YILMA BAŞAR KORKMAZ / VERYANSIN TV
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okullarda yapılan saldırılarda Türk milletini derinden sarsan gelişmeler birbirini izlerken Türkiye’nin muhtelif yerlerinde benzer olayların tehdidi varlığını koruyor.
Kemalist Cumhuriyet’in tam olarak yıkılması için tüm çalışmalar karşıdevrimci cepheler tarafından icra edilir ve her geçen gün yeni ihmaller ve sistemin çarpıklıkları gündeme gelirken köy enstitülü emekli öğretmen Muhittin Göksoy, köy enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümünde Cumhuriyet devriminin aydınlığını ve eğitim politikalarını Veryansın TV’ye anlattı…
‘ÇARE KÖY ENSTİTÜSÜ RUHUNDA!’
Dünyanın küresel kapitalizm altında ezildiği; eğitim, sağlık gibi sosyal hakların sermaye içinde eritilmeye çalışıldığı devirlerin kapanacağına vurgu yapan Göksoy, geçmişte bu gibi tehlikelerin Cumhuriyet’in eğitim devrimiyle büyük oranda ortadan kalktığını belirterek “Köy enstitülerinin her yıl dönümünde bir kez içim burkulur. Hele bu yıl kutlanacak olan yıl dönümü benim emekli bir öğretmen olarak daha çok içimi acıttı. Kahramanmaraş’ta bir lisemizde yapılan katliam boyutundaki saldırı köy enstitüsü eğitim sisteminden çark edişimizin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Köy enstitülerinin kapatılması sonucu geldiğimiz nokta; çürümüş ve kokuşmuş bir eğitim sistem. Çare köy enstitüsü ruhunda” ifadelerini kullandı.
Göksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Köy enstitüleri; yaparak, yaşayarak üretim amaçlı bir eğitim sistemdir. Kemalist Cumhuriyet devriminin kamucu, halkçı bir yaklaşımla sosyoekonomik kalkınmanın köylerden başlamasıyla insanlarımızı üretime sokma amaçlıdır.
‘KÖY ENSTİTÜLERİ: ÇOBAN ATEŞİ DEVRİMİ’
Köy enstitüleri 10 yılda 20.000’i aşkın ilkokul öğretmeni yetiştirip Anadolu’da Cumhuriyet aydınlanmasının çoban ateşlerinin yakılmasını sağlamıştır. Ayrıca her köy enstitüsü kendi bulunduğu ilin sosyoekonomik yaşamına silinmez damgasını vurmuştur. Bir okul olmanın ötesinde çevresini aydınlatan bir kültür yuvasıdır.
‘İNSANCA YAŞAM, ÇAĞDAŞ KÖYLÜ’
Köylere giden köy enstitüsü mezunu öğretmen, köylüyü hem okuma yazmayla bilgilendirerek hem de örnek bir insan olarak yaşamıyla köylüyü insanca, çağdaş anlamda örnek olur. Tarım uygulama bahçesi başta gelir. Sağlık ve temizlik gibi konular da bunu izler. Giyim kuşam daha sonra gelir, amaç üretici çağdaş köylüyü yaratmak insanca yaşama ulaşmaktır.
‘ÜRETİM KOLEKTİF BİR DEVRİMDİR’
Günümüz sosyoekonomik yaşamına köy enstitüsü eğitim sistemi aynen değilse bile ondan esinlenerek yeni eğitim sisteminde devrim zorunludur. Bir kez eğitim insanı insan yapma amaçlıdır. Üretimden kopmuş bir insan insandan başka bir şeydir. Üretici insan yaşama sevinciyle insanla birlikte yaşamayı hedefler. Üretim kolektif bir devrimdir. Üretici insan geleceğe çağdaşlığa, uygarlığa koşar.
Günümüzde eğitim fakülteleri derhal köy enstitüsü eğitim sisteminden esinlenerek kurulmalı ve sayıları artırılmalıdır. Köy enstitülerinin aydınlığı olmasaydı bugün içinde yaşadığımız vatanda millet olarak Cumhuriyet’in adından bile söz edemezdik. Elbette Cumhuriyet devrimi köy enstitülerinin kapatılmasıyla öncelikle köylerde kesintiye uğradı ama bu sistemin yararları tartışılmaz düzeydedir.
‘KÖYLERİN BOŞALMASI DEVLETİN BEKA SORUNUDUR’
Köy enstitüleri eğitim sisteminden çark ediş, köyler için büyük zarar doğurdu. Eğer kalkınmanın köylerden başlaması bu eğitim sistemiyle sürdürülseydi köyler, örgütlü şekilde üretimden kopmayacaktı. Kooperatifleşme ile köylerdeki üretim çağdaş modelde olup kalkınma ileri düzeye taşınacaktı. Kademeli göçle köyler varlığını sürdürecekti. Sosyoekonomik üretim merkezleri olacaktı. Günümüzde köylerin boşalması bence bir beka sorunudur. Devlet acilen köylerin boşalması konusunda önlem almalıdır.
TAM BAĞIMSIZLIK ÜLKÜSÜNE ADANAN KUŞAK!
Ben; Fakir Baykurt’un arkadaşı, TÖS’ün Trakya temsilcisi ve Tonya şube başkanıydım. Köy enstitüsü eğitim sisteminin kuşağıyız. Türkiye’de Türk milletinin tam bağımsızlık ülküsüne kendisini adamış bir kuşağız. Dünyamızda yaşanan kırılma, herkesin malumudur. Dünyamız tek kutupluluktan çok kutupluluğa evrilmektedir. İran’a saldırı bu evrilmeye ivme kazandıracaktır. Acilen kamucu, halkçı, yani Cumhuriyet programının revize edilip uygulamaya konması gerekmektedir.
Bu da doğal olarak milliyetçi, devrimci bir eğitim sistemini gerektirir. Çok geçmeden komşu ülkelere de örnek olacak bu eğitim sistemine geçilmelidir. Başkaca çağdaş uygarlık yolunda tam bağımsızlığa ulaşmalıyız. Aksi takdirde bizden yardım bekleyen mazlum dünyaya örnek ve önderlik konusuna zarar verir. Biz Türk milleti olarak kadim medeniyetler içinde yer almak zorundayız. Varlığımız buna bağlı. Eğitim acil sorunumuz…”