sorduk.
Erçin’in değerlendirmesi şöyle:
“Geçen yılki baz etkisi kaynaklı yıllık milli gelirde yüksek oranlı bir büyüme bekliyorduk. Açıklanan öncü göstergeler ışığında çeyrekten çeyreğe ise BETAM uzmanları binde 6 küçülme öngörürken, BBVA yüzde 2 büyüme tahmin etti. Bizim beklentimiz de çeyrekten çeyreğe mütevazı bir büyüme yönündeydi. Büyüme verilerinde son dönemde dikkat çeken gelişme emeğin aldığı payın geriliyor olmasıdır. 2021’in ikinci çeyreğinde, “İşgücü ödemeleri, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %36,1, net işletme artığı/karma gelir ise %78,2 arttı.” Böylece “İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde %37 iken bu oran 2021 yılında %32,9’ye geriledi.”
GERÇEK TABLO
İlk çeyrekte de şöyle bir durum açığa çıktı; “İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın birinci çeyreğinde %39,0 iken bu oran 2021 yılında %35,5’e geriledi.”
Yine bugün açıklanan 2020 yılı bağımsız GSYİH verilerine göre, “İşgücüne yapılan ödemelerin cari gayrisafi katma değer içindeki payı 2019 yılında %34,8 iken bu oran 2020 yılında %33,1’e düştü.”
Evet bir büyüme var çeyrekten çeyreğe de büyüme ile karşı karşıyayız ancak emek cephesinin bundan aldığı pay azalıyor. Elbette bunda kısa çalışma ödeneği gibi desteklerin etkisi de söz konusu. Yılın ikinci çeyreğinde de bu destekler sürmüştü. Belli sektörlerde istihdam kayıpları sürdü. Atıl işgücü yüksek. Gerçek tabloyu kısıtlamaların ve desteklerin olmadığı üçüncü çeyrekte göreceğiz burada da işgücü ödemelerinin payında bir gerileme varsa ciddi bir sorunumuz var demektir. İlaveten ciddi bir enflasyon söz konusu. Resmi enflasyonun yanında halkın enflasyonu bunun en az on puan üzerinde. İşçi sınıfının refahtan aldığı pay azalırken, maruz kaldığı hayat pahalılığı da mevcut refah seviyesinden geri düşmesine neden oluyor. Bu sürdürülemez, sakat bir durum.”
GÜRSES: ‘ŞAHANE BÜYÜK’ DİYENLER BU TABLOYA BAKSIN
Ekonomist Uğur Gürses de rakamları şöyle değerlendirdi ve bir tablo paylaştı:,
“Şahane büyüdük” diyenlere bu grafiği gösterelim. Ayrıca, ücretli kesimin karşı karşıya kaldığı yakıcı enflasyon da cabası… “Ama efendim pandemi, kapanma…” denilecek; işini kaybedenlere iş başında olamayanlara maaşları bütçeden ödenebilirdi. (mavi boyalılar ücret ödemeleri)”

İktisatçı, Doç Dr. Orhan Karaca da şöyle yorumladı:


TÜİK’İN VERİLERİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ikinci çeyreğine (nisan-haziran) ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, GSYH tahmini, zincirlenmiş hacim endeksi olarak, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı döneminde göre yüzde 21,7 artış gösterdi.
Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH tahmini, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 52,4 artarak 1 trilyon 581 milyar 120 milyon lira olarak gerçekleşti. GSYH’nin ikinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 188 milyar 566 milyon dolar oldu.
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla zincirlenmiş hacim endeksi olarak hizmetler yüzde 45,8, sanayi yüzde 40,5, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 32,4, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 32,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 25,3, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 8,5, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 3,7, inşaat yüzde 3,1 ve tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 2,3 arttı. Finans ve sigorta faaliyetleri ise yüzde 22,7 azaldı.
Bu arada, 1999 yılından itibaren açıklanan yeni serideki en yüksek büyüme oranına ulaşıldı. Bu büyümede, geçen yılın aynı çeyreğinde oluşan yüzde 10,4’lük küçülme etkili oldu.
Öte yandan, TÜİK, geçmiş dönem büyüme rakamlarında revizyona gitti. Bu yılın ilk çeyreğine ilişkin büyüme rakamı yüzde 7’den 7,2’ye revize edildi.
AA Finans Büyüme Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, yılın ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 21,8 büyümesini öngörmüştü.
Türkiye ekonomisinin 2010 yılından bu yana büyüme hızı yıllar ve çeyrekler itibarıyla şöyle:
|
Yıllar |
1.Çeyrek |
2. Çeyrek |
3. Çeyrek |
4. Çeyrek |
Yıllık |
|
2010 |
6,9 |
8,1 |
8,7 |
9,7 |
8,4 |
|
2011 |
11,8 |
11,5 |
11,6 |
10 |
11,2 |
|
2012 |
6,7 |
5,0 |
3,6 |
4,2 |
4,8 |
|
2013 |
8,4 |
9,7 |
8,9 |
7 |
8,5 |
|
2014 |
8,6 |
2,8 |
3,4 |
5,5 |
4,9 |
|
2015 |
3,5 |
7,2 |
5,7 |
7,6 |
6,1 |
|
2016 |
4,9 |
5 |
-0,7 |
4,4 |
3,3 |
|
2017 |
5,3 |
5,3 |
11,8 |
7,3 |
7,5 |
|
2018 |
7,5 |
5,8 |
2,5 |
-2,6 |
3 |
|
2019 |
-2,5 |
-1,6 |
1 |
6 |
0,9 |
|
2020 |
4,4 |
-10,4 |
6,3 |
6,2 |
1,8 |
|
2021 |
7,2 |
21,7 |
Ekonominin Covid nedeniyle önemli ölçüde daraldığı bir dönemle karşılaştırarak yüksek bir GSYH büyümesinden söz etmek saçmalıktan başka bir şey değil. Bu ancak TÜİK’in yapacağı bir karşılaştırma olabilir, görevleri de bu zaten. Size düşen salgın öncesi durumla karşılaştırmak. Boş bir yazı, hiç bir şeyi de açıklığa kavuşturmuyor.
Aslında sadece Türkiye’de değil tüm dünyadaki ekonomik göstergeler suni bir takım faktörler nedeniyle olağanüstü çarpıklıklar içeriyor. Pandeminin dünya ekonomisine verdiği gerçek zararın ne kadar olduğu hiç belli değil. Tüm dünyada aynı anda ortaya çıkan tarihi iyimserlik çok korkutucu bir hal aldı. Tüm piyasalar adeta insanoğlunun kontrolünden çıkıp bilgisayar algoritmaları ile yükselirken adeta bir uçurum kenarına doğru hızla yaklaşıyor gibi. Bu kadar büyük borçlanmanın olduğu dünya ekonomisi tabiri caizse bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete modunda kontrolden çıkmış bir şekilde ilerliyor. İnşallah Ülkemiz bu kaostan çok fazla hasar görmeden çıkabilir
Türkiye’min “suçu” bu haberde gizli.
“Biz üreteceğiz, sana distribütörlük vereceğiz, bizim pazarımız olacaksın.” diyorlar idi; içimizdeki aslan vatanperverler(!) de “eyvallah” çekiyorlar idi.
O aslan vatanperverlere(!) umudunuzu yitirmeyin diyeceğim ama diyemiyorum. Çünkü özlemini çektiğiniz “O TÜRKİYE yok artık.”